15 10 2008

II.OĞUZ ATAY-ÖYKÜ ÖDÜLÜ ŞARTNAMESİ

    II.OĞUZ ATAY-ÖYKÜ  ÖDÜLÜ ŞARTNAMESİ Amaç: Kullandığı anlatım teknikleri ve biçimi ile yeni bir tür romanı yaratmış olan Oğuz ATAY’ı anmak, sanatını ve sanat anlayışını genç kuşaklara tanıtmak, ülkemizin kültür-sanat yaşamına katkı sağlamaktır. Çünkü o Tutunamayanlar’ın yayınlanmasının ardından, önemli bir tartışmanın odağında yer almış, TRT 1970 Roman Ödülü’nü kazanan  Tutunamayanlar’ı kısa bir süre sonra, 1973 yılında Tehlikeli Oyunlar adlı ikinci romanı izlemiş, öykülerini Korkuyu Beklerken adı altında toplamıştır. 1911-1967  Yılları arasında yaşamış olan eğitmeni Mustafa İNAN’ın hayatını romanlaştırarak Bir Bilim Adamının Romanı’nı yazmıştır. Oyunlarla Yaşayanlar adlı tiyatro eseri Devlet Tiyatroları’nda sahnelenmiş, 13 Aralık 1977’de büyük projesi, “Türkiye’nin Ruhunu” yazamadan hayata gözlerini yummuştur. Bu nedenle bu önemli yazın insanını, onun yaşadığı Kastamonu’da anmak daha anlamlı olacaktır.          Koşullar:30.06.2007 --30.06.2008 içersinde yayınlanan tüm öykü kitapları seçici kurul tarafından değerlendirilir. 1-     Seçici Kurul sonuçları 05 Aralık 2008 tarihinde toplanır ve açıklar2-     Ödül Töreni 19 Aralık 2008 tarihinde düzenlenir.3-     Sonuçlar Düzenleme Kurulu’na e-mail ya da posta yoluyla ulaştırılır.4-     Ödül töreninin ardından da aynı gün Oğuz ATAY ile ilgili bir panel düzenlenir.5-     Ödül sadece bir kitaba verilir.6-     Oğuz Atay öykü ödülü miktarı 2.000.-YTL ve plakett... Devamı

29 09 2008

Kastamonu’nun Doğanyurt İlçesi’ndeki Doğanyurt Lises

ÖSS şampiyonu ama yine öğretmensiz2008 ÖSS’de, Sözel-2’de Türkiye birincisi, Sözel-1’de ise Türkiye üçüncüsü olan Kastamonu’nun Doğanyurt İlçesi’ndeki Doğanyurt Lisesi’nin kaderi değişmedi. 2007-2008 öğetim yılında sadece sosyal bilgiler ve tarih öğretmeniyle ÖSS’de üstün başarı gösteren Doğanyurt Lisesi’nde görev yapan iki öğretmen de başka yerlere tayin edildi, lise yine 2 öğretmene kaldı. Okul müdürü Yakup Aydın ile okula yeni atanan beden eğitimi öğretmeni Ömer Aydın’dan başka öğretmenin bulunmadığı Doğanyurt Lisesi’nde derslerin boş geçtiği bildirildi. CEZA MI VERİLİYORVeliler, konuyu yetkililere ilettiklerini, ancak soruna bir çözüm getirilmediğini ifade ederek, “Çocuklar dersler boş olduğu için sabahtan akşama kadar sokaklarda geziyor veya bahçede top oynuyor. Üniversite sınavlarında iki defa Türkiye birincisi olan bir okul cezalandırılıyor mu anlayamadık. Çocuklarımız, kendilerine imkan sağlandığında büyük başarılar gösteriyorlar. Yetkililerden okulumuza öğretmen ataması yapılmasını bekliyoruz’’ dediler.Doğanyurt Lisesi, 2004’de de ÖSS’de SÖZ-2 ortalama puanıyla Türkiye birincisi, 2007 ÖSS’de Eşit Ağırlık 1’de Türkiye 17’incisi, Eşit Ağırlık 2’de de Türkiye 8’incisi olmuştu. Lisede, 2008 eğitim döneminde de sadece sosyal bilgiler ve tarih öğretmenleri görev yapıyordu. Okul müdürünün edebiyat derslerine girdiği lisede, diğer branşlar için de Doğanyurt YİBO’dan öğretmen görevlendiriliyordu.(Akşam Gazetesi'nden)05/11/2008 Sansürlenen eser bilinir Yasin KayırtarMetin Altıok Ağıdı etkinliğinde Fazıl Say’ın eserinin bakanlık ta... Devamı

28 09 2008

İran tarihi derslerle dolu / 2 Gül Atmaca

İran tarihi derslerle dolu / 2İran'da mollaların bu kadar güç kazanacağını, İslam cumhuriyeti kurulacağını kimse tahmin edememişti. Ancak beklenmeyen oldu. Kadınlar kapatıldı; Batılı yaşam tarzı ortadan kaldırıldı. İçki yasaklandı. Ayetullahlardan oluşan "Rehberlik Şûrası" ile birlikte "imam", Cumhurbaşkanı'nın, hükümetin ve Meclis'in üzerinde, hepsini denetleme ve yönlendirme yetkisine sahip bir üst otorite demekti.Gül Atmaca Cumhuriyet / Yazı Dizisi - Humeyni cenneti vaat ediyorTahran'da görüştüğüm ve Şah devrildiğinde babası general olan Mona (40) devrim günlerini şöyle hatırlıyor:"...Her şey 8 ay içinde olup bitti... Devrimden sonra herkes sokaktaydı. İnsanlar dışarıdaydı ama bunlara kim önderlik ediyor belli değildi. Humeyni, 'Şah giderse her şey bedava olacak. Hiç kimseyi hapishaneye atmayacağım. Hepiniz cennette yaşayacaksınız' demişti. Devrimden sonra babamın gözlerini bağlayıp götürdüler. Birçok generali idam ettiler. Annemin bir dayısı ünlü bir cerrahtı. Mollalardan birisinin çocuğunu iyileştirmişti. Karşılığında babam idamdan kurtuldu ama 12 yıl boyunca evde göz hapsinde kaldı. Devrim olduğunda Fransız okulu Institute Maryam'e gidiyordum. Sadece kızların gittiği bir okuldu bu. Eğitimi rahibeler veriyordu. Okulun içinde bir kilise bulunuyordu. Ermeni arkadaşlarımız vardı. Bizim açımızdan cami ya da kilise arasında fark yoktu. Kiliseye gidip dua ediyorduk. Devrimden sonra Müslümanların bu okula gitmesi yasaklandı. Üniversiteye gitmemiz zorlaştırıldı. Ve sonra İran-Irak Savaşı başladı..." Mona, Şah'ın Batılı devletleri kast ederek "Ben artık bedava gaz vermeyeceğim, mavi gözler bundan sonra üşüyebilir" dediğini anımsatarak Batı'nın onu nasıl gözden çıkardığını belirtiyor.Hemen hemen Mona ile aynı yaşta olan ve bugün Fransa'da yaşayan İran köke... Devamı

23 09 2008

Hadi Çaman yaşamını yitirdi

Hadi Çaman yaşamını yitirdi Kültür-Sanat / 22/09/2008 İSTANBUL - Kadıköy Kızıltoprak’ta bulunan bir huzurevinde yaşayan tiyatro sanatçısı Hadi Çaman 65 yaşında hayatını kaybetti.  Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gördükten sonra 15 Mayıs’tan bu yana yaşamını huzurevinde sürdüren Hadi Çaman  saat 19:00 sıralarında vefat etti. Doktorlar Çaman’ın kalp ve solunum yetmezliğine bağlı olarak yaşamını yitirdiğini söyledi.HADİ ÇAMAN KİMDİR?Hadi Çaman ilk ve orta öğrenimini Abdurrahman Paşa Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde eğitim aldı. Amatörce ilgilendiği tiyatro sanatında 1962 yılında Dormen Tiyatrosu ve ardından Kent Oyuncuları'nın açtığı bir sınavı kazanarak Altın Yumruk adlı oyunda profesyonelliğe adım attı. Daha sonra Gülriz Sururi - Engin Cezzar Tiyatrosu, Nisa Serezli - Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Miyatro (Müjdat Gezen), Şan Tiyatrosu gibi tiyatrolarda da onlarca oyunda oynadı. 1982 yılında Yeditepe Oyuncuları'nı kurdu.  Uzun süre Nişantaşı'ndaki kendi tiyatrosunda sanat yaşamını sürdürdü. Çeviriler, uyarlamalar yaptı, oyunlar yazdı, yönetti. Hadi Çaman kimdir?Sinema ve tiyatro sanatçısı, yönetmen ve yazar Hadi Çaman, 13 Ocak 1943'te Kastamonu'da doğdu.İlk ve orta öğrenimini Abdurrahman Paşa Lisesi'nde tamamlayan Çaman, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde eğitim gördü.Daha sonra Belediye Konservatuvarı'nda eğitim gören Çaman, 1962 yılında Dormen Tiyatrosu ve Kent Oyuncuları'nın açtığı sınavı kazanarak, Altın Yumruk adlı oyunda profesyonel tiyatro oyunculuğuna başladı.Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu, Nisa Serezli-Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Miyatro (Müjdat Gezen) ve Şan Tiyatrosu gibi tiyatrolarda bir&c... Devamı

13 09 2008

İnanç Turizmi

İnanç TurizmiSELÇUKLU VE ÇOBANOĞULLARI DÖNEMİ DEVECİ SULTAN TÜRBESİ DEVECİ SULTAN TÜRBESİ HEPKEBİRLER TÜRBESİ (BATI) MUZAFFEREDDİN GAZİ TÜRBESİ ATABEYGAZİ TÜRBESİ KARANLIK EVLİYA TÜRBESİ MADEN DEDE TÜRBESİ MÜFESSİR-İ ALAADDİN EFENDİ TÜRBESİ VEHBİ GAZİ TÜRBESİ   CANDAROĞULLARI BEYLİĞİ DÖNEMİ ADİL BEY TÜRBESİ CEMALEDDİN EF. VE KARGAŞ SULTAN TÜRB. HATUN SULTAN TÜRBESİ MUSA FAKİH TÜRBESİ AHİ ŞORVE TÜRBESİ HARMANKAŞI TÜRBESİ İSMAİL BEY TÜRBESİ  OSMANLI DEVLETİ DÖNEMİ ABDÜLCEBBAR TÜRBESİ AÇIKBAŞ SULTAN TÜRBESİ ALİ ASGAR EFENDİ TÜRBESİ BENLİ SULTAN TÜRBESİ DAİ SULTAN TÜRBESİ FERRAŞ SULTAN TÜRBESİ HACI DEDE TÜRBESİ HALİFE SULTAN TÜRBESİ HEPKEBİRLER TÜRBESİ (DOĞU) KARABAŞ-İ VELİ TÜRBESİ MOLLA SAİD TÜRBESİ NEVRUZ SULTAN TÜRBESİ ABDÜRREZZAK TÜRBESİ AHMET DEDE TÜRBESİ BAYRAKLI SULTAN TÜRBESİ CEVKANİ TÜRBESİ DEDE SULTAN TÜRBESİ GEYİKLİ SULTAN TÜRBESİ HACI HAMZA TÜRBESİ HAYRAN EFENDİ TÜRBESİ İSA DEDE TÜRBESİ KARA MUSTAFA PAŞA TÜRBESİ NASRULLAH KADI TÜRBESİ SACAYAKLI SULTAN (HASAN EFENDİ) TÜRB. SEYFİ DEDE TÜRBESİ SEYYİD SÜNNETİ EFENDİ TÜRBESİ SÜKUTİ SULTAN TÜRBESİ ŞEYH AHMED SİYAHİ EFENDİ TÜRBESİ ŞEYH MEHMED EFENDİ TÜRBESİ ŞEYH MUSTAFA EFENDİ (PİŞKÜRİ ZADE) TÜR TARAKLI SULTAN TÜRBESİ ŞEYH MUSTAFA EFENDİ (RESUL ZADE)TÜR. TOPÇUOĞLU TÜRBESİ Deniz TurizmiKastamonu deniz turizmi açısından da zengin bir il dir. Bu gaye ile kullanılabilecek bir çok plaj bulunmaktadır. Cide Gideros Koyu : Arkeolojik ve tabii sit alanı, doğal güzelliğe sahiptir. Cide : İlçe merkezinde Belediye Plajı, Kadınlar Plajı, Kumluca Yolu Kumsalı, Akbayır Köyü Kumsalı Doğanyurt : Liman İçi Plajı, Kadınlar Plajı Kumsalı İnebolu : Boyranaltı ... Devamı

07 09 2008

YOKSULLAR / ÖYKÜ / FİKRİ UZUN

YOKSULLAR               Yeni yetişen Koca Mehmet, soba borusunun rüzgâra karşı uzatılışına bir anlam veremez, usluların bir bildiği olduğunu sanırdı.            Soba borusu, köy odasının güneye bakan kalın taş duvarındaki dört tabaklı pencerenin bir gözünden çıkardı dışarı. Üç tabağı cam, bir tabağı gaz yağı tenekesiydi. Gaz yağı tenekesi soba borusu sığacak kadar delinmiş, sobanın borusu o delikten dışarı çıkartılmıştı. Boru kıbleye bakardı. Köy odasının güney yanı rüzgâra açık, doğusu kapalıydı. İki üç katlı evler, doğudan esen rüzgârı keserdi. Kuzey ve batı duvarları, soba borusu çıkışına uygun değildi.            Kar yağalı otuz kırk gün olmuş, ortalık kuru ayaza çekmişti. Ara sıra rüzgâr esiyor, esinti zaman zaman fırtınaya dönüşüyor, kar birikintilerini o yana bu yana savuruyor, ara sıra ıslık da çalıyordu. Oda sıcaktı. Sobadan odun eksik olmaz, sürekli yanardı. Sık-sık olduğu gibi, o gün de esinti güneyden gelmeye başladı. Borudan çıkan duman, çatı üstüne uzanıp kaybolmak yerine, geri döndü soba deliğinden çıkıp odanın içine yayıldı. Kiminin boğazı yandı, kiminin gözü sulandı. Kiminin de hem gözü sulandı, hem de boğazı yandı. Öksürdü, burunlarını çekti, gözlerini ovaladılar. Kapıyı açsalar oda soğurdu. Çekip eve gitseler, evde dirlik bulamaz, sözlerini odadaki kadar dinleyen olmazdı.“Gambur garının dırdırından iyidir” dedi Mıdık kendi kendine. Kara Mustafa; ne acı günler görmüştü, Kurtuluş Savaşı başlangıcında askerden kaçtıktan sonra af çıkıncaya dek. Y... Devamı

07 09 2008

OKUMA / ÖYKÜ / FİKRİ UZUN

OKUMA   Cebir konuları çıkalıdan beri, matematik dersiyle arası hiç iyi olmadı. X + Y kare = Z kareler ilgisini çekmedi. İki yanlış, nasıl olurda bir doğru ederdi? İki yanlış, iki yanlış etmez miydi? Matematik dersine çalışmak gerektiğinde, kendi kendine bahaneler uydurur, başka işlerle ilgilenirdi.Çalıştığı zaman öteki derslerin üstesinden gelebiliyordu.Birinci dönem matematik notu zayıf, ikinci dönem de düzeltememişti. Aldığı yazılı notları ortalamasının dışında arkadaşlarının da yaptığı deneme sınav sonuçlarına göre, bütünlemeye kalıyor, bütünlemede de pek bir değişiklik olmayacağını biliyordu. Okulların kapanması yaklaşmıştı. Hoca “Kurtarma yazılısı” yapmadı. Sözlü istese, sınıfa kepaze olacaktı.İşi sürüncemeye bırakmamalı, sınıfı geçmeliydi. Ne yapması gerektiğini düşünürken; deneyimli öğrencilerin de önerileri ve zorlamalarıyla, matematik hocasıyla konuşmağa karar verdi. Başka bir seçeneği de yoktu. “Hocam okumak zorundayım. Kastamonu’dan gurbet ele okumaya geldim. Sınıfta kalırsam bir daha okuyamam…” diyecekti. Bu yöntemle, derslerinin bir bölümünü kurtaranlar vardı.Matematikçi ile okulda, bahçede, çarşıda karşılaşıyor, konuşmaya kalkışıyor bir türlü konuşamıyordu.Arkadaşları ve konuyu bilenler “matematikçi” ile konuşup konuşmadığını soruyor, konuşamadığını öğrenince, onu cesaretsizlik, beceriksizlik ve korkaklıkla suçluyorlardı.Ne edip-edip matematikçiyle konuşmalı, hem arkadaşlarının dilinden, hem matematik dersinden kurtulmalıydı. Konuşma ortamı kolluyor, ortam bulsa da değerlendiremiyordu.Sebze pazarında gördüğü gün, konuşmaya karar verdi. Matematikçi, elinde file, hemen her tezgâhın, satıcının başına uğruyor, ne konuştuğu duy... Devamı

07 09 2008

NEMALACAK FELEK BENİM / ÖYKÜ / FİKRİ UZUN

                                   NEMALACAK FELEK BENİM                              Osman, tepesi halkalı yuvarlak demiri, yerden aldığı taşla vurarak yere çaktı. Ahırdan çıkarttığı atını, yere çaktığı demire uzun urganla bağladı. At, yerden kazıyacak ot arıyor, bulamıyordu. Osman yere çöktü, atın otlamaya çalışmasını gözledi. At, dudaklarını geri çekip, eksiksiz iri dişleriyle yerdeki kurumuş otları ısırıp kopartmaya çalışsa da, yerde atın ağzına alacak ot yoktu. Daha haziran ayının başı, otların gür ve yemyeşil olma zamanıydı.Atını, bağladığı yerde bıraktı, az ötedeki arılığının önüne gitti, oturdu. Arıların bir bölümü kovandan uçup gidiyor, bir bölümü de kovana geri dönüyordu. Gidenler neyse de geri dönüp gelenleri izledi. Ne paçalarında çiçek tozu, ne de kursaklarında bal yoktu. Paçasında çiçek tozu olan gözle görünür, kursağında bal olanın balı görünmez, kovana doğrudan giremeyip kovanın önüne “pattan” düşmesinden, dinlenip daha sonra kovana girmesinden belli olurdu. Arıların hepsi kovana balıklamaya dalıyorlardı. Paçalarında çiçek tozu, kursaklarında bal yoktu.Uzun süre yağmur yağmamış, otlar ekinler kurumuş, yağmur duasına çıksalar da yağmur yağmamıştı. Yağmur duasını yapan Teke hoca: “İçlerinde günahkâr olduğunu, yağmur duasının o yüzden kabul olmadığını” söylemişti.Çevre köylere de yağmamıştı yağmur. Bu yıl, kıtlık olacağı... Devamı

07 09 2008

GEÇ KALDIK / ÖYKÜ / FİKRİ UZUN

GEÇ KALDIK              Kuru Kâmil; yaşlı, feleğin çemberinden geçmiş görünümülü, zayıf uzun boylu, durgun yüzlü, yıpranmış bir adamdı. Yaz kış, el örgüsü yün çorap ve yün kazak giyer, ayakkabılarının topuğuna basardı. Ceket omzunda, eli arkasında yürür, yürüyüşü metrelerce öteden duyulurdu. Duyuluşunun nedeni; ayakkabılarının altında çakılı kabaralardı. Arnavut kaldırımında yürürken, yere bastıkça kabaralar takırdar, kaldırımdaki ayak sesiyle beden yapısı hiç uyuşmazdı. Ayakkabılarının altına kabaraları neden çaktırdığı sorulduğunda: “Ayakkabılar geç eskisin” diye çaktırdığını söylerdi.            İki oğlundan ayrı oturur, ara sıra büyük oğlunun evine gelir, birkaç gün kalırdı. Oğullarının da kendisinin de oturduğu evler kiraydı.Ozan, bu adamı ilginç buluyor, yakından konuşmak, konuşturmak istiyordu.O gece denk gitti. Kuru Kâmil; eşi ile birlikte, karşılarındaki konakta kirada oturan büyük oğlunun evine gelmişti. Büyük oğlu kamyoncu, Irak’a sunta çekerdi. Sunta Fabrikası yeni yapılmıştı.Akşam yaklaşmış, Ozan, camın önünde oturuyor, gelip geçene bakıyordu. Araba Pazarı Karakolu’nun yanından iki kişi çıktı. Biri erkek, biri kadındı. Çok kafa yormadan Kuru Kâmil’i tanıdı. Ceket omzunda,  omuzlarını genişletmiş, kabartmış, çarpık çarpık yürüyordu. Kabadayılık gibi bir iddiası öteden beri yoktu.Eşi; kâh arkada kalıyor, kâh öne geçiyor, yan yana yürümüyordu.Ozan, kendi kendine gülümsedi. “Ne oldu?” dedi eşi.“Kuru Kâmil” dedi Ozan, &l... Devamı

07 09 2008

ÜMİT KAFTANCIOĞLU ÖYKÜ ÖDÜLLERİ

ÜMİT KAFTANCIOĞLU ÖYKÜ ÖDÜLLERİ 2009 Ümit Kaftancıoğlu Öykü Ödülleri için başvurular başladı. Yarışmaya katılım için son başvuru tarihi 30 Kasım 2008 olup diğer şartlar aşağıda sıralanmıştır.:1- Eser sahipleri yayımlanmamış ve ödül almamış 2'şer öykü ile katılacaklardır.2- Öyküler iki aralıklı olarak (bilgisayarda yazılmış) en az 2 en çok 11 sayfa olacaktır.3- Öykülerin yazılı olduğu dosyanın sağ üst köşesine büyük harflerle rumuz yazılacaktır. Kesinlikle gerçek ad ve soyadı belirtilmeyecektir.4- Katılımcılar öykülerini 6 kopya olarak gönderecekler ve gönderinin içine ayrı bir dosyada kısa özyaşamı, adresi ve telefon bilgilerini belirteceklerdir. Aksi durumda öyküler değerlendirmeye alınmayacaktır5- Değerlendirme 1.,2., 3. şeklinde olacak, ilk 10'a giren öyküler kitap olarak yayımlanacaktır. Dereceye giren katılımcılar plaket ve kitap seti ile ödüllendirileceklerdir.6- 30.11.2008 son katılım tarihidir. Gecikmelerden ve kaybolmalardan düzenleyen kurum sorumlu değildir. Öykü yarışması sonuçları 20.03.2009 tarihinde basın yolu ile açıklanacak ve Ümit Kaftancıoğlu'nun  29. ölüm yılı olan 11 Nisan 2009 günü yapılacak anma töreni ile ödüller sahiplerine verilecektir.SEÇİCİ KURULAdnan ÖZYALÇINER, Osman ŞAHİN, Mehmet GÜLER, Öner YAĞCI, Zeynep ALİYEÖN SEÇİCİ KURULMustafa SANCAR, İnci GÜRBÜZATİK, Hakan SÜRSAL, Öztürk TATAR, M.Fırat PÜRSELİM, TESLİM ADRESİ2009 Ümit Kaftancıoğlu Öykü ÖdülleriYalın Ses YayınlarıCağaloğlu Yokuşu Ergüç Han No: 5 Kat: 3CAĞALOĞLU/ İSTANBULBilgi için :0 (212) 528 67 310 (555) 254 27 26www.umitkaftancioglu.comwww.yalinses.com... Devamı

19 08 2008

TURHAN HOCA PEKİN OLİMPİYADLARINDA

                       TURHAN HOCA PEKİN OLİMPİYADLARINDA                                Köyde  söğüdün gölgesinde yatayken cep telefonum acı acı çalmaya başladı. Hayurduişallah dedim açtım.                Anaa, telefonun öbür ucundaki benim gorkuma Çin Seddini yapduran Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao değimli ?            __ Neva lan  ne ırahatsuz ediyosun beni dedim.                Dediki.           ----Turhan Hocam öğkelenme, sizin Türkler bizim Pekin Olimpiyadların da havlu atdıla, seninen biz arkadaş olduğumuz içün canım çok sıkıldı. Türkiyenin gururunu gurtarsa, gurtarsaGasdamonula gurtaru dedim, seni aradım. Hemen atla gel demezmi.       -----Ulaa nedeceyüz şindi. Atım yok,velesbitinde rasdığı patlak, bir tarafda da Türkün  gururu va şaşudum valla.Hemen teyyere geldi aklıma bi teyyere kiraladım ve elini Pekin.    ------Bak yalan söylemeyon.            Emme zartayı da atarın.   ------Neyse lafı fazla uzatmaylım. Teyyereden indim,  anaa ne görüyün;            Mehder dakımı hazırlanmış, beni teyyerenin gapısında gören  mehder dakımı  Sepetcioğlunu çalmaya başladı ardından  sekiztene  yumruk böyüklüğünde  &cced... Devamı

08 08 2008

İHSAN OZANOĞLU SEMPOZYUMU

  İHSAN OZANOĞLU SEMPOZYUMU(14 ŞUBAT 2009)                                                             SEMPOZYUMUN AMACI: Kastamonu; çok eski çağlara kadar uzanan bir kültür şehridir. Hitit, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerini yaşamıştır. Bu dönemlere ait çok sayıda tarihî eser günümüze kadar gelmiştir. Doğal güzellikleri herkesin beğenisini kazanmıştır.Kastamonu bilime, kültüre ve sanata beşiklik etmiş; bu sahalarda çok sayıda insan yetiştirmiştir. Bir ilin tarihi ve doğal güzellikleri elbette önemlidir. Ancak eserleriyle iz bırakan kişilerin de doğdukları şehre büyük değer kattıkları bilinen bir gerçektir. Şehrin tarihine baktığımızda, Kastamonu’dan yetişmiş devlet adamları yanında önemli şairlerin de olduğunu görürüz. Baharzâde Feride Hanım, Azmi Numan Efendi, Âşık Kemali, Âşık Fevzi, Âşık Meydânî ve Âşık Yorgansız ilk hatıra gelen kişilerdir. Konumuzu teşkil eden İhsan Ozanoğlu bu zincirin son halkasıdır. Meydânî’yi tanımış, Yorgansız ile de karşılıklı şiirler söylemiştir. Elbette o sadece bir şair değildir.    İhsan Ozanoğlu, 1907 yılında Kastamonu’da doğdu. İlköğrenimini Yarabcı Mektebi’nde tamamladı, sonra Darülhilafe medresesinde okudu. 1928’de İstanbul Muallim Mektebi’nden öğretmenlik ehliyetnamesi aldı. Kastamonu’daki ilkokullarda öğretmenlik yaptı. Daha sonra İl Halk Kütüphanesine müdür olarak atandı.        ... Devamı

26 06 2008

ABANA CUMHURİYET SAVCILIĞINA AÇIK DİLEKÇE

ABANA CUMHURİYET SAVCILIĞINA AÇIK DİLEKÇE                                                                                                                                                         Fikri Uzun  Nasrettin Hoca’nın Timur’a götürdüğü “Fil Hikâyesi” örneği, yasal yollardan yakındıkça, bir fazlasını yaptılar. Kimin yaptığı, kimin göz yumduğu, kimin “ağır bastığı” kimin ya da kimlerin 3621 sayılı kıyı kanununu hiçe saydığı belli değil.Söz konusu; kumsalına kaya dökülen Abana Harmasun Mahallesi kıyıları.Kaç yıldır dökülen taşların; kimler tarafından, hangi proje ve ödenekten ne amaçla döküldüğü belli değil. 11 -12 Ağustos, 2006 ve 2007 yıllarında bu gazete köşesinde yazdığım yazılarda olayı daha ayrıntılı anlattım 3621 sayılı kıyı kanununu anımsattım. Mahalle ve site sakinleri olarak zarar gördüğümüzü, yapılan uygulamaların zararımıza olduğunu belirttim. Kamu adına, kına gibi kumu olan kumsalımızı geri istedim. Biz istedikçe kumsala taş döküp iyice kapattılar. Kara Deniz’in hırçın dalgaları,... Devamı

17 11 2008

[Ali Şahin] Röportajı

[Ali Şahin] Röportajı''Röportajları'' kategorisinde yayınlandı - 1571 defa okundu Etiketler : ali şahin, cide, edebiyat, eğitim, festival, kastamonu, röportaj, rıfat ılgaz, taşköprü, ılgaz” O kadar yabancı dil merakı aldı yürüdü ki yazarlarımızın cümle yapıları bile çeviri dile uygun bir hal aldı, sağ kulağı sol elle göstermeler mi dersiniz, şiirde anlaşılmaz bir dil..! Sanki şiiri şiir yapan bu?” ”Ben yeraltı ile ilgilenmiyorum ve de okumuyorum o tür şeyleri… Ben, hâlâ Nazımları, Ahmet Arifleri Enver Gökçeleri, Hasan Hüseyinleri okuyorum arkadaş!…” Selamlar, Ali ŞAHİN… Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim… Emekli bir edebiyat öğretmeni, Kastamonu âşığı bir eğitimci olduğunuzu ben biliyorum… Okurlarımızın sizi tanıması açısından kısa bir özgeçmiş alabilir miyiz?Selamlar, sana ve okurlarına… 1952 yılının Şubat ayında Kastamonu’nun Taşköprü ilçesi Yazıhamit köyünde doğmuşum. Köyde ilkokul, ilçede ortaokul; sonra ilçede lise olmadığından girdiğim öğretmenokulu sınavlarını kazanarak Çorum Erkek İlköğretmen okuluna başladım. 1969-70 döneminde mezun oldum. Girdiğim Bursa Eğitim Enstitüsü sınavlarını- aldığım bir ceza yüzünden daha doğrusu- kazanamayınca yine Kastamonu Tosya Gökçeöz köyünde İlkokul öğretmenliğine başladım, 4 yıl sonra Taşköprü Kızılcaören Köyüne atandım. Bu arada Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü bitirerek aynı ilçenin Kız Meslek Lisesinde Türkçe/ Edebiyat öğretmenliğine başladım. Sonra  da Milli eğitimin çeşitli kademelerinde yöneticiliklerde bulunarak 2004 yılının Şubat ayında Tokat Pazar İlçe ... Devamı

09 06 2008

Mustafa BALBAY - AKP: Devlete Muhalefet Partisi…

Mustafa BALBAY - AKP: Devlete Muhalefet Partisi… Haziran 09, 2008 - CUMHURİYET, MUSTAFA BALBAY 23 Mayıs günü bu köşenin başlığı şuydu:Türkiye yönetilmiyor!Anayasa Mahkemesi’nin türban kararının ardından bu gözlemimizin daha derin bir sorun haline geldiğini görüyoruz. AKP Türkiye’yi yönetmiyor; hükmediyor! İsteklerinin yerine getirilmemesi halinde de rehin aldığı devlet değerlerini bir bir ortadan kaldırma tehdidini savuruyor. Bu savurma, biraz ne yapacağını bilememekten, biraz korkudan, daha çok da iktidar gücünü yitirmeme telaşı ve densizliğinden… AKP‘nin 6 yıllık icraatına baktığımızda şu ikilemde olduğunu görüyoruz: Devletin bütün olanaklarını sonuna kadar kendine yontan ve devlete şiddetle muhalefet eden bir iktidar… Bir dönem YÖK’ten istediği kararı çıkaramayınca tümüyle yok saymaya girişmişti; şimdi de Anayasa Mahkemesi’nden istediği kararı çıkaramayınca, mahkemeyi sulandırma ve işlevsizleştirme arayışı içine girdi. *** AKP Meclis Kolları Başkanı Köksal Toptan’ın senato önerisine daha çok bu gözle bakmak gerekiyor. Önerinin şu aşamada geçerlilik kazanması çok zor. Öyle anlaşılıyor ki, cuma gece yarısı Toptan’a konuk giden Erdoğan şunu söyledi: “Ne yap et, Anayasa Mahkemesi’ne cephe aç. Önde sen görün. Biz birkaç gün daha olup bitenlere bakalım, ondan sonra ne yapacağımıza karar verelim.” Toptan da kendisinden istenen işlevi yerine getirirken bir de “öneri” üretti, “senato” dedi. Toptan şöyle düşünmüş olmalı: “Meclis çoğunluğu bizde… Senato kurulursa o da bizden olur. Meclis, Başbakanın istediği yasayı yapar. Senato denetliyormuş gibi yapar. İşler yürür. Anayasa ... Devamı

09 06 2008

Gündoğdu'nun kongre konuşması

Gündoğdu'nun kongre konuşması   Kastamonuspor'un dün TURAŞ'ta yapılan kongresine katılan Kastamonuspor eski başkanı Zekeriya Gündoğdu oldukça sert açıklamalarda bulundu. Toplantıda yaptığı ilk konuşmada başkanlık görevini tekrar devralmasının mümkün olmadığını söyleyen ve bu konuda mazur görülmesini isteyen Zekeriya Gündoğdu Profesyonel Futbolcular Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Kızılkaya'nın 'siz bu ordunun komutanlarısınız. Bu askerleri bırakıp kaçmak size yakışmaz, buna hakkınız yok" demesi üzerine oldukça sert bir açıklama yaptı. Bırakıp kaçmadığını, başkanlık görevini bırakmak zorunda bırakıldığını söyleyen Zekeriya Gündoğdu 'Musa Taştan olayında yalnız bırakıldım. O zaman neredeydiniz. İkinci devre için 8 oyuncu ile anlaştım, kongreye gitmeyelim dememe rağmen kongre isteyenlerin bugün burada olmaları ve kulübe sahip çıkmaları gerekirdi" diye konuştu. '500 YTL ile takım kurtardılar' diyerek Musa Taştan ve Hakan Başesgioğlu'na gönderme de bulunan Zekeriya Gündoğdu "Ben Kastamonuspor'u bırakıp kaçmadım. Bırakmak zorunda bırakıldım. Bu Kastamonuspor'a siyaset sokmanın hiç kimsenin hakkı yok dedim. Hiç kimse siyaset sokamaz dedim. Siyaset varsa ben sonuna kadar Milliyetçi Hareket Partiliyim dedim. Kastamonuspor'da bir Ak Parti Milliyetçi Hareket Partisi çekişmesi varsa dedim ben Milliyetçi Hareket Partiliyim dedim. Ben bazı yüksek bürokrat arkadaşlarla toplandım. Musa Taştan olayından bana hiç kimse sahip çıkmadı. Sizler o zaman nerdeydiniz ? Gazetelerde 500 YTL davası çıktı. Takımı kurtardılar 500 YTL ile. Benim hocama, teknik direktörüme tehdit dolu mesajlar gönderildi. Bu mesajları çekende Kastamonuspor yönetimindeki birinin iş ortağı. 'Alibeyköysp... Devamı

08 06 2008

TAŞKÖPRÜ ve SARIMSAK İLE İLGİLİ WEB SAYFALARI/ LİNKLER (SİTELER)

*Ali ŞAHİN (alsah)Kastamonu- Taşköprü___________________Yazıhamit Köyü (02.02.1952); Yazıhamit Köyü İlkokulu (1964); Taşköprü Ortaokulu (1967); Çorum Öğretmen Okulu (1970); Ankara GEE Türkçe Bölümü (1975- 1978); Eskişehir AÜAÖF' nde TDE Lisans tamamlama (1992); Tosya Gökçeöz Köyü (1970-1974); Taşköprü Kızılcaören Köyü İlkokul Öğretmenliği (1974-1980) ve Taşköprü Sevim Tokatlı Kız Meslek Lisesi TDE Öğretmenliği ve Müdür Yardımcılığı (1980-1998); İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürlüğü (1998); Devrekani İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü (1998-2003) ve Tokat- Pazar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü (2003- 2004) Emeklilik (17.02.2004- ?). Halen Taşköprü ilçe merkezinde ikamet etmekteyim. _____________İletişim İçin / E-Postalarım: _____________asahin37@gmail.comasahin37@hotmail.comasahin37@msn.comasahin37@mynet.com ismim@sitemynet.com Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın ______________________________________________Türkiye'nin Batı Karadeniz Bölgesinde bir il; Kastamonu ve ilçeleri: Abana, Ağlı, Araç, Azdavay, Bozkurt, Cide, Çatalzeytin, Daday, Devrekani, Doğanyurt, Hanönü, İhsangazi, İnebolu, Küre, Pınarbaşı, Seydiler, Şenpazar, Taşköprü, Tosya ile ilgili siteler... _____________________________________________Bu sayfada zaman zaman ziyaret edip beğendiğimiz yöremizle ilgili Web sitelerinin linkleri bulunmaktadır. Sitenize kolayca ulaşmayı sağlayacak linkin bu sayfada yer almasını istiyorsanız lütfen bize bildirin.Esintiler______________________________________________ KASTAMONU/ TAŞKÖPRÜ VE KASTAMONULULAR/ TAŞKÖPRÜLÜLERİN RESMİ/ ÖZEL SİTELERİ/ WEB ADRESLARİ - LİNKLERİ   TAŞKÖPRÜ ve SARIMSAKİLE İLGİLİ WEB SAYFALARI/ LİNKLER (SİTELER)___________________________________________ Esintiler Taşköprü'denBakış Taşköprü'denEsintiler Taşköprü'denSesleniş Taşköprü'nünSesi Taşköprü'nün taş-köprüsü TaşköprüTaşköprü... TaşköprüYazıhamitKöyü ________________________________KASTAMONU SİTELERİ_________________... Devamı

30 05 2008

KOCA MUHTAR / FİKRİ UZUN

                                               KOCA MUHTAR                                                                                                      FİKRİ UZUN                   Koca Muhtar; “Koca Muhtardı “ gerçekten. Köyün en yaşlısı, mert, dürüst, herkese iyiliği dokunan, köyde uzun süre muhtarlık yapmış, kimsenin kılına halel getirmemiş, herkesin hayır duasını almış, kemikleri iri bedeni yapılı ve yağsızdı.  Yaşıtları yaşamıyordu da, yaşına yakın yaşta olanların en dinçiydi. Elinde değnekle gezer, O’ “dayanak” , başkaları çomak, sopa derdi. Gerekmedikçe dayanmaz, dayansa da yük vermezdi.  Köyün okulu ve okulun evi harap, içler acısıydı. Neresinden baksan dökülüyordu. Ozan; bu bakımsız çevreyi nasıl yaşanır duruma getirebileceğini düşünüyor, aklı karmakarışık oluyor, bir sonuca varamıyordu. Köye gelişinin ikinci günü, Koca Muhtar çıka geldi yanına. Ozan’ın içinden geçenleri okurmuşçasına: “Hocam şuraya bir kuruluk yaparız. Çevresine çiçek dikeriz çayı demleriz. Yanımıza gelene de koyarız. Okulun içindeki yola taş döşeriz. Tahta toplar, okulun, öğretmen evinin tavanını tabanını yeniden döşetir sıva ... Devamı

30 05 2008

İŞADAMI REMZİ GÜR, CHP'Lİ YILDIRIM'A RÜŞVET ÖNERDİ, HAPS

İŞADAMI REMZİ GÜR, CHP'Lİ YILDIRIM'A RÜŞVET ÖNERDİ, HAPSE MAHKUM OLDU | Yazdır |  E-posta Salı, 27 Mayıs 2008 Ankara 10'uncu Ağır Ceza Mahkemesi, İşadamı Remzi Gür'ü, CHP'li milletvekili Mehmet Yıldırım'a rüşvet önerdiği gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, Gür'ün cezasını erteledi. İşadamı Remzi Gür, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde CHP Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'ı arayarak "Seni seviyoruz. İçeri girersen maddi manevi ne istiyorsan yaparız" demişti. Tayyip Erdoğan'a yakınlığıyla bilinen işadamı Remzi Gür, rüşvet vermeye teşebbüs nedeniyle 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Gür'ün hapis cezası, ertelendi. Mahkemede AKP'li Salih Kapusuz da tanık olarak dinlendi.  İşadamı Remzi Gür, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde CHP Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'ı arayarak "CHP, grup kararı aldı mı? İçeriye girecek misiniz?" dedikten sonra Yıldırım'a rüşvet önermişti. Bunun üzerine Yıldırım, konuyu Deniz Baykal'a iletmişti. Baykal'ın bu rüşvet iddiasını grup toplantısında gündeme getirmesinin ardından iddia Ankara 10'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'ne taşındı. Mahkeme'nin bugün verdiği kararla, Tayyip Erdoğan'a yakınlığıyla bilinen işadamı Remzi Gür'ün CHP'li milletvekiline rüşvet önerdiği kanıtlandı.   Remzi Gür'e "Rüşvet" cezasını hangi gazete nasıl gördü? Başbakan Erdoğan'a yakınlığıyla bilinen işadamı Remzi Gür, CHP Milletvekiline rüşvet teklif etmekten hapis cezası aldı. Bu olayı bazı gazeteler gördü, bazıları göremedi! REMZİ GÜR'E HAPİS CEZASI HABERİNİ GÖREN GAZETELER HÜRRİYET- Gül'e rüşvetle oy için 10 ay hapis MİLLİYET- Erdoğan'ın arkadaşı Gür'e rüşvetten hapis cezası VATAN- Erdoğan'ın sırdaşına 10 ay hapis İŞTE O HABER Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın karar duruşmasına eski CHP milletvekili Mehmet Yıldırım, avukatı Şahap İnce ile Remzi Gür'ün avuk... Devamı

26 05 2008

EĞİTİM-SEN TAŞKÖPRÜ İLÇE TEMSİLCİLİĞİ’NİN TANIŞMA VE DAYAN

EĞİTİM-SEN TAŞKÖPRÜ İLÇE TEMSİLCİLİĞİ’NİN TANIŞMA VE DAYANIŞMA YEMEĞİ Kategori: Haber EĞİTİM-SEN TAŞKÖPRÜ İLÇE TEMSİLCİLİĞİ’NİN TANIŞMA VE DAYANIŞMA YEMEĞİ   Eğitim – Sen Kastamonu- Taşköprü İlçe Temsilciliğinin düzenlemiş olduğu tanışma ve dayanışma yemeğine tüm eğitimciler ve eğitimci dostları davetlidir. Davetiyelerin 15 YTL karşılığında sendika üyelerinden temini mümkündür. Yemek 07 Haziran 2008 Cumartesi günü Taşköprü Belediyesi Sosyal Tesislerinde Saat 19.30’dadır. “Bir Çığlık Bir Çığ Meydana Getirir” diyen eğitimcilerimiz, Taşköprülülerin katılımını beklemektedir.  Devamı

18 05 2008

AYDINLATMA ATAĞI

AYDINLATMA ATAĞI Fikri UZUN                                                                                   (YKKED Kastamonu Şubesi kurucu üyesi)  10 Mayıs 2008 Cumartesi günü; Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Kastamonu (Gölköy) Şubesi açıldı.  Açılışa, Genel Başkan Prof. Kemal Kocabaş, Yeniden İmece Dergisi yazarlarından Varlık Özmenek, Dr. Alper Akçam, Prof. Dr. Nezihe Şentürk, Prof. Dr. Oğuz Makal katıldılar.       Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Kastamonu (Gölköy) Şubesinin açılışı öncesi, Kastamonu Üniversitesi 3 Mart Konferans Salonu’nda; “Köy Enstitülerinin 68. Yıl Işığı” konulu bir panel düzenlendi.       Kastamonu şube başkanı Emin Arık açış konuşmasında, anılarla bezenmiş bilgiler verdi. Ardından, çoğu Köy Enstitüsü mezunu ana babadan doğmuş konuşmacılar, (panelistler), anılarını, anne babalarından öğrendiklerini, üzerlerinde bıraktıkları etkileri, Köy Enstitülerinin kuruluş amaçlarını anlattı, Köy Enstitülerinin eğitim felsefesi, eğitim modeli ve metotlarının, ileriki kuşaklara aktarılması gerektiğini belirttiler. Panelin izleyiciler üzerinde bıraktığı etki, bir üniversite öğrencinsin ”Köy Enstitülerinin birikimini, kültürünü, eğitim modelini gelecek kuşaklara aktarma görevini üstlenmeliyiz.” Şeklinde defterine not almasından anlaşılıyordu.      Zaman zaman duygulu anlar yaşandı.       “Yarım Kalmış Mucize, Köy Enstitüleri” adlı sergi gezildi.     &nbs... Devamı

12 04 2008

KONFERANS: SOSYAL GÜVENLİK HAFTASI’NDA SOSYAL GÜVENLİK TIR

  Eğitimiş EĞİTİM VE BİLİM İŞGÖRENLERİ SENDİKASI KASTAMONU İL TEMSİLCİLİĞİ Tel: 0 535 323 97 65 e posta: egitim-is.kastamonu@hotmail.com Belediye Cad. Özkendirci İş Merkezi Kat 4 No:14 KASTAMONU   KONFERANS: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI YASASI: NE GETİRİYOR?   KONUŞMACI: KEMAL KILIÇDAROĞLU MİLLETVEKİLİ CHP GRUP BAŞKAN VEKİLİ SSK ESKİ GENEL MÜDÜRÜ   BÜTÜN YURTTAŞLARIMIZ DAVETLİDİR. TARİH: 19 NİSAN 2008 CUMARTESİ SAAT: 12.00 YER: KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ 3 MART KONFERANS SALONU/KUZEYKENT   Eğitimiş EĞİTİM VE BİLİM İŞGÖRENLERİ SENDİKASI KASTAMONU İL TEMSİLCİLİĞİ Tel: 0 535 323 97 65 e posta: egitim-is.kastamonu@hotmail.com Belediye Cad. Özkendirci İş Merkezi Kat 4 No:14 KASTAMONU   SOSYAL GÜVENLİK HAFTASI’NDA SOSYAL GÜVENLİK TIRPANLANIYOR!   DEĞERLİ BASIN MENSUPLARI,             AKP Hükümeti, IMF’ye vermiş olduğu taahhütleri yerine getirmek için var gücüyle TBMM’yi çalıştırıp Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısını yetiştirmeye çalışıyor.             14 Mart’ta Emek Platformu’nun yaptığı uyarı eylemi hayli etkili oldu. Hükümet kanadı, Başbakan’ın yalancılıkla suçladığı sendikalarla görüşme yapmak zorunda kaldı. Ne var ki, Emek Platformu ile yapılan görüşmelerde uzlaşma sağlanmadan, Hükümet, Tasarının yeniden görüşülmesine girişti. Bu kez Emek Platformu bileşenleri dağınık bir tutum sergilediler ki, bu durum, Hükümeti daha da cesaretlendirdi.             AKP’nin Yasa Tasarısının görüşülmesinde sergilediği tutumu, Meclisimize yakıştıramadığımızı kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz. Emek Platformu ile üzerinde uzlaşılan bir konuda hazırlanan önergenin reddedilmesi bu işin ne kadar ciddiyetle(!) yürütüldüğünün bir göstergesi olmuştur. Elbette ki halkımız bu durumu değ... Devamı

09 04 2008

AK TRT dönemi!

AK TRT dönemi! AKP iktidarına yakın gazeteci ve televizyoncuların başına 'devlet kuşu' konduMuhafazakar basın organlarında çalışan isimlerin TRT'ye yaptığı programlar patladı. Basın özetlerinde ilk okunan gazete 'tiraj' gerekçesiyle Zaman olduAkşam Gazetesi'nin haberine göre TRT, gazetelerin okunduğu sabah programlarına tiraj standardı getirdi. 'Zaman' ilk sıraya alındı. Vakit Gazetesi de listeye girdi. Özellikle muhafazakar kalemlere yaptırılan programlar da dikkat çekiyor. İşte bazıları: GÜNDEME DAİR: Sabah yazarı Emre Aköz ile AKP'li Özlem Türköne'nin eşi Mümtaz'er Türköne hazırlıyor. ENİNE BOYUNA: TRT 1'de yayınlanıyor. Zaman ve Today's Zaman'ın yazarı Dr. İbrahim Kalın sunuyor.SEN-SİZ OLMAZ/ OLUR MU? TRT 1'de canlı ekrana geliyor. Taraf Gazetesi yazarı Dr. Önder Aytaç hazırlıyor.FELSEFE KONUŞMALARI: Yeni Şafak ve Zaman'da yazan Prof. Dr. Teoman Duralı görüşlerini açıklıyor.ŞENLİK VAR: TRT'de pazarları yayınlanıyor. Sunucusu daha önce Samanyolu TV'de çalışan Murat Yeni.TRT'de haber ZAMAN'ıTürbanlı ve türban üstüne peruk takan konuk alan TRT’de şimdi de “tiraj” bahanesiyle AKP’ye yakın gazeteler parlatılıyor. Sabah yayınlanan haber programında ilk Zaman gazetesi haberleri okunuyor. Vakit de TRT’nin listesindeÜç ay önce Yeni Şafak gazetesinin türbanlı yazarı Sosyolog Fatma Karabıyık Barbarosoğlu’nu konuk ederek, stüdyolarını türbana açan TRT’de tartışmalı gelişmelere her geçen gün yenileri ekleniyor. Devlet televizyonu şimdi de, gazetelerin okunduğu sabah programlarına “tiraj” standardı getirdi.PROGRAMCILAR DEĞİŞTİTRT’nin sabah saat 07.00’de başlayan Gülden Özel’in sunduğu haber programında gazete başlıkları “tiraj sırasına” göre okunmaya başlandı. Gazeteler arasında ilk sıraya da Zaman gazetesi getirildi. TRT’de son dönemde muhafazakâr yayın organlarında çalışan gazetecilerin ... Devamı

08 04 2008

Baykal Grup toplantısında konuşuyor

Baykal Grup toplantısında konuşuyor CHP Lideri Deniz Baykal parti Grubu'nda konuşuyor... -Başbakan CHP ile uğraşmaktan kendini alamıyor. Geçen hafta kapalı salonlarda CHP ile uğraşıp durdu.- Başbakan sıkıntılı bir dönemden geçiyor anlıyorum ama tedavisini yanlış yerde arıyor. Türkiyenin sorunu CHP ve AKP tartışması değildir- Başbakan rahatlayacaksa bana istediğini söylesin de gaf yapmasın. 30 yıl öncesinden konuşuyor. - Arkadaşım senin tiyniyetinde rüşvet vermek varsa Baykal ne yapsın- Sağlık sorunumu bile dedikodu yaptılar. Biz Demokrasi için AKP'ye saygısızlık yapmadık, sadece uyardık. Biz böyle bir noktaya gelmesini istemedik. Gelmesin diye uyardık. Bu noktada bir teleş; Ne yapacağız.. Ne yapacağız değil, ne yapacaktık. Niçin arabara devrildi. Buraya niçin geldi onu göreceksiniz. Bu tablo Türk siyasi hayatında zaman zaman ortaya çıkan bir tablo. Demokrasi tarihimizde hep sıkıntı ve darbeler oldu. AK Parti daha önce kapatılan Refah ve Fazilet partilerinin devamıdır ve laikliğin yendien yorumlanmasını istedi. -Sorun Başbakan Erdoğan ve onun partisi olan AKP'nin devlet düzeni. Türkiye'deki krizin nedeni AKP ile devlet düzeni arasındaki çatışmadır.-Bu tablo Türk siyasi hayatında zaman zaman ortaya çıkan bir tablo. Demokrasi tarihimizde hep sıkıntı ve darbeler oldu. AK Parti daha önce kapatılan Refah ve Fazilet partilerinin devamıdır ve laikliğin yeniden yorumlanmasını istedi. -Müslüman ülkelerde demokrasi kökleşmemiştir. Din siyasete girmişse demokrasi tehlikededir.-Biz parti kapatılmak nedir iyi biliriz. Suçsuz yere partisi kapatılmış parti varsa o da CHP'dir. -AKP kapatılmasın diye olaya müdahele etmek isteyen yabancılar, "bir tarafta laikler, bir tarafta dinciler var" diyorlar. Elin yabancısı görüyor bunu. -Keşke hukuk devreye girmeseydi. Şimdi laiklik ihlal edildiği için devreye giren hukukun elini tutmak için yapılan girişimler var. Hukuk siyasi yanlışlara müdahale ediyor. Hukuk kriz çıkarmış. Şeriatın kestiği parmak acı... Devamı

08 04 2008

“Ali Abi”leri de faşizme gidiyorsunuz diye uyardı! -

“Ali Abi”leri de faşizme gidiyorsunuz diye uyardı! - Necati Doğru Mart 26, 2008 - NECATİ DOĞRU Adını koyalım. Rektöre yapılan da zulümdür. Faşizmdir. Dördüncü sınıf demokrasilerde rastlanır. İstanbul Üniversitesi’nin eski rektörü Kemal Alemdaroğlu da gece saat dörtte, şafak sökerken “gözaltına alınıp 48 saat sorguda tutuldu” sonra da “tutuksuz yargılanmak üzere” serbest bırakıldı. İktidar yanlısı gazeteler, bu gazetelerin yazarları, “69 yaşındaki rektörü, orduyu darbeye kışkırtıcı, demokrasi düşmanı, alt rütbeli subaylarla gizli örgütlenme içinde” diye belgesiz, kanıtsız, vicdansız belden aşağı vuruş haberleri ile çamurladı.Kara çalma!Yıldırma!Korkutma!Faşizmde olur.28 Şubat’ta Sincan’da, o dönem generallerinin “istemedikleri Necmettin Erbakan-Tansu Çiller yönetimine karşı” tank yürütmeleri gibi bugünkü iktidarın da; kendilerini desteklemeyen, onaylamayan ve fikirleriyle iktidara karşı çıkanların üzerine “korkutma-yıldırma-kara çalma tankları” sürmesi, tank paletlerini de gazeteci kılığına sokulmuşların kalemlerinden yapması katıksız faşizmdir. *** “Ali Abi”leri bile dayanamadı, faşizme gidilmekte olduğunu dile getirdi.“Ali Abi” onlardan.En yakınlarından.Âkil adam!Güvenilir.Saygı duyulan.AKP’nin kuruluşunda emeği geçenlerden. Başbakan’ın “Ali Abi” diye çağırdığı, 58 ve 59. Hükümetler’de bakanlık görevi verdiği Ali Coşkun, Dünya gazetesine yaptığı açıklamada; “Tayyip Erdoğan tek adamlıktan vazgeçmeli” dedi.Tek adamlık!Saddam gibi..Hitler gibi..Franco, Mussolini gibi “yarı tanrı liderler” ancak faşist yönetimlerde olur. Tayyip Erdoğan’ın neredeyse 40 yıllık tanıdığı, partidaşı, milletvekili, bakanı, ülküdaşı, fikirdaşı, AKP’nin Merkez Yürütme Kurulu üyesi, arkadaşı, arkadaştan öte abisi olmuş Ali Coşkun şunları söyledi:“Başbakan’ın ilk başta parti kurulurken tek adamlık olm... Devamı

08 04 2008

Bunlarla Uzlaşılmaz-Ataol Behramoğlu

Bunlarla Uzlaşılmaz-Ataol Behramoğlu Mart 29, 2008 - ATAOL BEHRAMOĞLU Bazen yazı öncesinde masaya oturmamak için ayak sürürsünüz.Canınız yazmak istemiyordur, konu bulamamışsınızdır, vb. Bazen de yazıya bir an önce başlamaya can atarsınız. Şu anda olduğu gibi… Bırakın yazmayı, içimden şöyle bağırmak geliyor: Bunlarla uzlaşılmaz. Uzlaşma kültüründen, demokrasi kültüründen, uygarlık kültüründen yoksun bu insanlarla herhangi bir uzlaşma olasılığı yoktur. Az önce bir TV programında bir önceki Meclis Başkanı’nı izliyordum. Karşısındaki deneyimli gazetecilerin sorularını, kılı kıpırdamaksızın, papağan gibi, duymaktan artık mide bulantısı gelen cümlelerle tekrarlıyor. Söyledikleri aşağı yukarı şunlar: Yüzde kırk yedi oy aldık, muhalefetin bir bölümü de yanımızda, Meclis’te istediğimiz yapamayacak mıyız, istediğimiz yasayı çıkaramayacak mıyız? Demokrasi bilgisinden ve bilincinden, Türkiye Cumhuriyeti’ni oluşturan temel değerlerden habersiz, beyni yıkanmışçasına, robotlaşmışçasına bu türden bir ezberi tekrarlayıp duran biriyle nasıl iletişim kuracak, nasıl uzlaşacaksınız? Nitekim, soruyu yönelten deneyimli gazeteci susuyor. Herhalde söyleyecek söz bulamadığından değil, daha başka bir şey söylemeye gerek duymadığından, can sıkıntısından… *** Yazıya başlamadan önce, internette gazete haberlerinde, köşe yazılarında göz gezdiriyorum. Sivil toplum örgütlerinin uzlaşma çağrısı, filan… Köşe yazılarının hemen hepsi de bu konuyu işliyor… Eski solcu ya da liberal ya da darbeci, günümüzün amansız AKP yandaşlarının sinik ya da saldırgan bir üslupla dile getirdikleri utanç ve usanç veren görüşlerini, AKP’ye karşı her türlü muhalefete inanılmaz bir “taraf” lılıkla “katil” yaftası yapıştıran ve bunu yaparken yazısını düşük düzeyde bir edebiyat sosuyla bezemeye çalışan yazı erbabının hezeyanlarını bir yana bırakıyorum. Bu türden yazılarda ben insanın ne kadar küçülüp alçalabileceğini, ne ölçüde kimlik boz... Devamı

08 04 2008

Başsavcılık Gülen'in peşini bırakmadı

Başsavcılık Gülen'in peşini bırakmadı Fethullah Gülen hakkında dava açıldığından beri, yaklaşık dokuz yıldır ABD'de yaşıyor. Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Gülen kararına itiraz etti(sağda).Yargıtay Başsavcılığı, 'Anayasal düzeni yıkmaya çalışmakla' suçlanan Fethullah Gülen'in beraat kararına itiraz etti. İtiraz kabul edilirse Gülen Türkiye'ye dönüşünde 'aynı suçlama'yla yargılanabilecek 08/04/2008 (262 kişi okudu) RADİKAL - ANKARA - Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 'Anayasal düzeni yıkma girişimi' suçlamasıyla yargılanıp beraat eden Fethullah Gülen'in peşini bırakmıyor. Başsavcılık, Gülen'in beraatini onaylayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi'ne itiraz etti. Başsavcılığa göre Gülen'in suçu 'cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak' (çete); hakkındaki davanın da beraat kararıyla değil, 'zamanaşımından bitirilmesi' gerekiyor. Bu hukuki fark, beraat kararı sonrası Türkiye'ye döneceği yolunda spekülasyonlar yapılan Gülen'in yurda ayak basar basmaz aynı suçlamayla yeniden yargılanabilmesini sağlayacak. Gülen, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve bu teşekkülü yönetmek suçu'ndan yargılanıp beraat etmiş, beraat kararı Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nde onaylanmıştı. Başsavcılıksa, Yargıtay 9. Ceza Dairesi Kararı'na şu gerekçelerle itiraz etti: TEHLİKE 'SOYUT', BİR TEŞEKKÜLÜN OLUŞMASI BİLE SUÇUN OLUŞMASI İÇİN YETERLİ: "Suç, soyut tehlike suçudur. Suç işlemek için teşekkülün oluşturulması yeterli olup, amaçlanan suç ya da suçların işlenip işlenmemesi önemli değildir. Teşekkülün oluşturulması ile suç tamamlanmış olur. Teşekkül mensuplarının suç işlemek için anlaşmış olmaları yeterlidir." ŞERİAT DEVLETİ AMACI SÜRÜYOR: "Sanık Fethullah Gülen'in ülke içinde oluşturup, daha sonra ülke dışında organize edip yönettiği örgütün, Türkiye'de mevcut anayasal düzeni değiştirmek ve laiklik ilkesini de kaldırara... Devamı

05 04 2008

5510 SAYILI SÖMÜRGE YASASINA İZİN YOK!

  Eğitimiş EĞİTİM VE BİLİM İŞGÖRENLERİ SENDİKASI KASTAMONU İL TEMSİLCİLİĞİ Tel: 0 535 323 97 65 e posta: egitim-is.kastamonu@hotmail.com Belediye Cad. Özkendirci İş Merkezi Kat 4 No:14 KASTAMONU BASINA VE KAMUOYUNA 5510 SAYILI SÖMÜRGE YASASINA İZİN YOK!            Eğitim-İş’in de destek verdiği, Emek Platformu’nun  Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısına karşı 14 Mart 2008 Cuma günü yaptığı eylem sonucunda Hükümet geri adım atmak zorunda kaldı. Ancak hükümet ile Emek Platformu  temsilcilerinin birlikte yaptıkları toplantı sonucunda da anlaşmazlığa düşülen pek çok önemli konuda bir uzlaşma sağlanamamıştır. Emek Platformu’nun yeniden durumu ciddi olarak değerlendirip yeni bir ortak eylemlilik örgütlemesi yapması gerekirken Emek Platformu bölünmüş, AKP’nin, IMF’nin ekmeğine yağ sürülmüştür. Sonuç olarak bugün yasa tasarısı Meclis’te görüşülmekte çalışanların sağlığı ve geleceği ile oynayan tasarının maddeleri bir bir kabul edilmektedir.          Emeklilik ve sağlık alanında köklü değişiklikler yapan ve kazanılmış  hakları geriye götüren tasarı sosyal devlet ilkesine aykırıdır. Eğitim-İş olarak diyoruz ki;   65 yaşta emeklilikten vazgeçilmelidir. Bakanlığın güncelleme kat sayısına olan yaklaşımı emekli aylıklarında zaman içinde azalmaya neden olacaktır. Güncelleme katsayısının belirlenmesinde gelişme hızının yüzde 30’u yerine yüzde yüzü dikkate alınmalıdır. Emeklilerde gelir ve aylıkların yıllık artışında refah payı da dikkate alınmalıdır. Bu yasa kapsamında çalışmaya başlayacak olan sigortalıların gelecekte elde edecekleri gelirin geçinmeye yeterli bir seviyeye gelebilmesi için aylık bağlama oranları makul bir seviyede tutulmalıdır. Mevcut yasalar uyarınca fiili hizmet zammından yararlanan çalışanlar bu haklardan yararlanmayı sürdürmelidirler. Yargıyı siyasallaştırar... Devamı

05 04 2008

İhsan Ozanoğlu Anıldı

İhsan Ozanoğlu anıldı Yazı Boyutu : Kastamonu'nun yetiştirdiği şair ve yazarlardan olan Çanakkale türküsünün söz yazarı İhsan Ozanoğlu ölümünün yıldönümünde düzenlenen panelle anıldı. Kastamonu Kültür ve Turizm Müdürlüğü İhsan Ozanoğlu'nu ölümünün 27'inci yıl dönümünde anmak için panel düzenledi. Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi'nde düzenlenen panele İhsan Ozanoğlu'nun büyük oğlu Yargıtay 10. Hukuk Dairesi eski Başkanı İlhan Teoman Ozanoğlu, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Eski, İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarları Müzikoloji Ana Bilim Dalı eski Başkanı Süleyman Şenel ve Kastamonu Askerlik Şubesi eski Başkanı emekli Albay Enver Turan konuşmacı olarak katıldı. Panel öncesi konuşan Kastamonu Valisi Nurullah Çakır, Kastamonu'nun geçmişine baktığı her geçen gün yeni bir değeri ile karşı karşıya geldiğini söyledi. Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023'e kadar Kastamonu'nun vizyonunu belirlemek zorunda olduklarını ifade eden Vali Çakır, İhsan Ozanoğlu'na sahip çıkılarak panelin düzenlenmesini bu anlayışın bir parçası olarak gösterdi. Nurullah Çakır'ın konuşmasının ardından geçilen panele başkanlık yapan Yrd. Doç. Dr. Mustafa Eski, insanların öneminin yaşarken bilinmesi gerektiğini kaydetti. İhsan Ozanoğlu gibi bir insanın bir daha dünyaya gelmeyeceğini ileri süren Mustafa Eski, "Ozanoğlu'nun verdiği bilgileri zamanında almadık. Ozanoğlu hayatını kaybettikten yarım asır sonra gazete kupürleri ve değişik kaynaklardan yararlanarak panel yapıyoruz. Ozanoğlu'nun dünya kadar araştırması var. Hiç olmazsa bu araştırmalardan derlenen bir kitap yayınlanması gerekirdi. Bunun yapılmaması Kastamonu'ya yakışmıyor" dedi. Panelde babasını anlatan İlhan Teoman Ozanoğlu, babasının kısa bir süre içinde hem öksüz hem de yetim kaldığını belirterek zorluklar içinde eğitim aldığını dile getirdi. Teoman Ozanoğlu, "Babam çok yönlü bir insandı. Bu yönlerinden birisi şairliğidir. Diğeri ise müzisyenliğidir. Dini musikile... Devamı

15 01 2008

Kastamonulu Bir Şair: Siyami Özel

Kastamonulu Bir Şair: Siyami Özel kategori: Kastamonululardan Kastamonulu Bir Şair:Siyami ÖZEL _______________________________________________________YAŞAMI:Şair. (Tekirdağ, 1927- Kastamonu, 1981). İlk ve Ortaokulu değişik okullarda okudu. Kastamonu Lisesi'ni bitirdi, Kastamonu'da matbaacılık yapmaya başladı. "Yeni Kastamonu Sanat" dergisini çıkardı. Karadeniz Postası gazetesinde de haftalık sanat sayfaları düzenledi Yeditepe, Son Çağ, Güney, Varlık, Pardon, Akbaba, Hisar dergilerinde şiirleri yayınlandıYapıtları:Bir Çağın Türküleri (Şiirler, 1970), Sosyal Adalet (Şiirler, 1970)ŞİİRLER:Anılarımız Geçer Yüzyıllar SonraYıllar önce ölesiye mutluydukŞimdi ne kaldı elde o anılardanKüllenmiş bir sızı belki zaman zaman hatırlananSonra kimler geldi, kimler geçti bilinmezAt sürüp kılıç kuşandığımız ovalardanBen siyah perçemli şehzadeyim sözdeSen düşlerimde altın saçlı sultanDüşündüm, yedi uzun yıl geçmiş aradanYedi uzun yıl... zaman zaman hatırlananSana mutlu yaşantılar dilemiştimÇünkü ayrı çizilmişti yollarımız-Başka çözüm yolu yok- demiştin sarı saçlı sultanımVe kırıldı işte kolumuz, kanadımız.Şimdi düşünüyorum da avutuyorum kendimiAnılarımız geçer yüzyıllar sonra belkiAt sürüp kılıç kuşandığımız ovalardan. Siyami Özel Aşkolsun Diye Yaşadık aşkolsun diye yaşadık bu şehri bivefada! yediatmışbeşlik tabanca geco mermi ve kendir tarlaları elimi kolumu sallayıp geçtim germeç pazarından yıllardan galiba bin dokuz yüz altmış beşti buzlu bir cam ardında şöyle bir anımsanan uzunyazı hacı ibrahim dağı ve beride o görkemli orman sonra teptim bulutları bir bir ballıdağ canibinden indim göl ovasına ....................Siyami Özel Çağımızın Bulantısı Tutarsız bir karanlık içindesin Nerede gökyüzü, nerede güneş ....................Siyami Özel ÖzetAk kardaşcağızım kötü değil bu dünyaLakin yaşamasını bilmeliKendince değil, başkalarıncaBiraz kardeşlik, biraz sevgi...Ondan sonra ölmeli.Siyami Özel (Bu Çağın Türküleri) Senin Toplumcu Yüzün En güzelliğin bir yerlerimde şimd... Devamı