Bir Şevket Üsteğmen geçti Kastamonu şehrinden, haberiniz var mı? Bir kahraman üsteğmen bu şehrin kaderini bir gecede karanlıktan aydınlığa çıkardı, acep farkında mısınız? Şevket Üsteğmen gökyüzünün o en üst katındaki şehitler diyarından gülen gözleriyle ne zamandır bu şehri seyrediyor, hissediyor musunuz?
Kastamonu`yu Kuvayi Milliye Saflarına Katan Üsteğmen Şevket Bey`i Anma Zamanı Hala Gelmedi mi?
Bir Şevket Üsteğmen geçti Kastamonu şehrinden, haberiniz var mı? Bir kahraman üsteğmen bu şehrin kaderini bir gecede karanlıktan aydınlığa çıkardı, acep farkında mısınız? Şevket Üsteğmen gökyüzünün o en üst katındaki şehitler diyarından gülen gözleriyle ne zamandır bu şehri seyrediyor, hissediyor musunuz?
Saçları ay ışığında ışıl ışıl gencecik bir subay. Gülen gözlerinde zafere ordular koşan, memleket sevdası gönlünden taşan; uzun boylu, iri yarı, geniş omuzlu, yakışıklı ve sevimli bir subay Şevket Üsteğmen. Kastamonu Kışlası`nda, 58. Alay 2. Bölük`te yiğit mi yiğit bir İstanbullu.
Eylülün 16`sında, 1919`un güzünün ilk gecelerinden birinde Kastamonu Kışlası`nda yaktığı Kuvayi Milliye meşalesi ile sanki bir küheylanın sırtına binmişcesine, sanki tarihin bütün muzaffer ordularının silahlarını kuşanmışcasına, sanki vatan uğruna ölüme seve seve giden tüm şehitlerin inancını kendine siper etmişcesine Çayboyu`ndan Hükümet Konağı`na doğru hırsla yürüdü Şevket Üsteğmen. Bir şehrin, bir milletin kollarına takılan esaret zincirini kırmak için, bitti sanılan bir şarkıyı yeniden dillendirmek için, anasından emdiği ak sütü helal ettirmek için yürüdü. O, tek kişilik bir ihtilalin en önünde yürürken, oda arkadaşı 1. Tabur`un silahçısı Yakup Bey`se ağır makinelileri çoktan Sığır Pazarı Köprüsü`ne yerleştirip namlularını Hükümet Konağı`na çevirmişti bile. Saat Kulesi daha gece 12`yi vurmadan Kastamonu`da ne kadar padişah yanlısı varsa Şevket Üsteğmen`in elinde esirdi artık.
Günlerce bir taraftan Rum, Ermeni çetelerin elinde kan ağlayan, bir yanda İngiliz yanlısı İstanbul Hükümeti`ni destekleyen yerli işbirlikçilerin elinde oyuncak olan, açlığın, yoksulluğun girdabında ki savaş yorgunu Kastamonu, bu kahraman üsteğmenin sayesinde bir gecede zincirlerini kırıp Kuvayi Milliye saflarına katıldı. Hem de dünyadan gelmiş geçmiş yekün kahramanlık hikayelerini alaşağı ederek.
Birinci Paylaşım Savaşı`nın bitmesiyle beraber Anadolu coğrafyasının her adımı alev alevdi. Başta ki İstanbul Hükümeti beyaz bayrağı çekmesi yetmezmiş gibi bir de memlekette yeniden damar bulmaya çalışan bağımsızlık ruhunu yok etmeye çalışıyordu. Savaş sırasında tehcir uygulamasıyla sürülen azınlıklar büyük bir öfkeyle geri dönüp Müslüman Türk ahaliye kan kusturuyordu. Bütün bunlar yetmezmiş gibi asker kaçakları, eşkiyalar, katiller dağ başlarında hüküm sürüp her gece köyleri basıyor, Kastamonu`yu idare eden mülki erkan ve askeriye ise padişahın buyruğunda hala inat ediyordu. İşte bu kan uykusunundan halkı uyandırmak için bir avuç vatansever gizliden gizliye Kastamonu`da teşkilatlanmak gayretindeydi. Tatlızade Nuri ve Emin Beyler, Hüsnü Açıksöz, Hamdi Çelen, Defderdar Ferit Bey, Sıhhiye Müdürü Doktor Ferruh Niyazi Bey ve etraflarında ki bir avuç Kuvvacı, Mustafa Kemal`in Sivas`tan gönderdiği telgraflara göre Kastamonu`da bağımsızlık ateşini yakmaya çalışıyordu. Milli Kuvvetler tarafından Ankara`dan Kastamonu`ya gönderilen Albay Osman Bey`in padişah yanlısı mülki idare tarafından esir alınmak istenmesi üzerine harekete geçen 2. Bölük Komutanı Üsteğmen Şevket Bey yaptığı dahiyane plan sonucunda padişah taraftarı tüm komutanları, Vali Vekili`ni, ve diğer "işbirlikçi" yöneticileri bir gece içinde esir alıp Kastamonu`nun İstanbul`dan koparak Kuvayi Milliye saflarına geçmesini sağladı.
Kastamonu`nun yakın tarihte ki en keskin dönemeçlerinden biri olan 16 Eylül 1919 gecesinden her nedense o günden sonra hiç bahsedilmez. Oysa Kastamonu`ya "dıştan" düşman ayağı basmasa bile, "içerde ki" düşmanlardan temizlendiği gün 16 Eylül gecesidir. Hem 16 Eylül 1919`u hem Kahraman Şevket Üsteğmen`i artık anma zamanımız geldi.
Eğer Mısır`ı kıskandıran pramitse Kastamonu`nun Kurtuluş Savaşı içindeki destanı, yolu yok Şevket Üsteğmen`in yeri pramitin en tepesidir. Eğer bir gemiyse Kurtuluş Destanı`mız okyanuslara nam salan, illa ki Üsteğmen Şevket`in yeri Kaptan Köşkü`dür. Şevket Üsteğmen eğer Kastamonu`yu o tarihte Kuvayi Milliye saflarına katamamış olsaydı ne İstiklal Yolu olurdu, ne de İnebolu`dan cepheye taşınan cephaneler.
Anlayacağınız, Üsteğmen Şevket Bey`i ilk önce anmadan ne Şerife Bacılardan ne Halime Çavuşlardan söz edebiliriz. Eğer Kahraman Şevket Bey`in ismi şu memleketin tam da ortasına çakılmazsa, Kurtuluş Savaşı`nı anmaya yönelik her şeyimiz, tüm kıymet bilirliğimiz, tüm vefamız inanın kocca bir yalan olur.
Milli Mücadelenin hız kazanması ile Kastamonu`dan ayrılıp düşmanla göğüs göğüse harp yapılan cephelerde görev alan Şevket Üsteğmen 2. İnönü Savaşı`nda şehit oldu. Mekanı cennet olsun...
Üsteğmen Şevket Bey: Yakup bey kardeşim, biz, kuvayı milliye saflarına katılmak zorundayız. Memleketin kurtuluşu için aradığımız ışık, Mustafa Kemal`in başında bulunduğu harekettedir. İstanbul hükümetinin İngilizci, satılmış adamları buraya da el attılar. Birkaç soysuz memurla 58. Alay Kumandanını da kolayca bulup kendilerine uydurdular. Ben Kastamonu`daki bütün İstanbul hükümeti taraftarlariyle Mustafa ve Şerif beylere uymuş subayları kan dökmeksizin zararsız duruma getirmeğe karar verdim. Bunun için de en büyük yardımcım sen olacaksın. Seninle el ele vererek padişahçılığa kaymış olan Kastamonu`yu Kuvayı Milliyeci yapacağız. Ben, bu kararı vermiş bulunuyorum. Eğer, bu işi başarabilirsem memlekete ve tarihe karşı büyük bir hizmet yapmış olacağını. Ben, bunu düşündükten sonra yapmayacak olursam bir alçak ve vatan haini sayacağım kendimi.*
* Hasan İzzettin Dinamo. Kutsal İsyan. Cilt 4