15 12 2011

Akif'in Kastamonu’ya gelişi anısına panel düzenlendi

Akif'in Kastamonu’ya gelişi anısına panel düzenlendi |  görsel 1
Akif'in Kastamonu’ya gelişi anısına panel düzenlendi
Güncelleme : 18 Kasım 2011 17:40
  • Üzücü
  • Komik
  • Eğlenceli
  • Şaşırtıcı
  • Sevindirici
  • Düşündürücü
  • Sıkıcı
  • Korkunç
  • Başarılı
  • İnanılmaz
 
Bu haberi Facebook'ta paylaşmak ister misin?

Kastamonu Üniversitesi ve Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Mehmet Akif’in Kastamonu’ya gelişinin 91. yılı anısına düzenlenen panel büyük ilgi gördü.

Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Seyit Aydın panelde yaptığı konuşmada "Her büyük millet, tüm insanlığa mal olmuş büyük fikir ve sanat adamları yetiştirmiştir. Bizim tarihimiz de bunun sayısız örnekleriyle doludur. Bu büyük şahsiyetlerimizden biri de şüphesiz Mehmet Akif Ersoy'dur." dedi. Akif'in, yakın tarihin canlı, samimi, vatansever şahidi olarak milletin bağımsızlık ve var olma mücadelesini tüm dünyaya millî marşla haykıran bir şair ve mütefekkir olduğunu vurgulayan Aydın, "Hiçbir şair kendi milletini Mehmet Akif kadar güzel tarif edemez. Hiçbir şair milletinin hissiyatına Mehmet Akif kadar güzel tercüman olamaz.” diye konuştu.

Mehmet Âkif Ankara'ya geldikten sonra, Anadolu'nun birçok şehir, kasaba ve köylerinde vaaz vererek cami ile cephe arasında âdeta bir köprü kurduğunu anlatan Aydın, sözlerine şöyle devam etti: "Onun bu vaazlarından en etkili olanı Kastamonu'da Nasrullah Camii'nde vaaz şeklinde verdiği nutuktur. Kastamonu'nun Ankara merkezli Millî Mücadele Hareketi'nde başlangıçtan itibaren özel bir önemi vardır. İstanbul'dan gizli bir şekilde yapılan askeri malzeme sevkıyatının çok önemli bir bölümü Kastamonu üzerinden yapılmıştır. Bu bakımdan Kastamonu Anadolu hareketinin askeri ve ekonomik ana üst noktasını teşkil etmiştir. Mehmet Âkif’in başta Nasrullah Cami olmak üzere Kastamonu'nun kaza ve köylerinde yapmış olduğu konuşmalar, Anadolu'nun diğer vilayetlerindeki konuşmaları gibi heyecanla dinlenmiş ve halkın üzerinde etkisini hemen göstermiştir. Ancak Nasrullah Camii'nde 19 Kasım 1920 tarihindeki konuşması, bütün Anadolu şehirlerinde yapmış olduğu konuşmalarının en etkilisi olmuştur. Âkif’in bu meşhur vaazı, başta Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının siyasî ve askerî yönden öncülük ettiği Millî MücadeIe Hareketi’nin amaç ve hedeflerinin halka benimsetilmesi, zararlı ve yıkıcı propagandaların etkisinde kalınmadan birlik ve beraberliğin sağlanması yönünde yapılmış çok önemli bir konuşmadır. Mehmet Âkif bir aydan fazla bir süre Kastamonu ve kazalarında kaldıktan ve her gittiği yerde halkı coşturan ve gözyaşlarına boğan konuşmalar yaptıktan sonra Ankara'ya dönmüştür. Mehmet Âkif Ersoy, marşların en güzeli olan İstiklâl Marş’ımızı o günkü heyecanlardan ilham alarak yazmış ve kahraman ordumuza ithaf etmiştir. Bu panel, edebiyat, sanat ve kültür dünyamızı zenginleştiren, fikir hayatımızda derin izler bırakan millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un tarihimiz, düşünce dünyamız ve edebiyatımızdaki yerini tespit edebilmek ve onun günümüz sorunlarına da ışık tutabilecek düşünce, sanat ve ideallerini aktarabilmek için düzenlenmiştir.”

Panelistler Türkiye Yazarlar Birliği Başkan Yardımcısı ve oturum başkanı Ahmet Fidan, Kastamonu Müftüsü Dursun Ali Şeker, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Eski, Doç. Dr. Cevdet Yakupoğlu, Dr. Mehmet Doğan; Akif’in Kastamonu vaazını ve Kastamonu’da yaşadıklarını ayrıntılı olarak anlattılar.

 

KARASEVDAM-FİLİSTİN'İM-KERBELAM / ADNAN DURMAZ

 

 


















KOLAJ: ADNAN DURMAZ




Göğüse sığmayan yüreklerin
Yüreğe sığmayan sevdaların
Karasevdalı insanlarıyız
Ekmeği yaratmak kumdan
Ölümsüz destanlar büyütmek
kanla
Bize özgüdür
Kaç bin yıldır
Özgürlük kanadı yaralarımız
Türkülerimiz yalım yalım hasretti
Kana susamış yamyamlar geldi sonra
Vampirler- it sürüleri- ölüm simsarları
Katletmek için yaşama ilişkin ne varsa
Ayakları paletli azrailler geldi

II
Yekinip
Yürümek istedi
Zincire vurulmuş dağlar
Utandı çöl
Utandı gök
Yürümek istedi su...
Kundaklarında ölüleriyle
Yürümek istediler
Gidenlerin arkasından
Gayri bir daha ölmeyecekti kuşlar
Çiçekler açmayacaktı vahalarda
Kimseler bilmezdi bu suskunluğu
Ayrılığın böylesini kim yaşamıştı
O gök değildi bu gök
Bu ayaklar insan ayağı değildi
Ölüm parmaklıydı işte elleri
Kesindi
Sönmüştü dağlarda ateşler
İlkyaz gelmeyecekti onlar olmadan
Gelmesindi!

Dağlar
Göğsünden vurulup, düşenlerini
Duyulmamış ağıtlarla bastı bağrına
Ve onların türküsünü söyledi çöl rüzgarı
Yalnız onlar gül açtırırdı kumda
Sevemezdi böylesine hiç kimse anasını
Yürekleri özgürlüğe susuzluktan çatlak
Düştüler ey dost
Düş
tüler...

Türkülerini
Ağıtlarını
Namuslarını almış gidiyorlar
Gayri onlar için
Her yerdedir Filistin
Her yerde savaşmaya gidiyorlar gene
Dirilmeğe sürekli
Yeniden dirilmeğe...

III
Susan benim yellerimdir
Güllerimdir solan
Kanarken ağıtlarda bir büyük destan
Çölün en büyük hasreti
Ben
im
dir Filistin' de

Anam kaldı o dağların ardında
Kucağımda can veren yavuklumun
Son sözleri ürperir
Silahımın söylediği ağıtta...
Bu kan
Bu dünyaya karşı inatla atan nabız
Benim(dir) Filistin' de

Hırsından çatlayan kalbim
Öylesine bükük omzumda
Dönüp bir yol
-Hoşcakal-diyemedim dağlarıma

Giden ayakyarım olsun
kalbim kalıyor
kanıyor
yanıyor
toprağımda
Hiç kimse anlamasa da
Bu anka yeniden dirilmesini bilir
Bombalar, mitralyözler bin kez parçalasa da...

IV
En eski zamanların yoksuluyum
Binlerce yıllık sevdamı gömdüm sana
Atalarım dağların ardında kaldı
Yüzlerinde çizgi çizgi hasret teriyle
O nazlı özgürlüğü yasayamadan
Yıkıntıları altında ülkemin

Ey kum!
Binlerce yıllık susuzluğunu
Irmak ırmak kanımla giderdim
Kardeşlerim senin için vuruldu
Vatanım
Sevdam
Umudum dedim sana
Vuruldukça hasretine
İçimde yeniden can oldu kinin
Gayri hiç bir gömüte sığmaz bedenim
Ey haklı direniş destanlarının yoldaşı
Ey Filistin!
Sevgilim!
Direnç kaynağım benim!

Sana dünyanın en sevdalı türkülerini
Ben yaktım!
Benim gibi sevemez vatanını kimseler
Bir yanım sende kaldı
Bir yanım sana giden yollarda
Karasevdam
Filistin' im
Kerbelâm
Neredesin sen!
Neredesin sen!
Neredesin! ...

 

 

 

170
0
0
Yorum Yaz