28 02 2012

Erdoğan ile Kılıçdaroğlu arasında 'kin' polemiği

Erdoğan ile Kılıçdaroğlu arasında 'kin' polemiği

Başbakan Erdoğan'ın Kini!

22 Şubat 2012 / 08:19

Ah Ertuğrul Beyciğim ah!

Başbakanımız AK Partili gençlere, Necip Fazıl'ın "Gençliğe Hitabe"sinden "Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik..." ifadesini alıntıladı ya, şamataya başladılar.

O müthiş konuşmadan sadece bu ifadeye, bu ifadeden de sadece "kininin" kelimesine takılıp kaldılar.

Mesela...

CHP Parti Sözcüsü Birgül Ayman Güler, "Başbakan'dan biz dindar gençlik sözünden sonra kindar gençlik özlemi içinde olduğunu duyduk..." diyerek başladı maval okumaya.

Erdoğan "kininin" der demez maşallah hepsi birden "sevi insanı" oluverdiler.

Aydın Doğan'ın biricik kankası Ertuğrul Beyciğim bile Yunus Emre'den "sevi şiirleri" dercetmeye başladı, gerisini varın siz hesap edin.

Şöyle kuşbakışı bakalım:

Necip Fazıl'ın "Gençliğe Hitabe"sine muhatap olan Recep Tayyip Erdoğan ne yaptı, siz ne yaptınız?

Birgül Ayman Güler'in CHP'si "sevgi"sini nasıl yansıttı bu topraklara?

Dersim'de mağaralara sığınan insanları fareler gibi zehirlemediler mi? Sabahattin Ali'yi katletmediler mi? Nazım Hikmet'e hayatı zindan etmediler mi?

Merhum Başbakan Menderes'i idam ettikleri ipin masrafını ailesinden isteyen alçakların darbesini yıllar yılı bayram diye kutlamadılar mı?

"Kininin davacısı" olmayı öneren adam ne yaptı peki?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olur olmaz, CHP'nin pislik içinde bıraktığı (çöp dağlarından geçilmeyen) sokakları temizledi.

Akmayan suları akıttı.

Nefes almakta zorluk çektiğimiz havayı kirlilikten kurtardı.

Nasıl bir "kinin davasıdır" ki bu, zerre miskali ayrım yapmadı.

Söyleyin hanginizin sokağı temizlenmedi, hanginizin suyu akıtılmadı, hanginizin havası kirlilikten kurtarılmadı?

Başbakan olunca da "kininin davacısı" olmayı sürdürdü tabii: Ekonomisi yerle yeksan olmuş bu ülkeyi, Yunanistan'ın örnek gösterildiği halden Yunanistan'a merhamet eder hale getirdi.

Ya Ertuğrul Beyciğim (bu ülkeye) "sevgisini" nasıl gösterdi?

"Gerekirse silah bile kullanırız" manşetleriyle silahlarını halka doğrultan 28 Şubat cuntasına yardım ve yataklık yaptı.

Hulasa...

Başbakan Erdoğan'ın "kini" Ahmet Kaya ve Mustafa Pehlivanoğlu için gözyaşı dökmeye neden olurken, Ertuğrul Özkök'ün sevgisi "Vay şerefsiz" manşetleriyle Ahmet Kaya'yı memleketine hasret şekilde yavaş bir ölüme duçar etti.

"Her şey hukuktan ibaret değil" diyen dünün "darbesevicisi" başımıza "sevi insanı" kesildi ya, helal olsun!

Şu ahmaklığa bakar mısınız: En güzel şiirlerinden biri "Yunus Emre'ye" adını taşıyan (oyunlarından biri de "Yunus Emre"dir) Necip Fazıl'a, Yunus Emre'den delil getiriyor.

Necip Fazıl'ın hitabesindeki o mücerret ifadenin zulme ve zalimlere karşı dirayetin ifadesi olduğunu Aydın Doğan'ın bu ahmak kankasına nasıl anlatacağız?

"Müntakim"in Allah'ın zatî sıfatları arasında yer aldığını bilir mi?

Ve, "fikrin öfkesi" diye bir şey duymuş mudur acaba?

Üstad taa 1944'te, "Öfkesiz fikir ne kadar acıklı bir manzaraysa, fikirsiz öfke de o nispette merhamete lâyık bir levha..." der.

Ah Ertuğrul Beyciğim ah!

Sende bu fikir öfkesinin zerresi olsaydı, "Ben dansözüm... Beni izleyen yılanın beli kırılır..." der miydin?

Sende bu fikir öfkesinin zerresi olsaydı, dün muhtar bile olamaz dediğine, bugün "Usta ne diyorsa o..." diye yalakalık yapar mıydın?

Sende bu fikir öfkesinden zerre miskali olsaydı bu kadar maskaralaşır mıydın?

SALİH TUNA-YENİ ŞAFAK

******************************** Kılıçdaroğlu: Yüreğin yetiyorsa tamamını oku

28 Şubat 2012 Salı, 14:17:26

 

HABERTURK.COM

Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Necip Fazıl Kısakürek'ten alıntı yaparak okuduğu satırlara tepki gösterdi. Erdoğan'ın, grup toplantısında sarfettiği, "O sözler bana değil Necip Fazıl'a ait. Bunu bilmiyorlar mı?" sözlerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Dünya alem biliyor o şiirin Necip Fazıl Kısakürek'e ait olduğunu. Ama sen adam gibi adamsan, yüreğin yetiyorsa, senin adın Recep Tayyip Erdoğan'sa o şiirin devamını da okursun. Okuyamaz. Yüreği yetmez" şeklinde konuştu.

NECİP FAZIL'DAN ALINTI

AK Parti İstanbul İl Gençlik Kolları’nın 3. Olağan Kongresi’ne telekonferans yöntemiyle katılan Başbakan Erdoğan, konuşmasında Necip Fazıl Kısakürek'in 'Gençliğe Hitabe'sinden alıntı yapmış, "Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik..." ifadelerini kullanmıştı. Erdoğan'ın okuduğu alıntıda geçen 'kininin' sözcüğü tepkiyle karşılanmış, bazı köşe yazarları ve muhalefet cephesi, bu ifadeyi eleştirmişti. Eleştirilere AK Parti Grup Toplantısı'nda yanıt veren Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek'e ait ifadelerin günlerdir konuşulduğunu, ''fırtınalar kopartılmak'' istendiğini belirterek, "Bu sözlerin sahibinin kim olduğunu bilmeyen cahiller hemen yorum yapmaya başladı. Çünkü o da zindanlarda çok çekti, oralardan haykırıyor. Bazı Cumhuriyet Halk Partililer nasıl olduysa Yunus Emre'yi hatırlamış, bize Yunus ile cevap veriyor. Biz, kime karşı Yunus'un, kime karşı da Köroğlu'nun, Dadaloğlu'nun diliyle konuşacağımızı çok iyi biliriz. Mazlumun, mağdurun, masumun, yolda kalmışın, ihtiyaç sahibinin, insanın karşısında bizim dilimiz Yunus'un dilidir, Mevlana'nın dilidir, ama zalime karşı, diktatörlere karşı, dikta heveslilerine, millet iradesinin düşmanlarına, onların taşeronlarına karşı da dilimiz Köroğlu'nun dilidir, Dadaloğlu'nun, Necip Fazıl Üstad'ın dilidir" ifadelerini kullandı.

"YÜREĞİN YETİYORSA DEVAMINI OKU"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise Erdoğan'ın sözlerine partisinin grup toplantısında yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, "Başbakan, okuduğu sözlerin ve orada geçen 'kinini' sözcüğünün Necip Fazıl Kısakürek'e ait olduğunu, bunu bilmediğimizi söylüyor. Dünya alem biliyor o şiirin Necip Fazıl Kısakürek'e ait olduğunu" diyerek, bir çağrıda bulundu. Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'dan, şiirin devamını da okumasını isteyerek, "Sen adam gibi adamsan, yüreğin yetiyorsa, senin adın Recep Tayyip Erdoğan'sa o şiirin devamını da okursun. Okuyamaz. Yüreği yetmez" şeklinde konuştu.

http://video.haberturk.com/haber/video/necip-fazil-kisakurek--genclige-hitabe/58642

********************************

Necip Fazıl KısakürekGençliğe Hitabe

Devlet ve milletinin 7 asırlık hayatında dört devre... Birincisi iki buçuk asır... Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet... İkincisi üç asır... Kaba softa ve ham yobaz elinde sefalet ve hezimet... Üçüncüsü bir asır... Allahın, Kur'ân'ında 'belhüm adal-hayvandan aşağı' dediği cüce taklitçilere ve batı dünyasına esaret... Ya dördüncüsü? .... Son yarım asır! .. İşgâl ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, madde plânında kurtarıldıktan sonra ruh plânında ebedî helâke mahkûmiyet... İşte tarihinde böyle dört devre bulunduğunu gören... Bunları, yükseltici aşk, süründürücü satıhçılık, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... Beşinci devrenin kapısı önünde nur infilâkı yeni bir şafak fışkırışını gözleyen bir gençlik...

Gökleri çökertecek ve son moda kurbağa diliyle bütün 'dikey'leri 'yatay' hale getirecek bir çığlık kopararak 'mukaddes emaneti ne yaptınız? ' diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...

Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik...

Halka değil, Hakka inanan; meclisinin duvarında 'Hakimiyet Hakkındır' düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bilen bir gençlik...

Emekçiye 'Benim sana acıdığım ve seni koruduğum kadar sen kendine acıyamaz, kendini koruyamazsın! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın! ' diyecek... Kapitaliste ise 'Allah buyruğunu ve Resûl emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın! ' ihtarını edecek... Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik...

Bir buçuk asırdır türlü buhranlar içinde yanıp kavrulan ve bunca keşfine rağmen başını yarasalar gibi taştan taşa çalarak kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığı, Türk'ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını, her sistem ve mezheb, ortada ne kadar illet varsa devasının ve ne kadar cennet hayâli varsa hakikatinin İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âlemine ve bütün insanlığa model teşkil edecek bir gençlik...

'Kim var? ' diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert 'ben varım! ' cevabını verici, her ferdi 'benim olmadığım yerde kimse yoktur! ' fikrini besleyici bir dâva ahlâkına kaynak bir gençlik...

Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispetle usûle, stratejiye uygun bir gençlik...

Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifirî karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin; ve gerçek kahramanlık mâdeniyle sahtesini ayırdetmekte kuyumcu ustası bir gençlik...

Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, demagog politikacısı, çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, takma diş fabrikası, fuhuş albümü gazetesi, mümin zindanı mâbedi, temeli yıkık ailesi, hâsılı kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu savaşı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik...

Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski mümin nesillerden hiçbirini beğenmeyecek, onlara 'siz güneşi ceplerinizde kaybetmiş marka müslümanlarısınız! Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi! ' diyecek ve gerçek müslümanlığın 'nasıl'ını ve 'ne idüğü'nü her haliyle gösterecek bir gençlik...

Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı Sevgilisinin fezayı bütün yıldızlariyle manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak, ve O'ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak tanımayacak ve O'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir gençlik...

İşte bu gençliği, bu gençliğin ilk filizlerini karşımda görüyorum. Şekillenmesi, billurlaşması için 30 küsur yıldır, devrimbaz kodomanların viski çektiği kamış borularla kalemime ciğerimden kan çekerek yırtındığım, paralandığım ve zindanlarda süründüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allaha hamd etme makamındayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz ellerinle musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil! Allahın selâmı üzerine olsun...

Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!

Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es! ...

 

Necip Fazıl Kısakürek

******************************** BAYBURT 94. KEZ KURTARILDI! Belediye Başkanı da "Kininin Davacısı" Gençlik İstiyor

Bayburt'un işgalden kurtuluşunun 94. yıldönümü adına düzenlenen törende konuşan Belediye Başkanı Polat, "Yeni nesle dostu, düşmanı tanıtmak lazım. Dininin, namusunun, kininin davacısı bir gençlik istiyoruz" dedi.

Ekin KARACA

ekin@bianet.org

Bayburt - İstanbul - BİA Haber Merkezi

22 Şubat 2012, Çarşamba

BU HABERİN UZANTILARI

 

Başbakan Erdoğan'ın Necip Fazıl Kısakürek'in "Gençliğe Hitabesi"ndeki "Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlik istiyorum" sözlerini söylemesinin ardından Bayburt Belediye Başkanı Hacı Ali Polat da kentin "Ermeni işgalinden" kurtuluşunun 94. yılı adına düzenlenen törende "Dininin, namusunun, kininin davacısı bir gençlik istiyoruz" dedi.

Hrant Dink Vakfı'ndan Nuran Ağan, bianet'e yaptığı açıklamada Belediye Başkanı Hacı Ali Polat'ın Ermenileri "düşman" konumuna yerleştirdiği ve gençlere Ermenileri hedef gösterdiğini söyledi.

Ağan, 2009'dan bu yana "medyada nefret söylemi" çalışması yürüttüklerini hatırlatarak, Belediye Başkanı Polat'ın kin ve düşmanlığı körükleyen ifadelerle konuştuğunu, bahsi geçen sözlerin ise belirledikleri kriterler çerçevesinde "düşmanlık/savaş" kategorisi altında değerlendirdiklerini ifade etti.

"Sabaha kadar Laboratuarda Çalışan Dindar Nesil..."

Bayburt Postası'nın haberine göre, Belediye Başkanı Hacı Ali Polat, kentin Ermenilerden kurtarılmasının temsil edildiği gösterinin ardından yaptığı konuşmada şunları söyledi:

"Bu sahneleri tekrarladığımızda bazıları bunu, 'Nefret müsameresi' diye niteliyor. Yeni nesle dost ve düşmanı tanıtmak zorundayız. Üstadın dediği gibi, 'Dininin, namusunun, kininin davacısı' bir gençlik istiyoruz.

"Saygıdeğer başbakanımızın ifade ettiği gibi modern ve çağdaş, sabaha kadar laboratuarda çalışan dindar, kültür ve edebiyatına, sanatına ve geçmişine sahip bir gençlik istiyoruz. Onun için biz bunları sahnelemeye devam edeceğiz."

"Düşmanımız da var, dostumuz da. Büyük devletlerin büyük idealleri olur. Nasıl büyük Ermenistan hayaliyle bize bu vahşetleri yaşattılarsa, nasıl Yunanların Megalo İdea'ları varsa, nasıl Batı'nın şark meselesi varsa, bizim de Büyük Türkiye idealimiz olmalı ve olmaya devam edecektir."

Adalet ve Kalkınma Partili (AKP) Belediye Başkanı Hacı Ali Polat, Bayburt Anadolu İmam Hatip Lisesi mezunu.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni 1992'de bitiren Polat, 1992-1994 yılları arasında Giresun'da Eynesil İmam-Hatip Lisesi'nde öğretmenlik, 1995'ten 2008'e kadar Bayburt Anadolu İmam-Hatip Lisesinde öğretmenlik, müdür yardımcılığı ve yurt müdürlüğü yapmış. Belediye Başkanı Polat Bayburt İl müftülüğünün "tebliğ ve İrşad" ekibinde merkez camilerde fahri vaizlik görevi de yürütmüş. (EKN)

 

110
0
0
Yorum Yaz