16 04 2009

Cumhuriyet Kitap'ın 1000. Sayısı

Cumhuriyet Kitap'ın 1000. sayısıTurhan GÜNAY1983 yılının Haziran başındada ünlü Gırgır Mizah dergisi'ndeki görevimden ayrılıp, Yeni yayımlanmaya başlayacak bir dergide çalışmak üzere İletişim Yayınları'na geldim. 1980 askeri darbesinin etkilerinin ve yıkımının, varlığını yoğun olarak sürdürdüğü günler. Kitap bir suç unsuru olarak gösterilmiş, gösterilmeye devam ediyor. İnsanlar kitaptan korkar hale getirilmiş. Bu ortamda TÜYAP adını taşıyan bir fuarcılık kuruluşu 1982 yılından başlamak ve sadece İstanbul'da olmak üzere kitap fuarları düzenliyor. Cumhuriyet gazetesi de fuarların yapıldığı tarihlerde okura kılavuzluk edecek 'Kitap' adını taşıyan ekler yayımlamakta. Bu kaotik dönemde yeni yayımlanacak bir dergi için isim hakkı almak olanaksız. Tüm başvurular anında geri dönüyor. Yapılacak en iyi iş, daha önce yayım izni alınmış bir derginin isim hakkını devralmak. Araştırmalar sonucunda Çerçeve adında 6 sayı yayımlanmış, sonra da yayımını durdurmuş bir dergi bulunuyor. Derginin sahibiyle yapılan görüşmeler başarısız. Dergi alınamıyor. Uzun uğraşlar sonucu 1984 yılının Mart ya da Nisan ayında Yeni Gündem adlı bir dergi için isim hakkı alınabiliyor ve Mayıs ayında yayımlanmaya başlıyor dergi. Bu dergide 1985 yılının Mart ayı başına kadar çalışıyorum ve Cumhuriyet gazetesine geçiyorum. Cumhuriyet büyük atılımlar içinde. Gazete ofsete geçmiş, haftalık ekler yayımlamayı planlıyor. Efsanevi Cumhuriyet Kitap Kulübü (CKK) kurulmuş, okurun kitaba ulaşması kolaylaştırılmış. Okura kitabı daha iyi duyurabilmek, edinmesini kolaylaştırmak için bir de aylık bülten çıkarma telaşında Kitap Kulübü yönetimi. Bülten kısa süre içinde yayımlanmaya başladı, ilk sayı 7. sayı olarak yayımlandı ve adı Çerçeve. Hani şu daha ö... Devamı

16 04 2009

Yaşananlar Şaka Gibi

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan, AKP iktidarı döneminde tamamen kendi ideolojileri doğrultusunda "gerici ve ilerlemeyi engelleyen bir eğitim sisteminin" tercih edildiğini belirtti. Saylan, "Türkiye'de bir bakıyorsun ki çağdaş eğitim diye bir şey yok ortada, eğitim diye bir şey var tamamen fırsat eşitsizliği üzerine kurulmuş, her dakika siyasete alet edilmiş kadrolaştırılmış içeriği giderek geriye çekilen içinden bütün çağdaşlaşmanın çekildiği bir eğitim sistemi mevcut" dedi.Tolga Yenigün Cumhuriyet Haber Portalı- Ergenekon soruşturması kapsamında merkez ile şubeleri basılarak arşivlerine el konulan ÇYDD’nin Başkanı Türkan Saylan, operasyon öncesi yaptığımız söyleşide iktidarın eğitim politikalarına ilişkin eleştirilerini sıraladı. Operasyonda Saylan'ın evi de polis tarafından basılarak özel belge ve CD'lere el konmuştu. “Ben kendimi Atatürk’ün kızı olarak görüyorum” diyen Saylan, 1989 yılında derneği kurduklarında “Atatürk İlke ve Devrimleri’ni korumak, bunun yanında geliştirmeyi” amaç edindiklerini söyledi. Türkan Saylan’ın Cumhuriyet Haber Portalı’nın sorularına verdiği yanıtlar şöyle:- Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği olarak eğitimdeki önceliklerinizi anlatabilir misiniz?Türkan Saylan: Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği 1989 yılında kurulurken dedik ki ‘biz niye kuruluyoruz?’ Biz Atatürk İlke ve Devrimleri’ni korumak, bunun yanında geliştirmek amacındayız. Bunu da ‘nasıl yapabiliriz’ öncelikle çağdaş eğitim, çağdaş insanı oluşturur; sonra çağdaş toplumu oluştururuz. Bu bir süreçtir. Burada bir bakıyorsun ki çağdaş eğitim diye bir şey yok ortada, eğitim diye bir şey var. Tamamen fırsat eşitsizliği ü... Devamı

16 04 2009

KÖY ENSTİTÜLERİ 69. YILINDA DA YOLUMUZA IŞIK TUTMAYA DEVAM EDİYO

Etkinliğimize bütün dostlarımızı bekleriz.Saygılarımızla.Ahmet Tevfik Bal/Eğitim-İş KastamonuKÖY ENSTİTÜLERİ 69. YILINDA DA YOLUMUZA IŞIK TUTMAYA DEVAM EDİYOR!Kuruluşunun 69. yılını kutladığımız Köy Enstitülerine yönelik olarak son yıllarda büyük bir ilginin oluştuğunu görüyoruz. Köy Enstitülerine yönelik bu ilginin, ülkemizin ve eğitimimizin bugün içinde bulunduğu durumdan çıkış arama çabasından kaynaklandığını düşünüyoruz.           Köy Enstitüleri, nüfusumuzun neredeyse yüzde 80’inin 40.000 köyde bulunduğu, köylülerimizin bırakın okuryazarlığı, en temel üretim ve sağlık bilgilerinden yoksun olarak yaşadığı bir zamanda, köyü dönüştürmeyi, köylümüzü içinde bulunduğu ilkel koşullardan ve feodal mütegallibenin egemenliğinden kurtarmayı, ulus ve yurttaşlık bilincini geliştirmeyi ve Cumhuriyetin aydınlığını köylerimize taşımayı amaçlayan büyük bir projeydi.           Bu büyük köyü dönüştürme projesi, daha Kurtuluş Savaşı yıllarında Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk tarafından şu sözlerle ortaya konulmuştur:          “Yüzyıllardan beri ulusumuzu yöneten hükümetler eğitimi yayma arzusu gösteregelmişlerdir. Ancak bu arzularına varmak için Doğu’yu ve Batı’yı taklitten kurtulamadıklarından, sonuç, ulusun cehaletten kurtulamaması olmuştur. Bu hazin gerçeklik karşısında, bizim izlemek zorunda olduğumuz eğitim siyasetimizin ana hatları şöyle olmalıdır: Demiştim ki, bu ülkenin gerçek sahibi ve toplumumuzun ana unsuru köylüdür. İşte bu köylüd&... Devamı

10 04 2009

Teze Sıcak Sımsıcak Bir Öykü / Fikri UZUN

TEZE SICAK SIMSICAK BİR ÖYKÜ                                                               Fikri UZUN            Aziz Nesin’i hiç sevemedim. Ateist, yakışıksız, solcu olduğundan değil. Yalan konuştuğunu, olayları abarttığını, olmayacak konulu öykü ve yazılar yazdığını sandığımdan… Yazdığı öykülerin, söylediği sözlerin doğruluğuna inanmak için, benzeri olayları yaşamak gerekiyormuş meğer.            Başıma gelen, öncekileri beşe katlayan olayı yaşayınca, Aziz Nesin’e saygı duydum. Zaten birçok kişi, hakkında haksız ve yersiz düşündüğü, konuştuğu, olayların O’nun dediği doğrultuda geliştiğini gördüğünde, ruhuna mevlit okutmaya kalkışmadı mı?            Büyük adammış “ vesselam”.                                                                       ***Bahçeli Öğretmen Evleri; Kastamonu’da kurulan ilk kooperatif evlerinden. Benimde, edindiğim ilk evim, ilk göz ağrım. Bu evler çabuk yaşlandı. Son yılların lüksüne yenik düştü, büyük oranda boşaldı. Çoğu kiraya v... Devamı

06 04 2009

Sedirdekiler / Öykü/ Fikri Uzun

                 Deli Kadir, az kullanılmış otobüsünü almadan, başkalarının kamyonunu sürerdi. Tiftikçi Uyanık’ın yüklediği bir kamyon tiftiği, Ankara’ya yıktı, dönüşte Çankırı’dan tuz yükledi. Kastamonu’ya geldi, tuz yüklü kamyonunu Bakkal Kadir Gökten’in dükkânının önüne çekti. Bitişikteki Semerci Şükrü’ye bir iki laf attı. Kahvehanenin bitişiğindeki dükkânının içinde ufak adımlarla gezinen Gofur Kâmil’i görmezden geldi.  Yorgansız Hakkı, Tiftikçi Uyanık’ın dükkânı önünde deri kırkıyordu. Belinde kabara çakılı meşin kuşak, bacağında zıpka, ayağında yemeni, seyrek uzun saçlı başı açıktı. “Keloğlan”, Kesercilerin eski dükkânı önündeki kaldırıma, kahvecinin sandalyesine oturmuş, bacak bacak üstüne atmış, şapkası dizinde, eli şapkasının üstünde, gelene geçene laf atıyordu. Kahvenin önünde büzülmüşçesine oturan Hamal Hasan’a:                “Kalk lan, tuzu boşalt” dedi Deli Kadir. Bu söz, Hamal Hasan için neredeyse bir ödüldü. Hamal Hasan, Koreli’yi de buldu. Hamal Koreli; askerliğini Kore’de yapmış, O’na; “Koreli” adı takılmıştı. Hiç, esas adıyla anılmaz, esas adını çoğu kişi bilmezdi.Kaya tuzunu, fırlatmadan, kırıp ufaltmadan boşaltmaya başladılar. Onlar tuzu boşaltana dek, Deli Kadir, kahvede iki “tıkırdamayı”, çay içmeyi aklına koymuştu. Muhittin Ağa’nın kahvesine girdi, ortalı selâm verdi sedire oturdu. Tahta sedirin üstünde örtü yoktu. Sedirin... Devamı

12 04 2009

Ooy Oy / Öykü / Fikri UZUN

Bakırcı Osman, Kırk Çeşme Mahallesinden çıktı, ağır adımlarla Uzun Sokağa indi. “Ne hızlı değişim oldu. Çocukluğumda şu caddeler, sokaklar ne kadar tenhaydı. Tezgâhlar kurulur, urgan bükülürdü. Şu dev yapıların yerleri bahçeydi. Gençliğimde bu beton binalar, sıralı dükkânlar yoktu” dedi.  Bey Hamamının önünden, Askerlik binasının yanından geçti.  Askerlik Binasını iyice süzdü. Asker, taş binaya iyi bakmıştı. Yeni düzenlenen Cumhuriyet Parkına geldi, boş bulduğu belediye oturağına oturdu. Yanına oturan, kalkıp gidenler oldu.  “Nerede o eski konaklar, ahşap evler” dedi, Kale eteklerine, Çay boyuna bakan Osman Usta.                 Alışılmışın dışında, her yanı fotoğraf kaplamalı iki minibüs geçti karşı yoldan. Az sonra, bir tane de beri yoldan. Karşı yoldan geçenlerin beri yola dolaşası olmadı. Gözü önünden geçen minibüsün her yanına yapıştırılmış fotoğrafları tanıdı.Geçmiş seçimleri anımsadı. Yere atılmış, günlerce süpürülmeyen kâğıtlar, çay üstüne karşıdan karşıya gerilmiş bayraklar, geldi gözünün önüne.Düşmeden yürümeye özen gösteren Hasan Onbaşı geldi, çarşı yönünden yanına, bastonuna dayanarak. Buyur etti, Osman Usta, Hasan Onbaşı’yı. İki gün önce tanışmışlardı aynı yerde. Osman Usta bakırcı,  Hasan Onbaşı, urgancıydı. Bükülmüş hazır halatları, urganları, kınnapları, yularları alır, toptan satardı. Kendi deyimiyle: “Naylon çıkalı, işin tadı tuzu, kendirin kokusu kalmamıştı.”  Osman Usta, bakıra istediği şekli verir, yaptığı kaplar aranırdı. Gelmişten geçmişten, kıtlıktan yokluktan, boynu b&... Devamı

12 04 2009

Kastamonu Merkez İlköğretim Okulları I. Çocuk Resim Şenliği

İlköğretim Okulları I. Çocuk Resim Şenliği23 NİSAN 2009 ETKİNLİK: RESİM ŞENLİĞİ  Okulumuz Güzel Olsun Okullarımızı Çocukça Renklendirelim  1. Çocuk Resim Şenliği  “Kastamonu’da Çocuk Olmak” “Çocuk Gözüyle Dünyamız” “Keşke Her Yer Rengârenk Olsa” “Bu Okul Benim, Renklendirelim” “En Güzel Okul, Benim Okulum”  Giriş:Çağdaş eğitim modelleri arasında proje destekli grup çalışmaları önemli yer tutar. Bu tür çalışmaların etkinliği ve etkileşimi diğer modellere göre daha verimlidir. Günümüz çalışma dünyası da toplumsal duyarlılık ve ortak çalışmayı gerektirir. Bu bakış açısıyla çocuklarımızı çevre sorunlarına duyarlı, bilinçli ve estetik çevre yaratma çalışmalarına yöneltebilmek için tüm eğitim yöntemlerini kullanmak zorunluluğu da açıktır.İlköğretim Okulları Resim Şenliği; canlı, yaşayan bir eğitim çalışmasıdır.İlköğretim Okulları Resim Şenliği; duyarlı ve heyecanlı bir çalışmadır.İlköğretim Okulları Resim Şenliği; gösteriye dönük bir çalışmadır. Müzik ve diğer sanatsal etkinliklere de açıktır.İlköğretim Okulları Resim Şenliği; proje destekli bir eğitim çalışmasıdır.İlköğretim Okulları Resim Şenliği; arkadaşlık birliktelik ve dayanışmayı kapsayan bir çalışmadır.İlköğretim Okulları Resim Şenliği; kazanmayı değil, başarmayı/birlikte başarmayı ve paylaşmayı amaçlayan bir çalışmadır.                       Duvar resimleri olarak ortaya çıkacak bu çalışmalarda özellikle su bazlı boyalar seçilmiştir (Akr... Devamı

01 04 2009

AKP'nin Türban İtirazı

AKP'nin türban itirazıİstanbul'da AKP-CHP gerginliğiÖDP'nin tek belediye başkanı iddialı Bir seçimde siyasilere 25 ders AKP’de iç hesaplaşma günleri kapıda Ağrı’da seçim gerginliği gece de devam etti: 10 gözaltı Adana’da çöpten oy pusulaları çıktı  Radikal; 01/04/2009Gaziantep'in Islahiye ilçesinde ilginç bir seçim yarışı yaşandı. Anketlerde önde görünen AKP'li Başkan Mehmet Uludağ aday gösterilmeyince, eşi DP'den aday oldu ve AKP'ye ciddi bir fark attı. Seçim öncesinde Uludağ'ın eşi Malika Uludağ'a itiraz eden AKP, seçimden sonra da ilk kadın başkana itiraz etti. Hem de türbanlı olduğu gerekçesiyle...  Yerel seçimlerin en büyük sürprizi İslahiye'de yaşandı. Geçmiş dönem AK Parti'den belediye başkanı olan Mehmet Uludağ'ın aday gösterilmemesi üzerine tepkinin büyük olduğu İslahiye'de, Uludağ'ın eşi Malika Uludağ seçildi. Gaziantep'te bir ilçenin ilk kadın belediye başkanı ünvanını elde eden Uludağ, son anda eşinin yerine DP'den aday gösterilmişti. ÖNCE ULUDAĞ'A SONRA EŞİNE İTİRAZ ETTİLER Mehmet Uludağ, AKP'den aday gösterilmeyince DP'ye geçmiş, ancak AK Parti'nin temayül yoklamasında ismi geçtiği için adaylığı red edilmişti. Uludağ yerini eşi Malika Uludağ'a bıraktı. Bu aşamada da Malika Uludağ'a türbanlı olduğu gerekçesiyle itiraz edildi. Ancak başvurusunda türbanlı resmi olmadığı için Malika Uludağ'ın adaylığı geçerli oldu. 29 Mart'ta ise Uludağ, oyların yüzde 36.9'ını alarak İslahiye Belediye Başkanı seçildi. AK PARTİ ÜÇÜNCÜ OLDU Mahmut Durdu'nun isteği ve baskısı üzerine aday gösterilen Osman Öztürk, seçimi kaybetti. AK Parti elinde bulunduğu İslahiye'yi kaybederken, CHP İslahiye'de ikinci parti old... Devamı

01 04 2009

Türkiye Genelinde Oy Dağılımı

Türkiye Genelinde Oy Dağılımı Türkiye Adana Adıyaman Afyon Ağrı Amasya Ankara Antalya Artvin Aydın Balıkesir Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Isparta İçel İstanbul İzmir Kars Kastamonu Kayseri Kırklareli Kırşehir Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Kahramanmaraş Mardin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Şanlıurfa Uşak Van Yozgat Zonguldak Aksaray Bayburt Karaman Kırıkkale Batman Şırnak Bartın Ardahan Iğdır Yalova Karabük Kilis Osmaniye DüzceTürkiye Genelinde Başkan Dağılımı Türkiye Adana Adıyaman Afyon Ağrı Amasya Ankara Antalya Artvin Aydın Balıkesir Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Isparta İçel İstanbul İzmir Kars Kastamonu Kayseri Kırklareli Kırşehir Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Kahramanmaraş Mardin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Şanlıurfa Uşak Van Yozgat Zonguldak Aksaray Bayburt Karaman Kırıkkale Batman Şırnak Bartın Ardahan Iğdır Yalova Karabük Kilis Osmaniye DüzceParti Aldığı OyOranBaşkan AKP 19.172.159 %40,1 492 CHP 13.474.715 %28,2 183 MHP 7.010.177 %14,7 139 DTP 2.397.393 %5,0 58 SP 2.271.052 %4,8 23 DSP 1.159.389 %2,4 12 DP 1.066.252 %2,2 40 BBP 464.486 %1,0 4 Bağımsız 231.682 %0,5 16 ANAP 217.749 %0,5 4 BTP 133.191 %0,3 0 TKP 49.721 %0,1 0 İP 38.323 %0,1 0 HAK-PAR 24.071 %0,1 0 LDP 18.438 %0,0 0 ÖDP 17.723 %0,0 1 MİLLET 15.984 %0,0 0 EMEP 14.389 %0,0 1 HYP 10.748 %0,0 0 BDP 4.934 %0,0 0 ... Devamı

01 04 2009

Kastamonu İçin Seçim İstatistikleri

Kastamonu İçin Seçim İstatistikleri Adana Adıyaman Afyon Ağrı Amasya Ankara Antalya Artvin Aydın Balıkesir Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Isparta İçel İstanbul İzmir Kars Kastamonu Kayseri Kırklareli Kırşehir Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Kahramanmaraş Mardin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Şanlıurfa Uşak Van Yozgat Zonguldak Aksaray Bayburt Karaman Kırıkkale Batman Şırnak Bartın Ardahan Iğdır Yalova Karabük Kilis Osmaniye Düzce Saat 09:18 itibari ile açılan sandık oranı %100,00Toplam Sandık194Toplam Seçmen58.891Toplam Kullanılan Oy49.982Toplam Geçerli Oy48.137Katılım Oranı (%)%84,9Aşağıdaki listede Kastamonu iline dair önde giden 3 er parti listelenmektedir.İlçenin tüm parti dağılımları için ilçe isimlerine tıklamanız yeterlidir.Parti Belediye Başkan Adayı Toplam OyOy Oranı Kastamonu Mrk. MHPTURHAN TOPÇUOĞLU23.748%49,3AKPMUSTAFA GÖKHAN GÜLŞEN18.644%38,7CHPATİYYE MÜJGAN ALAGÖZ4.145%8,6Abana AKPRIDVAN OYAR1.082%50,3CHPŞEVKET YAZKAN1.023%47,6MHPİSMAİL DEMİRCİ35%1,6Ağlı AKPMUHARREM DİNÇ693%49,1MHPKEMALETTİN ÇOLAK602%42,7DSPSUAT YÜRÜKEL116%8,2Araç AKPMUSTAFA AYANOĞLU1.776%49,0CHPBAHTİYAR YAŞAR1.596%44,0DSPNURTEN AYSU112%3,1Azdavay AKPOSMAN NURİ CİVELEK776%42,1MHPEROL DEMİRCİ527%28,6CHPFEHMİ NALBANT517%28,0Bozkurt AKPENGİN CANBAZ1.574%53,7MHPMUSTAFA ÖNEY1.331%45,4DSPŞENOL ÇELİ17%0,6Cide AKPNEJDET DEMİR1.964%57,0CHPNEVZAT ECE1.149%33,4DP-165%4,8Çatalzeytin AKPMUSA İHSAN UĞUZ717%43,8CHPKOREL YILMAZER588%35,9MHPAHMET DEMİR312%19,0Daday DSPHASAN FEHMİ TAŞ762%32,9AKPNECMETTİN PİRCİ600%25,9MHPMEHMET ŞAHİN492%21,2Devrekani AKPMÜMTAZ ALİUSTAOĞLU1.711%49,3DPMEHMET ESER&nbs... Devamı

22 03 2009

Vekilliğin Sırrı: Seçmenden Kopmamak

Tarihe 1000 Canlı TanıkVekilliğin sırrı: Seçmenden kopmamak"Ben seçmeniyle en çok ilgisi olan, hiç kopmayan bir milletvekiliydim. Bana gelen birinin partisini sormazdım. Bana gelmeyi kabul ediyorsa, göze almışsa, demek onun başka çaresi yoktur diye düşünürdüm"İçimizden Biri / SABRİ TIĞLI (67) 1926 yılında Kastamonu'nun Abana ilçesinde doğar. İlkokulu Abana'da bitirir. 12 yaşında İstanbul'a gelir. Okumaya kararlıdır ama babasının hastalanmasıyla çocuk işçi olarak çalışmaya başlar. Bir yandan da eğitimine devam eder ve 1943 yılında Tophane Sanat Okulu'ndan mezun olur. Halkevi dönemini CHP'ye üye olması izler. Gençlik yıllarında çalıştığı Eyüp'teki fabrikada işçi mümessili olması işçi hakları ve sendikal harekete ilgisini artırır. 1947'de tekstil iş kolunda örgütlenmelerin içinde yer alır. 1952'de kurulacak TÜRK-İŞ'i oluşturan İstanbul İşçi Sendikaları Birliği'nde sorumluluk üstlenir. Aynı yıllarda Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı'nın kurucuları arasında yer alır. 1958'de Billur hanım ile evlenir ve iki çocuğu olur. 1973 seçimlerinde memleketi Kastamonu'dan milletvekili seçilir. Ankara'ya taşınır ve 1980 askeri darbesine kadar milletvekilliğini sürdürür. Geçen hafta Sabri beyin sendikal alanda verdiği mücadeleyi sayfamıza taşımıştık. Bu hafta ise 1960 ihtilalini takip eden günlerde siyasete girişi, milletvekili olarak yaptıklarına yer veriyoruz.38-40 bin kişiye mektup..."Seçmeniyle en çok ilgisi olan, hiç kopmayan bir milletvekiliydim, mesela bana gelen birisinin partisini sormazdım. Bana gelen insan bana gelmeyi kabul ediyorsa, göze almışsa, demek onun başka çaresi yoktur. Ben partisini de sormazdım, kendi seçim bölgemde, Kastamonu'da, gelmek isteyene 'Gelin' derdim, haklı bulduğum zaman... Devamı

21 03 2009

KURULUŞUNUN 70.YILINDA BİR TOPLUMSAL DEĞİŞİM PROJESİ OLARAK KÖY

Sempozyumun Amacı “Kuruluşunun 70. Yılında Bir Toplumsal Değişim Projesi olarak Köy Enstitüleri Sempozyumu”nun amacı; özgün bir eğitim sistemi oluşturan Köy Enstitülerini anlamak ve eğitim yöntemlerini bilimsel bir bağlamda ele almak, yetiştirdiği aydın, sanatçı, bilim adamlarını bir araya getirerek onların birikimlerini paylaşmak, Köy Enstitülerinin gelecek kuşaklara tanıtılması ve bu çabanın sürdürülmesi için gerekli çalışmaları bilimsel bir bakış açısıyla tartışmaktır.  Düzenleme Kurulu Düzenleme KuruluProf. Dr. Bahri GÖKÇEBAYNihat TARAKÇIMehmet SAYDUREmin ARIKİlknur TÜRKKAANMehmet GEMALMAZOĞLUFikri UZUNMirati MADAKAnıl ÇOKGÜRSESMurat KILIÇUlaş ÖZERYrd. Doç. Dr. Selda POLATBilim Kurulu  Bilim KuruluDr. Alper AKÇAMDr. Niyazi ALTUNYAProf. Dr. Mustafa APAYDINTalip APAYDINHayri ASLANDr. Kemal ATEŞErdal ATICIMehmet BAŞARANCengiz BEKTAŞProf. Dr. Mualla Bilgin AKSUCavit BİNBAŞIOĞLUFügen ÇETİNERProf. Dr. Zeki ÇUBUKProf. Dr. Osman DEMİRCANProf. Dr. Seçkin DİNDARAli DÜNDAROktay EKİNCİYrd. Doç. Dr. Haluk ERDEMÖğr. Gör. Kamuran Semra ERENProf. Dr. İsa EŞMEMustafa GAZALCIYrd. Doç. Dr. Firdevs GÜMÜŞOĞLU  Aydın ILGAZProf. Dr. Cahit KAVCARZekeriya KAYAProf. Dr. Ayfer KOCABAŞProf. Dr. Kemal KOCABAŞProf. Dr. Oğuz MAKALMahmut MAKALProf. Dr. Rıfat OKÇABOLProf. Dr. Özer OZANKAYATurgut ÖZAKMANTuran ÖZLÜVarlık ÖZMENEKYrd. Doç. Dr. Seçkin ÖZSOYProf. Dr. Hasan PEKMEZCİProf. Dr. Songül SALLAN GÜLZeki SARUHANMehmet SAZAKProf. Dr. Sedat SEVERProf. Dr. Nezihe ŞENTÜRKDr. Engin TONGUÇPakize TÜRKOĞLUProf. Dr. Ali UÇANProf. Dr. Meral UYSALÖner YAĞCIProf. Dr. Gülen YALÇINProf. Dr. Binnur YEŞİLYAPRAKYrd.Doç.Dr.H... Devamı

15 02 2009

Arşiv: AlsahBlog/KatamonuNet 2005

AlsahBlog/KatamonuNet• Arşiv31/12/2005: Yeşillere, Allara...30/12/2005: İŞTE KASTAMONU'NUN DEPREM RİSK HARİTASI27/12/2005: Pınarbaşı İlçesi: Tarihi, Coğrafi ve Turizm Yönüyle...27/12/2005: Kastamonu Şerife Bacı Devlet Hastanesi’nde Değişim Rüzgarı27/12/2005: Vergi İadesi İçin SON 25 GÜN27/12/2005: MİLLİ EĞİTİM BAKANI'NDAN KASTAMONU HÜKÜMET KONAĞINA ÖVGÜ26/12/2005: Osmanlı'nın Kültür Şehirlerinden Kastamonu'da Yetişmiş Bir Şâir: ÖMER FUÂDÎ26/12/2005: KASTAMONULU DÎVAN EDEBİYATI ŞÂİRLERİ/ ilyas YAZAR25/12/2005: Rıfat Ilgaz Sempozyumu22/12/2005: SON SU BİRİKİNTİSİNDE PUSUYA YATMIŞ TİMSAHLAR/ H. İhsan SÖNMEZ22/12/2005: Kastamonu'dan göç eden yok/ OKTAY EKİNCİ21/12/2005: Kastamonu İle İlgili Linkler21/12/2005: Kastamonu ve İlçeleri Resmi Kurum Linkleri20/12/2005: Saunaland açıldı18/12/2005: Tosya'lı Şair: Ali KÜÇÜK18/12/2005: Abana’da Çıkan Gazeteler/ Hayati Tahsin YILMAZ17/12/2005: ŞENPAZAR NEREDEN, NEREYE? / Oyhan Hasan BILDIRKİ- Aydın17/12/2005: ŞABAN VELİ KÜLLİYESİ (KASTAMONU)/ sukranca17/12/2005: Kastamonu'dan16/12/2005: "Muhafazakar bir feminist "Müfide Ferid Tek, 29 Nisan 1892'de Kastamonu'da Dünyaya Geldi14/12/2005: Orhan Kemal’in muhalif babası: Abdülkadir Kemali14/12/2005: KASTAMONU GAZETE, DERGİ VE SİTELERİ14/12/2005: POMPEİPOLİS DÜNYA TURİZMİNE KAZANDIRILACAK14/12/2005: KİTAP OKUMA'DA KASTAMONU 50'NCİ SIRADA14/12/2005: Merkez İlçe14/12/2005: Abana14/12/2005: Ağlı14/12/2005: Araç14/12/2005: Azdavay14/12/2005: Bozkurt14/12/2005: Cide14/12/2005: Çatalzeytin14/12/2005: Daday14/12/2005: Devrekani14/12/2005: Doğanyurt14/12/2005: Hanönü14/12/2005: İhsangazi14/12/2005: İnebolu14/12/2005: Küre14/12/2005: Pınarbaşı14/12/2005: Seydiler14/12/2005: Şenpazar14/12/2005: Taşköprü14/12/2005: Tosya13/12/2005: http://kastamonunet.site... Devamı

02 02 2009

TAŞLAR - FİKRİ UZUN

(Fotoğrafları büyütmek için üzerine tıklayınız)TAŞLAR - FİKRİ UZUN ABANA TAŞI Denizin, kim bilir nerelerden söküp, “milyar yılda” yonttuğu, Abana kıyılarına attığı taşlardan seçilip tasarlanmıştır. Benzeri taşlara, dağların tepelerinde, eteklerinde ve değişik yerlerinde sizler de rastlayabilirsiniz. Yıllara tanıklık eden taşları, kolye, anahtarlık vb. yapıp yanımızda taşımak, mutluluğumuza katkı yapabilir. "birlikte öğrendik seninleavcumuzda yüreği çarpankuşa sevgiyielele duyduk kumsalda denizinmilyon yılda yonttuğutaşa sevgiyi" (Bülent Ecevit) 1. 2. 3. 4. 5. Fotoğraflar: Ali ŞAHİN ... Devamı

19 01 2009

“NECATİ, AZİZ NECATİ…” / FİKRİ UZUN

                                           “NECATİ, AZİZ NECATİ…”                İstanbul’da Kasım Paşa, İzmir’de Eşref Paşa. Semt adı bunlar.                 02 – 03 Ocak 2009 günleri, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneğinin düzenlediği, “Ölümünün 80. yılında Mustafa Necati ve Cumhuriyet Eğitim Devrimi Sempozyumu” vardı İzmir’de. Mustafa Necati, İzmir Eşref Paşa doğumlu. Kurtuluş Savaşı’na hazırlık yıllarında, Kastamonu İstiklal Mahkemesi Başkanlığı yaptığını, Atatürk’ün ilk Milli Eğitim Bakanlarından olduğunu biliyorduk.Kalktık gittik Kastamonu’dan İzmir’e. Sempozyum; Dr. Selahattin Akçiçek Kültür merkezindeydi. İki gün sürdü. İki gün boyunca, aydınlanma tutkunu Mustafa Necati hakkında konuşulanları dinledik. Sekiz oturumun sekizinde Kastamonu adı geçti sıkça. Mustafa Necati’nin, İzmir kadar Kastamonu’da da etki bıraktığı, fikirlerini benimsettiği, kendisini sevdirdiği bir kez daha ortaya çıktı.                Mustafa Necati’yi anlatacak olan bilim adamı ve yazarlar, Mustafa Necati’nin değişik yönlerini anlattı tanıttılar. Kendisi hakkındaki bilgilerin eksik olduğu, daha da araştırılması gerektiği konusunda birleştiler. Kastamonu’ya gelmelerini, o yıllarda yayınlanan, büyük bir kitleye ulaşan “Açıksöz” gazetesini, yine o günlerde çıkan dergi ve kitapları incelemel... Devamı

19 01 2009

AĞLA GÖZLERİM / FİKRİ UZUN

AĞLA GÖZLERİM                    Muhsin Demir, topaldı. Kalçası çıkmıştı çocukluk yıllarında, bilinemeyen bir zamanda. Bilinse ne olacaktı, ne yapabileceklerdi Boyabat’ın Katırlı Köyü’nde. Altı saatlik Kömürcüler Köyü’ne götürülüp sınıkçıya yumurtanın akıyla sardırılacak, eli boş çıkılmayacak, sargısı ya tutacak, ya tutmayacaktı. “kaderi böyleymiş” dediler.“Topal Muhsin” kaldı adı köyde.Bir ana, bir baba, bir çocuk. Bir de keçileri vardı, sağımlık.Büyük kız Ova Köyü’ne gelin gitmiş, büyük oğlan sıvacılık yaptığı İstanbul’da gecekondu çevirip yerleşmişti.Elde kalan tek oğulları Muhsin’i yanlarından ayırmak istemezlerdi de, Muhsin’in geleceğini düşünmeyi bırak, bu günlerde karnını doyuracak varlıkları, olanakları yoktu.Ne yapacaktı, bağsız bahçesiz, topraksız köyde Muhsin, sakat bacağıyla.Bu oğlanı okutmalıydı.Okutmalıydı da nasıl?Babanın asker arkadaşı Kastamonuluydu. Kastamonu da yatılı okullar olduğunu ondan duymuştu. Muhsin ile babası; dağlar, taşlar aştı, Kastamonu’ya geldi, “Kanadın Hanı”na yerleşti, asker arkadaşını aramaya başladılar.Adından başka bir bilgi yoktu. Önüne gelene sordu, bulamadılar.Asker arkadaşını sordukları bir Kastamonulu, onları Vakıflar Öğrenci Yurdu Müdürü Macit Yılanlıoğlu’na götürdü.“Müdür Bey, bunlar tam aradığınız kişiler” dedi.Macit Bey, Muhsin’le ve babasıyla konuştu, oldukça yoksul olduklarını anladı, o günden yurda aldı.Sınav günü sınava giren Muhsin, sınavı kazandı.“Hadi sen git. Muhsin bizim oldu” dedi, Macit Bey babasına.Baba; iki adım attı geri döndü. O... Devamı

19 01 2009

BÖYLE OLURDU ORALARDA KIŞ GECELERİ / FİKRİ UZUN

BÖYLE OLURDU ORALARDA KIŞ GECELERİ                                  Uzun kış geceleri geçmek bilmezdi. Ya komşu köylere “konakçı” yollanır, ya onlardan gelmesi beklenir, bir yerlere oturmaya gidilir, ya da birileri oturmaya gelirdi. Bir araya gelindiğinde; bilmece sorulur, masal anlatılır, doğaçlama oyun çıkarılırdı. Akşam olmadan, hava iyice kararmadan gelen giden gözetilir, gelen giden olmaz ise, hava kararıp evlere çekildikten sonra, evlerin konuk odalarında ışık olup olmadığı gözlenirdi.                Gelen gideni gözetlemeden, konuk odalarında ışık olup olmadığına bakmağa gerek kalmadan, daha gündüzden; “Potuklara kabukçuların geldiği, akşam oyun çıkaracakları” haberi köye yayıldı. Potuğun eşi, Toğgören Köylüydü. Toğgören köyü ormanlık, ormanlar karaçam ağaçlarıyla kaplıydı.                Kimi zaman devlet, kimi zaman köylüler, kimi zamanda kaçakçılar “kesim” yapar, çamın kütüğü, yerinde kalırdı. Kesilen ağaçların yerde kalan kütükleri, bir yıl sonra kabuklarını bırakır, kütükten ayrılmış kabukları orman köylüleri koparıp toplar, eşeğe yükler, gelir “Geymene” li mıhçılara satardı. Geymeneli mıhçılar onu demirci ocağında yakar, mıh yapılacak demiri körüğün üfürmesiyle, kabara kabara yanan ocağın içine dürter, istenen kıvamda ısınan kızaran demirden; kalıp, kalıplama ve çekiç yardımıyla mıh yaparlardı.    &nbs... Devamı

15 01 2009

Kastamonulu Ünlüler: Prof. Dr. Ahmet MARANKİ

Prof. Dr. Ahmet MARANKİAhmet Maranki 1956 yılında İnebolu'da doğdu. Liseyi İstanbul'da bitiren yazar ilk önce Tütün Eksperleri Yüksek Okulu’nu bitirip 1976 yılında stajını tamamlayarak devlet görevine başladı. Sırasıyla 1981 yılında İstanbul Üniversitesi T. Endüstri Mühendisliği’ni, 1986 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Siyaset Bölümünde ‘master’ını, 1990 yılında aynı bölümün Sosyal Siyaset Çalışma Ekonomisi Endüstri İlişkileri alanında doktorasını tamamladı. 1991 yılında ABD'de mesleki alanda mahalli idareler, sosyal güvenlik sistemleri ve tarım alanında doktora üstü bilimsel çalışma ve araştırmalarda bulundu.1993 yılında SSCB'nin yıkılmasıyla Azerbaycan devletinin talebi üzerine, T.C. adına görev yaptığı ilgili birimin baş uzmanı olarak araştırmalar yapmak ve üniversitelerde ders vermek üzere görevlendirildi. T.C. adına Azerbaycan Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BMT) U.N.D.P, UNV birimlerinin kalkınma programları çerçevesinde devlet ve özel üniversitelerinin planlı ekonomiden pazar ekonomisine geçişleriyle ilgili "Principles Marketing", International Economic Organization", "International Marketing", "Islam Economy Relation" ders programlarının hazırlanıp uygulanmasında "University Lecturer" unvanıyla "Specialist" olarak diplomatik statüde görev yapan yazar, Azerbaycan Millî Meclisi’nde danışmanlık yapmış olup, bu çalışmalarını "Türkiye Azerbaycan Haricî İktisâdî Alakaları" , "Agent Mukaveleleri" adlı kitaplarıyla yayınlamıştır.Ahmet Maranki yaptığı bu ve burada kaydedilmeyen çalışmalarıyla 1998 yılında Azerbaycan’da "Yılın En Başarılı Yabancı Bilim Adamı" seçilmiştir.BMT'nin Unesco ve Avrupa Birliği nezdinde kurularak faaliyet gösteren IPA-I... Devamı

15 12 2008

3. OĞUZ ATAY ÖDÜL TÖRENİ VE PANELİ

3. OĞUZ ATAY ÖDÜL TÖRENİ VE PANELİ              Son yıllarda kültür ve  edebiyat dünyamızdaki zenginleşmeye şehrimizin de  katkı yapmış olması bizleri gururlandırıyor.              Oğuz ATAY  Ödülü projesinin  Oğuz ATAY’ın  Kastamonulu olmasının yanı sıra bu isme ödül konulması Oğuz ATAY’ın Türk Edebiyatında önemli bir konumda olmasındandır.              Oğuz ATAY’ın Türk Edebiyatında yüksek bir çıta oluşunu göz önünde tutarak, Türk dilini sevip, katkı yapıp, geliştirmek isteyenlerin, bunun da üzerine çıkmasını özendirmek için sayın Valimizin önerisinde ve himayesinde bu etkinliği düzenledik.             Bir  yıl  içersinde   (30.06.2007-30.06.2008)   yayınlanan  öykü  kitaplarını   özenle değerlendirebilecek,  bugün Türk yazınının önemli yazar ve  editörlerinden oluşan bir seçici kurul oluşturuldu. ( Nalan BARBAROSOĞLU, Müge İPLİKÇİ, Murat YALÇIN, Behçet ÇELİK ve Sezer Ateş AYVAZ)                2006 yılında  ilkini düzenlediğimiz etkinlik de (I.Oğuz Atay Öykü Ödülü) MAZLUM DİRİCAN  “Harf ve Ayna Ya Da Bir Yol Meseli” isimli öykü dosyası  ile ödül kazanmıştı. Söz konusu yazarın eseri 2008 yılı başında Duvar Yayınları  tarafından basılarak  piyasaya çıkmıştır.              200... Devamı

15 12 2008

GÖLKÖY ÇINARI

 GÖLKÖY ÇINARI           “Anadolu cehalet içindeydi”.      Bir şeyler yapmalıydı daha da gecikmeden.     Ve yapıldı.      “Yapılan plan taslağına göre; 1954 Yılında; öğretmen, koruyucu sağlık hizmeti, tarım teknisyeni ulaşmamış köy, okuma yazma bilmeyen birey kalmayacaktı.      “Cehalet içindeki Anadolu, kısa sürede aydınlığa çıkacaktı”.      Uzun arayışlar sonucu kurulan ve amacına ulaşamadan programı değiştirilip, Öğretmen Okullarına dönüştürülen, ezbercilik yanlısı olmayan Köy Enstitüleri kısa sürede binlerce gerçekçi,  öğretmen yetiştirdi. Öncelikle köyün, sonra da ülkenin aydınlanmasını başlattı.      Uzun arayış ve denemeler sonucu kurulmuştu Köy Enstitüleri.      1914 den önce öğretmen, 1914 den sonra Millet Vekili İsmail Mahir Efendi; daha 1915 Yıllarında:      “Acele edip, kız öğrencilere ev ekonomisi ve sanatları, erkek öğrencilere tarım ve iş bilgisi öğretip, biraz genel kültür vererek iyi bir uygulama yaptırdıktan sonra, iki lira maaş bağlayıp köylüler de ev mekteplerini yaptılar mı, bu işi kısa zamanda hallederiz. Aksi halde, üç yüz senede bu işi halledemeyiz” diyordu.      Övünebiliriz; İsmail Mahir Efendi, Kastamonulu.      Köy Enstitülerinin kurucusu İsmail Hakkı Tonguç ta Kastamonu’da okudu. Avrupa yakınındaki Balkanlardan, çektiği çilelerden etkilendiği kadar, Kastamonu kültüründen, Kastamonu eğitiminde... Devamı

07 12 2008

BU DÜNYADAN ‘EMMİ’ GEÇTİ...

BU DÜNYADAN ‘EMMİ’ GEÇTİ...02:53 07 Aralık 2008 Musa Uysal, Türkiye öğretmen hareketinin tüm aşamalarında yer almış örgütçü bir eğitimciydi. Özverili, alçakgönüllü, sevecen kişiliğiyle yalnızca öğretmenlerin değil, tüm devrimcilerin, ilericilerin, sosyalistlerin “sevgili Emmi”si olmuştu. Musa Uysal’ı 29 Kasım günü 82 yaşında yitirdik... ATTİLA AŞUT ‘Emmi’, halk dilinde “amca”nın karşılığıdır, ama “amca”dan daha sıcak bir sözcüktür...Musa Uysal’a “Emmi” lakabını kim, ne zaman takmıştır?Bu soruyu kendisine sorduğumda demişti ki:“1970’lerin başında ben TÖB-DER’de yöneticiydim.  O yıllarda Nâzım Hikmet’in kız kardeşi Samiye Hanım (Yaltırım) ve eşi Seyda Bey Ankara’da oturuyorlardı. Bu ailenin yakın dostu olan arkadaşım Aydın Aydemir’le sık sık Yaltırım’ların Sıhhiye’deki evlerine giderdik. Samiye Hanım bize güzel sofralar kurardı. Belki çok şaşıracaksın ama, ben ‘cahiliye dönemi’mde komünizmin ve Nâzım’ın amansız düşmanıydım! Öyle ki, elime silah alıp Nâzım’ı öldürmeyi düşündüğüm bile olmuştur! Çünkü komünistleri ‘vatan haini’ sanırdım! Ama sonraları bilinçlenip Nâzım’ı tanıyınca kendimden utandım. Üstelik, yıllar sonra Nâzım’ın kız kardeşiyle dost olduk. Biliyorsun, bir zamanlar TRT radyolarında, ‘Ocakbaşı’ diye bir izlence vardı. Köye, köylüye yönelik bir yayındı. Ünlü izlencenin baş kişisi ise ‘Musa Emmi’ idi. İşte Samiye Hanım, oradan esinlenerek bana ilk günden ‘Emmi’ demeye başladı. Bir gün, TÖB-DER Genel Merkezi’ne beni ziyarete geldiğinde, ... Devamı

07 12 2008

GÖLKÖY ÇINARI / FİKRİ UZUN

GÖLKÖY ÇINARI (Fotoğrafları Büyütmek İçin Üzerine tıklayınız...)“Anadolu cehalet içindeydi”.                Bir şeyler yapmalıydı daha da gecikmeden.Ve yapıldı.                “Yapılan plan taslağına göre; 1954 Yılında; öğretmen, koruyucu sağlık hizmeti, tarım teknisyeni ulaşmamış köy, okuma yazma bilmeyen birey kalmayacaktı. “Cehalet içindeki Anadolu, kısa sürede aydınlığa çıkacaktı”.                Uzun arayışlar sonucu kurulan ve amacına ulaşamadan programı değiştirilip, Öğretmen Okullarına dönüştürülen, ezbercilik yanlısı olmayan Köy Enstitüleri kısa sürede binlerce gerçekçi,  öğretmen yetiştirdi. Öncelikle köyün, sonra da ülkenin aydınlanmasını başlattı. Uzun arayış ve denemeler sonucu kurulmuştu Köy Enstitüleri.                1914 den önce öğretmen, 1914 den sonra Millet Vekili İsmail Mahir Efendi; daha 1915 Yıllarında: “Acele edip, kız öğrencilere ev ekonomisi ve sanatları, erkek öğrencilere tarım ve iş bilgisi öğretip, biraz genel kültür vererek iyi bir uygulama yaptırdıktan sonra, iki lira maaş bağlayıp köylüler de ev mekteplerini yaptılar mı, bu işi kısa zamanda hallederiz. Aksi halde, üç yüz senede bu işi halledemeyiz” diyordu.                Övünebiliriz; İsmail Mahir Efendi, Kastamonulu.                Köy Enstitü... Devamı

18 11 2008

Kastamonu kadın mitingi... Esra İnal

Esra İnalKastamonu kadın mitingiKadınlar olarak hep kendimize yönelttiğimiz eleştirilerden biri de "Türk Kadını kendi hakları için mücadele etmemiş, herşey tepeden inme, birileri tarafından, Cumhuriyet yıllarında iktidarı paylaşan kimselerce Türk Kadınına bir ödül olarak verilmiştir"...yanılgısıdır.İşte bu tamamen yanlış ve Türk Kadınını küçümseyen bir ifadedir...Bunun aksini ispat için buradayım. Bilmediğimiz, vakıf olmadığımız Türk tarihi içinde o denli gelişmeler vardır ki, birçok Batı ülkesine medeniyet dersi verebilecek, doğu dünyasına ise taş çıkaracak ruhani ve insani olgular vardır. Elbette günümüzde kadın haklarının verilmesi sorusunu aştık ve bunun Batı boyutlarında geliştirilmesini tartışıyoruz. Kadınlarımız, Milli Mücadele yıllarında, birçok cephede erkeklerle beraber, cephe açılmayan bölgelerde ise, kendi evlerini savunurken, gazi ve şehit olmuşlardır. Türk tarihinde şehir savunması ile bilinen üç şehrimiz Antep, Urfa ve Maraş'ta şehit olan kadınlarımız bilhassa canları pahasına evlerini, yurtlarını savunurken şehit olmuşlardır. Milli Mücadele yılları yani 1919-1921 arasında Anadolu'da ve İstanbul'da birçok direniş çağrısı yapan miting düzenlenmiştir. Ancak bunlardan en çarpıcısı, Anadolu'nun küçük bir şehrinde ve yalnızca kadınların katılımıyla yapılan Kastamonu Kadın Mitingi'dir.Emperyalist ülkelerin jeo-stratejik çıkarları dışında kalan Kastamonu'da Milli Mücadele açısından İstanbul gibi basına kısıtlamalar yaşanmıyordu. Kastamonu'da Milli Mücadele yıllarında yayınlanan Açıksöz adındaki gazete; bu direnişi destekleyen önemli basın organlarından biri olacaktır. Bu nedenle, yöre halkı mücadele hakkında direkt bilgiye sahip olmuştur. Kastamonu'nun ileri gelenlerinin eşleri Milli Direnişe katkıda... Devamı

07 11 2008

Rıfat Ilgaz Yüksekokulu açıldı

06/11/2008 Rıfat Ilgaz Yüksekokulu açıldı Kastamonu Üniversitesi Cide Rıfat Ilgaz Meslek Yüksekokulu’nun açılış töreni salı günü gerçekleştirildi. Törene Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, Kastamonu Valisi Mustafa Kara, Rıfat Ilgaz’ın oğlu yayıncı Aydın Ilgaz katıldı. Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, konuşmasında Rıfat Ilgaz’ın Parmaklığın Ötesinde adlı şiirinden dizeler okudu. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahri Gökçebay ise Cidelilerin meslek yüksekokulunun açılışında diğer ilçelerden farklık gösterdiğinin altını çizdi. Tören sonrası görüşlerini aldığımız Aydın Ilgaz da oldukça heyecanlıydı. 1911 yılında Cide’de dünyaya gelen babası Rıfat Ilgaz’ın adının Cide’de açılan meslek yüksekokuluna verilmesinin mutluğunu yaşıyordu.Aydın Ilgaz şöyle konuştu: “Babam derdi ki ‘Cide’de bir zamanlar liseyi bitiren öğrenciler, ekonomik nedenlerden dolayı başka şehirlerdeki üniversitelere gidemeyip, olsa olsa Cide’de kahvelerde otururlar, en fazla kahveci çırağı olabilirlerdi...’ Şimdi, Cide’ye Türkiye’nin her tarafından öğrenci geliyor. Şu anda babam okulunu ve öğrencilerini izliyordur, büyük bir mutluluk ve heyecanla taa yukarılardan…” (Kastamonu/EVRENSEL)... Devamı

30 10 2008

Çankaya’dan üç ödül

Çankaya’dan üç ödülANKARA Milliyet Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli yazarların başında gelen, Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen ilk Türk yazar olmasına karşın bu ödülü alamayan Yaşar Kemal, 2008 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne layık görüldüHabere yorum yaz Arkadaşına gönder Sitene ekle Sayfayı yazdır» nasıl oynanır?» kurallar» puanınızı öğrenmek için tıklayınEdebiyat alanında Kemal'e verilmesi kararlaştırılan ödüle, mimari dalında Turgut Cansever, müzik dalında da Alaeddin Yavaşça değer bulundu.Her yıl Türkiye'nin kültür ve sanatını yüceltmek için çalışan Türk vatandaşı ve yabancı uyruklu kişilerle kurumları devlet adına onurlandırmak ve özendirmek amacıyla cumhurbaşkanlığınca verilen ödüller, bu yıl her biri kendi alanında ünlü isimlere gitti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, Genel Sekreter Yardımcı Emin Kuz, Dış Politika Başdanışmanı Gürcan Türkoğlu, Basın Başdanışmanı Ahmet Sever, Danışman Zeynep Damla Gürel, Doğan Hızlan ve Beşir Ayvazoğlu'ndan oluşan Değerlendirme Kurulu'nun önerileri sonucu ödül sahiplerini belirledi. Bu çerçevede Yaşar Kemal, Turgut Cansever ve Prof. Dr. Yavaşça ödüllere değer görüldü. Edebiyat dalında ödülün Yaşar Kemal'e verilmesi, Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen ilk Türk yazar olmasına rağmen bu ödülü kazanamayan ünlü yazara Gül'ün jesti olarak yorumlandı. Kemal, Cansever ve Yavaşça'ya ödülleri, düzenlenecek bir törenle Gül tarafından takdim edilecek.Üç kez Ağa Han Mimarlık Ödülü'nü kazanmış tek mima... Devamı

30 10 2008

Oğur: ‘Mustafaizm’ Kemalizm’in son sürümü

 Kürtler’e muhtariyet tanınmasını istediGazeteci Can Dündar'ın Genelkurmay arşivlerinden yararlanarak hazırladığı 'Mustafa' filmi uzun süre konuşulacak Filmde, Kürt sorunu da işleniyor. Mustafa Kemal 16 Ocak 1923’de, İzmit Kasrı’na davet ettiği dönemin ünlü 9 gazetecisiyle ’yazılmamak’üzere sabaha kadar görüşlerini açıklıyor. Doğu’daki görevi sırasında bölgeyi inceleyen Büyük Önder, Cumhuriyet’i ilan etmesine 9 ay kala Kürt meselesiyle ilgili şunları anlatıyor: “Başlı başına bir Kürtlük düşünmektense, bizim Teşkilat-ı Esasiye Kanunu(Anayasa) gereğince zaten birtür yerel özellikler oluşacaktır. O halde hangi livanın(sancağın) halkı Kürt ise, onlar kendi kendilerini özerk olarak idare edeceklerdir.Ayrı bir sınır çizmeye kalkışmak doğru olmaz.” VATAN’IN NOTU: Bu toplantıda şu gazeteciler bulundu: Vakit’ten Ahmet Emin (Yalman), Tevhid-i Efkar’dan Velit Ebuzziya, İleri’den Suphi Nuri (İleri), Tanin’den İsmail Müştak (Mayakon), Akşam’dan Falih Rıfkı (Atay), İkdam’dan Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), İzmit İleri’den Kılıçzade İsmail Hakkı ile Dr. Adnan (Adıvar) ve Halide Edip’in (Adıvar).Ölmeden heykelini meydanlara diktirdi Mustafa filminde tartışma yaratacak bir bölüm ise Atatürk’ün 1926’dan itibaren kendi heykellerini büyük kentlere diktirmesi... İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica bu amaçla Ankara’ya davet ediliyor ve İzmir Cumhuriyet Meydanı’ndaki atlı Atatürk Heykeli ile Ankara Sıhhiye Meydanı’ndaki Atatürk heykelini yaptı. VATAN’IN NOTU: Canonica tarafından yapılan ilk eseri Atatürk’ün at üstünde tasarlandığı tunç heykel,Etnografya Müzesi’nin önüne 29 Ekim 1927’de dikild... Devamı

26 10 2008

KASTAMONU MERKEZİNE GEZİ 2 / FİKRİ UZUN

KASTAMONU MERKEZİNDE GEZİ                                      B     “Kedi değil de” dedi rehberimiz…:      “Geçenlerde İstanbul’dan öğrenciler geldi. Onlara da anlattım, bu halka ve tokmağın anlamını. Bir öğrenci; ‘Fatih Ürek gelirse?’ diye sordu. Ne desem…      Her halde ikisini de dedim” dedi.      Bir başkası:     “Hoca hanım, ‘Ayu çıkabülü, gurt çıkabülü’ levhası varmış doğru mu?” diye sordu.     “Doğru. O da bizim kültürümüz. Ama ‘Gırmızı mavi depive gari’ bizim değil. Çünkü bizim futbol takımımızın renkleri kırmızı siyah. Hiç kırmızı mavi olmadı. Şunu da belirteyim, valilikte çalışıyorum, sivil savunmada görevliyim, rehber değilim. Adım Ferda Karakaş” dedi, devam etti. Camın önüne konan çiçeğin renginden, o evin ne havada olduğunu öğrenebileceğimizi, sarının hüznü, kırmızının sevinç ve mutluluğu, ifade ettiğini belirtti.     Ellezler Konağı; Sanat Okulu Caddesi ile Hisar ardı Yolunun kesiştiği sağ köşede, aslına uygun onarılan ilk konaklarımızdan.      Konaktan ayrılıp, “El Sanatları Dokuma Merkezi”ne giderken:     “Aranızda Bursalı var mı?” diye sordu rehberimiz. Kimseden ses çıkmadı. “Atatürk, Şapka Devrimi öncesi Kastamonu’ya geldiğinde; Kastamonulular, dokudukları kaput bezinden diktikleri şapka ile karşılamışlar Atatürk’ü.... Devamı

26 10 2008

KASTAMONU MERKEZİNE GEZİ 1 / FİKRİ UZUN

KASTAMONU MERKEZİNE GEZİ                                     A      Gazeteci konuklara şehir içi gezdirilecekti. Midibüs hazırdı. Gezilecek yerleri bilsem de ben de sabırsızlandım. Nede olsa, rehber eşliğinde gezecektik.       Midibüsümüz, Kastamonu Öğretmen Evi’nden hareket eder etmez; rehberimiz, Paflagonya’lılar dan başlayarak şehrin tarihini anlatmaya başladı, günümüze geldi. Soluk almadan dinledik anlattıklarını.      Kastamonu konağı görünümünde yapılan “El Sanatları Teşhir Merkezi”ne geldiğimizde; şehrin tarihinin anlatımı bitmişti:      “Konağı gezeceğiz. Herkes konağa girmeden galoşlarını giysin” dedi rehberimiz.      “Ben galoş giyilen yeri gezmek istemem” dedi, konuklardan birisi.      “Gitmek istemeyen arabada oturabilir. Gezmek isteyen buyursun” dedi rehberimiz.      Arabadan indik, galoşlar giyildi, konaktan içeri girildi. Rehberimiz yavaş sesle anlatmaya başladı anlatacaklarını. Bu tarihe, bu güzelliğe, bu sessizliğe hep birlikte uyuldu. Tüm odalar gezildi. Her oda ayrı düzenli, ayrı bir tarih, ayrı bir geçmiş. Çam ağacından tıkır, topraktan cabalar. Ağaç yapımı sedir, sedirde Kastamonu dokuması örtüler, giysiler, döşemeler. Oda köşelerinde ocaklar, ocak başlarında sacayaklar, kıyısında işlemeli tereceler. Duvarda gaz lambaları, taş aynalar…      Konaktan çıkarken: “Galoş giyildiği kadar varmış” dedi, konuklardan birisi.&n... Devamı

26 10 2008

EGEMENLİK DİYE-DİYE / FİKRİ UZUN

             ORTADOĞU VE…     Son yıllarda, başta Türkiye’mizin ve dünyanın en çok ilgi duyduğu, değişik ülkelerin gündemini oluşturduğu, konu; Amerika’nın (ABD) Irak’ı “işgali”, İsrail’i koruma tutkusu, İsrail’in Ortadoğu’ya  olan ilgisi,  çevre ülkelerinin İsrail’e karşı duyduğu nefretin nedeni?       Gelin, hep birlikte, geçmişe bir göz atalım.      ABD 12 Eylül 2003 de İkiz Kulelere yapılan saldırıyı bahane edip, Orta Doğu’ya yerleşmenin yollarını aradı.     İkiz Kulelerin, uçak çarptırılarak yıkılmasından sorumlu tuttuğu Usame Bin Ladin’i (Hüsamettin) destekliyor gerekçesiyle, Afganistan’daki Taliban Yönetimi’ni devirip, ülkeyi denetimi altına aldı.       “Terörü destekliyor, kimyasal silah üretiyor” gerekçesiyle de, Irak’ı dünya devletlerinin olduğu kadar, çevre devletlerinin de kafasını karıştırıp, gözden düşürdü. Dünyayı ve çevre ülkeleri “bu beladan” kurtarmak adına; Okyanus ötesinden gelip, Irak’ı günlerce gökyüzünden bombaladı.      Limanlarımızı, hava alanlarımızı denetimi altına almak, silahlı gücünü yurdumuza konuşlandırmak,  üzereyken, halkımızın tepkisiyle karşılaştı...     Ben de çok üzülüyordum.     O günlerde, aşağıdaki yazıyı yazmışım.                         EGEMENLİK DİYE-DİYE  ... Devamı