Cumhuriyet Kitap'ın 1000. Sayısı
16/4/2009 · Kategori: Kitap Tanıtma
Cumhuriyet Kitap'ın 1000. sayısı
Turhan GÜNAY
1983 yılının Haziran başındada ünlü Gırgır Mizah dergisi'ndeki görevimden ayrılıp, Yeni yayımlanmaya başlayacak bir dergide çalışmak üzere İletişim Yayınları'na geldim. 1980 askeri darbesinin etkilerinin ve yıkımının, varlığını yoğun olarak sürdürdüğü günler. Kitap bir suç unsuru olarak gösterilmiş, gösterilmeye devam ediyor. İnsanlar kitaptan korkar hale getirilmiş. Bu ortamda TÜYAP adını taşıyan bir fuarcılık kuruluşu 1982 yılından başlamak ve sadece İstanbul'da olmak üzere kitap fuarları düzenliyor. Cumhuriyet gazetesi de fuarların yapıldığı tarihlerde okura kılavuzluk edecek 'Kitap' adını taşıyan ekler yayımlamakta. Bu kaotik dönemde yeni yayımlanacak bir dergi için isim hakkı almak olanaksız. Tüm başvurular anında geri dönüyor. Yapılacak en iyi iş, daha önce yayım izni alınmış bir derginin isim hakkını devralmak. Araştırmalar sonucunda Çerçeve adında 6 sayı yayımlanmış, sonra da yayımını durdurmuş bir dergi bulunuyor. Derginin sahibiyle yapılan görüşmeler başarısız. Dergi alınamıyor. Uzun uğraşlar sonucu 1984 yılının Mart ya da Nisan ayında Yeni Gündem adlı bir dergi için isim hakkı alınabiliyor ve Mayıs ayında yayımlanmaya başlıyor dergi. Bu dergide 1985 yılının Mart ayı başına kadar çalışıyorum ve Cumhuriyet gazetesine geçiyorum. Cumhuriyet büyük atılımlar içinde. Gazete ofsete geçmiş, haftalık ekler yayımlamayı planlıyor. Efsanevi Cumhuriyet Kitap Kulübü (CKK) kurulmuş, okurun kitaba ulaşması kolaylaştırılmış. Okura kitabı daha iyi duyurabilmek, edinmesini kolaylaştırmak için bir de aylık bülten çıkarma telaşında Kitap Kulübü yönetimi. Bülten kısa süre içinde yayımlanmaya başladı, ilk sayı 7. sayı olarak yayımlandı ve adı Çerçeve. Hani şu daha önce İletişim'e almaya çalışıp alamadığımız dergi. CKK'nin bu önemli bülteni ayın kitaplarının bir dökümünü vermekle kalmıyor, okurun bu kitapları kolay ve ucuza alabilmesinin yollarını da gösteriyordu. Okur için iyi bir kılavuz ortaya çıkmıştı. 17. sayısına kadar küçük dergi boyu olarak yayımlanan ve CKK üyelerine ücretsiz olarak yollanan bu bülten 1987 yılın Şubat ayındada Celal Üster ve Mürşit Balabanlılar yönetiminde, çok sayfalı büyük boy bir kitap dergisine dönüştü. Grafik düzenlemesini ise Nazan Tacer yapıyordu. Dergi, kitap tanıtımlarına da yer vermeye başlamıştı ve yine CKK'nin üyelerine ücretsiz olarak yollanıyordu. Çerçeve'nin çok etkin bir yayın organına dönüşmesi, bu derginin Cumhuriyet gazetesinin 'Kitap Eki' olarak yayımlanması düşüncesini güçlendirdi. Bu düşünce 1990 yılının Şubat ayında hayata geçirildi. Artık Derginin yeni bir adı vardı: Cumhuriyet Kitap. Derginin ilk sayısının kapağı, 'Hasretinden Prangalar Eskittim' şairi Ahmed Arif'e ayrılmıştı. O tarihe kadar hiç kimseyle söyleşi kabul etmeyen Ahmet Arif, derginin sonraki yıllardaki çalışanlarından biri olan Saffet Rüştü Tekin'in söyleşi önerisini kabul etmiş, Tekin ve Refik Durbaş Ankara'ya giderek Ahmet Arif'le konuşmuşlar, bu söyleşi dergimizin ilk sayısında yayımlanmıştı.Derginin ilk sayısı büyük bir heyecanla karşılanmış ve gazetenin günlük satışına 35.000 gibi oldukça yüksek bir katkıda bulunmuştu. Okur ve yayıncının önünde yeni bir ufuk açılmış, Türkiye'de o tarihe kadar olmadığı söylenen bir kitap okurunun varlığı da ortaya çıkıvermişti. Türkiye'de kitap okurunun kitaba karşı büyük bir açlık içinde olduğu ortadaydı. Okura en iyi dergiyi sunabilmek Cumhuriyet Kitap'ın olmazsa olmazları arasındaydı artık. Edebiyat, sanat ve kültürümüzün önemli adları doğal olarak derginin yazarları arasına katılıvermişti. Cumhuriyet gazetesinin yayımladığı en önemli eklerden biri olan Cumhuriyet Kitap, 1992 yılında gazetede yaşanan önemli gelişmeler sonucunda, dergiyi çıkaranların gazeteden ayrılmasıyla yöneticisiz kalmış, elemansızlık nedeniyle kapatılması bile gündeme gelmişti. Kitaba ve okumaya olan aşırı ilgim, böyle bir derginin kapatılmasına göz yumamazdı. Dergiyi çıkarabileceğimi söyledim. 136. sayısında yayımını üstlendiğim Cumhuriyet Kitap'la ilgili öyküm böyle başladı. Teknik konuları ise sevgili arkadaşım Dilek Akıskalı yüklendi. Dergiyi 145. sayıya kadar Celal Üster'le ortaklaşa yönettik. Üster'in 145. sayıda gazeteden ayrılmasıyla derginin yönetimini üstlenip bugüne geldik Cumhuriyet Kitap'ın bugünkü kadrosu şu isimlerden oluşuyor: Turhan Günay, Dilek Akıskalı, Satiye Tülay Doruk, Mehmet Çakır, Senem Özcan ve Ali Bulunmaz.1992 yılının Nisan ayından bu yana neler oldu Cumhuriyet Kitap'ta? Bunu şöyle özetlemek mümkün: Önce derginin sağlıklı olarak yayımlanabilmesi için bir Danışma Kurulu oluşturuldu. Bu kurulda saygıyla ve sevgiyle andığım üç kişi Memet Fuat, Cevat Çapan ve Onat Kutlar yer alıyordu. Çıkan kitaplar pazartesi günü birlikte değerlendiriliyor, sonra da onlarla ilgili yazı için yazarlarımıza gönderiliyordu. Bu yöntem Sevgili Onat Kutlar'ın alçakça öldürülmesine kadar sürdü. Memet Fuat ve Cevat Çapan, Danışma Kurulu'ndaki görevlerini Memet Fuat'ın ölümüne kadar sürdürdüler. Sonrasında ise bir danışma kurulu olmadan sürüp geldi derginin yayımı. İlk sayılarımızda yine sevgi ve saygıyla andığım Melih Cevdet Anday'ın kitap değerlendirme yazıları yer aldı dergimizde. Sonraları 1998'de saygı ve sevgiyle andığım dostum Fethi Naci ve çocuk sayfalarımızı hazırlamak üzere Aytül Akal, 2003'te Nilay Yılmaz ve Sadık Aslankara, 2004'te Feyza Hepçilingirler, Asuman Kafaoğlu Büke, Mustafa Şerif Onaran, Semih Poroy, 2005'te Selçuk Altun, 2006'da da Enis Batur ve Metin Celal ve Erdoğan Aydın sürekli yazarlarımız oldular. Bir derginin 1000. sayıya ulaşması, yayımlamaya başladığınız sıralarda ulaşılamayacak bir hedef gibi gelir insana. Bugün 1000. sayımızı yayımlıyoruz. Mutlu bir rastlantıyla peşinden hiç ayrılmadığımız kitapların bir fuarına, TÜYAP İzmir Kitap Fuarı rastladı 1000. sayımız.Cumhuriyet Kitap'ı hazırlayanlar olarak, dergimizi bu sayıya ulaştıran Cumhuriyet gazetesi yönetimine, yazarlarımıza, yayıncılarımıza ve okurlarımıza ve dergimiz yazarlarına teşekkür ederiz.
1000 sayının izleri, izlenimleri...
Adnan Binyazar: 1000. sayıya ulaştığına göre Cumhuriyet Kitap dergisi nerdeyse yirmi yıldır çıkıyor. Bu, yalnızca derginin uzun ömrünü göstermez, kurumlaşmış olmasının da göstergesidir. Bunda, dergi yöneticisinin çağdaş değerleri göz önünde bulundurmasının etkisi büyüktür. Yıllardır, içerik zenginliği, görünüm estetiği ve özgünlüğüyle ilgi çeken böyle bir dergi çıkardıkları için Turhan Günay'ı ve çalışma arkadaşlarını yürekten kutluyorum. Ahmet Ümit: İlk yazılarımın yayınlandığı dergi Cumhuriyet Kitap'tır. Bu anlamda ilk göz ağrım diyebilirim. Sayısız tanıtım yazısı, eleştiri yazdım. Yazar olarak kendimi tanımamda önemli katkıları olan bir dergidir. Nice 1000. sayılara... Cumhuriyetin Cağaloğlu günlerinde her yazıdan sonra çiğ köfte yapıp rakı içerdik. Bu sohbetler de ayrı bir lezzet katmıştır Cumhuriyet Kitap ekine.Tahsin Yücel: Cumhuriyet Kitap, yayımlanmaya başladığı günden beri yazın ve düşün dünyamız içinde Cumhuriyet gazetesinin ülkemizdeki yerine koşut onurlu bir yer edindi. Cumhuriyet Kitap'a daha nice yıllar dilerim.Murat Yalçın: Cumhuriyet Kitap çıktığında lise öğrencisiydim. Zamanla kendisine bir dolap açtı kütüphanemde; kaçırdığım sayısı binde birdir... Demek bende bir edebiyat dergisi tiryakiliği yaratmış. Edebiyatın elini hiç bırakmadan yürüdü, Cumhuriyet'in perşembesini beklemek onun için güzel. Kafasını, gönlünü verenler sağ olsun, çok yaşasın Cumhuriyet Kitap. Haydar Ergülen: Ben de Cumhuriyet Kitap ekinde yazmaya başladım ilk kitap yazılarımı. 'İtina ile' şiir kitaplarını orada okudum ve yazdım, orada söyleşilerim yayımlandı, kitaplarım hakkında yazılar çıktı, 'şimdi uzaklarda' olan iki yakınımdan, Mehmet H. Doğan'ın hem 70. yaşını orada kutladım hem de yine orada uğurladım canım 'abi'mi. Çok sevdiğim Cenk Koyuncu'nun ilk kitabı 'Otoben' üstüne orada yazdım, onun benimle yaptığı söyleşi 'Dilimizdeki Sahil' başlığıyla yine Cumhuriyet Kitap ekinde kapak oldu. Şiir üstüne bir vakitler hayli kapıştığımız Roni Margulies'in 'Mağrur Olma Padişahım' kitabıyla ilgili yazdım, üstelik Roni'yle harp halindeyken. Tuna Kiremitçi şiir kitabı 'Ayabakanlar' hakkında orada yazdığım yazıyı vapurda okuyup çok sevindiğini anlatmıştı sonradan...Böyle böyle çok anı, çok dost, çok kayıp birikmiş meğer. Sevgili arkadaşım Turhan Günay ve ekibinin yönetimindeki Cumhuriyet Kitap, Türkiye'de gazetelerin kitap eki verme geleneğini başlatmasıyla öncü, doluluğundan, içeriğinden ödün vermemesiyle kaliteli, köşeleri ve yazarlarıyla her zaman ilgi çekici bir kitap gazetesi oldu benim için. Bu doluluk ve yoğunlukta nice yıllar, nice 1000 sayılar diliyorum bu sevgili ilk gözağrıma ve arkadaşlarımı kutluyorum.Fikret Demirağ: Kutluyorum've teşekkürler' Cumhuriyet Kitap'ın 1000. sayısına ulaşması, herhalde Türkiye'de bir rekora karşılık geliyor. Varlık dergisinin rekoru gibi. Ben, kendi adıma, kutlamakla yetinemem, altını kalın kalın çizeceğim bir teşekkürü de ekliyorum buna. İstanbul denilen 'burnundan kıl aldırmayan' dergilerin ve şairlerin 'cangıl'ında, Kıbrıslı Türklerin edebiyatına, özellikle de şiirine sevgili Turhan Günay'ın yönetimindeki Cumhuriyet Kitap'ın sürekli, içten ve sıcak ilgisinin anlamı, bizim için her zaman ölçülemez değerde olmuştur. Bunun için Ona ve çalışma arkadaşlarına ne kadar teşekkür etsek azdır! Türkiye edebiyat ve kültürüne katkılarını ise Türkiyeli edebiyatçılar benden daha daha iyi değerlendirecek konumdadır. Cumhuriyet Kitap'ın ömrünün ve katkılarının daha binlerce sayı sürmesini diler, Turhan Günay'ın kişiliğinde dergiye emeği geçenleri ve katkı yapanları yeniden kutlarım!Ahmet Oktay: Bir kitap dergisinin 1000 sayıya ulaşmış olması elbette ki çok sevindirici. Özellikle kültür ve edebiyat sorunlarının hemen hemen askıya alındığı bir dönemde bu rakam, hayli umut verici görülmeli. En azından bir kesim okurun hâlâ popülerlikten uzak durmayı başardığını ve sorunların daha ciddi boyutlarda ele alınması gerektiğine inandığını gösteriyor. Bu inancı değerli bir yatırım saymalıyız.Kaan Arslanoğlu: Cumhuriyet Kitap benim için Fethi Naci dostluğu ve Turhan Günay demek. Cevat Çapan ve sonra da Sadık Aslankara demek. En ayrıksı yazılarımı ve söyleşilerimi sansürsüz yayımladı. Bu benim gibiler için çok önemli. Cumhuriyet gazetesine yönelik her zaman ciddi eleştirilerim olmuştur. Ama şu anda yine en iyi gazete. Desteklememiz ve sahip çıkmamız gereken bir mevzi. Cumhuriyet Kitap için bu daha az eleştiri ve daha çok dostluk demek. Umarım ve dilerim en az bin sayı daha etkinliğini sürdürür.Füruzan: Cumhuriyet Kitap ekinin 1000. sayısına ulaşması, 'sanırım yirmi yılı kapsıyor bu süre' etkileyici bir doruk. Bir sanat ve edebiyat meraklısı olan ben gibi içeriği oldum olası dikkat çekici yazarlarla, konularla, değerlendirmelerle dolu olan bu dergi daha kim bilir kimlere ulaşıyor diye düşünüyorum. Bir Cumhuriyet gazetesi okurunun akıllı fikirli içeriğe sahip bu kitap ekinin her perşembe günü eline ulaşmasını nasıl beklediğini kendimden yola çıkarak tahmin edebiliyorum. Bu uzun süreyi belirten 1000. sayı için ne demeli? Dileklerimi içtenlikle açıklamalıyım. Nice nice yıllara... Hem gazetesi hem de kitap ekiyle yayın hayatımızdaki o aydınlık yerini sürdürsün.Gülten Akın: Her türlü yayının çok büyük önemi, değeri var. Hele Cumhuriyet KİTAP, seçkin bir yayın. Bu elbette bizim yayın hayatımız için çok önemli. Başarılar diliyor; geleceğin onun için ve Türkiye için aydınlık olmasını diliyorum.Sennur Sezer: Bir gazetenin ilkelerini yitirmeden bütün zorluklara karşın kültür çalışmalarını yapması çok saygın bir davranış. Cumhuriyet'i ve yöneticilerini kutluyor, saygılarımı sunuyorum. Nice 1000 sayılara aynı ilkeyle yürümesini diliyorum.Osman Şahin: Cumhuriyet Kitap ekinin 1000. sayısından bininci sayısına kadar bütün sayılar kütüphanemde ciltli olarak büyük bir zenginlik oluşturuyor. Binlerce yazarımızın röportajları, yazıları, solukları bu derginin sayfaları arasında. Türk edebiyatı Cumhuriyet Kitap ekiyle yaşıyor. Kutluyorum.Adnan Özyalçıner: Edebiyatın geniş kitlelere yayılmasında, sevdirilmesinde kitap dergilerinin payı büyük. Edebiyatımıza yeni okurlar kazandırılmasında Cumhuriyet Kitap bir ilkti. Cumhuriyet Kitap romanımızın, öykümüzün, şiirimizin, deneme ve eleştirimizin yalnız yaygınlaştırılmasında değil gelişip serpilmesinde de etkili olmuştur. Görevini bugün de artan bir heyecanla sürdürmektedir. Bu işe gönül veren çalışanlarını kutluyorum. Leylâ Erbil: Cumhuriyet Kitap toplumun en durgun, en elverişsiz günlerinde yaptığı bir atılımla edebiyatın yazara verdiği değeri kanıtlamıştır. Bu başarıda sayın Turhan Günay'ın emeğini unutmamak gerekir. Böyle bir ülkede bin sayıya ulaşmak büyük bir kararlılığı da gösterir. Kutlarım, nice yıllara...Arife Kalender: Öncelikle Cumhuriyet Kitap'ın 1000. sayısını kutluyorum. Bu sayıya kadar sürekli, her hafta dolu dolu bir dergiyi okurlarla buluşturmayı; büyük bir emeğin, dikkatin ve direncin göstergesi olarak görüyorum. Derginin ilkeli, yansız ve nitelikli oluşunda; tüm çalışanlarıyla beraber, yayın yönetmeni Turhan Günay'ın büyük katkısı var. En deneyimli, en ünlü yazarından, yeni başlayanına kadar herkesi aynı sevecenlikle kucaklayan; edebiyat birikimiyledergiyi zenginleştiren Günay, kişisel ilişkilerindeki ölçülü ve titiz dengesiyle de okuru-yazarı birbirine bağlamayı, aradaki kültürel diyaloğu kurmayı her zaman başarıyor. Denemeden eleştiriye, şiirden tiyatroya, karikatürden bulmacaya, incelemeden araştırmaya, yeni çıkan kitaplardan en çok okunanlara, çocuk edebiyatına, çeviri şiirlere kadar; edebiyatın tüm kollarını aynı dergide bulmak, her hafta bu varsıllığı evimizde duyumsamak büyük şans.Cumhuriyet Kitap yazarlar, şairler kadar yayınevleri için de kültüre açılan bir pencere' 'Kitap' eki olmayan bir Cumhuriyet gazetesi düşünemiyorum. Gazetenin siyasal bakışını estetikle buluşturan önemli bir kapı 'Kitap'... Çoraklaşan günlerimizde, bizleri kalemlerin ucundaki insan dünyalarıyla buluşturan, edebiyatımızın atardamarı, Cumhuriyet Kitap'a daha nice bin yıllar' Sema Kaygusuz: 1000 sayı boyunca kitaba dünyadan pay ayırmak demek, kendi kendini tüketen insanlığı en az bin kez uyarmış olmak demektir. Kendimi bildim bileli bu sayfalarda kim bilir kaç yazarla tanıştım, kaç kitaba uzandım. Burada, hayata paralel düşen bu bağımsız evrende, kitaplarla kurulan zamanların nabzı hiç durmasın. Cumhuriyet Kitap için emeği geçen herkesi, başta Turhan Günay'ı, gönülden kutluyorum. Edebiyatın kendine kapalılığı kendi zamanını yaratma hikmeti, kendi kendini derinleştiren ve çoğaltan hayata paralel bir evrendir.Selçuk Altun: Cumhuriyet Kitap bir haftalık gazete eki olmanın ötesinde bir misyon yüklendi;nitelikli kitabın ve yazarının veya şairinin destekçisi oldu. Kitabevlerine, kütüphanelere, toptancılarına veya kitapçokseverlere hitap eden bir yayıncılık haber dergisinin bulunmadığı ortamda bu gereksinimi karşıladı. Altı Türk'ün yılda bir kitap okuduğu süreçte 1000. sayıya ulaşmak takdire şayandır. Cumhuriyet, bu bağlamda da diğer gazetelere öncü olmuştur. Cumhuriyet Kitap dergisinin 1000. sayısına dek ona katkıda bulunanlara gönülden teşekkür ederim.Nezihe Meriç: Biz Cumhuriyet çocuğuyuz; dededen, babadan, böyle... Cumhuriyet'le büyüdük. 'Ne mutlu bize Cumhuriyetçiyiz!' duygusunu, eksisiyle artısıyla hiç kaybetmedik. Cumhuriyet denen Cumhuriyet'in varlığı her zaman bize karanlığın ta dibindeki; çok uzaktaki ışık oldu. Biz, hep o ışığa doğru çabaladık; bu çaba bizim yaşam gücümüzü arttıracak. Bu gücü yok edeceğini sananlar buyursunlar. Biz hep buradayız.Süreyya Berfe: Kitap ekini 1000. sayısına ulaştıran herkes sağ olsun, var olsun. Kitap ekimize nice yıllar dilerim.Ahmet Telli: Cumhuriyet Kitap, benzerlerini yarattığı için öncü sayılabilir. Kültürün magazinleşmesine karşı önemli bir sığınma evi de diyebilirim. Kitabı savunmak, yazılı kültürün savunulması ise bunun yaşadığımız coğrafyada ne denli önemli olduğu da ortadadır. Alçakgönüllü ama ısrarcı, ödünsüz ama buluşturucu niteliğiyle 1000. sayıya ulaşması, kültürün direnişle özdeşleşmesine de çağrı olsa gerek. Demokratik kültürün yerleşmesinde adından söz ettireceği umuduyla nice sayılara Cumhuriyet Kitap'İbrahim Yıldırım: Cumhuriyet Kitap, bence bir kitap eki olmanın ötesinde; okumaya, yazmaya gelişmeye katkılar sağlayan çok önemli bir kültürel etkinlik. Dahası tanıtım ve duyuru olanakları sunması ve bu konuda örnek olmasıyla ülkemizde kitap yayıncılığının sektörleşmesine de katkılar sağladı. Ben, Çerçeve'den başlayarak yıllarca, hemen her sayıda 'Sarı Sayfalı Kitaplar' başlığı altında denemeler yazdım; bu uğraşım Cumhuriyet Kitap'ta da sürdü. Sonraları Cumhuriyet Kitap'ta söyleşilerim yayınlandı, kitaplarımla ilgili yazılar çıktı. Cumhuriyet Kitap'ın etkinliğinin giderek artacağı, yayıncılık sektörüne, okurlara, yazarlara katkılarını sürdüreceği umuduyla emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. 1000 sayı, yazması kolay, söylemesi kolay, tıpkı bir çırpıda Milenyum dememiz gibi. Oysa başta edebiyatımız olmak üzere 'Cumhuriyet Kitap'ların içinde saymakla bitmeyecek binlerce şey barınıyor, saklı duruyor' Keşke bütün sayıların ulaşılabileceği bir arşiv olsa!Emin Özdemir: Cumhuriyet Kitap, yayımlandığı günden bu yana hem tasarım hem de içerdiği yazılar yönünden, kitaplarla okurları buluşturma bağlamında, sürekli bir değişim süreci içinde olmuştur. Bu yönden okurların belleğinde saygın bir yeri vardır. Öyle ki Cumhuriyet'i her gün okumamalarına karşın salt kitap ekinin yayımlandığı günlerde gazeteyi alanlara tanık olmuşumdur. Kuşkusuz her kitap eki, bağlı olduğu gazetenin yayın ilkeleri doğrultusunda sürdürür yaşamını. Bu açıdan Cumhuriyet Kitap'ın magazinsel yönelimli, düşünsellikten yoksun, cıvık yazılara sayfalarını kapalı tutuşu, onunla ilgili bir başka gözlemimdir. Buna kafaları kirleten, çağdışı, tutucu, küflü yazıları da eklemeliyim.Cumhuriyet Kitap için söylediklerim bir tür övgü gibi algılanmasın. Öteki kitap eklerine bakarak söylüyorum bunları. Peki, hiç mi eksikli yanı yok Cumhuriyet Kitap'ın? Kendilerine sayfa özgülenmiş kimi arkadaşların sık sık aynı konuları yineler duruma düşmesi. Eh, bu kadar kusur, kadı kızında da bulunur. Her hafta bizi kitapların dünyasına taşıyan Cumhuriyet Kitap'ın bu 1000. sayısında hazırlayıcıları Turhan Günay ve ekibine sevgiler'Şükrü Erbaş: Kitap okumaya yılda ortalama 6 saat ayrılan bir ülkede; kitabın, ihtiyaç maddeleri sıralamasında 235. sırada olduğu bir ülkede; nüfus ortalamasının ancak on yılda bir kitap okuduğu bir ülkede; on binde bir kişinin düzenli kitap okuduğu bir ülkede, bir kitap dergisi çıkaracaksınız; bu dergiyi 1000. sayıya ulaştıracaksınız; bu dergi kendi alanının örneğini oluşturacak; okuyan bu 'uçsuz bucaksız azınlığın' akıl defteri olmayı başaracak; üstelik bunu nesnel bir tutum içerisinde yapacak; dergideki metinlerle karikatür, fotoğraf ve resmi büyük bir uyumla kullanacak' Ne denebilir ki' 'Dünya delilerin yüzü suyu hürmetine dönüyor' der Hasan Ali Toptaş. Kesinlikle öyle oluyor. Akıl defterimin emekçilerini, yöneticilerini kalbimle kutluyorum'Faruk Duman: Bin yıl yaşasın... Türkiye'de yalnızca edebiyat dünyasının değil, bütün bir yayıncılık, kitapçılık sektörünün soluk aldığı bir dergi, Cumhuriyet Kitap. Öbürleri gibi. Ama benim tanıştığım ilk haftalık kitap eki olması sanırım onun yerini başka kılıyor. Bin sayı, çok önemli; her hafta düzenli olarak izleyenler bilir, ne büyük bir birikim oluştu bu bin sayıda. Yalnızca kitap tanıtımı değil, ne değerli denemeler, eleştiri yazıları yayınlandı. Bu tür dergiler, bizim olanaksızlıklar içinde yürüyen, yürütülen yayıncılığımız, edebiyatımız için bir varlık belirtisi, bir vitrin görevi görüyor, bir köprü. Düşünenlere, hazırlayanlara ve bunca yıl emek vermiş herkese bir kere yetmez, bin bir kere teşekkür etmeli.Birhan Keskin: Kültür sanat ve edebiyatta 'başıbozuk' çıkışlara ne kadar ihtiyaç varsa kurumsallaşan yapılara da bir o kadar ihtiyaç vardır.Bugün Türkiye'de gazetelerin birçoğu kitap eki veriyorsa bunun yolu Cumhuriyet Kitap ile açıldı. Sanıyorum kırk sayı sonra Cumhuriyet Kitap 'uzun boylu' bir genç olarak 20. yaşını dolduracak.Cumhuriyet Kitap'a başından itibaren emeği geçen bütün yazarlarımızı ve CK'nin yayın ekibini kutluyorum.Mustafa ŞerifOnaran: Bir kitap ekinin görevi yalnızca tanıtım mıdır? Eleştirel bakış okura görmeyi öğretmelidir. Gereksiz sataşmaların dışında kalmalı kitabın aydınlığında insanı bir iç yolculuğa çıkarabilmelidir. Cumhuriyet Kitap'a böyle bir ön düşünceyle yazıyor değilim. Sözcüklerin anlam derinliği, anı, yükü, çağrışım gücü beni de bir yerlere götürüyor. Oraları okurlarımla birlikte göreyim istiyorum. Cumhuriyet Kitap'ta böyle bir yazı serüveninin tadını çıkarmaya çalışıyorum. Bir de bakıyorum bininci sayıya ulaşmışız. Demek yirmi yılı geride bırakmışız. Nice yirmi yıllara...Mavisel Yener: Dostlarım bilir, Cumhuriyet Kitap yayımlanmaya başladığından bu yana, her sayıyı saklıyorum; yüz sayıda bir ciltleniyor onlar. 1000.sayı için güne birkaç söz düşürmem istendiğinde, kaybolup gittim o ciltler arasında. Ciltlere baktığımda gördüğüm şu; kapakları yan yana koyduğunuzda, yirminci yüzyılın sonu, yirmi birinci yüzyılın ilk demlerinde Türk ve Dünya yazınının, yayıncılığının ve dergiciliğinin tarihi, film şeridi gibi akıyor gözümüzün önünden. Yazıları, görselleri ve hatta ilanlarıyla öylesine bir belgesel ki, ışık tutacak araştırmacılara. Bininci sayıda bir muştu vermek isterim ki, bugün artık Cumhuriyet Kitap ekini yedi yaşındaki okur da izliyor. Yıllar önce atılan tohumlar çoktan yeşerdi. Aytül Akal ve Turhan Günay çocuklarla gençlere inandılar çünkü! Geleceğin okurunu yetiştirmek gerekliydi.Cumhuriyet Çocukları'ndan öylesine mektuplar geliyor ki, onlar okuyor, düşünüyor, görüyor, duyuyor, duyumsuyorlar her şeyi' Sevgili İlhan Selçuk için 'İlhan Dede, seni özledik'' diye yazmıştı sekiz yaşındaki bir okurumuz. Şimdilerde de 'Mustafa Balbay amcaya uçurtma yaptım, onu bekliyor'' diye yazıyorlar bize. Akıl erdiremiyorlar olanlara. Cumhuriyet takımı çocukların da katılımıyla büyüyor. Nice bin sayılarda onlara devredeceğiz bu bayrak yarışını. Çalışanı, okuru, yazarıyla tüm zorluklara karşın ayakta kalabilmeyi başardı Cumhuriyet Kitap. Bu alandaki yolculuğuna, ilkeleri ışığında, hedeflediği yönde, bin sayısının sonsuzluğunca devam etmesini diliyorum.Aytül Akal: Cumhuriyet Kitap ile 'ilk'lerini yaşayan bir yazar olarak, 1000. sayıyı tüm heyecanım ve içtenliğimle kutluyorum. 'Beş' yıllar Cumhuriyet Kitap eki serüvenimde hep dönüm noktaları olmuştur. 1992'de ilk kitabımla ilgili ilk gazete yazısı, Cumhuriyet Kitap'ta çıktı. Beş yıl sonra, 1997'de çocuk kitaplarıyla ilgili bir sayfa açılması için birçok gazeteyi dolaştım, yazı işleri müdürleriyle konuştum. Böyle bir sayfanın ilgi çekmeyeceği, kimsenin okumayacağı görüşüyle geri çevrilirken, yine ilk kez Cumhuriyet Kitap olumlu yanıt vererek, çocuk kitapları için sayfa ayırdı. Beş yıl sonra, bu zevkli ama yorucu görevi Nilay Yılmaz'a devrettim (2002). Beş yıl sonra, tekrar göreve çağrıldım (2007). Cumhuriyet Kitap'ın çocuk edebiyatı alanında ilklere cesaret ederek birçok yayın organına öncülük etmesi ve esin vermesi arşiv bilgilerinde saklıdır. Şimdi en merak ettiğim... 2011'de acaba nasıl bir değişime öncülük edecek Cumhuriyet Kitap eki... Kitap ekinin görünen ve görünmeyen yüzündeki tüm ekip arkadaşlarımı sevgiyle selamlıyorum. Başarının sırrı, ekip ruhunda ve 'Cumhuriyetimizi' sevmekte...Uğur Kökden: Cumhuriyet Kitap, hem büyük boy hem iki formalık haftalık bir dergi. 1000. sayı demek, kesintisiz yirmi uzun yıl demek! Yokluklar, zorluklar ve özveriyle geçmiş yirmi yıl!..Varlık, Dost, Adam Sanat, Sözcükler gibi iki aylık, aylık ve on beş günlük benzerleri bir yana, kendi özel türünde 'tek' sayılabilir.Cumhuriyet Kitap'ın -başyazı dahil- beş köşe yazısı var her sayıda. Ayrıca, iki sayfalık 'çocuk bölümü'. Dört sayfa da, yeni çıkmış kitapların sergilendiği bölüm. Bir de, onu benzersiz kılan tam sayfa karikatürleri (özellikle, 998.sayıdaki için teşekkürlerimi sunuyorum). Son olarak da 'Kısa Kısa' başlıklı bölümler... Kitap değerlendirme yazıları, bir bakıma da yazarları okura -geniş açıdan- tanıtan metinler. Öte yandan, yazarlarla gerçekleştirilen 'konuşmalar'ın yazarın dünyasını, kişiliğini, içinde yaşadığı koşulları aktardığı gibi, ele alınan kitap (ya da kitaplar) için de bir kılavuz/ anahtar rolü oynamakta. Dolayısıyla, yararlı olmakta.Ancak, kitap değerlendirme yazıları zaten varken bir de köşe yazısı içinde sıradan kitap tanıtmalara gidilmesi bence uygun değil. Buna karşılık, yazın dünyasının düşünsel sorunları tartışmaya açılsa çok daha isabetli olmaz mı? Son olarak dil günlüklerini dikkatle izlediğimi, derginin 'okuyan kadın' teması çevresindeki kapak resimlerini çok beğendimi de eklemeliyim. Bu da, yazıyla resim arasındaki soylu aralığın sanıldığından ne denli daha kısa olduğunu gösteriyor.Bu fırsattan yararlanarak, derginin isimli, isimsiz, bilinen ya da unutulmuş tüm göznuru sahiplerini kutluyorum.1000. sayı, onların ortak yürek teri!İhsan OktayAnar: Bir hesaba göre kısa ömründe insanın en fazla 5000 kitap okuyabildiği söylenir. Bu da bizi ister istemez kısıtlar. 20 yıla yakın bir süredir kitap dünyasını tanıtan bir dergi, seçici zihin için değerli bir kılavuzdur. Cumhuriyet Kitap'ı bu anlamda çok değerli, çok gerekli bir rehber olarak gördüm. Cumhuriyet Kitap'ı okumak, bir kitapçıda, kitap rafları arasında gezinmek kadar keyiflidir. Sait Maden: Cumhuriyet Kitap eki, perşembe sabahlarını iple çektiğim bir özlem, bir şölen tadı verdi bana her zaman. Yayın ortamını, gelişmeleri, yenilikleri derinlemesine izleyen, aktaran, gerçek okuru yönlendiren seçkin bir dergi. Kitap ekinde sevdiklerimle, dostlarımla bir araya geldiğim perşembeler de oldu. Bu da ayrı bir şölen benim için.Bu zevk sofrasını her hafta titizlikle düzenleyen kişi Turhan Günay; bizleri, biz kitap tutkunlarını sevindirmek için. Eline sağlık.2000. sayıya doğru el ve gönül birliğiyle...FeyzaHepçilingirler: Bir kitap ekinin 1000. sayısına ulaşması, dünyanın bütün ülkelerinde o ülkenin aydınlık insanlarına gurur verir. Hele bu ülke, az gelişmişliği, daha doğrusu, gelişmemişliği ikide bir başına kakılan, babasız çocuklar gibi kafasına kafasına vurularak aşağılanan Türkiye gibi bir ülkeyse gurur, özgüvene dönüşür, ayakta durma gücünü besler, kültürel namusu korumanın yolu olur. Türkiye'nin en uzun ömürlü 'kitap' ekini 1000. sayısına ulaştıran Cumhuriyet gazetesine, ilgisini, sevgisini esirgemeyerek ekin bunca yılı geride bırakıp 1001. sayısına ulaşmasını sağlayan okurlara ve elbette ekin yazarlarına binlerce teşekkür' Enis Batur: 1000. sayı, sayısal uzantılar düşünülmezse dile kolay: Kaç sayfa, kaç kelime, kaç harf? Kaç kitaba ne kadar ışık? Bir de: Cumhuriyet Kitap'ta kaç Şehrazat?SadıkAslankara: Cumhuriyet Kitap eki, gazete eki olmanın ötesinde yazın dergisi niteliği taşıyan bir yayın. Yalnız kitap tanıtımı yapmıyor, yanısıra doğru, gerçekçi bir kılavuzluk da üstleniyor. Cumhuriyet Kitap'ın gerek sanatsal gerekse ekinsel çerçevede, üstelik haftada bir yayımlanıyor olmasını bu nedenle büyük başarı sayıyorum. Emeği geçenler, bininci yaşınız kutlu olsun!Nilay Yılmaz: Yıllardır devam eden Cumhuriyet okurluğum 2002 yılında 'Sihirli Değnek' sayfasıyla başka bir anlama evrildi. Cumhuriyet kitap ekinde çocuklar ve gençler için yazmaya başladım. Türk çocuk ve gençlik yazınının gelişmesine bir damla eklemek, satır aralarında düşünmek sihir gibiydi. Dokunduğu her şeyi değiştiren, dönüştüren bir sihir. Bu sihir, gücünü mürekkepten alıyor. Solmuyor, tükenmiyor...Aytül Akal'ın çabalarıyla başlatılan çocuk sayfası 11 yıldır her hafta genç okurlarıyla buluşuyor. Yani 1000 sayının hemen hemen yarısında çocukların ve gençlerin de sesleri var. Genç sesler gittikçe gürleşiyor... Yıllardır hep birlikte pek çok şeyi büyütüyoruz. Büyütürken biz de büyüyoruz... Ancak biz yetişkinler hep geleceği düşünüyoruz. Oysa çocuklar ve gençler şimdimiz değil mi? 'Şimdi' yoksa 'gelecek' olur mu?Dünü, bugünü ve yarını düşünen Cumhuriyet! İyi ki varsın. Değiştiren ve dönüştüren sihirli mürekkebin hiç solmasın.
Cumhuriyet Kitap'ın 1000. Sayısı
Kitaplar Adası
1000...
Turhan Günay, Dilek Akıskalı, Satiye (Tülay) Doruk, genç şair Mehmet Çakır' Cumhuriyet Kitap'ın birinci dereceden emekçileri' Ama Cumhuriyet Yayın Kurulu'yla gazete yönetimini de anımsamak gerekiyor bu arada' Ayrıca geçmişten günümüze Cumhuriyet Kitap'a emek verenler unutulabilir mi?' Ne bileyim Celâl Üster, Mürşit Balabanlılar sözgelimi. Sonra elbette adları sayılamayacak denli çok sayıda yazar, çizer, yayıncı, ama ille de okur'
M. SADIK ASLANKARAYayın Yönetmenimiz Turhan Günay, köşesinde, komşu sayfalarda, bugüne özgülediği yazılarla bizleri selamlıyor olacak, Cumhuriyet Kitap'ın geçmişten günümüze kısa öyküsünü de ekleyerek'Sonuçta geldik 1000. sayıya' Kaç yıllara yayılan bir tarihçe' Cumhuriyet Pazar ve Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji eki de böyle bir eşiği aşmıştı birkaç yıl önce. 999'dan 1000'e geçerken yaşanan büyü' Gerçekten büyü mü bu? Kişiden kişiye değişen yanı bulunmalı bunun. Varlık dergisinin 999'dan 1000'e geçişini heyecanla beklemiştim. Tuhafınıza gidebilir, Cumhuriyet Kitap'ın kapak künyesinde değişecek rakamı canlandırıyorum şimdi belleğimde' Dokuzlar silinip kayboluyor, bunların yerine sıfırlar beliriyor, başına da şöyle sırım gibi '1' sayısı ekleniyor, derken büyülü o 1000 rakamı çıkıyor ortaya'Aaa, şu bizim yoksul 'Kitaplar Adası' da 1000. sayının sayfaları arasından göz kırpmıyor mu, işte 'mutluluk' bu!
KİTAP PAZARINDAN UZAKTA DÜNYANIN BİR 'ADA'SI...
Gündelik bir gazeteye eklemlenmiş 'kitap' eklerinin, 'güncel'liği ön planda tutması doğal sayılmalı. O zaman, bir pazar yeri gibi de alınabilir böylesi ekler; bu çerçevede kitap pazarının vitrini gözüyle bakılabilir bunlara' Çoğaltılmış yazılı metin olarak kitap, kuşku yok ki bir 'Pazar' ürünü. Nitekim dünyada ilk 'telif hakkı'nın basılı kâğıtlar üzerinde başladığı biliniyor' Bu çerçevede bir 'kitap pazarı' var olmaya var kuşkusuz, tıpkı balık pazarı, çiçek pazarı, sebze pazarı gibi' Çoğaltılmış yazılı metin olarak kitabın pazardaki tecimsel alışveriş dışında kalan yanı hiç mi yok peki?Biz, pazarı, meta değerini, ürünün pazarlanışını işin bu yakadaki erbabına bırakalım, dönelim kendi işimize, yani kitabın içine. Nitekim Cumhuriyet Kitap, bir yazın dergisi aynı zamanda benim için. Kendi payıma sığındığım adada bu işle ilgileniyorum işte' Ne diyorlar bunu yapanlara, 'eleştirmen' mi?Pek çok eleştirmenin, yazın yetkesinin adı anılabilir; Beşir Fuat, Cevdet Kudret, Vedat Günyol, Asım Bezirci, Memet Fuat, Adnan Benk, Hüseyin Cöntürk, Berna Moran, Sabahattin Eyuboğlu, Fahir Onger, Akşit Göktürk, Cemal Süreya, Mehmet H. Doğan' Hiçbiri yaşamıyor bunların, sırası gelen teker teker çekilmiş kıyılarımızdan'Günümüzde kimleri analım peki? Doğan Hızlan, Ahmet Oktay, Tahsin Yücel, Mustafa Şerif Onaran, Mustafa Öneş, Zühtü Bayar, Mehmet Ergün, Nedim Gürsel, Selim İleri, Enis Batur, Füsun Akatlı, Semih Gümüş, Feridun Andaç, Ömer Türkeş, Yusuf Alper, Veysel Çolak, Hürriyet Yaşar, Hayri K.Yetik, Kemal Gündüzalp, Necati Tosuner, Çiğdem Ülker, Hasan Akarsu, Hülya Soyşekerci, Şeref Bilsel, Behçet Çelik, Ali Bulunmaz, Mine Hoşcan, Saba Kırer, say say bitmez, kim demiş eleştirmen yok diye'Ölenleri, yaşayanlarıyla kim bilir kimleri unutmuşumdur bu arada, sonradan okuduğumda 'tüh, tüh' çekeceğimden emin olduğum' Bunca adı sıraladıktan sonra, aralarına bunların benim adımı da eklemek gereğini duyar mısınız, 'Aa sahi, hani adadaki adam vardı' der misiniz, buna karar verecek sizsiniz' Ama sizden önce davranıp ben deyivereyim olsun bitsin; eleştirmen miyim yoksa yazar olmaya çabalayan biri miyim yalnızca ben, düşünün hele' Öteki adlardan kimileri gibi?Elde fener kendini aramaya çıkmış, yazdıklarını gömerken, küllediklerini eşeleye bulgulaya gün yüzüne çıkaran biri olmayayım sakın? Kumsalda kum çukurunda su bulduklarını haykıran güzelim çocuklar gibi'
'KENDİNİN AVCISI' YURTSUZ BİR 'ELEŞTİRMEN'...
Akşit Göktürk'ün her fırsatta yinelediğim 'Her okur, kendini okur' deyişinin üzerine, Muzaffer İlhan Erdost'un 'Her yazar, gizleri bulgulamaya çıktığında, biraz da kendi gizini açımlar' sözünü ekleyebilirsiniz gönül rahatlığıyla'Ben, 'kendinin avcısı' olmaya çabalayadurayım, ne yazarlar dolaşıyor ortada, pençelerini çıkarıp tırnaklarını sivriltmiş, dişlerini bilemiş, pazarlamacı gibi önüne çıkan her okurun üzerine atlayan' 'Malın iyisi bende' kavgası mı bu?Şu bizim Lapsekililer, 'Lapsekili Tanrısal varlık, yamru yumru bir adamcık olarak imgelenen Priapos'un phallosunu nerdeyse kendisi kadar uzun ve üstelik yamuk da değil yukarıya doğru kılıç gibi kıvrık olarak' gösterirlermiş' Efesli-Selçuklu kadınlar da kemer gibi kuşandıkları bir dizi memeyle Artemis'e öykünsün istediği denli' Ama Priapos, Artemis mitolojik çağlarda kaldı. Homeros ya da Yunus olabilmek için Aziz Nesin gibi hem kararlı duruş sergilemek hem de yerle yeksan olmasını bilmek gerekiyor. Ya da Nâzım gibi ömrünüzü hapislerde telef edip yine de sanat aşkınızı, insana güveninizi sürdüreceksiniz'Yazınımızda eleştiri, deneme alanlarının ölümsüz ustası Memet Fuat, bunca çalışkanlığının arasına öykü, roman verimlemeyi de eklemişti. Yayıncılığın, tiyatroyla voleybol uğraşısının yanında. Edebiyatımızda, hele de romanda yaşamın farklı alanlarına el atılamayışına, uzanılamayışına hayıflanıyordu sürekli. Ölümüne yakın bir roman yayımladı Memet Fuat: Sana Deliler Gibi. Bu romanında, futbol takımının altyapısından gelen bir gencin aşk ve spor yaşamını odaklıyor, buradan hareketle futbol dünyasına sızmaya çalışıyordu ünlü yazarımız. Elbette yaşamının özü kıldığı sevgiyi elden bırakmaksızın' Zor olan bu işte; hem aydın hem sanatçı olabilmek! Aydın olunmadan sanatçı olunmaz mı? Olunur olunmasına, ama aydın sanatçı olmanın başka bir yanı var. Çünkü aydın göze girmez göze alır, katlanmaz karşı çıkar, uyuşmaz çatışır. Böyle olduğu için tıpkı Sartre'ın Fransa oluşuna benzer biçimde Nâzım da Türkiye'dir. Peki bunu her yazar için savlayabilir misiniz? Bunun gibi zanaatçılığı öğrenmeden, sanatçılığa soyunan yazarların verimleri de kavuz olur, yanar tutuşur yazar, parlayıp alev halinde göklere çıkar, sonra bir söner, izi tozu kalmaz ardında' Sanatçı dediğinin hiç değilse birkaç yüzyılcık közü, külü kalmalı geride, değil mi? 'Kitaplar Adası'nda kendimi arıyorum, bulamayacağımı bile bile' Ama ne gam, 'Buldum' yerine, 'Arıyorum' demek var ya, bu yetiyor bana' Biriktirdiklerim oluyor elbette, ama bakalım birikime dönüşecek mi bunlar? Bilinç, Afşar Timuçin'in vurguladığınca 'bilgi deposu' değil ki. Birikim de biriktirilmişlerin toplamı anlamına gelmiyor hiçbir zaman'Okur mu bana haksızlık yapıyor ben mi okura, karıştırdığım oluyor' Öyle ya, bin kadar basılıp da yedi sekiz yılda ancak tükenmiş, yeni basımı yapılabilmiş Uykusu Sakız'ın ardından yeni bir öykü kitabı yayımlamak da ne oluyor? Hangi akla hizmetle ayak diriyorum öykü, roman, oyun yayımlamakta?Al öyleyse, al da gör, Cicoz'unu! Bir de okura dil uzatıyorsun öyle mi, git yan öyleyse kendi cehenneminde, 'Kitaplar Adası'nda'
999... 1000... 1001...
'Kitaplar Adası'nın altıncı yılına ulaştığı 21 Şubat 2008 tarihli sayısında Cumhuriyet Kitap'ta şunları yazmıştım:'Bir köşede sürgit yazmanın, Cumhuriyet gibi çok seçkin bir gazetede bu yazıların yer almasının, siz istemeseniz de 'güç-iktidar' bağlamında algılanabileceği kaygısı taşıyorum nedense. Bundan ötürü, çeşitli köşelerde yazanların, sırası geldiğinde yerlerini, kendilerinden sonra yetişip gelenlere bırakmasının daha doğru olacağını düşünüyorum kendi payıma. Bu nedenle artık bu yazılara son vermemin, yerime başkaları yazmaya koyulurken, benim de öykü, roman, oyun, deneme vb. başka verim alanlarına kaymamın ya da belki başkalarınca boşaltılan başka köşelere geçmemin daha doğru olacağı kanısındayım. 'Kitaplar Adası'nı Cumhuriyet Kitap'ın 1000. sayısında bırakayım istiyorum. Ama ön-kararımla ilgili görüşünüzü, değerlendirmenizi de alarak tabii. Değil mi ki burada bir verimleme, alımlama ilişkisi, süreci yaşıyoruz birlikte, o halde çok doğal bu.'Köşenin paylaşımcısı sayabileceğim on beş kadar okurdan yanıt aldım bu konuda' Bir bu kadar da eş, dost, yazar aradı telefonla, ses verdi, hepsine de içtenlikle teşekkür ediyorum. İleti gönderenler, telefonla arayanlar yazmamı istiyordu; yakın ilişki içinde olduğumuz kimi yazar dostlarım ise, kendi öykülerim, romanlarım, oyunlarım için 'Kitaplar Adası'ndan çekileceksem bunu sevinçle karşılayacaklarını vurgulamaktan geri durmadı, eklememiş olmayayım'Övüp yüceltenler de eksik değildi. Ama insan, bunlara kulağını tıkayabilmeli. İleti gönderenlerin içinde tek bir kişi vardı ki, olumsuz kanı bildirmişti. Kemal Buluş, şunları söylüyordu iletisinde: 'Aslankara ağbiciğim, Cumhuriyet Kitap ekini -tabii ki- sürekli okuyorum, fakat yazılarınız hariç! Dilinizi biraz renksiz, kokusuz filan buluyorum, ya da 'bir üsluptan yoksun' diyelim. N'apalım, bu da benim öznelliğim. /'/ Eleştirinin bir dosta yapılabilecek en anlamlı yardım olduğunu bilen, bunun yararını birçok kez gören bir okur olarak yazdım size. Başarı dileklerimle''Kemal Buluş'u bulabilsem de teşekkür etsem kendisine, 'yazılarım hariç' sürekli okuduğu Cumhuriyet Kitap ekindeki yoksul yazımı da okumaya gönül indirdiği için'Ne ki temelde 'okur'um önce, kısaca 'alımlayıcı'yım. Öyleyse okur da şunu unutmamalı; en az kendileri kadar 'sağlamcı' bir okur var karşılarında. Süreğen okur olmak, kendini yeniliyor olmanın da ipucu değil midir aynı zamanda? Bir Memet Fuat ardılı olarak yazmayı sürdürüyorum işte ben de'Elbet bizler gideceğiz, yerimizi başkaları dolduracak' Melanezya'da, Papua Yeni Gine'de yaşayan Kamoro, Asmat halklarının hayat felsefesinde ölüm, yeni bir yaşam demekmiş' Yitimin ayırdında olmak, gelenin sevincini, gidenin hüznünü yaşamak' Gençler için bu oldukça uzak bir duygu' Oysa erişkinliğe varıp olgunlaştığında insan, varoluşu belirleyen ciddi bir olgu olduğunun ayırdına varıyor bunun'Gabriel García Márquez'in Kolera Günlerinde Aşk romanında Florentino Ariza, 'bir erkeğin babasına benzemeye başlamasıyla yaşlanmaya başladığını' anlar, ardından, 'bir kadınla yatağa girmeksizin dost olunabileceğini de öğrenir''Biz kendimiz, bilincimizle, birikimimizle, nece varsak, budur gücümüz, yazın dergilerinden birinin açtığı köşe, bir dikdörtgen olarak değil, kişinin ördükleriyle gerçeklik kazanır ancak'Amaç yarışı genç bitirmek, 'yakışıklı' kalmak da değil, ama yaş alınsa bile bir aydın yazar olarak tabuları yıkma, deneyimlere açılabilme başarısı göstermek' Çölleri okyanus dalgalarıyla aşıp, okyanusları kum fırtınalarıyla geçerek okuyup yazmak, hep öncü kalabilmek!Siz siz olun, son kullanma tarihi geçmiş okur yazar olmayın lütfen!
CK; 16 Nisan 2009
Cumhuriyet Kitap'ın 1000. Sayısı

