83 Takipçi | 307 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Sinema-Tv

Haber

Müzik

Şiir

Diğer İçeriklerim (577)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (83)
09 12 2010

Çivisiz ve elektriksiz cami

Çivisiz ve elektriksiz cami Dün 16:33 ÇarşambaKastamonu'da 14'üncü yüzyılda çivi kullanılmadan bindirme tekniğiyle yapılan camiye elektrik de kullanılmıyor.   Kastamonu'nun merkeze bağlı Kasaba Köyü'nde 14'üncü yüzyılda yapılan kendisine has çivi kullanılmadan bindirme tekniğiyle yapılan ve günümüzde de olası bir yangına sebebiyet vermesi için elektrik kullanılmayan Mahmut Bey Camii, başta Japonlar olmak üzere dünyanın birçok ülkesinden turistlerin ilgisini çekiyor. Kastamonu Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restore edilen tarihi camii, yıllar sonra geçmişe ışık tutuyor. Kastamonu Daday Karayolu üzerinde 18'inci kilometresinde Kasaba Köyü'nde yer alan Mahmutbey Camii, kendisine has ahşap mimarisiyle dikkat çekiyor. 14'üncü yüzyılda Candaroğlu Hükümdarlarından Adil Bey'in oğlu Emir Mahmut Bey tarafından yaptırılan dış cephesi moloz yığma taştan, içi ise ahşap el işçiliği ile dikkat çeken camii, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor. Hiç çivi kullanılmadan tamamen ahşapların bindirme tekniği ile yapılan tarihi camideki motifler görenleri büyülüyor. Kök boyaları kullanarak 14'üncü yüz yılda yapılan tarihi camide ayrıca 8 metre yüksekliğinde ağaç sütun yer alıyor. Yapımında hiç çivi kullanılmadan ahşap ürünlerin kendisine has bindirme tekniği kullanılan camiide ayrıca olası bir yangının önlenmesi için elektrik kullanılmıyor. 24 saat özel güvenlik görevlileriyle korunan camide ısınma sistemi bulunmuyor. Camiinin aydınlatma sistemi ise 12 adet küçük pencere ile sağlanıyor. ÇALINAN KAPI MANİSA'DA BULUNDU Düny... Devamı

08 09 2010

“Yetmez ama Evet…” Ya da omurgasız “aydın”lar! / Attila Aşut

 “Yetmez ama Evet…” Ya da omurgasız “aydın”lar! ATTİLA AŞUT ; Gerçek Gündem; 8 Eylül 2010   'Yetmez ama evet'çilere sorular: “Yetmez ama EVET…” Bu sözün kendi içinde mantıksal bir tutarlılığı var mı? Daha bugüne değin, “Ben 12 Eylül 1981’deki Anayasa referandumunda ‘Evet’ oyu kullandım” diyene rastlamadım! Kime sorsanız, herkes “Hayır” demiş! Peki, % 92 oranındaki “Evet” oyunu kim vermiş acaba? Bu kez de öyle olacak! “Tayyip Anayasası”na “Evet” diyenler, yarın bunu açıklamaktan utanacaklar! 12 Eylül Anayasası oylanırken, ben Mamak Askeri Cezaevi’nde tutukluydum. O yüzden, “Evren Anayasası”na “Hayır” deme şansım olmadı. Ama dışarıdaki yoldaşlarım, tüm baskılara karşın, hem “Hayır” kampanyası yürüttüler, hem göğüslerini gere gere sandığa gidip “mavi” oy kullandılar. Ne yazık ki, şimdi 12 Eylül Anayasası’nı makyajlayarak kalıcılaştırmak isteyen AKP’ye tutum alışta sol’un bölündüğünü görüyoruz. Referandum oylamasının tam da 12 Eylül gününe denk gelmesi, iktidar partisi sözcülerine büyük bir demagoji fırsatı verdi. Başbakan Erdoğan, mal bulmuş mağribi gibi, propaganda stratejisini “12 Eylül’le hesaplaşma” üzerine oturttu. Bir süredir siyasal iktidarın dümen suyuna girmiş “sağlı-sollu” aymazlar da bu kervana katılarak AKP’nin değirmenine su taşımaya başladılar. 12 Eylül ürünü bir partinin12 Eylül’le hesaplaşabileceğini düşünmek safdilliktir. AKP sözcülerinin ve yandaş kalemlerin soldaki bölünmeyi derinleştirmeye yönelik bu s&... Devamı

08 09 2010

“Yetmez ama Evet…” Ya da omurgasız “aydın”lar!

 “Yetmez ama Evet…” Ya da omurgasız “aydın”lar! ATTİLA AŞUT ; Gerçek Gündem; 8 Eylül 2010   'Yetmez ama evet'çilere sorular: “Yetmez ama EVET…” Bu sözün kendi içinde mantıksal bir tutarlılığı var mı? Daha bugüne değin, “Ben 12 Eylül 1981’deki Anayasa referandumunda ‘Evet’ oyu kullandım” diyene rastlamadım! Kime sorsanız, herkes “Hayır” demiş! Peki, % 92 oranındaki “Evet” oyunu kim vermiş acaba? Bu kez de öyle olacak! “Tayyip Anayasası”na “Evet” diyenler, yarın bunu açıklamaktan utanacaklar! 12 Eylül Anayasası oylanırken, ben Mamak Askeri Cezaevi’nde tutukluydum. O yüzden, “Evren Anayasası”na “Hayır” deme şansım olmadı. Ama dışarıdaki yoldaşlarım, tüm baskılara karşın, hem “Hayır” kampanyası yürüttüler, hem göğüslerini gere gere sandığa gidip “mavi” oy kullandılar. Ne yazık ki, şimdi 12 Eylül Anayasası’nı makyajlayarak kalıcılaştırmak isteyen AKP’ye tutum alışta sol’un bölündüğünü görüyoruz. Referandum oylamasının tam da 12 Eylül gününe denk gelmesi, iktidar partisi sözcülerine büyük bir demagoji fırsatı verdi. Başbakan Erdoğan, mal bulmuş mağribi gibi, propaganda stratejisini “12 Eylül’le hesaplaşma” üzerine oturttu. Bir süredir siyasal iktidarın dümen suyuna girmiş “sağlı-sollu” aymazlar da bu kervana katılarak AKP’nin değirmenine su taşımaya başladılar. 12 Eylül ürünü bir partinin12 Eylül’le hesaplaşabileceğini düşünmek safdilliktir. AKP sözcülerinin ve yandaş kalemlerin soldaki bölünmeyi derinleştirmeye yönelik bu s&... Devamı

02 08 2010

Tabii ki Söyleyene de Bakacağız

  Cumhuriyet 02.08.2010 SÖZDEN YAZIYA SÜHEYL BATUM Tabii ki Söyleyene de Bakacağız 12 Eylül yaklaştıkça, heyecan da artıyor. Referandumda “evet” mi çıkacak, yoksa “hayır” mı? Tabii ki herkes kendi istediği, uygun gördüğü “renge” oy verecek. AKP anayasasının güzel, çağdaş düzenlemeler getirdiğine inanıyorsa, “evet” verecek. Yok eğer, bu değişikliğin, yargıyı tamamen AKP’nin ele geçirmesinden başka, dişe dokunur bir şey getirmediğine inanıyor ve bunu tehlikeli görüyorsa, “hayır” verecek. Gerçi ben halkoylamasında “hayır” çıkacağını düşünüyorum. Neden mi? Bunu şu nedenle düşünüyorum. Hiç kuşkusuz, halk ilk önce tartışmanın taraflarına bakacaktır. O tarafların kimler olduğuna bakacaktır. Daha sonra da, yine hiç kuşkusuz o tarafların bugüne kadar, farklı konularda neler söylediklerine, halka yalan söyleyip söylemediklerine ve tabii bir de bugün anayasa için neler söylediklerine” bakacaktır. Çünkü her zaman söylüyorum, “bir kişiyi ömür boyu kandırmak mümkün, bir halkı belli bir süre kandırmak da mümkün, ama tüm bir halkı ömür boyu kandırmak kesinlikle mümkün değil”. Bu nedenle seçmenler, bugüne kadar ekonomi konusunda, tarım konusunda, Kıbrıs konusunda, Habur açılımı, Alevilere haklar, dokunulmazlıklar, hatta işsizlik konusunda, ekonomik kriz konusunda ve daha birçok konuda söylenenlere ve kimlerin ne söylediğine bakacaktır. Gerçi “tartışmanın taraflarına bakacaktır” derken, ben siyasetçileri kastetmiyorum. &C... Devamı

20 07 2010

CHP bugüne kadar 6 başkan gördü

CHP bugüne kadar 6 başkan gördü CHP'de bugüne kadar 32 kurultay ve 14 olağanüstü kurultay toplandı. AA   Ankara- CHP tarihinde, 12 Eylül öncesinde 24 kurultay ve 8 olağanüstü kurultay; 12 Eylül sonrasında ise 8 kurultay ve 6 olağanüstü kurultay olmak üzere toplam 32 kurultay ve 14 olağanüstü kurultay gerçekleştirildi. CHP'de genel başkanlığı bugüne kadar 6 isim üstlendi. CHP'de genel başkanların değiştiği kurultaylar şöyle: Atatürk'ün ebediyete intikalinin ardından 26 Aralık 1938 tarihinde toplanan 1. Olağanüstü Kurultayda, İsmet İnönü ''değişmez genel başkanlığa'' seçildi ve 33 yılı aşkın bu görevi sürdürdü. İnönü'nün istifasının ardından, 14 Mayıs 1972'de ''Genel Başkanlık Seçimi Özel Kurultayı'' toplandı ve Bülent Ecevit genel başkanlığa seçildi. 12 Eylül askeri müdahalesinin ardından partiler kapatıldı ve yöneticilerine siyasi yasak getirildi. Kapatılan bu partilerin yeniden açılmasına olanak sağlayan yasanın çıkmasından sonra 9 Eylül 1992'de toplanan 25. Kurultayda CHP'nin yeniden açılması kararı alındı. Genel Başkanlığa Antalya Milletvekili Deniz Baykal seçildi. SHP ile CHP arasındaki birleşme sürecinde 8 Şubat 1995'de yapılan bütünleşme kurultayında Hikmet Çetin CHP Genel Başkanlığını üstlendi. Bundan yaklaşık yedi ay sonra, 9 Eylül 1995 tarihinde toplanan 27. Kurultayda Hikmet Çetin aday olmadı. Deniz Baykal, Murat Karayalçın ile yarıştı ve genel başkanlığa seçildi. 18 Nisan 1999'da yapılan seçimlerde CHP meclis dışında kaldı ve Baykal 22 Nisan'da genel başkanlıktan istifa etti. CHP'nin 9. Olağanüstü ... Devamı

20 07 2010

Rahşan Ecevit: Onun isminden uzak dursunlar

Rahşan Ecevit: Onun isminden uzak dursunlar Rahşan Ecevit, Bülent Ecevit'in dedesine ait evin müze yapılması önerisine tepki gösterdi. AA   Ankara- Rahşan Ecevit, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi: ''DSP'nin yöneticilerinden biri, Kastamonu'da bir Ecevit müzesi açılması için Kültür ve Turizm Bakanlığına başvuracağını açıklamış. DSP'yi bugünkü dramatik noktaya getiren, Ecevit'in hem manevi hem de maddi mirasını yüzleri kızarmadan tüketenlerin onun adını anmaya hakları yoktur. Emekle ve titizlikle oluşturulan bu mirasın son kırıntıları da heba edildikten sonra DSP ile bağlantılarını sona erdirecekleri aşikar olan bu kişilerin siyasi çıkar hesaplarına Ecevit adını alet etmemelerini önemle hatırlatırım. Bu kişiler, Ecevit'e olan borçlarını eğer gerçekten ödemek istiyorlarsa onun isminden uzak dursunlar.'' DSP Genel Sekreteri Hasan Erçelebi, dün yaptığı açıklamada, Bülent Ecevit'in dedesi Fahri Ecevit'in, Kastamonu'nun Daday ilçesine bağlı Sarıçam köyündeki evinin restore edilerek müze haline getirilmesi için çalışma başlattıklarını bildirmişti. 20 Temmuz 2010   CHP'den 'Kürt sorunu' raporu CHP Diyarbakır İl Başkanlığınca, parti genel merkezine gönderilmek üzere 16 sayfalık ''Kürt Sorunu ve Çözüme Dönük Yol Haritası'' başlığıyla bir rapor hazırlandı. AA Diyarbakır- Raporla ilgili açıklama yapan CHP Diyarbakır İl Sekreteri Avukat Mahmut Şevketoğlu, ''Kürt sorununun'' Diyarbakır ve bölge üzerindeki olumsuz etkilerini dile getirmek, çözüm noktasında CHP'nin sosyal demokrat kimliği ile soruna bakış ve &c... Devamı

18 06 2010

ATATÜRK YOLU’NDA, KAĞNILARIN İZİNDE

ATATÜRK YOLU’NDA, KAĞNILARIN İZİNDE                   Atatürk Yolu’nda yürüdük, mermi çeken kağnı arabalarının izinde, yere çakılı taşlar üstünde. Yol, bizi İnebolu’ya götürdü, cephane yükünü boşaltan kayıkların yanına. Salih Reis, top mermisi taşıyordu omzunda ıkış ıkış. Bir eli mermide, bir eli dayanağındaydı. Taşköprü’den gelen manda arabaları dolmak üzere, Seydiler çevresinden gelenler daha yoldaydı. Deniz uysal, hava ılıktı.                 İnsanlar mermi taşıyordu kayıklardan arabalara. Bir çocuk düştü yere, kucağındaki mermisiyle birlikte. Annesi kaldırdı yerden, önce mermiyi, sonra çocuğu. Merminin ucunu, çocuğun burnunu sildi. Sesi çıkabildiği kadar bağırarak ağladı çocuk. Mermisini istedi annesinden. Annesi vermedi, kendi yükü ağır da olsa, çocuğuna kıyamadı. Çocuk susmadı, mermisini istedi ve aldı.                 “Atatürk’ün ‘İnebolu Nutku’nu’ söylediği bina neresi?” demese sırtı bayraklı birisi, hülya sürecekti. Sayıları dört yüzü bulan konuklardan kimileri inmişti İnebolu’ya.  Arama Kurtarma Aracına tutunan, pikap kasasına doluşan yürüyemeyenler utanmasın. Gönül olarak katıldıkları yeter. Bu bir, dağa tırmanış değil, doksan yıl önce, o kutsal yolda, o kutsal yörede çekilen çileleri duyumsamak…                           &nbs... Devamı

18 06 2010

ATATÜRK YOLU’NDA, KAĞNILARIN İZİNDE

ATATÜRK YOLU’NDA, KAĞNILARIN İZİNDE                   Atatürk Yolu’nda yürüdük, mermi çeken kağnı arabalarının izinde, yere çakılı taşlar üstünde. Yol, bizi İnebolu’ya götürdü, cephane yükünü boşaltan kayıkların yanına. Salih Reis, top mermisi taşıyordu omzunda ıkış ıkış. Bir eli mermide, bir eli dayanağındaydı. Taşköprü’den gelen manda arabaları dolmak üzere, Seydiler çevresinden gelenler daha yoldaydı. Deniz uysal, hava ılıktı.                 İnsanlar mermi taşıyordu kayıklardan arabalara. Bir çocuk düştü yere, kucağındaki mermisiyle birlikte. Annesi kaldırdı yerden, önce mermiyi, sonra çocuğu. Merminin ucunu, çocuğun burnunu sildi. Sesi çıkabildiği kadar bağırarak ağladı çocuk. Mermisini istedi annesinden. Annesi vermedi, kendi yükü ağır da olsa, çocuğuna kıyamadı. Çocuk susmadı, mermisini istedi ve aldı.                 “Atatürk’ün ‘İnebolu Nutku’nu’ söylediği bina neresi?” demese sırtı bayraklı birisi, hülya sürecekti. Sayıları dört yüzü bulan konuklardan kimileri inmişti İnebolu’ya.  Arama Kurtarma Aracına tutunan, pikap kasasına doluşan yürüyemeyenler utanmasın. Gönül olarak katıldıkları yeter. Bu bir, dağa tırmanış değil, doksan yıl önce, o kutsal yolda, o kutsal yörede çekilen çileleri duyumsamak…                           &nbs... Devamı

14 06 2010

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ 11. OLAĞAN GENEL KURULU

 ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ 11. OLAĞAN GENEL KURULU SEÇİM SONUÇLARI   GENEL YÖNETİM KURULU ASİL ÜYELER 1.       TANSEL ÇÖLAŞAN              2.       ÖNER TANIK                            3.       NAZMİ  ŞARVAN                                                                                   4.       MUZAFFER ERYILMAZ      5.       ÜMİT  ZİLELİ                      6.       SİNA AKŞİN                       7.       ELİF ÇUHADAR                 8.       A.NEJLA ÖZDEMİR           9.       CELAL  AKPINARLI         10.   FETHİ K... Devamı

29 05 2010

Anketler CHP diyor

Anketler CHP diyor CHP Genel Başkanlığı'na Kemal Kılıçdaroğlu'nun seçilmesinin ardından yapılan anketler, CHP'nin büyük bir yükseliş yakaladığını ortaya koydu. Kılıçdaroğlu'na en büyük destek yüzde 50'yi aşan oranlarda emekli ve çiftçilerden geldi. Sonar Araştırma Şirketi'nin araştırmasına göre CHP'nin Türkiye genelindeki oyları yüzde 30'un üzerine çıktı. Cumhuriyet   İstanbul- Avrasya Kamuoyu Araştırmaları Merkezi’nin (AKAM) “Siyasi Değişim ve Kitle Beklentisi Araştırması” CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik toplumun tüm kesimlerinden yoğun destek olduğu sonucunu verdi. Sonar Araştırma Şirketi’nin araştırmasına göre ise Kılıçdaroğlu liderliğinde hızlı bir çıkış yakalayan CHP’nin Türkiye genelindeki oyları yüzde 30’un üzerine çıktı. AKAM’ın araştırması 25-26 Mayıs tarihleri arasında 10 il ve 52 ilçede yapıldı. “Yüz yüze mülakat” yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmaya 2 bin 382 kişi katıldı. Ankete katılanlara yöneltilen “Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verir misiniz” sorusuna “Evet, oy veririm” yanıtı verenlerin oranı, emeklilerde yüzde “52.6”, çiftçilerde yüzde “50.6”, öğrencilerde yüzde “46.5”, işsizlerde ise yüzde “45.2”, şoförlerde yüzde “44.4”, kamu çalışanlarında “41.2”, çalışan kadınlarda yüzde “42.1”, sanayici ve işadamlarında yüzde “40.6”, küçük esnafta yüzde “40.5” ev hanımlarında ise “34.5” oldu. Anket, Kılıçdaroğlu liderliğinde CHP’nin seçimlerde birinci parti &cce... Devamı

28 05 2010

Yıldırım: CHP İktidara Koşuyor

  Perinçek'ten Kılıçdaroğlu değerlendirmesi İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Aydınlık dergisinin 30 Mayıs 2010 günü bayilerde olacak sayısındaki başyazısında, CHP 33. Kurultayı, Kemal Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkanlığa seçilmesi ve diğer gelişmeleri değerlendirdi. ANKA   Ankara- Son kurultayın CHP'nin devrimci köklere yöneldiği işaretlerini verdiğini belirten İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek bu eğilimin 2008 sonrasında Baykal zamanında başladığını kaydetti. Doğu Perinçek, "Türkiye derin bir krize sürüklenmişken ve bütün dünyada bağımsızlık ve devletçilik gündeme gelirken, CHP yükselen dalganın kenarında kalamazdı. Bu koşullarda, CHP'ye yapılan tertip, tertipçileri vurmuştur" dedi.   Küskünler içinde kirli para baroları vurguncu, hortumcular var Doğu Perinçek, başyazısında CHP'nin yükselen devrim dalgasının kenarında kalamayacağını, Türkiye'nin bir süredir karşıdevrimle bir hesaplaşmanın içine girdiğini, CHP'nin de halkçılık vurgusundan sonra ilk kez devrimcilik vurgusuna yöneldiğini kaydetti. erinçek "Yeni CHP Genel Başkanı'nın önündeki sorun, herkesin 'sevgilisi' olmaktır. Dönen 'küskünleri' şöyle bir süzünüz, içlerinde anlı şanlı liberaller var. Kılıçdaroğlu'nu kucaklayanlara bakınız, içlerinde kirli para baronları, dolar ve borsa vurguncuları, hortumcular az değil. Boynuna atlayanlar arasında, Sorosgil tayfasından dönekler ve sahte solcular da görülüyor. Kendisini kucaklayan liberallerin kollarında kalmamak, Kılıçdaroğlu'nun verdiği sözleri tutmasının ilk koşuludur" dedi.   "27 Mayısç... Devamı

27 05 2010

'Yüzde 10'nun indirilmesi, 27 yıllık yanlış hesabı düzel

AKAM ve SONAR’ın yaptığı kamuoyu araştırmalarında Kılıçdaroğlu’na desteğin sürdüğü sonucu çıktı AKP düşüşte CHP yükseliyor © AKAM’ın yaptığı araştırmada ‘‘Bugün seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirsiniz’’ sorusuna katılımcıların yüzde 25.3’ü “AKP”, yüzde 24.8’i “CHP” yanıtını verdi. SONAR’ın araştırmasına göre ise CHP İstanbul ve Ankara’da AKP’nin önüne geçti.   İstanbul Haber Servisi - CHP Genel Başkanlığı’na Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçilmesinin ardından yapılan anketler, CHP’nin büyük bir yükseliş yakaladığını ortaya koydu. Avrasya Kamuoyu Araştırmaları Merkezi’nin (AKAM) “Siyasi Değişim ve Kitle Beklentisi Araştırması” CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik toplumun tüm kesimlerinden yoğun destek olduğu sonucunu verdi. Sonar Araştırma Şirketi’nin araştırmasına göre ise Kılıçdaroğlu liderliğinde hızlı bir çıkış yakalayan CHP’nin Türkiye genelindeki oyları yüzde 30’un üzerine çıktı. AKAM’ın araştırması 25-26 Mayıs tarihleri arasında 10 il ve 52 ilçede yapıldı. “Yüz yüze mülakat” yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmaya 2 bin 382 kişi katıldı. Ankete katılanlara yöneltilen “Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verir misiniz” sorusuna “Evet, oy veririm” yanıtı verenlerin oranı, emeklilerde yüzde “52.6”, çiftçilerde yüzde “50.6”, öğrencilerde yüzde “46.5”, işsizlerde ise yüzde “45.2”, şoförlerde yüzde “44.4”, kamu çalışanlarında “41.2”, çalışan kadınlarda yüzde “42.1&rdquo... Devamı

20 05 2010

EMEKLİ MÜFETTİŞ ALİ EFE`DEN KÖY ENSTİTÜLERİNİ DİNLERKEN; BİLGİYE

EMEKLİ MÜFETTİŞ ALİ EFE`DEN KÖY ENSTİTÜLERİNİ DİNLERKEN; BİLGİYE, EMEĞE, İNSANA SAYGIYI DUYUMSUYORUM   “Yüzme becerisi karada kulaç atarak öğrenilmez, bu su içinde öğrenilir.”                                                                                                                          İsmail Hakkı Tonguç               Hasan Ali Yücel`in “Örneğini kimseden almadık” dediği Köy Enstitülerinin yolumuza düşürdüğü ışığın peşi sıra gidiyorum.          Kastamonu Göl Köy Enstitüsü mezunu, emekli İlköğretim Müfettişi Ali Efe ile birlikte Göl Öğretmen Lisesi`ndeyiz. Ali Efe, Kastamonu Göl Köy Enstitüsü`nün 1945 yılı mezunları listesindeki yanlışlığı düzeltmek, doğru listeyi almak istiyor. Lise Müdürü Turhan Karagözoğlu`nun içten ilgisiyle karşılanmaktan mutlu olan Efe`nin sorunu, Müdür Baş Yardımcısı Hüseyin Savaş tarafından kısa sürede çözüme kavuşturuluyor.            Okul Müdürü Karagözoğlu, Hocaköy`den 81 yaşındaki bir k... Devamı

20 05 2010

Eğitim-İş'ten 21 Mayıs'ta Yemek

DEĞERLİ DOSTLAR, TEMSİLCİLİĞİMİZ, KURTULUŞ MÜCADELEMİZİN ÖNEMLİ BİR AŞAMASINI KUTLADIĞIMIZ 19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI VE ATATÜRK'Ü ANMA GÜNÜ DOLAYISI İLE 21 MAYIS 2010 CUMA AKŞAMI SAAT 19.00'DA KASTAMONU ŞERİFEBACI ÖĞRETMENEVİ'NDE "DOSTLUK VE DAYANIŞMA" YEMEĞİ DÜZENLEMİŞTİR. YEMEK DAVETİYEMİZİN BİR ÖRNEĞİ EKTEDİR. KATILIMLI VE COŞKULU BİR ETKİNLİK OLMASI İÇİN KATKILARINIZI BEKLİYORUZ. DAVETİYE İSTEKLERİNİZİ 0 535 323 97 65 NOLU TELEFONU ARAYARAK VEYA E POSTA İLE İLETEBİLİRSİNİZ. SAYGILARIMIZLA. AHMET TEVFİK BAL/KASTAMONU     ****************************************************   KUVAYİ MİLLİYE ŞEHİTLERİ     Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,    mezardan çıkmanın vaktidir!    Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,    Sakarya'da, İnönü'nde, Afyon'dakiler    Dumlupınar'dakiler de elbet    ve de Aydın'da, Antep'te vurulup düşenler,    siz toprak altında ulu köklerimizsiniz    yatarsınız al kanlar içinde.    Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,    siz toprak altında derin uykudayken    düşmanı çağırdılar,    satıldık, uyanın!    Biz toprak üstünde derin uykulardayız,    kalkıp uyandırın bizi!    uyandırın bizi!    Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,    mezardan çıkmanın vaktidir!             Nazım Hikmet                     19... Devamı

09 05 2010

KURULUŞUNUN 70. YILINDA BİR TOPLUMSAL DEĞİŞİM PROJESİ OLARAK KÖY

KURULUŞUNUN 70. YILINDA BİR TOPLUMSAL DEĞİŞİM PROJESİ OLARAK KÖY ENSTİTÜLERİ SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ     Köy Enstitüleri, bir çağdaşlaşma projesi olarak yaşamın her alanında devrimci atılımlar öneren ve köy çocuklarını bu doğrultuda özgür insanlar kılmak için gerçekleşmesi düşlenen bir sürecin adı; insanlığın özgürlük arayışının altın duraklarından biriydi.   Köy Enstitüleri, ulusal aydınlanma hedefinde “yaratıcı aklın” değerini ve “üreten bir toplum olmanın erdemlerini rehber alan kuşakların yetişmesini amaçladı ve sağladı. Köy Enstitüsü mezunu olup da “yurtsever”lik ve “cumhuriyete bağlılık” duyguları güçlü olmayan tek bir kişiye rastlanılmaması bundandır.   Köy Enstitüleri sisteminden sürekli yararlanmak, bugüne kadar yapılan çalışmaları bir araya getirmek, yeni araştırmalar yapmak, bu sistemden yararlanarak önerilerde bulunmak için özerk çalışan bir “Köy Enstitüleri Sistemi Araştırma Enstitüsü” kurulması, toplumsal yarar açısından son derece gereklidir.   Özellikle öğretmenlik eğitimi veren yükseköğretim kurumlarının bu deneyim ve birikimden yararlanacak alt yapıya kavuşturulması var olan eğitim sorunlarının çözülmesine de olanak yaratacaktır.   Yapılacak lisansüstü çalışmalarıyla yaşayan köy enstitülülerin birikimlerinin ivedilikle kayıt altına alınması gerekmektedir.   17 Nisan’ın tatil günü olmaksızın “Eğitim Bayramı” olarak kutlanması, her yıl bir üniversitede Köy Enstitüsü etkinliklerinin sürdürülmesi Türkiye eğitim sistemine ışık tutacaktır. ... Devamı

10 04 2010

İLKLERİN ŞEHRİ KASTAMONU / Mehmet SAZAK (*)

Köy Enstitülerinin kuruluşunun yetmişinci yılında, Kastamonu Üniversitesi öncülüğünde 13-17 Nisan 2010 tarihleri arasında Köy Enstitüleri bilgi şöleni (sempozyum) düzenleniyor. 70 bildirinin sunulacağı, bin sayfanın üzerinde bir kitapta toplanan bu bildirilerin, Türk toplumuna, eğitim ve bilim çevrelerine Köy Enstitüsü gerçeğini bütün ayrıntılarıyla sunacağına kuşku yoktur. Böyle önemli ve geniş boyutlu bir eğitim imecesine öncülük ve ev sahipliği yapan, Kastamonu Üniversitesini kutlamak gerekir. Kastamonu, gerek Osmanlı, gerekse Cumhuriyet döneminde, birçok eğitim ve toplumsal atılımlara öncülük etmiştir. Osmanlı’nın Anadolu’da ilk kurduğu lise Kastamonu Lisesidir… Eğitimi, toplumun bütününe yaymak ilkesini içinde barındıran Köy Enstitüsü sisteminin, adını koymamakla birlikte, Osmanlı Meclis-i Mebusanında ilk dile getiren; daha önce Kastamonu Öğretmen Okulunda müdürlük yapmış olan, Kastamonu Milletvekili hemşerimiz İsmail Mahir Efendi’dir… Köy Enstitülerinin kuramcısı ve kurucusu, İsmail Hakkı Tonguç, Balkanlardan gelerek ilk öğretmenlik eğitimini Kastamonu Öğretmen okulunda almıştır... Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Cumhurbaşkanı oluşunu birinci ayı dolmadan ilk yurt gezisini Kastamonu’ya yapmış; 5 Aralık 1938 günü Göl Eğitmen Kursunu ziyaret etmiş, buradaki çalışmalar ve verimden çok memnun kalarak, Köy Enstitüsü sisteminin yolunu açmış ve baş destekçisi olmuştur… Kastamonu, eğitim konusundaki ilklerinin yanında, emperyalizme karşı duruşunda ve yurt savunmasında da ilkleri başarmış illerimizden birisidir. Yurdumuzun çeşitli yerlerindeki düşman işgalini protesto amacıyla Anadolu&rsqu... Devamı

27 03 2010

KASTAMONU’DA “KÖY ENSTİTÜLERİ SEMPOZYUMU”NUN PROGRAMI BELLİ OLDU

  16 Nisan 2010 Cuma Salon 2 09:00 Akçadağ - Şinasi Tamer Oturumu Oturum Başkam: Av. Kegam Karabetyam AliEkberAtaş "Yüksek Köy Enstitüsünde Duvarları Aşan Bir Öğretmen: Vedat Cünyol" Aziz Şeker "Toplumsal Değişme Açısından Köy Enstitüleri ve Ulu Bir Çınar Mahmut Makal ile Bir Söyleşi" Hasan Güleryüz "Köy Enstitüleri Muhalifi Bir Aydın Olarak Kemal Tahir ve Bozkırdaki Çekirdek" 10:00 Ara 10:30 Hasanoğlan - Lütfı Engin Oturumu Oturum Başkam: Prof. Dr. Güler Yalçın Işık Kansu "Unutulmuş Bir Eğitim Devrimcisi: NafiAtuf Kansu" Mehmet Taki Yılmaz "Köy Enstitülü Bir Aydınlanma Çınarı: Cemal Yıldırım" Yrd. Doç. Dr. Mehmet Fetih Yanardağ "Fakir Baykurt'un Gözüyle Köy Enstitüsü veya Köy Enstitülü Delikanlı Fakir Baykıırt" 12:00 Yemek Arası   14:00 Pamukpınar - Şinasi Tamer Oturumu Oturum Başkam: Mehmet Güler Bekir Özgen "Köy Enstitülerinde Kitap Okuma Alışkanlığı" Dr. Oğuz Özbek "Köy Enstitülerinde Beden Eğitimi ve Spor " Adile Şükran Demiralp "İngiltere'deki Summerhill Okulu ile Köy Enstitülerinin Karşılaştırılması" 15:00 Ara 15:30 Dicle - Nazif Evren Oturumu Oturum Başkam: Prof. Dr. Sedat Sever Gülşah Eser "Köy Enstitülerinde Cumartesi Toplantıları" Hasan Akarsu "Köy Enstitülerinden Yansıyalar" Doç. Dr. Ruhi Sarpkaya-Öğr. Gör. Sadi Yılmaz "Köy Enstitüleri Deneyimini Bugünlere Taşımak" 16:30 Ara 17:00 Erciş - İbrahim Oymak Oturumu Oturum Başkanı: ... Devamı

27 03 2010

KASTAMONU’DA “KÖY ENSTİTÜLERİ SEMPOZYUMU”NUN PROGRAMI BELLİ OLDU

KASTAMONU’DA 14-18 NİSAN 2010 TARİHLERİ Arasında Gerçekleştirilecek “KÖY ENSTİTÜLERİ SEMPOZYUMU”NUN PROGRAMI BELLİ OLDU  Kuruluşunun 70. Yılında Bir Toplumsal Değişim Projesi Olarak KÖY ENSTİTÜLERİ SEMPOZYUMU PROGRAMI   14-17 Nisan 2010 Kastamonu Üniversitesi 3 Mart Konferans Salonu Kastamonu Gölköy Enstitülüîer Yeni Kuşak Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfi Köy Enstitüleri Derneği Vakfl   "Kuruluşunun 70. Yılında Bir Toplumsal Değişim Projesi olarak Köy Enstitüleri Sempozyumu"nun amacı;   Özgün bir eğitim sistemi oluşturan Köy Enstitülerini anlamak ve eğitim yöntemlerini bilimsel bir bağlamda ele almak, yetiştirdiği aydın, sanatçı, bilim adamlarını bir araya getirerek onların birikimlerini paylaşmak, Köy Enstitülerinin gelecek kuşaklara tanıtılması ve bu çabanın sürdürülmesi için gerekli çalışmaları bilimsel bir bakış açısıyla tartışmaktır.   Düzenleme Kurulu   Prof. Dr. Bahri GÖKÇEBAY Nihat TARAKÇI Mehmet SAYDUR Emin ARIK İlknur TÜRKKAAN Mehmet GEMALMAZOĞLU Fikri UZUN Mirati MADAK Anıl ÇOKGÜRSES Murat KILIÇ Ulaş ÖZER Yrd. Doç. Dr. Selda POLAT   Bilim Kurulu   Dr. Alper AKÇAM Prof. Dr. Mualla BİLGİN AKSU Dr. Niyazi ALTUNYA Prof. Dr. Mustafa APAYDIN Talip APAYDIN Hayri ASLAN Dr. Kemal ATEŞ ErdalATICI Mehmet BAŞARAN Cengiz BEKTAŞ CavitBİNBAŞIOĞLU Fügen ÇETİNER Yrd. Doç. Dr. Zeki ÇUBUK Prof. Dr. Osman DEMİRCAN Prof. Dr. Seçkin DİNDAR Ai DÜNDAR Oktay EKİNCİ Yrd. Doç. Dr. Haluk ERDEM Öğr. Gör. Kamuran ... Devamı

25 01 2010

ŞAŞTIM / Fikri UZUN

             ŞAŞTIM /  Fikri UZUN              Cebrail Keleş, şaşırttı beni.           Kastamonu Gazetesinde daha önceleri yazıyor muydu, doğadan çektiği ender fotoğraflar yayınlanıyor muydu bilemiyorum. Ben fark edeli bir yıl oldu olmadı. Daha öncelerden yazıları fotoğrafları yayınlanıyordu da ben fark etmedimse o “ayıp” benim.  İş yerimde, oturduğum yerden, iş yerleri önünde sigara içenleri, Yakubağa Külliyesini seyre dalmış hayaller kurarken, arka kapı gıcırdadı. Elinde kalem defter, başında spor şapka, ayağında kes, giyimi siyah ağırlıklı birisi girdi kapıdan içeri. Müşteriye benzetemedim. Elinde “kapı gibi defter” yok, anketçiye de benzemiyordu. Cami yardımı toplayan kişilerden biri hiç değildi. Adımı söyledi, “evet” dedim. Biraz daha toparlandım. İnsana güven veren bir duruşu vardı. Oturdu:          “Hocam izin verirseniz sizinle sohbet etmeğe geldim” dedi. Hani, “Körün aradığı bir göz, Allah verdi İki göz” örneği, başladık birbirimize gülerek bakmaya.          “Ben Cebrail Keleş” dedi. Bir şimşek çaktı kafamın içinde. O yağmurlu kara gecede çektiği “şimşek” fotoğrafı gibi.          Kastamonu Gazetesinde, “Gezi notlarını” okur, usta bir fotoğrafçının elinden çıktığı belli olan fotoğraflarına dakikalarca bakardım. Bu gelen, O Cebrail Keleş’ti.          Sohbetin ucunu yine O açtı.          Başladı, “Kurtuluş ... Devamı

16 01 2010

İLKÖĞRETİM MÜFETTİŞİ ATİLLA ARAÇ’’IN EŞİ VEFAT ETTİ

                                                                                       Şofben zehirlenmesi: 1 ölü Kastamonu'da şofbenden sızan karbonmonoksit gazından zehirlenen kadın öğretmen yaşamını yitirdi. AA   Kastamonu- Kastamonu Vali Aydın Arslan İlköğretim Okulu Müdür Yardımcısı Pakize Araç (47) Kuzeykent Mahallesi Şamil Sitesi'ndeki evinde yalnız olduğu sırada, şofbenden sızan gazdan zehirlendi. Olayı fark eden komşularınca Kastamonu Dr. Münif İslamoğlu Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Pakize Araç, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Evli ve bir çocuk annesi olan Araç'ın cenazesi, yarın görev yaptığı Vali Aydın Arslan İlköğretim Okulu'nda düzenlenecek törenin ardından doğum yeri olan Daday ilçesinde toprağa verilecek. 17 Ocak 2010         VEFAT İLKÖĞRETİM MÜFETTİŞİ ATİLLA ARAÇ’’IN EŞİ, KUZEYKENT VALİ AYDIN ARSLAN İLKÖĞRETİM OKULU MÜDÜR YARDIMCISI                                                           PAKİZE ARAÇ BEKLENMEDİK BİR ANDA ARAMIZDAN AYRILIP HAKKIN RAHME... Devamı

17 11 2009

Eğitim Sen Şube Başkanı Tufanyazıcı: “YÖK anti-demokratik bir ya

Eğitim Sen Şube Başkanı Tufanyazıcı: “YÖK anti-demokratik bir yapıdır” *28. kuruluş yıl dönümünde YÖK’ü eleştiren Eğitim Sen Şube Başkanı Zahide Tufanyazıcı, “YÖK, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından üniversiteler üzerinde denetimin sağlanması, üniversitelerin toplumsal bağlarından koparılarak denetlenir hale getirilmesi için 6 Kasım 1981’de kurulan anti-demokratik bir yapıdır” dedi. Eğitim Sen Kastamonu Şube Başkanı Zahide Tufanyazıcı, kuruluşunun 28. yıl dönümünde YÖK’ü yaptığı basın açıklamasında sert bir şekilde eleştirdi. YÖK’ün 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından üniversiteler üzerinde denetimin sağlanması, üniversitelerin toplumsal bağlarından koparılarak denetlenir hale getirilmesi için 6 Kasım 1981’de kurulan anti-demokratik bir yapı olduğunu söyleyen Zahide Tufanyazıcı, “Nitekim 12 Eylül sonrasında yürürlüğe konulan yeni toplum projesinin üniversite gençliği üzerinde etkin kılınması noktasında en önemli işlevi YÖK görmüştür. 12 Eylül ile birlikte, toplum Türk-İslam sentezi ideolojisi doğrultusunda ırkçı-gerici düşüncelerin etkisi altına alınırken, üniversitelerimiz de bu etkiye paralel olarak ırkçılığın ve gericiliğin hegemonyası altına sokulmaya çalışılmıştır. YÖK, bu zihniyetin kurucusu, temsilcisi ve güvencesi olarak 28 yıldır görevini sürdürmektedir” dedi. YÖK’ün üniversitelerin yeni liberal politikalar doğrultusunda yeniden yapılandırılmasında da etkin rol aldığına değinen Tufanyazıcı, “YÖK’ün kuruluşu ile birlikte vakıf üniversiteleri adı altında paralı üniversiteler kurulmuş, kamu üniversiteleriyse öğrencilerden alınan har(a)çlarla adım adım paralı hale getirilmiştir. Bir yandan ırkçı-gerici düşüncelerin gençlik üzerinde yaygınlaştırılması için hakim düzenin aktarım kayışı haline gelecek bir ‘üniversite’ modelinin inşasında önderliğe soyunan bu kurul, diğer yandan da geride kalan 28 yıllık süreçte sermayenin istekleri doğrultusunda yeniden yapılanma, paralılaştırma ve piyasalaştırma uygulamalarının da öncülüğünü üstlenmiştir. Yaş... Devamı

15 10 2009

Eğitim-İş'in 4 Kuruluş Yıldönümü Mesajı‏ Ve Kutlama Pr

EĞİTİM VE BİLİM İŞGÖRENLERİ SENDİKASI KASTAMONU İL TEMSİLCİLİĞİTel: 0 535 323 97 65 e posta: egitim-is.kastamonu@hotmail.comBelediye Cad. Özkendirci İş MerkeziKat 4 No:14 KASTAMONUBASINA VE KAMUOYUNAEĞİTİM-İŞ 4 YAŞINDA!            DEĞERLİ BASIN MENSUPLARI,            17 Ekim 2005’te kurulan Eğitim-İş’in 4. kuruluş yıldönümünü üyelerimiz ve dostlarımızla birlikte kutluyoruz.             Eğitim-İş, ülkemizin çok önemli ve sorunlu bir döneme girdiği bir zamanda 4 yaşına basmaktadır.            1980’li yıllardan bu yana girdiğimiz süreç 7 yıllık AKP iktidarı zamanında daha da hızlanmıştır.            Cumhuriyetimizin 86 yıllık kazanımları, ulusal kimliğimiz ve ulusal bütünlüğümüz giderek tasfiye aşamasına getirilmiştir.            Emperyalizmin küstah sözcüleri, Atatürk’ün “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözünün terk edilmesinden tutun da Atatürk’e hakaretin serbest bırakılmasını isteyecek kadar ileri gitme cesaretini bulabilmektedirler.            Kimi dış güdümlü açılımlarla ülkemizin yaşamsal dış politika çıkarlarının yanı sıra saygınlığı ve güvenilirliği de kaybedilmekte, ayrıca etnik, mezhepsel ve cemaatçi ayrışmalar tetiklenmektedir.            Ülkemizin ekonomik değerleri ya haraç mezat yabancılaştırılmış ya da özelleştirilmiş durumdadır.       &n... Devamı

16 10 2009

DEDELERİNİN İNTİKAMINI ALIYORLAR‏

Sayı:2009/56Kod: 32–116488Konu:    “Dedelerinin intikamını almaya çalışıyorlar”                                               14.10.2009                                            HALKIMIZA - BASIN KURUM VE KURULUŞLARINAAtatürk’e hakaretin yasak olması, AB üyeliği için engel mi?Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, açıklayacağı son ilerleme raporunda,  halk arasında “Atatürk’ü Koruma Kanunu” olarak bilinen ve 31 Temmuz 1951’de yürürlüğe giren 5816 Sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun” un Türkiye’de ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasal düzenleme olduğunu, bu durumun AB üyeliği için engel oluşturduğunu ileri sürdü. AB Komisyonu üyelerine göre, Türkiye’de demokratikleşmenin, ifade özgürlüğünün göstergesi  “ülkenin kurucusuna hakaret edenlere göz yumulması” olarak değerlendiriliyor.  Raporda bununla da yetinilmemiş, Atatürk’ü temsil eden heykel, büst ve abideleri tahrip edenlerin tüm bu eylemlerinin, “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Ülkeyi bölmek için her türlü yayın yapılırken, ülkeyi yöneten Başbakan’ın kendine yandaş olmayan gazeteleri okumayın diye halkı yönlendirirken, ülkenin gerçek aydınlar... Devamı

15 10 2009

denizsuyukasesi / Temmuz-Ağustos-Eylül 2009 / Sayı 39

Biraz kültür biraz sanat biraz aşk biraz meşk dergisi Deniz gibi aşk gibi ey sevgili gözlerin gibiCanlı bir organizmadırAyda bir nefes alıp verir DüZenSiz ve asidir Temmuz-Ağustos-Eylül 2009 Sayı 39 Yıl 6 Denizsuyukasesi’nin bir anlamı varsa, o da bağımsızlığını söyleyecek güce sahip olmasıdır ve bu sanıldığından çok daha önemlidir.  ***"Ve dinin de olmadığı bir dünya hayal edin."  ***“İntihar bombacılarının, Haçlı Seferlerinin”, mezhep kavgalarının, denizfenerleri’nin olmadığı bir dünya hayal edin. Eminim, bundan daha iyi bir dünyada yaşıyor olurduk. Kadınların saçlarının birkaç teli göründüğü ya da pantolon giydiği için kırbaçlanmadığı, “kâfir diye insanların başlarının kesilmediği” bir dünyadan söz ediyorum anlayacağınız. Daha ne?  ***Tabii “süreksiz akıl” her yerde: Politikada, sanatta, şiirde… Sözde bizi temsil eden meclisteki ‘vekillerin’ en az yarısının şu ya da bu adi suçtan haklarında dava açılmış olduğu bir ülkede mevcut iktidarı demokrasi havarisi, özgürlükçü gibi gösterme çabasında olan kimi ‘aydınlar’ örneğin. Bunu öyle ya da böyle yiyenler çok, ama ben almayayım, kalsın. ***        Herkes yerleşmiş bir düşünceye, bir ideolojiye, bir inanca oradan tıslayıp duruyor diğerlerine. Yani, sözcüğün tam anlamıyla kabızlık. Lavmana başvurmaktan başka bir çare görünmüyor.  ***Demokrasicilik ya da özgürlükçülük oynayanların hallerine gülümseyerek bakıyorum. Bütün düzen verme çabaları ‘karşı entropi’dir, ama entropiyi engellemez. Örneğin evinizi kendi haline bıraksanız da kirleni... Devamı

23 08 2009

Kahraman Şevket Bey

Bir Şevket Üsteğmen geçti Kastamonu şehrinden, haberiniz var mı? Bir kahraman üsteğmen bu şehrin kaderini bir gecede karanlıktan aydınlığa çıkardı, acep farkında mısınız? Şevket Üsteğmen gökyüzünün o en üst katındaki şehitler diyarından gülen gözleriyle ne zamandır bu şehri seyrediyor, hissediyor musunuz?Kastamonu`yu Kuvayi Milliye Saflarına Katan Üsteğmen Şevket Bey`i Anma Zamanı Hala Gelmedi mi? Bir Şevket Üsteğmen geçti Kastamonu şehrinden, haberiniz var mı? Bir kahraman üsteğmen bu şehrin kaderini bir gecede karanlıktan aydınlığa çıkardı, acep farkında mısınız? Şevket Üsteğmen gökyüzünün o en üst katındaki şehitler diyarından gülen gözleriyle ne zamandır bu şehri seyrediyor, hissediyor musunuz? Saçları ay ışığında ışıl ışıl gencecik bir subay. Gülen gözlerinde zafere ordular koşan, memleket sevdası gönlünden taşan; uzun boylu, iri yarı, geniş omuzlu, yakışıklı ve sevimli bir subay Şevket Üsteğmen. Kastamonu Kışlası`nda, 58. Alay 2. Bölük`te yiğit mi yiğit bir İstanbullu. Eylülün 16`sında, 1919`un güzünün ilk gecelerinden birinde Kastamonu Kışlası`nda yaktığı Kuvayi Milliye meşalesi ile sanki bir küheylanın sırtına binmişcesine, sanki tarihin bütün muzaffer ordularının silahlarını kuşanmışcasına, sanki vatan uğruna ölüme seve seve giden tüm şehitlerin inancını kendine siper etmişcesine Çayboyu`ndan Hükümet Konağı`na doğru hırsla yürüdü Şevket Üsteğmen. Bir şehrin, bir milletin kollarına takılan esaret zincirini kırmak için, bitti sanılan bir şarkıyı yeniden dillendirmek için, anasından emdiği ak sütü helal ettirmek için yürüdü. O, tek kişilik bir ihtilalin en önünde yürürken, oda arkadaşı 1. Tabur`un silahçısı Yaku... Devamı

08 06 2009

Kene can almaya devam ediyor

  Baharzade Feride Hanım Edebiyat Etkinliği Paneli Yapıldı   Baharzade Feride Hanım Edebiyat Etkinliği Paneli Yapıldı. Vali Mustafa KARA’nın katıldığı, Baharzade Feride Hanım Edebiyat Etkinliği Paneli 01.05.2010 tarihinde saat 14.00’de Rıfat Ilgaz Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. Vali Mustafa KARA, İl Milli Eğitim Müdürü Nihat TARAKÇI, İl Kültür ve Turizm Müdürü Ziver KAPLAN, sanatseverler, öğrenciler ve çok sayıda halkın katıldığı programa  Şair Sevde Zeynep KARADAĞ, Şair Yazar Çiğdem SEZER, Şair Uluer AYDOĞDU, Eleştirmen Didem ATAYURT, Şair Halil İbrahim POLAT, Yazar Şair Betül TARIMAN, Yazar-Şair-Çevirmen Haşim HÜSREVŞAHİ  ve Şair Nedime KÖŞGEROĞLU  Panelist olarak  katıldılar.          Programın açılış konuşmasını yapan Vali Mustafa KARA,            Önemli şiirleri ile  edebiyatımıza katkısı olmuştur, Baharzade Feride Hanım’ın da  anılmasının  uygun olacağını düşünerek değerlendirdik ve proğrama aldık. Bugün olduğu gibi Kastamonu’ya katkıda bululanları anıyor ve hafta düzenliyoruz. Bulunduğumuz bu salona ismini verdiğimiz,  Rıfat ILGAZ’IN Cide İlçesindeki yaşadığı ev Kültür Müzesi haline getirilmiştir. Orhan Şaik Gökyay önemli bir vatan şairimizdir ve adına yapılmış bir İlköğretim  Okulumuzda eğitim verilmektedir. İhsan OZANOĞLU Kastamonumuzun yetiştirdiği bir edebiyat adamı ve İlimizde bulunan 8 derslikli 2 katlı Hisarardı okulumuzun adını değiştirerek  ismini verdik önümüzdeki sene okul yıkılarak 16 derslikli daha ... Devamı

13 05 2009

Rıfat Ilgaz Cide`de Anıldı

Rıfat Ilgaz Cide`de anıldıÜnlü edebiyatçı Rıfat Ilgaz, doğumunun 98. yılında memleketi Kastamonu`da çeşitli etkinliklerle anıldı. Bahçeşehir Koleji öğrencilerince, uzun yıllar cezaevi olarak kullanıldıktan sonra 1982 yılında Rıfat Ilgaz`ın adını taşıyan kültür merkezine dönüştürülen salonda gerçekleştirilen anma etkinliğine, Ilgaz`ın oğlu Aydın Ilgaz da katıldı.      Etkinlikler kapsamında, ilköğretim öğrencilerine yönelik yaratıcı drama çalışmaları, yazarlarla söyleşi ve paneller yapıldı. Rıfat Ilgaz`ın hayatını anlatan barkovizyon gösterisi, Cide Kaymakamlığı Rıfat Ilgaz Çocuk Korosu`nun konseri ve Bahçeşehir Koleji öğrencilerinin ``Hababam Sınıfı`` skeci ilgiyle izlendi.      Etkinlikte, ilk kez düzenlenen Rıfat Ilgaz Öykü Yarışması`nda dereceye giren öğrencilere de ödülleri verildi.      Aydın Ilgaz, etkinliğin, Rıfat Ilgaz`ı doğum gününde anmak, şiirlerini, romanlarını ve öykülerini başta öğrenciler olmak üzere Türk halkına daha yakından tanıtmak amacıyla düzenlendiğini kaydetti.      Aydın Ilgaz, ``Rıfat Ilgaz`ın doğumunun 98. yıl dönümü. Burada yapılan etkinler Rıfat Ilgaz`ı gençler ve çocuklarla buluşturdu. 100. yaşında daha görkemli kutlama yapacağız`` dedi.      Babasının yazıları ve düşünceleri nedeniyle hayatının bazı bölümlerini cezaevinde geçirdiğini ifade eden Aydın Ilgaz, cezaevinden dönüştürülen kültür merkezine Rıfat Ilgaz`ın adının verilmesiyle ilgili de şunları kaydetti:      ``Geçtiğimiz günlerde İstanbul`da bulunan Topbaşı Cezaevi kültür merkezine dönüştürüldü. Burada yatanlar arasında Nazım Hikmet ve... Devamı

13 05 2009

Kastamonu Eğitim İş "Yükseköğretim ve Sorunları" Paneli'nde

Değerli dostlar,Eğitim-İş Kastamonu Temsilciliği olarak 27 Nisan 2009 Pazartesi günü Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğü 3 Mart Salonu'nda "Yükseköğretim ve Sorunları" konulu bir panel gerçekleştirmiştik. Panelimize konuşmacı olarak katılan konuklarımız, panelle ilgili düşüncelerini ve değerlendirmelerini bizlerle ve "Türkiye'nin Üniversitesi" grubuyla paylaşmışlardır.Yaptıkları değerlendirmeleri, aşağıda kendi ifadeleriyle sunuyor ve kendilerine çok teşekkür ediyorum.Saygılarımla...Ahmet Tevfik Bal/Eğitim-İş Kastamonu İl TemsilciliğiMerhaba, Sevgili Ferhan ve Kürşat herşeyi o kadar güzel anlatmışlar ki, bana ekleyecek bir söz kalmamış. Böyle panelleri yurdumuzun her köşesinde yapmak zorundayız. Paneli düzenleyen Eğitim-İş Kastamonu şubesine teşekkür ederiz.Eğitim sorunlarımızı Ulusal Eğitimle çözebiliriz. Ulusallığı ve Atatürkçülüğü yok etme çabalarında olanlar yanılıyorlar. Zafer, Mustafa Kemal Atatürk'ün gençlerinin, çocuklarının olacaktır.17 MAYIS 2009 PAZAR GÜNÜ ANKARA TANDOĞAN MİTİNGİNDE BULUŞMAK DİLEĞİYLE...Hukukun üstünlüğüne,Demokratik Laik Cumhuriyete,Üniter Yapımıza,Tam Bağımsızlığımızasahip çıkmak için Tandoğan'da buluşuyoruz. Selamlar, sevgilerS U A YMerhaba... Kürşat Yıldız, Eğitim-İş Kastamonu Şubesi'nin düzenlediği etkinliği ve Kastamonu Üniversitesi deneyimimizi çok güzel özetlemiş. Anadolu'nun güzellikleriyle ve aydınlık insanlarıyla buluştuk.Kürşat'ın bu tür etkinliklerini sürdürmek önerisine katılıyorum, ancak bu yolla "üniversite" bilincini yaşamak/yaşatmak/yaygınlaştırmak ve ortak sorunlarımıza farkındalığımızı arttırmak olası...Bizler bir kez daha gördük ki, bu coğrafyada "üniversite-toplum", "üniversite-otorite... Devamı

12 05 2009

KASTAMONU GÖLKÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNLARININ 2009 BULUŞMASI

KASTAMONU GÖLKÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNLARININ 2009 BULUŞMASITARİH: 20-21 Haziran 2009 YER: KASTAMONU         SAAT:  PROGRAM:10.00 Buluşma Halk Eğitimi Ek Binası (23 Ağustos İlköğretim Okulu Bahçesi).11.00 Atatürk ve Şerife Bacı Anıtına Çelenk Konulması11.15 – 12.30 Şehir İçi gezi13.00 – 14.00 Öğle Yemeği ( Göl Anadolu Öğretmen Lisesi )14.00 – 15.30 Eski Okulun gezilmesi15.30 Söyleşi  (Jandarma Tabur Komutanlığı Konferans Salonu)19.30 Toplu Akşam Yemeği  (Öğretmen evi) AlsahBlog... Devamı

16 04 2009

Köy Enstitüleri

Köy EnstitüleriCumhuriyet Devrimleri'nin temeli kültüre dayanır. Kültürün temeli de dildir. Değişen toplum yeni bir dille kendini kanıtlayacaktır. Bu yeni dil yeni bir yazıya yansıdığı zaman gücünü gösterecektir. Bu nedenle Latin abecesine dayanan, ama dilimizin özelliklerine göre değiştirilen yeni yazı, toplumsal değişimin belgesi olacaktır. Yeni yazıyı öğrenerek okumaya ilk adımları atmak yetmez. Okuma hızı, öğretim birliği anlayışı içinde, toplumsal değişimi kavramayı kolaylaştıracaktır. O toplumsal değişime uyum sağlayan yeni insanı yaratacaktır. MUSTAFA ŞERİF ONARANGeleneğe bağlı kalarak, gelenekle kazanılmış değerleri koruyarak yeni insanın kişiliğini geliştirmek olanakları araştırılmış mıdır? Köy Enstitülerine gelirken, o deneyimin ilk evresini yaşarken, değişim evrelerinin sıkıntısını çekerken, o eğitim dizgesinin coşkulu atılımını tarihe gömerken geçen zamanı anımsamak gerekecek.DEĞİŞİM EVRELERİKöy Enstitülerinin kuruluşu olan 17 Nisan 1940 tarihi, bu hızlı okuma-yazma girişiminin başlangıcı sayılır. Demek 69 yıl geçmiş aradan.Ama 1935'te başlayan, eğitmenler eliyle yürütülen bir köy okulları evresi olduğunu da unutmayalım. Askerliğini çavuş olarak yapanların deneyiminden yararlanarak girişilen bu ilk evre yeni yazının hızla yayılmasını kolaylaştırmak amacını taşıyordu.Köy Enstitülerinin yaşama serüveni 1940-1954 arası 14 yıl sürdü, sanılır. Oysa gerçek Köy Enstitüsü atılımı 1940-1946 arasındaki 6 yıllık evredir. Her ne kadar 1948 yılına kadar Anadolu'nun değişik bölgelerinde 21 Köy Enstitüsü açılmışsa da; 1946'da Hasan-Âli Yücel'in Milli Eğitim Bakanlığı'ndan alınması, İsmail Hakkı Tonguç'un İlk Öğretim Genel Müdürlüğü'nden uzaklaştırılmasıyla o atılım yavaşlatılmıştı.O atılım düş&uum... Devamı