YETER Kİ SEN, BANA GÜLÜMSE.

16/10/2006 · Kategori: Siir

YETER Kİ SEN, BANA GÜLÜMSE

Oyhan Hasan BILDIRKİ 

Gönlümde senden esen rüzgâr,
Gökte sayısız parlak yıldız…
Gece gündüz, hırçınsan bile;
Yeter ki sen, bana gülümse.

Dalda yaprak yaprak sevdamız,
Yazılacak tunca mermere.
Elbet yerde kalmaz ahımız;
Yeter ki sen, bana gülümse.

Sevdanın avucunda insan,
Bazen sendeler, ayaklanır.
En çekilmez günümde bile;
Yeter ki sen, bana gülümse.

Papatya beyazı bir tanem,
Hikâyemizin saf damgası.
Sevgiye susamış yüreğim;
Yeter ki sen, bana gülümse.

O caddede el eleyiz biz,
Düşsek de sevdanın ağına,
Duyulur ayak seslerimiz…
Yeter ki sen, bana gülümse.

Ömür bu ya insan yanımız
Delişmen çağında yıkılır.
Arkalanırsa ayaklanır;
Yeter ki sen, bana gülümse.

Yangınlar bize vız geliyor,
Yandıkça diriliyoruz bak.
Destan destan yaşamak için:
Yeter ki sen, bana gülümse.

Rüzgârdan, boradan kim korkar?
Gönlümce ıslansam ne çıkar?
Aşılır bütün zorlu dağlar;
Yeter ki sen, bana gülümse.

Bu şiir bal petek de değil
Bu şiir sanki barış akdi.
Ebedî başlangıçlar için;
Yeter ki sen, bana gülümse.

Oyhan Hasan BILDIRKİ
 

Parçaları dinlemek için grafiğine tıklayınız! Bilgisayarınıza indirmek için Sağ fare tuşu ile grafiğe tıklayınız, Gelen seçeneklerden Farklı kaydet 
( Save as, Speichern Untern ) menüsüne tıklayınız

HADİ BAKALIM
Söz: Aysel Gürel
Müzik: Onno Tunç


YERİMİZ Mİ DAR YOKSA YENİMİZ Mİ DAR
NE VAR?
UÇURMUŞ HERKES, O DA KİM OLUYOR
SEN KİMSİN KİM BUNLAR
EN BÜYÜK KİM?

HADİ BAKALIM KOLAY GELSİN
BİR ACAİP ZOR YARIŞ
BANA NE AMAN BEN ANLAMAM
PEK HESAPLI İNCE İŞ

HADİ BAKALIM KOLAY GELSİN
BİR ACAİP ZOR YARIŞ
BANA NE AMAN BEN ANLAMAM
PEK HESAPLI İNCE İŞ

SEN SENİ BİL, SEN SENİ
SEN SIKI TUT ÇENENİ
ELİNE DİLİNE HAKİM OL
SONRA ÖCÜLER YER SENİ

SEN SENİ BİL, SEN SENİ
SEN SIKI TUT ÇENENİ
ELİNE DİLİNE HAKİM OL
DİKKAAAAAAAT!....

AH İÇİMİZDE NE AÇ HEVESLER
ARADA HİCAZ ARADA CAZ NEFESLER
BİR YANIMIZ HER DURUMA MÜSAİT
NE KADAR UYARSA O KADAR İSTER

AH İÇİMİZDE NE AÇ HEVESLER
ARADA HİCAZ ARADA CAZ NEFESLER
BİR YANIMIZ HER DURUMA MÜSAİT
NE KADAR UYARSA O KADAR İSTER
AAAAAHHHHH....

YERİMİZ Mİ DAR YOKSA YENİMİZ Mİ DAR
NE VAR?
UÇURMUŞ HERKES, O DA KİM OLUYOR
SEN KİMSİN KİM BUNLAR
EN BÜYÜK KİM?

HADİ BAKALIM KOLAY GELSİN
BİR ACAİP ZOR YARIŞ
BANA NE AMAN BEN ANLAMAM
PEK HESAPLI İNCE İŞ

HADİ BAKALIM KOLAY GELSİN
BİR ACAİP ZOR YARIŞ
BANA NE AMAN BEN ANLAMAM
PEK HESAPLI İNCE İŞ

SEN SENİ BİL, SEN SENİ
SEN SIKI TUT ÇENENİ
ELİNE DİLİNE HAKİM OL
SONRA ÖCÜLER YER SENİ

SEN SENİ BİL, SEN SENİ
SEN SIKI TUT ÇENENİ
ELİNE DİLİNE HAKİM OL
DİKKAAAAAAAT!....

AH İÇİMİZDE NE AÇ HEVESLER
ARADA HİCAZ ARADA CAZ NEFESLER
BİR YANIMIZ HER DURUMA MÜSAİT
NE KADAR UYARSA O KADAR İSTER

AH İÇİMİZDE NE AÇ HEVESLER
ARADA HİCAZ ARADA CAZ NEFESLER
BİR YANIMIZ HER DURUMA MÜSAİT
NE KADAR UYARSA O KADAR İSTER
AAAAAHHHHH....

TUTSAK
Söz: Onat Kutlar, Ece Aksoy, Ersin Salman,Sezen Aksu, Onno Tunç
Müzik: Onno Tunç

İHANETİ SENDE GÖRDÜM
SENDE ŞİDDETİ GÖRDÜM, AŞKI GÖRDÜM
YANARAK İÇİNDEN GEÇTİM AŞKIN
KOR OLMADAN KÜLE DÖNDÜM

DOKUN BANA, BANA DOKUN NE OLUR
HASRETİNDEN ÖLDÜM
KOPAR ZİNCİRLERİ YENİDEN GEL
DURMADAN GEL, HEP GEL

İHANETİ SENDE GÖRDÜM
SENDE ŞİDDETİ GÖRDÜM, AŞKI GÖRDÜM
YANARAK İÇİNDEN GEÇTİM AŞKIN
KOR OLMADAN KÜLE DÖNDÜM

DOKUN BANA, BANA DOKUN NE OLUR
HASRETİNDEN ÖLDÜM
KOPAR ZİNCİRLERİ YENİDEN GEL
DURMADAN GEL, HEP GEL

BEN SANA TUTSAK, SEN BANA YASAK
GEL GÜNAHLARLA, KORKULARLA GEL
BEN SAVUNMASIZ, ÇIRILÇIPLAK
SEN HESAPLARLA, SORGULARLA GEL

GEÇİYOR GÜNLER, ÇOK ÜZGÜNÜM
GEÇİYOR AKŞAMLAR SESSİZ
GECEYİ YIRTAR YALNIZLIĞIM
GÜNEŞİ YAKARIM SENSİZ

BEN SANA TUTSAK, SEN BANA YASAK
GEL GÜNAHLARLA, KORKULARLA GEL
BEN SAVUNMASIZ, ÇIRILÇIPLAK
SEN HESAPLARLA, SORGULARLA GEL

İHANETİ SENDE GÖRDÜM
SENDE ŞİDDETİ GÖRDÜM, AŞKI GÖRDÜM
YANARAK İÇİNDEN GEÇTİM AŞKIN
KOR OLMADAN KÜLE DÖNDÜM

DOKUN BANA, BANA DOKUN NE OLUR
HASRETİNDEN ÖLDÜM
KOPAR ZİNCİRLERİ YENİDEN GEL
DURMADAN GEL, HEP GEL

BEN SANA TUTSAK, SEN BANA YASAK
GEL GÜNAHLARLA, KORKULARLA GEL
BEN SAVUNMASIZ, ÇIRILÇIPLAK
SEN HESAPLARLA, SORGULARLA GEL

GEÇİYOR GÜNLER, ÇOK ÜZGÜNÜM
GEÇİYOR AKŞAMLAR SESSİZ
GECEYİ YIRTAR YALNIZLIĞIM
GÜNEŞİ YAKARIM SENSİZ

BEN SANA TUTSAK, SEN BANA YASAK
GEL GÜNAHLARLA, KORKULARLA GEL
BEN SAVUNMASIZ, ÇIRILÇIPLAK
SEN HESAPLARLA, SORGULARLA GEL

NE KAVGAM BİTTİ NE SEVDAM
Söz: Aysel Gürel
Müzik: Onno Tunç


UNUTULDUM, UNUTULDUM
KURUTULMUŞ GÜLLER GİBİ
YOSUN TUTMUŞ DUVARLARA
YAZILMIŞ GÜNLER GİBİ

GECE BİTMEZ GÜNDÜZ BİTMEZ
BU YALNIZLIK HİÇ BİTMEZ
NE KAVGAM BİTTİ NE SEVDAM
ÖMÜR GEÇER GÖNÜL GEÇMEZ

HER AYRILIK BİR VURGUN DEĞMEYİN YAŞLARIMA
BENDEN SELAM SÖYLEYİN BÜTÜN AŞKLARIMA

HER AYRILIK BİR VURGUN DEĞMEYİN YAŞLARIMA
BENDEN SELAM SÖYLEYİN BÜTÜN AŞKLARIMA

ÇİÇEKLERİM DÖKÜLÜR HER MEVSİM
SONRA YENİDEN AÇAR
ÜMİDİMİN BOYNU BÜKÜLÜR
SONRA DENİZ BİN DEFA TAŞAR
BİN DEFA TAŞAR

UNUTULDUM, UNUTULDUM
KURUTULMUŞ GÜLLER GİBİ
YOSUN TUTMUŞ DUVARLARA
YAZILMIŞ GÜNLER GİBİ

GECE BİTMEZ GÜNDÜZ BİTMEZ
BU YALNIZLIK HİÇ BİTMEZ
NE KAVGAM BİTTİ NE SEVDAM
ÖMÜR GEÇER GÖNÜL GEÇMEZ

HER AYRILIK BİR VURGUN DEĞMEYİN YAŞLARIMA
BENDEN SELAM SÖYLEYİN BÜTÜN AŞKLARIMA

HER AYRILIK BİR VURGUN DEĞMEYİN YAŞLARIMA
BENDEN SELAM SÖYLEYİN BÜTÜN AŞKLARIMA

ÇİÇEKLERİM DÖKÜLÜR HER MEVSİM
SONRA YENİDEN AÇAR
ÜMİDİMİN BOYNU BÜKÜLÜR
SONRA DENİZ BİN DEFA TAŞAR
BİN DEFA TAŞAR

HER AYRILIK BİR VURGUN DEĞMEYİN YAŞLARIMA
BENDEN SELAM SÖYLEYİN BÜTÜN AŞKLARIMA

HER AYRILIK BİR VURGUN DEĞMEYİN YAŞLARIMA
BENDEN SELAM SÖYLEYİN BÜTÜN AŞKLARIMA

GÜLÜMSE
Şiir: Kemal Burkay
Müzik: Arto Tunç

GÜLÜMSE HADİ GÜLÜMSE
BULUTLAR GİTSİN
YOKSA BEN NASIL YENİLENİRİM
HADİ GÜLÜMSE

BELKİ ŞEHRE BİR FİLM GELİR
BİR GÜZEL ORMAN OLUR YAZILARDA
İKLİM DEĞİŞİR AKDENİZ OLUR
GÜLÜMSE

BELKİ ŞEHRE BİR FİLM GELİR
BİR GÜZEL ORMAN OLUR YAZILARDA
İKLİM DEĞİŞİR AKDENİZ OLUR
GÜLÜMSE

TUT Kİ KARNIM ACIKTI
ANNEME KÜSTÜM
TÜM ŞEHİR BANA KÜSTÜ
BİR KEDİM BİLE YOK
ANLIYOR MUSUN
HADİ GÜLÜMSE

BELKİ ŞEHRE BİR FİLM GELİR
BİR GÜZEL ORMAN OLUR YAZILARDA
İKLİM DEĞİŞİR AKDENİZ OLUR
GÜLÜMSE

GÜLÜMSE HADİ GÜLÜMSE
BULUTLAR GİTSİN
YOKSA BEN NASIL YENİLENİRİM
HADİ GÜLÜMSE

SAZLARIM VARDI
IRMAKLARIM VARDI
ÇAKIL TAŞLARIM VARDI BENİM
AMA SEN BAŞKASIN
ANLIYOR MUSUN
BAŞKASIN

SAZLARIM VARDI
IRMAKLARIM VARDI
ÇAKIL TAŞLARIM VARDI BENİM
AMA SEN BAŞKASIN
ANLIYOR MUSUN
BAŞKASIN

TUT Kİ KARNIM ACIKTI
ANNEME KÜSTÜM
TÜM ŞEHİR BANA KÜSTÜ
BİR KEDİM BİLE YOK
ANLIYOR MUSUN
HADİ GÜLÜMSE

TUT Kİ KARNIM ACIKTI
ANNEME KÜSTÜM
TÜM ŞEHİR BANA KÜSTÜ
BİR KEDİM BİLE YOK
ANLIYOR MUSUN
HADİ GÜLÜMSE

BELKİ ŞEHRE BİR FİLM GELİR
BİR GÜZEL ORMAN OLUR YAZILARDA
İKLİM DEĞİŞİR AKDENİZ OLUR
GÜLÜMSE

GÜLLERİM SOLDU
Söz: Sezen Aksu
Müzik: Sezen Aksu

GÜLLERİM SOLDU KALDIRIMLARDA
GONCA YÜKLÜ DALLARIMA AYAZ VURDU
DEMLERİM OLDU SON AKŞAMLARDA
BİR NEFESLİK DURAKLARDA ÇİÇEK AÇTIM

BİR TEK SANA GÜVENMİŞTİM
ÖNCEM YOKTU, SONRAM YOKTU
SOYUNDUM, SEVİNÇ GİYİNDİM
SEVİNMEK SANKİ BİR SUÇTU

HANİ HER ŞEYİNDİM BEN SENİN
HANİ KOR DUDAKLINDIM
HANİ KARLARDA AÇAN ÇİÇEKTİM
VAZGEÇİLMEZDİM

HANİ HER ŞEYİNDİM BEN SENİN
HANİ KOR DUDAKLINDIM
HANİ KARLARDA AÇAN ÇİÇEKTİM
VAZGEÇİLMEZDİM

GÜLLERİM SOLDU KALDIRIMLARDA
GONCA YÜKLÜ DALLARIMA AYAZ VURDU
DEMLERİM OLDU SON AKŞAMLARDA
BİR NEFESLİK DURAKLARDA ÇİÇEK AÇTIM

BİR TEK SANA GÜVENMİŞTİM
ÖNCEM YOKTU, SONRAM YOKTU
SOYUNDUM, SEVİNÇ GİYİNDİM
SEVİNMEK SANKİ BİR SUÇTU

HANİ HER ŞEYİNDİM BEN SENİN
HANİ KOR DUDAKLINDIM
HANİ KARLARDA AÇAN ÇİÇEKTİM
VAZGEÇİLMEZDİM

HANİ HER ŞEYİNDİM BEN SENİN
HANİ KOR DUDAKLINDIM
HANİ KARLARDA AÇAN ÇİÇEKTİM
VAZGEÇİLMEZDİM

HANİ HER ŞEYİNDİM BEN SENİN
HANİ KOR DUDAKLINDIM
HANİ KARLARDA AÇAN ÇİÇEKTİM
VAZGEÇİLMEZDİM

HANİ HER ŞEYİNDİM BEN SENİN
HANİ KOR DUDAKLINDIM
HANİ KARLARDA AÇAN ÇİÇEKTİM
VAZGEÇİLMEZDİM

VAZGEÇTİM
Söz: Sezen Aksu
Müzik: Ara Dinkçiyan

VAZGEÇTİM GÖZLERİNDEN
VAZGEÇTİM SÖZLERİNDEN
BİR AH DE YETER

SESSİSCE KİMSESİZCE
GÖNDERDİM DUDAKLARIMI
ÖPME AL YETER

HİÇ TANIMAZ TENİM ELLERİNİ
BİLMEZ YÜREĞİM BİLMEZ YÜREĞİNİ
AH BU KOKU, BU TEN, BU DOKUNUŞ
AH BU DELİLİK SARSAR BEDENİMİ
YOK OLMAK ANIDIR ŞİMDİ

VAZGEÇTİM GÖZLERİNDEN
VAZGEÇTİM SÖZLERİNDEN
BİR AH DE YETER

SESSİSCE KİMSESİZCE
GÖNDERDİM DUDAKLARIMI
ÖPME AL YETER

HİÇ TANIMAZ TENİM ELLERİNİ
BİLMEZ YÜREĞİM BİLMEZ YÜREĞİNİ
AH BU KOKU, BU TEN, BU DOKUNUŞ
AH BU DELİLİK SARSAR BEDENİMİ
YOK OLMAK ZAMANI ŞİMDİ

HER ŞEYİ YAK
Söz: Sezen Aksu
Müzik: Alexiu


BENİ YAK, KENDİNİ YAK, HER ŞEYİ YAK
BİR KIVILCIM YETER BEN HAZIRIM BAK
İSTER ÖP OKŞA İSTERSEN ÖLDÜR
AŞK İÇİN ÖLMELİ, AŞK O ZAMAN AŞK
AŞK İÇİN ÖLMELİ, AŞK O ZAMAN AŞK

SENİ İÇİME ÇEKTİM BİR NEFESTE
YÜREĞİM TUTUKLU GÖĞSÜM KAFESTE
YANACAĞIZ İKİMİZ DE ATEŞTE
BİR KIVILCIM YETER HAZIRIM BAK
AŞK İÇİN ÖLMELİ, AŞK O ZAMAN AŞK

ALLAH'IM ALLAH'IM
ATEŞLERE YÜRÜYORUM
ALLAH'IM ACI İLE
AŞK İLE BÜYÜYORUM

BENİ YOR HASRETİNLE, SEVGİNLE YOR
SEVGİSİZLİK AYRILIKTAN DAHA ZOR
DİLEDİĞİN KADAR ACIT CANIMI
YOKLUĞUN DA VARLIĞIN DA YETMİYOR
YOKLUĞUN DA VARLIĞIN DA YETMİYOR

ALLAH'IM ALLAH'IM
ATEŞLERE YÜRÜYORUM
ALLAH'IM ACI İLE
AŞK İLE BÜYÜYORUM

BENİ YAK, KENDİNİ YAK, HER ŞEYİ YAK
BİR KIVILCIM YETER BEN HAZIRIM BAK
İSTER ÖP OKŞA İSTERSEN ÖLDÜR
AŞK İÇİN ÖLMELİ, AŞK O ZAMAN AŞK
AŞK İÇİN ÖLMELİ, AŞK O ZAMAN AŞK

SENİ İÇİME ÇEKTİM BİR NEFESTE
YÜREĞİM TUTUKLU GÖĞSÜM KAFESTE
YANACAĞIZ İKİMİZ DE ATEŞTE
BİR KIVILCIM YETER HAZIRIM BAK
AŞK İÇİN ÖLMELİ, AŞK O ZAMAN AŞK

BENİ YAK, KENDİNİ YAK, HER ŞEYİ YAK
BİR KIVILCIM YETER BEN HAZIRIM BAK
İSTER ÖP OKŞA İSTERSEN ÖLDÜR
AŞK İÇİN ÖLMELİ, AŞK O ZAMAN AŞK
AŞK İÇİN ÖLMELİ, AŞK O ZAMAN AŞK

SENİ İÇİME ÇEKTİM BİR NEFESTE
YÜREĞİM TUTUKLU GÖĞSÜM KAFESTE
YANACAĞIZ İKİMİZ DE ATEŞTE
BİR KIVILCIM YETER HAZIRIM BAK
AŞK İÇİN ÖLMELİ, AŞK O ZAMAN AŞK

BENİ YAK, KENDİNİ YAK, HER ŞEYİ YAK
BİR KIVILCIM YETER BEN HAZIRIM BAK
İSTER ÖP OKŞA İSTERSEN ÖLDÜR
AŞK İÇİN ÖLMELİ, AŞK O ZAMAN AŞK
AŞK İÇİN ÖLMELİ, AŞK O ZAMAN AŞK

NAMUS
Söz: Ümit Yaşar Oğuzcan
Müzik: Arto Tunç

ARADIM YILLARDIR SENİ HER YERDE
BİR TÜRLÜ KARŞIMA ÇIKMADIN NAMUS
NİHAYET BİR YERDE RASTLADIM AMA
UTANÇTAN YÜZÜME BAKMADIN NAMUS

YAKLAŞIP YANINA DEDİM NERDESİN
DEDİN Kİ YORULMA GELMİYOR SESİN
GAYRETLERİ BOŞA GİTTİ HERKESİN
KİMSEYİ YANINA SOKMADIN NAMUS

FAZİLET DEDİĞİN MEĞER MASALMIŞ
NAMUSLU GÖRÜNMEK KİMLERE KALMIŞ
ZENGİNMİŞ, FAKİRMİŞ, HALKMIŞ, KRALMIŞ
GÖRDÜM Kİ KİMSEYİ TAKMADIN NAMUS

HADİ YANDAN
HADİ HADİ YANDAN

BEN SENDEN NE SARAY NE EV İSTEDİM
SENİ SEVENLERİ SEN SEV İSTEDİM
KIVILCIM ARADIM ALEV İSTEDİM
BİR TEK MUMU BİLE YAKMADIN NAMUS

AZİZKEN GÖZÜMDE SUDAN EKMEKTEN
YORULDUM USLU DUR YAPMA DEMEKTEN
YÜZYILLARDIR NAMUSSUZLUK ETMEKTEN
BİR TÜRLÜ USLANIP BIKMADIN NAMUS

HADİ YANDAN
HADİ HADİ YANDAN
HADİ YANDAN
HADİ HADİ YANDAN
HADİ YANDAN
HADİ HADİ YANDAN

SENİ KİMLER ALDI
Söz: Sezen Aksu
Müzik: Sezen Aksu


YÜRÜYORUM HASRETİN ACININ ÜSTÜNE
SIĞMIYORUM DÜNYAYA DAR GELİYOR
GECELER Mİ UZADI, BU KARANLIK NE
GÖNLÜMÜN BAYRAMLARI, ŞENLİĞİ SÖNDÜ

SENİ KİMLER ALDI, KİMLER ÖPÜYOR SENİ
DUDAĞINDA DİLİNDE ELLERİN İZİ VAR

AAAH....
SENİ KİMLER ALDI, KİMLER ÖPÜYOR SENİ
DUDAĞINDA DİLİNDE ELLERİN İZİ VAR

DELİ GÖZLERİN GELİR AKLIMA
GÜLÜŞÜN, ÖPÜŞÜN, İÇ ÇEKİŞİN GELİR

SENİ KİMLER ALDI, KİMLER ÖPÜYOR SENİ
DUDAĞINDA DİLİNDE ELLERİN İZİ VAR

SENİ KİMLER ALDI, KİMLER ÖPÜYOR SENİ
DUDAĞINDA DİLİNDE ELLERİN İZİ VAR

SENİ KİMLER ALDI, KİMLER ÖPÜYOR SENİ
DUDAĞINDA DİLİNDE ELLERİN İZİ VAR

DEĞER Mİ
Söz: Aysel Gürel
Müzik: Onno Tunç


DEĞER Mİ HİÇ, DEĞER Mİ HİÇ
DEĞER Mİ, DEĞER Mİ, DEĞER Mİ SÖYLE
BİR RÜYA ÖMÜR BOYU
SÜRER Mİ, SÜRER Mİ, SÜRER Mİ BÖYLE

DEĞER Mİ HİÇ, DEĞER Mİ HİÇ
DEĞER Mİ, DEĞER Mİ, DEĞER Mİ SÖYLE
BİR RÜYA ÖMÜR BOYU
SÜRER Mİ, SÜRER Mİ, SÜRER Mİ BÖYLE

DEĞER CANIM, DEĞER ELBET
DEĞER BİR TANEM AŞK İÇİN HER ŞEYE
NE HAYAL NE DE GERÇEK
ENGEL Mİ KANATLANMADAN UÇMAYA

BİR RÜYA GÖRÜR GİBİ
SENİNLE BULUTLARA UÇTUĞUMDA
BİR ATEŞ YAKAR BENİ
SEVGİNLE TUTUŞTUĞUMU SANIRDIM

YAĞMUR OLUR DAMLA DAMLA
ÖPERDİM, ÖPERDİM, DUDAKLARINDAN
BİR NEHİR GİBİ ÇAĞLAR
AKARDIM, AKARDIM DAMARLARINDAN

DEĞER Mİ HİÇ, DEĞER Mİ HİÇ
DEĞER Mİ, DEĞER Mİ, DEĞER Mİ SÖYLE
BİR RÜYA ÖMÜR BOYU
SÜRER Mİ, SÜRER Mİ, SÜRER Mİ BÖYLE

DEĞER Mİ HİÇ, DEĞER Mİ HİÇ
DEĞER Mİ, DEĞER Mİ, DEĞER Mİ SÖYLE
BİR RÜYA ÖMÜR BOYU
SÜRER Mİ, SÜRER Mİ, SÜRER Mİ BÖYLE

İlçe-İlçe Kastamonu / Müyesser Civelek

7/10/2006 · Kategori: Siir

(Sararmış, Tozlu sayfalar'dan...)

 

İlçe-İlçe Kastamonu

 

Denizin kucağındadır

Abana

Saygımız vardır

Sandalye yapana, zeytin toplayana

***

Yeşili sev ormanın koru

Araç’ta bulunur

Orman Muhafaza Memurunun

Okulu.

***

Düşmanın Türkler azdı vaayy

Diyerek kaçıp bıraktığı

Şirin şen Azdavay

Ortasında bir ırmak, akar da, akar.

***

Orman ürünü, maden kömürü

Kadınların giysisi, folklor görünümü

Derelide kuyu kebap

Kırmacı köyünde şifalı suyu

Akçasu’da yapılan Azdavay düğünü

Gördünüz mü?

***

Denizden eser yelleri

Maden suyu içer Tercan köylüleri

Bozkurt ilçesinin kestaneleri

Ne de güzeldir

Çiçekyayla köyü kiraz bahçeleri.

***

Fabrika deresinden

Yokuşu aştık

Şimdi de Cide’ye ulaştık

Kereste fabrikasında, Gideros koyunda

Halkla selamlaştık.

***

Plajın, kumun, denizin

Kıyı ilçesi Çatalzeytin

Haziran Temmuz demeyin

Siz de gelin tesislerde dinlenin

***

Sebzeyi yaş mı istersin, kuru mu?

Göğe değecek sanki kavakların boyu

Hastaya şifa verir Daday’da

Ballıdağ Sanatoryum’u

***

Yazıbelen köyü höyük harabeleri

Çayırcık’ta aslan heykelleri

Yeşil Alaman dağında

Ata’ya sundu Türk yemekleri

İlçemiz Devrekani

***

Atarın geçtiği yollar

Elması, yemişi var

Ecevit boğazı’ndan geçince

Uzun bir limanda karşılar sizi

İnebolu’lular

***

Bakırlı. Pirit cevheri

Yükselir Ağlı kalesi

Biz konuksever Küre’liler

Bal kaymakla besleriz misafiri,

*.**

Kendir Kenevir

El sanatları Halk Eğitim sergilenir

Kaya mezarından

Kızlar kalesin

Taşköprü bir başka güzellenir.

*.**

Tarlalar pirinç, çeltik

Ne çok fabrika gezdik

Dipsiz gölde piknik

Tosya’lılar bugün size misafir geldik.

 

Müyesser CİVELEK

Öğretmen

(İsfendiyar gazetesi, Yıl: 4, Sayı:45, Şubat 1985’ten alınmıştır. Şiirin altında “Not: Bu şiir istek üzerine yayınlanmıştır.” İbaresi bulunmaktadır. A.Ş)

 

PİRAYE'NİN PORTRELERİ

5/5/2006 · Kategori: Siir


RESİM, PORTRELER V.B.

   Kendi Portreleri
   Nazım'ın Ressamlığı
   Piraye'nin Portreleri
   Cezaevi Arkadaşları
   Diğer Resimleri
   Desen Çalışmaları
   Kitap Okuyuşu




PİRAYE'NİN PORTRELERİ

6 Ekim 1945


Bulutlur geçiyor: haberlerle yüklü, ağır.
Buruşuyor hala gelmeyen mektup avucumda.
Yürek kirpiklerin ucunda
                            uzayıp giden toprak uğurlanır.
Evde mi, sokakta mı,
Benim bağırasım gelir; ---"Piraye,
                                                 Piraye!.." --- diye...
Çankırı, 1940, Kâğıt üzerine pastel, 25 x 36 cm      Piraye'nin resimlerinde Nâzım'ın onun iç dünyasını

yansıtmayı çok iyi başardığı kanısındayım.
     Bunu kendisi de biliyordu.
     1940'ta çankırı'da yapıp neneme gönderdiği pastel bir
Piraye resminin altına şöyle yazmıştı :
     "Anne, ancak sen ve ben onu böyle görürüz, ve ancak sana
yahut bana kızdığı zaman bu kadar şirin olur."
     Bir başkasına da şöyle :
     "Attığın taş dediğin kuşu vurmuyor."
     Çizdikleri Piraye'nin belli durumlardaki görünümleriydi...
     Annemi tanıyanlar,
     "İyi yakalamış" derlerdi.
Ne güzel şey hatırlamak seni :
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...

Ne güzel şey hatırlamak seni :
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir
                                              seni sevmek saadeti...
Parmakların ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti :
                        kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
                                                                  sıcak
                                                                           koyu bir karanlık...

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazmak sana dair,
hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek :
filânca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya...

Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine :
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

Ne güzel şey hatırlamak seni :
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...
23 Eylül 1945
O şimdi ne yapıyor
         şu anda, şimdi, şimdi?
Evde mi, sokakta mı,
çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı?
Kolunu kaldırmış olabilir,
– hey gülüm,
            beyaz, kalın bileğini nasıl da çırçıplak eder bu hareketi!.. –

O şimdi ne yapıyor,
    şu anda, şimdi, şimdi?

Belki dizinde bir kedi yavrusu var,
                                             okşuyor.
Belki de yürüyordur, adımını atmak üzredir,
– her kara günümde onu bana tıpış tıpış getiren
                                                            sevgili, canımın içi ayaklar!.. –
Ve ne düşünüyor
           beni mi?
Yoksa
         ne bileyim
       fasulyanın neden bir türlü pişmediğini mi?
Yahut, insanların çoğunun
     neden böyle bedbaht olduğunu mu?

O şimdi ne düşünüyor,
                          şu anda, şimdi, şimdi?...
5 Kasım 1945

Çiçekli badem ağaçlarını unut.
Değmez,
bu bahiste
            geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
Islak saçlarını güneşte kurut :
            olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın
                                                    nemli, ağır kızıltılar...
Sevgilim, sevgilim,
                mevsim

                      sonbahar...
Karıcığım,

Hasretliğin on ikinci yılı bu
            on ikinci yılı
Gönül ağzına kadar dolu
Sen diyorum İstanbul geliyor aklıma
            İstanbul diyorum sen
Sen şehrim kadar güzelsin
            şehrim senin kadar acılı.


İşte bu kadar karıcığım. İstersen cevap verme.
            Kocan
FOTOĞRAFTAN YAPILAN RESİM

     Dayısı Ali Fuat Cebesoy’un etkisiyle Nâzım Bursa Cezaevi’nde zaman zaman birtakım olanaklar elde ederdi.
     Örnekse romatizmaları için banyo tedavisi gerektiği yolunda bir rapor hazırlanır, böylece yanında jandarmasıyla her gün banyolu bir otele gitmesine izin çıkardı.
     Aslında bu Piraye ile buluşması için bir izindi. Çekirge’de karısının kaldığı otele gelir, birkaç saatini onunla geçirirdi.
     Bu arada bir sokak fotoğrafçısı denk düşerse, otelin bahçesinde, Bursa Ovasını, Nilüfer’i arkalarına alıp birlikte resimler de çektirirlerdi.
     Bu fotoğrafı da, yanılmıyorsam, bir otel bahçesinde, gökyüzüne doğru öyle bir sokak fotoğrafçısına çektirmişlerdi. Sonra Nâzım, herhalde ışık sızıp kendi yüzünü kestiği için, bu fotoğraftan yalnız Piraye’nin başını ayırıp büyütmüştü.
     İkisinin böyle alttan çekilen başka fotoğrafları da var.
Nâzım seviyordu anlaşılan bu açıyı, ayrıca yüzdeki
gölgelenmeleri de seviyor olmalı. Çünkü Piraye’nin bu
fotoğrafından salt kırmızının tonlarını kullanarak 31 x 44 cm
boyutlarında yağlıboya bir tablo

ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER.../ İhsan OZANOĞLU

10/2/2006 · Kategori: Siir

ATAMA DUA

 

Korkunç bir salgın, kanlı bir akın

Her taraf yangın her köşe Ata!

Narası halkın,feryadı hakkın

Olmuştu yakın ta arşa Ata!

 

Bitab ü tüvan düştük perişan

Gönüller viran yok elde derman

Böyle bir zaman Samsun'dan heman

Doğup verdin can her başa Ata!

 

İhsansın Haktan, yükseldin şarktan

Yarattın halktan varlığı yoktan

Kurtardın bizi sen yok olmaktan

Dilerim Haktan bin yaşa Ata!

 

İhsan OZANOĞLU

 

 

SAKARYA

 

Tarihin içinde tarih yaratan

Türkün bükülmeyen kolu Sakarya

Kararan sırtlara alevli bir tan

Kutsal güneşlerin yolu Sakarya

 

Kırılırken batıl çürük yay gibi

Yıktık engelleri coşkun çay gibi

Vaktinde yükselen tam bir ay gibi

Işıttı sağ ile solu Sakarya.

 

İhsan, ininceye kadar gök yere

Borçluyuz halaskar ulu öndere

Kabarıp kabarıp devirden devre

Ak bu şerefinle ulu Sakarya.

 

İhsan OZANOĞLU 

 

 

İNÖNÜ

 

Çalap hıncı gibi ölmez bir gücün

Ateşler döktüğü meydan İnönü

Hakkın karşısında demirin tuncun

Eriyip çöktüğü meydan İnönü.

 

Ta arşa değerken dal kılınçlarla

Kelepçe vurulmaz çelik bir kola!.

Şanlı bayrağını Türk,damla damla

Göklere çektiği meydan İnönü.

 

Âşık İhsan elbette ebediyen

Hakkımız öğünmek yerden göğeden

Türk gücünün başı göklere değen

Bir anıt diktiği meydan İnönü.

 

İhsan OZANOĞLU

 

 

DUMLUPINAR

 

Yadlardan kurtarmak için vatanı

Yıldırımlar saçtık Dumlupınar'da.

Yalın kılınçlarla olgun düşmanı

Çavdar gibi biçtik Dumlupınar'da.

 

Mertçe yapılan bu meydan savaşı

Boyadı alkana toprağı taşı

Hasmın kelek gibi ezildi başı

Tarihe şan geçtik Dumlupınar'da.

 

İhsan yendiğimiz tek değilse de

Cihanı kıldık biz hükme amade

Savaş sonu bir zaferden ziyade

Yeni bir devraçtık Dumlupınar'da.

 

İhsan OZANOĞLU 

 

 

23 AĞUSTOS

 

Arslanlar yatağı Kastamonu'nun

Kutsal bir günüdür 23 ağustos

İlm-ü fen ocağı Kastamonu'nun

Kutsal bir günüdür 23 Ağustos.

 

Ulu Atatürk'e yaşarken Müştak

Bu gün oldu işte bir yakın ırak

Cennet kadar güzel ilimin mutlak

Kutsal bir günüdür 23 Ağustos.

 

İhsan bu bayram ki Ata verimi

Tekkelerin seddi, kisve devrimi

Kastamonu'nun Ata'ya erimi

Kutsal bir günüdür 23 Ağustos.

 

İhsan OZANOĞLU 

 

 

MONTRÖ ZAFERİ

 

Montrö şehrinde aldık meydanı

Gücümüz politika piyazdan geçti

Yıllarca sürülen boğaz harmanı

Akibet savruldu poyrazdan geçti.

 

Tevfik Rüştü Aras, Menemencoğlu

Oldular Türkteki gücün sembolü

Kapattık yollara korkunç bir yolu

Zira Türk o eski avazdan geçti.

 

İhsan Türkün yoktur artık tasası

Mertçe yaşamaktır Türkün Yasası

Lozan Konferansı, Garp siyasası

Boğaz boğaz derken boğazdan geçti.

 

İhsan OZANOĞLU 

 

 

19 MAYIS

 

Karalar bürünen engin bir ufkun

Nurlanan anıdır 19 Mayıs.

Batıla eğilmek bilmeyen hakkın

Korkunç isyanıdır 19 Mayıs.

 

Sığmaz bir seneye hudutsuz bir hınç

Genel harp ki ölümden de müheyyiç

Türk bu, eroğlu er eğilir mi hiç?

İşte, bürhanıdır 19 Mayıs.

 

Yüzyıllarca özgen yaşayan kudret

Eder mi acuna bir lahza minnet?

Arslan için ya ölüm ya hürriyet

Varlık harmanıdır 19 Mayıs.

 

Bir sayıklamadır o mütareke

Diriye ne gülünç yazmak tereke?

İyan etti bunu büyük mareke

Zulmün hazanıdır 19 Mayıs.

 

 

Bir deniz, kaptansız kalmış bir gemi

Hakkın bir med ve bir cezir hemdemi.

Azıya alınca küheylan gemi

Gör ne meydanıdır 19 Mayıs.

 

Ah! işte Atatürk direksiyonda

Bu demde gün gibi doğdu Samsun'da

Ses kesildi corç gürzon ve vilson”da

Yurdun emanıdır 19 Mayıs.

 

Kocayan tarihten bin kere koca

Bir varlık bir anda düşer mi hiçe?

Bir mum tırnak nasıl geçer ki tunca

Nuh’un tufanıdır 19 Mayıs.

 

Saray karşımızda bir kil taş gibi

El ele düşmanla ayakdaş gibi.

Samsun'dan Ata’nın bir güneş gibi

Zulme fermanıdır 19 Mayıs.

 

19 Mayıstır kurtuluş günü

Bu gündür Türklüğün gerçek düğünü

Ata'nın Samsun'dan çıkarken ünü

Dirim nişanıdır 19 Mayıs.

 

Aşık İhsan söyle gönülden candan

Sürdük düşmanları cennet vatandan

Maksadım şükrandır bu dasitandan

Türklüğün şanıdır 19 Mayıs.

 

İhsan OZANOĞLU (Destan) Zaferden Zafere-

Açıksöz Matbaası- Kastamonu- 1938-

 

 

23 NİSAN

 

Sonsuz engin bir deniz, demir atmış bir gemi

Hakkın daima bir med ve bir cezir hemdemi

Dalgalar yükseliyor seren direklerine;

Yolcuların ürperme düşmüş yüreklerine.

Ne sahil var ne kaptan... Sonucu işin, berbat;

Her yolcunun elinden gelen seda bir feryat.

Yer gök böyle titrerken tunç yüzlü bir kahraman

Dümen başına geçti yolcular arasından.

O kaptan Atatürk'tü, O kahraman Atatürk;

Türk’e verdi taze bir can ve inan Atatürk.

Pek kısa bir zamanda gözlere çarptı kara

En zayıf yolcu bile ayak bastı kenara.

Bu kurtuluş dokuz yüz yirmi nisan yirmi üç

Yüz gösterdi acunun Türk’te ummadığı güç.

Bu gücün, 23 Nisan, toplandığı bir gündür

23 nisan hakkın şahlandığı bir gündür.

Bir sabahtır 23 nisan büyük devrime

Bir kaynaktır 23 nisan genel verime.

Bu kutsal gün göründü yurtta canlı bir dirim.

Bu gün başladı Atatürk'ün yaptığı devrim.

Bu gün göğsünü gerdi Türk, hadsiz düşmanlara

Bu gün bir nur kaynağı kesildi hep Ankara.

Gerilip gerilip de bu gün fırlayan gücün

Karşısında dizs çöktü kara toprağa acun.

Türk bu gün kurtulunca bahtın ters gidişinden

Rüzgarlar gibi koştu Atasının peşinden.

Yön dem aldı durmadan atıldı ileriye

Yurttan kovuldu türkü bırakanlar geriye.

Sosyal kültürel sonuç genel bir kalkınmayla

Az zamanda boy ölçtük bütün bir Avrupayla.

Bu gün yüceldi Türkün bir kere daha ünü

İhtiyaçtır bizimçin kutlulamak bu günü

Bu gün gösterdi bize en kutsal yolu Ata

Yaşasın ulusuyla yaşasın ulu Ata.

 

İhsan OZANOĞLU (Zaferden Zafere)

 

 

30 AĞUSTOS

 

Korkunç ıssız bir gece yer kara gökler kara

Ufuklar benzemekte tunç yüzlü bir hisara

Dinmeyen bir sarsıntı uğultulu bir rüzgar

Bir lav akını gibi dökülen yıldırımlar

Her yanda halka halka zincirleşen bir yangın

Her bastığı toprağı yakan yıkan bir akın

Bir akın ki sonunda muhakkak bir ölüm var

Kurtuluş ümitleri, sönük, bir hülya kadar.

Fakat bir gün oldu ki baş gösterdi doğudan

Bir güneş kadar nurlu inançlı bir kahraman

O güneşin nuruyla zulüm yere kapandı

Gönüllerde sönmez bir inan meş'ali yandı.

Ulus da şaha kalktı güç bir küheylan gibi

Döküldü cephelere sonsuz bir tufan gibi.

Atanın buyruğuyla her Türk bir ateş oldu

Ateş değil kükreyen volkanlara eş oldu.

Doğu, güney, Sakarya ve birinci İnönü

Gösterdi varlığını acuna Türk budunu.

Fakat bitmiş değildi henüz ülkülerimiz

Kızıl bir tan isterdi yalın süngülerimiz

Bir sabahtı, ufukta sökerken o gerçek tan

Ateş! Emrini verdi orduya başkomutan.

Bir kızıl alev gibi titrerken Türk Bayrağı

Her cephe kesilmişti bir yıldırım kaynağı

O sabah gün doğmadı karardı gök dumandan

Bataryalar farksızdı kudurmuş bir volkandan

O sabah yer sallandı kıyamet kopar gibi

Türk ordu yürürken çelik bir duvar gibi.

O sabah dize geldi haksızlığın günahı

Ah! O sabah, o sabah, o kurtuluş sabahı.

Kulaklar durdu seri tabyaların sesinden

Gece bastı düşmanı şarapnel gölgesinden

Yedi yılda yıkılmaz dedikleri siperler

Yedi saat geçmeden oldu yerle beraber

Hedef Akdeniz asker diyen sesin inanı

Mermi gibi fırlattı pusudan her aslanı

Granitler çatladı hamurlaştı çelikler

Issız kaldı düşmanın beklediği her siper.

Akarken piyadeler bentler yıkan sel gibi

Kanatlandı atlılar keskin esen yel gibi

O gün batının kolu bir yay gibi büküldü

Bükülmeyenler ege sularına döküldü

Ogün hak dile geldi batılın ensesinde

Dinmez bir hınç bir onur kabarırken sesinde

O gün sular duruldu gözlere çarptı kara

O tan ışıkları sardı karanlıklara

O gün değişti tarih, değişti başlar o gün

O gün eğildi türkün gücü önünde acun.

26 ağustosta başlayan bu güçlü hız

Yadellerden çıkardı anayurdu tertemiz

Bu öyle bir zafer ki yok tarihlerde eşi

Bu zaferle sönmedi sönmez hakkın güneşi

Bu zafer kanlı zafer, bu zafer şanlı zafer

Bu zafer ki Ağustos 30 unvanlı zafer.

Bu zafer volkanları yıkıp söndüren zafer

Bu zafer düşündükçe başlar döndüren zafer

Bu zafer kalelerle saraylar yıkan zafer

Bu zafer ta ezelden ebede akan zafer

Bu kutsal gün kazandı koca Türk bu zaferi

Bu gün astı ta arşa kılıcını Türk eri

Bu gün acunun Türk'e boyun eğdiği gündür

Bu gün başlarımızın göğe değdiği gündür

Ey tarihi şerefle şanla dolu yüce Türk!

Ve sen ey bin beladan arta kalan koca Türk!

Yüz yıllarca çarpıştın gelmedi sırtın yere

Bütün dünya birleşip sınadılar kaç kere

Tarih şahit ki ey Türk aslan oğlu aslansın

Bu zaferinle artık inanmayan insansın

Eğilmeyen başınla bin yaşa binler yaşa

Gücün her an işlesin çeliğe tunca taşa

Sana selam ve sevgi ey güçlü Türk ordusu

Sana içten saygılar ey ulu Türk ordusu.

Göklerde kartal, yerde aslan, suda kaptansın

Her yönden kudretlisin, erkinsin, kahramansın.

Ey bu zafer yolunda kanını döken erler

Ey namusu uğrunda canın veren asker

Ey hür yaşamak için şehir düşen Türk oğlu

Sen şehit oldun fakat kurtuldu Anadolu

Ölmedin, sönmedin sen yaşayacak özvarın

Senin saygınla çarpan gönlümüzdür mezarın

Ey yıllarca ayrılıp öz baba ocağından

Yerinden yuvasından dükkanından bağından

Erkekçe dövüşerek yolda süngü süngüye

Gazililikle eren bu zafere bu ülküye

Bizimçin önünden geçmek hakkı yok bu gün

Huzurunda eğilmek ödevdir bizim içün

Bin yaşa onurunla binler yaşa sanınla

Kahraman ulusunla yüce komutanınla

Ey yokluklar içinde varlık çıkaran önder

Azminle inanınla yarattığın bu zafer

Tarihin görmediği bu şeref ve şan senin

Gönül senin, can senin, damarlarda kan senin

Yüreğimiz sevginle saygınla dolu Ata

Başımızda bin yaşa, bin yaşa ulu Ata.

 

İhsan OZANOĞLU (Zaferden Zafere)

 

 

29 TEŞRİN

 

Türküm, yüce Türküm ben acun bilir ünümü;

Yüzyıllardır onurla geçirdim her günümü.

Temeliyim acunun tarihe sığmaz yaşım.

Her ulusun üstünde yanan güneştir başım.

Vurulmadı, vurulmaz bileklerim zincire;

En güçlüler birleşip denediler kaç kere.

Her ulus dize geldi önümde birer birere

Doğudan gün doğmazdı ben yaşamasam eğer.

Bir zamanlar sarmıştı düşmanlar her yanımı

Unutmuş değillerdi gerçi benim şanımı

Fakat bir ateş oldum., kükredim birdenbire

Baş kaldıran yılanlar sokuldu deliklere

Dünya tir tir titredi kuduran ateşimden

Bir güneş tutuldu göğe değen başımdan

Dağlar gibi yükseldi köpüren dalgalarım

Söktü granitleri dinmez fırtınalarım

İşte böyle yine ben bildirdim Türklüğümü

İçimden bir kez olsun geçirmeden ölümü

Bu bir kalkınmadır ki başı nisan yirmi üç

Bu gün oldu Türklüğe mahkum acunda her güç.

Bu bir erkinliktir ki göz kamaştırır nuru

Bu erkinlikle sığmaz lisana Türk onuru

Bu nur Atanın nuru, bu onur Atanındır

Her şey Onun, her şey bizi kurtaranındır.

Hele bu kutsal yirmi dokuz teşrin ilk günü

Ata ökeliğinin bu tanrısal ürünü

Hiçbir çağda tarihin görmediği bir gündür

Ve hiçbir sosyetenin ermediği bir gündür

Bu gün Türk ulusunun erkinleştiği gündür.

Bu gün büyük devrimin enginleştiği gündür.

Bu gün kurdu Atatürk kutsal cumhuriyeti

Bu günle belgelendi Türkün ebediyeti

Cumhuriyet ki Türkün ezeli amacıdır

Cumhuriyet ki Türkün güneşten bir tacıdır.

Cumhuriyet tanıdır bitmeyen gecelerin

Cumhuriyet özü ve yücesi yücelerin

Cumhuriyet ebedi bir nur taşıyacaktır.

Daimi bu kudret bu hızla yaşayacaktır.

Bu gün Türkün en büyük en ulusal bir günü

Bu gün yoktur sevinç ve kıvancımızın sonu

Dile sığdırmak güçtür bu günün anlamını

Saygıyla anmak borçtur Atatürk'ün namını

Yaşasın cumhuriyet, yaşasın Türk, Türk sanı

Yaşasın ulu öke, cumhuriyet başkanı.

 

İhsan OZANOĞLU

 

 

İREM BAĞI

 

Hasan Soybuğa’ya

 

Hey vatanın irem bağı

Cennet senin nerendedir?

Hey erenlerin kaynağı

Cennet senin nerendedir?

 

Bağında mı, bahçende mi?

Gülünde mi goncanda mı?

Dışında mı, içinde mi?

Cennet senin nerendedir?

 

Dağın hoş ormanın güzel

Suların gülşenin güzel

Her köşen her yanın güzel

Cennet senin nerendedir?

 

Irmakların zem zem akar

Dağın taşın anber kokar

Senden hangi gönül bıkar

Cennet senin nerendedir?

 

Sen güzelim Taşköprü’sün

Namın cihana yürüsün

Koç yiğitlerin yerisin

Cennet senin nerendedir?

 

Ozan derki bulmak gerek

Cennet sende olmak gerek

Ahir murad almak gerek

Cennet senin nerendedir?

 

İhsan OZANOĞLU

                                                                             

                                        Yeni Edebiyat,02:04 - 10/2/2006

« Önceki ::