27 06 2011

Bu ülkelerde kadın olmak büyük şanssızlık!

Bu ülkelerde kadın olmak büyük şanssızlık!

Tecavüze uğruyor, satılıyor, aşiret baskısı ve dini inanç yüzünden öldürülüyor, sünnet ediliyor, şiddet görüyorlar... İşte kadınlar için en tehlikeli 5 ülke

Bu ülkelerde kadın olmak büyük şanssızlık!

 

Dünyada kadınlar açısından en tehlikeli ülkenin Afganistan.       

Thomson Reuters Vakfı'nın aile içi şiddet, ekonomik ayrımcılık, kadın sünneti, tecavüz gibi kriterleri dikkate alarak yaptığı araştırmaya göre, kadınlar açısından en tehlikeli ikinci ülke Kongo olurken, Pakistan, Hindistan ve Somali sırasıyla üçüncü, dördüncü ve beşinci geliyor.        

Vakfın haber hizmeti veren birimi TrustLaw tarafından yapılan araştırmada, 5 kıtada kadın-erkek eşitliği konusunda 213 uzmandan, ülkeleri tehlike algılaması ile sağlık, cinsel şiddet, cinsel olmayan şiddet, kültürel ve dini faktörler, kaynaklara erişimin yetersizliği ve insan kaçakçılığı açısından değerlendirmeleri istendi.

EN TEHLİKELİSİ AFGANİSTAN 

Afganistan, altı kategoriden üçünde, yani sağlık, cinsel olmayan şiddet ve ekonomik kaynaklara erişimin yetersizliği açısından en tehlikeli ülke olarak ortaya çıktı.        

Bu ülkenin, kadınlar arasında doğum yüzünden ölümler, doktora görünme olanaklarının sınırlılığı ve ekonomik haklarının hemen hemen tamamen yokluğu açısından en üst sırada yer aldığı belirtildi.     

ARDINDAN KONGO GELİYOR 

1998-2003 yılları arasındaki savaşın olumsuz etkilerinin ve insani bir felaketin sürdüğü Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde, kanunsuzluğun had safhada olduğu doğuda cinsel şiddetin şaşırtıcı derecede çok olması bu ülkeyi tehlike bakımından ikinci sıraya oturttu.

"DÜNYANIN TECAVÜZ BAŞKENTİ"

Ülkede yılda 400 bin kadar kadının tecavüze uğradığı belirtiliyor. Birleşmiş Milletler de Kongo'yu "dünyanın tecavüz başkenti" şeklinde nitelendirmişti.        

İnsan hakları savunucuları, Kongo'da milis gruplarının ve askerlerin, 3 yaşındaki çocuklardan yaşlı kadınlara kadar her yaştan kadını hedef aldığını bildiriyorlar. Kadınlara ve kız çocuklarına toplu tecavüz, süngüyle tecavüz ve vajinalarına silahla ateş etmek gibi saldırıların yaygınlığına dikkati çekiliyor.        

Avrupa Komisyonunun insani yardım bölümünden Clementina Cantoni, ülkede tecavüzün silah olarak kullanıldığını, kadınların askere alındığını ve seks kölesi olarak kullanıldığını belirtti. Cantoni, hükümetin yozlaşmış olması ve kadın hakları diye bir meselenin gündemde bulunmamasının, kadınların adalete başvurma durumlarını da ortadan kaldırdığını bildirdi.

DİNİ UYGULAMALAR VE AŞİRET BASKISIYLA 3. SIRADA PAKİSTAN         

Araştırmada Pakistan'ın da kültürel ve dini uygulamalarla aşiret baskısının olumsuz etkileri açısından üçüncü sırada geldiği belirtildi.        

Bu uygulamalar arasında asitli saldırılar, çocuk yaşta veya zorla evlendirilmek, taşlanarak cezalandırmak ve diğer fiziksel saldırılar sayıldı.       

ERKEN YAŞTA EVLENDİRİLİYORLAR

Uluslararası HIV/AIDS Birliği'nden Divya Bajpai, Pakistan'ın başlık parası yüzünden öldürme, namus cinayeti ve erken yaşta evlilik açısından en yüksek oranlara sahip olduğunu söyledi.        

Ülkede namus cinayetlerinden yılda bin kadar kadının öldüğü bildiriliyor.

ANNE KARNINDAKİ BEBEK CİNAYETLERİ İLE HİNDİSTAN         

Hindistan'da ise özellikle kız bebeklerin anne karnındayken öldürülmesi, diğer bebek cinayetleri ve insan kaçakçılığının çok yaygın olduğu belirtildi.        

2009'da, Hindistan'ın o zamanki İçişleri Bakanı Madhukar Gupta, o yıl çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 100 milyon kişinin insan kaçakçılığına maruz kaldığını açıklamıştı. Hindistan Merkez Soruşturma Bürosu da ülkede 2009'da yüzde 40'ı çocuk olmak üzere 3 milyon hayat kadının bulunduğunu bildirmişti.       

ABD Dışişleri Bakanlığının 2010 raporuna göre seks köleliğinin yanı sıra zorla çalıştırma ve zorla evlendirme de ülkede çok yaygın.        

BM Nüfus Fonu'na göre geçen yüzyılda ülkede 50 milyon kızın anne karnında veya doğduktan hemen sonra öldürüldükleri tahmin ediliyor.    

SOMALİ'DE KADIN SÜNNETİ VAR 

Kadınlar açısından en tehlikeli beşinci ülke Somali'de ise doğumla bağlantılı anne ölümleri, tecavüz ve kadın sünnetinin yaygınlığının yanı sıra kadınların eğitim, sağlık ve ekonomik kaynaklara erişimi hayli sınırlı.        

Somali'de kadından sorumlu bakan Meryan Kasım, ülkesinin listede ilk sırada yer almamasına şaşırdığını belirterek, Somali'de bir kadının karşılaşabileceği en tehlikeyi şeyin gebe kalmak olduğunu, çünkü doğum öncesi kontrollerin olmaması yüzünden gebe bir kadının yaşama olasılığının yüzde 50-50 olduğunu söyledi.        

Kasım, bunun yanı sıra tecavüz olaylarının günlük bir vaka olduğu ülkede her kızın sünnet olduğunu, buna kuraklık, kıtlık ve çatışmaların da kadınların karşılaştığı tehlike olarak eklendiğini kaydetti. 

Tecavüz edip, asit döktüler

Suriye’den kaçanlar askerlerin kadınlara saldırdığını anlatıyor. Bir mülteci “Kadına tecavüz ettiklerini sonra da göğüslerini kestiklerini gördüm” dedi. En az 12 kadının tecavüze uğradığı ve işkence gördüğü söyleniyor

Tecavüz edip, asit döktüler

 

Suriye’de Devlet Başkanı Beşar Esad’a bağlı birlikler dehşet saçmaya devam ederken çatışmanın asıl kurbanı kadınlar oldu.  Hatay’a sığınan mülteciler, İngiliz The Times gazetesine verdikleri demeçlerde kadınların askerler tarafından nasıl tecavüze uğradıklarını ve işkence gördüklerini bir bir anlattı. Gazetenin muhabiri Hatay’daki hastanede yatan en az iki kadının Suriye askerleri tarafından tecavüze uğradığını ve Türkiye’de tedavi gördüğünü yazdı.

Gazetenin konuştuğu bir kadın mülteci, başka kadınların tecavüze uğradıktan sonra saldırıya uğradığını söyledi. Mülteci, askerlerin en az bir kadının yüzünü bıçakla kestiğini, bir kadının ise göğüslerini kestiklerini anlattı. Aynı tanık en az 12 kadının tecavüze uğradığını, onları kurtarmaya çalışan erkeklerin yüzüne de asit atıldığını dile getirdi.  

Boğazlarını kesiyorlar

Bir diğer mülteci, Cisrüş-Şugur’da 12 kadına şişelerle tecavüz edildiğine ve daha sonra bunlardan dördünün boğazları kesilerek öldürüldüğüne tanık olduğunu söyledi. İsminin “K” diye yazılmasını isteyen kadın mülteci, “Ailelere işkence yapıyorlar. Buraya annemle geldim. Ailemden hiç kimse protestolara gitmemesine rağmen korktuk. Askerler evlere kadar gelip kadınlara tecavüz ediyor, insanları öldürüyorlar” dedi.

The Times gazetesinin haberine göre askerlerin vahşeti sadece insanlarla sınırlı kalmıyor. Geçtikleri her yerde ekinleri yakan Esad güçleri, çiftlik hayvanlarını da öldürüyor. Askerler halka korku salmak için öldürdükleri kişilerin cesetlerini yol kenarlarına atıyor. Independent gazetesinin muhabirine göre artık halk da askere karşı silahlanmaya başladı.

Ajanlar Hatay’da

Diğer yandan Suriye gizli servisi Mukabarat’ın sınırı aşıp Türkiye’ye girdiğinden şüpheleniliyor. Suriyeli mültecilerin barındığı Yayladağı ilçesinde görüldüğü iddia edilen ajanların, telefonlarıyla görüntü aldıkları öne sürüldü. Çadırların yakınında görülen iki aracın kampın etrafında gezdiği ve mültecileri videoya aldığı belirtildi. Mültecilerden biri, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun önceki gün çadır kente gerçekleştirdiği ziyaret üzerine, “Davutoğlu’na bizi koruyan şeyin bir o, bir de Allah olduğunu söyledik” dedi. 

‘Bekaret testi’ne sanal protesto

Mısırlı blog yazarları askerlerin gözaltındaki kadınları ‘bekaret testine’ karşı sanal ortamda protesto hazırlıyor.

‘Bekaret testi’ne sanal protesto

 

Mısırlı eylemciler ve internetteki blog yazarları, askerlerin gözaltındaki kadınları ‘bekaret testine’ zorlaması dahil eylemcilere yönelik artan insan hakları ihlalleri ve işkence suçlamalarını sanal ortama taşıyor.

İddialarla ilgili soruşturma açılmasını talep eden blog yazarları, öfkelerini yarın internette yapacakları protestoyla dile getireceklerini duyurdu.

Uluslararası Af Örgütü, Mayıs ayındaki raporunda Mısır'da gözaltında bekaret testi suçlamalarını gündeme getirmişti.

Raporda, askerler tarafından gözaltına alınan 18 kadın eylemcinin, fuhuş suçlamasına maruz kalmakla tehdit edildiği ve ‘bekaret testine’ zorlandığı kaydedilmişti. Göstericilerin kendilerine işkence yapıldığını, dövüldüklerini ve elektrik verildiğini söyledikleri de raporda yer almıştı.

Mısır'da askeri yönetim altındayken gözaltındakilere taciz ve işkence suçlamaları, 9 Mart'ta başkent Kahire'de, Hüsnü Mübarek yönetiminin devrilmesinden sonra demokrasiye geçişin hızlandırılması talebiyle yapılan gösterinin bastırılmasından sonra gündeme gelmişti. 

 

 

403
0
0
Yorum Yaz