Nette "Şenpazar'ın Sesi: İki Sitesiyle Muzaffer ERDEM"

22/2/2006 · Kategori: Senpazar

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış   

Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü   

Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları

 

 

 

Salı, Şubat 21, 2006: Küre Dağları keşfedilmeyi bekliyor
Salı, Şubat 21, 2006: Keşfedilmeyi bekleyen hazine
Salı, Şubat 21, 2006: İnebolu "Yiğit" oluyor
Saturday, Şubat 18, 2006: Kastamonu/Yaban hayvanı geliştirme sahaları
Saturday, Şubat 18, 2006: Ağlı/Kastamonu
Saturday, Şubat 18, 2006: ANADOLU YAZILARI/Kastamonu Gezisi
Cuma, Şubat 17, 2006: Başlıksız
Cuma, Şubat 17, 2006: Rıfat Ilgaz'ın evine 'bir çivi de bizden'
Perşembe, Şubat 16, 2006: Kastamonu Festival Proğramı/Kültür Bakanlığı
Perşembe, Şubat 16, 2006: KÜRE DAĞLARI MİLLİ PARKI
Salı, Şubat 14, 2006: Kastamonu İş Rehberi
Salı, Şubat 14, 2006: Kastamonu Linkleri
Salı, Şubat 14, 2006: GÜZEL KİTAPLAR- KASTAMONU İSTİKLAL MAHKEMELERİ KİTABI/ EMİN/ ÇÖLAŞAN
Salı, Şubat 14, 2006: Kastamonu Tanıtım Sitesi
Salı, Şubat 14, 2006: Kastamonu Fotoğraflarız
Salı, Şubat 14, 2006: Kastamonu
Salı, Şubat 14, 2006: KÜRE'DE ALKIŞLANACAK KAMPANYA
Pazar, Şubat 12, 2006: CİDE'DE YARIM ASIRLIK AŞURE GELENEĞİ
Pazar, Şubat 12, 2006: "İstiklal Yolu" için büyük adım
Pazar, Şubat 12, 2006: Resimlerle Kastamonu
Pazar, Şubat 12, 2006: Gerekli Linkler
Saturday, Şubat 11, 2006: Cide Alayazı Köyü’nde Bayram coşkusu
Cuma, Şubat 10, 2006: Karadeniz Turu...9. Gün:Kastamonu-İnebolu
Cuma, Şubat 10, 2006: Başlıksız
Cuma, Şubat 10, 2006: YAZ KIŞ CENNET BAHÇESİ: ILGAZ
Cuma, Şubat 10, 2006: KASTAMONU
Cuma, Şubat 10, 2006: Atlas Raporu 101 Küre Dağları
Cuma, Şubat 10, 2006: Yeşilin Mavisi
Cuma, Şubat 10, 2006: Düş Virajları
Cuma, Şubat 10, 2006: Doğadaki tablolar
Cuma, Şubat 10, 2006: Yasemin'ce
Cuma, Şubat 10, 2006: Türkiye'nin Amazonları
Cuma, Şubat 10, 2006: Balıkçı'nın evi köfteci olmuş
Cuma, Şubat 10, 2006: Kahve Yemen’den, değirmen Cide’den
Cuma, Şubat 10, 2006: Vuslattan sonra
Cuma, Şubat 10, 2006: Damak çatlatan tatlar
Cuma, Şubat 10, 2006: 75 yıl sonra Ata'yla fotoğraf sevinci
Cuma, Şubat 10, 2006: Bu şeker 125 yaşında
Cuma, Şubat 10, 2006: Türkiye gerdek gecesi haritası
Perşembe, Şubat 9, 2006: Kastamonu'da deprem riski haritası
Perşembe, Şubat 9, 2006: Gelin, 22 kilometrelik nakliye teleferiğini turizme kazandıralım
Perşembe, Şubat 9, 2006: Türkiye Gezi Rehberi
Perşembe, Şubat 9, 2006: Şenpazar Sağlık Merkezi inşaatı çürümeye mi terk ediliyor?
Çarşamba, Şubat 8, 2006: Şenpazar
Çarşamba, Şubat 8, 2006: AZDAVAY İLÇEMİZDEN GENEL GÖRÜNÜM VE AŞIKLAR KÖPRÜSÜ
Çarşamba, Şubat 8, 2006: Cide 2
Çarşamba, Şubat 8, 2006: Kastamonulu Ünlülerden: Besteci Erol Sayan
Çarşamba, Şubat 8, 2006: Resimlerle Kastamonu
Salı, Şubat 7, 2006: Anadolu'daki hazine
Salı, Şubat 7, 2006: Küre kapılarını açıyor
Salı, Şubat 7, 2006: Eğreti iktidarlar
Salı, Şubat 7, 2006: 'Küre' için 2 milyon dolar
Salı, Şubat 7, 2006: Kastamonu'da çifte trajedi
Salı, Şubat 7, 2006: Kastamonu ekolojik tarıma geçiyor
Salı, Şubat 7, 2006: Turizmcilerin yeni gözdesi Kastamonu
Salı, Şubat 7, 2006: Konak Meydanı yeniden canlandı Kastamonu konakları turist çekti
Salı, Şubat 7, 2006: Sahilden orta Karadeniz
Salı, Şubat 7, 2006: Besle ayıyı yesin balını
Salı, Şubat 7, 2006: CUMHURİYET'İN 6'NCI DURAĞI KASTAMONU OLDU
Salı, Şubat 7, 2006: Kastamonulunun FAlı/Şükran Soner
Salı, Şubat 7, 2006: Kastamonu konak dolu / Deniz SOM
Salı, Şubat 7, 2006: Cumhuriyet Kastamonu'daydı/ Oktay EKİNCİ
Pazar, Şubat 5, 2006: Ünlü yazarın anısı yok oluyor
Pazar, Şubat 5, 2006: Kahraman gemicikler
Pazar, Şubat 5, 2006: En güzel 10 kar manzarası
Pazar, Şubat 5, 2006: Keşfedilmeyi bekleyen hazine
Pazar, Şubat 5, 2006: 'Yiğit' oluyor
Pazar, Şubat 5, 2006: Küre Dağları
Pazar, Şubat 5, 2006: Kastamonu Kasımpaşa'ya gelmiş haberiniz var mı?
Pazar, Şubat 5, 2006: Dr.Sarımsak O da Ne ki?
Pazar, Şubat 5, 2006: Macahel'e bulutlararası yolculuk
Pazar, Şubat 5, 2006: Casus Mustafa!nın sonu
Pazar, Şubat 5, 2006: Bir 'karda kalış' hikayesi
Pazar, Şubat 5, 2006: Köy tavuğu nereden bulunur?
Saturday, Şubat 4, 2006: Kastamonu
Saturday, Şubat 4, 2006: Azdavay,Pınarbaşı ve Kür Fotoğrafları
Saturday, Şubat 4, 2006: İnebolu'dan Sinop'a
Cuma, Şubat 3, 2006: Zümrüt yeşili bir göl:Gidoros Koyu!
Cuma, Şubat 3, 2006: Hababam Sınıfı'nın bilinmeyen öyküsü
Cuma, Şubat 3, 2006: Cide-Anlatmak için şair olmak gerek
Perşembe, Şubat 2, 2006: VALLA-CİDE
Perşembe, Şubat 2, 2006: 2 EV YANDI, 20 HAYVAN TELEF OLDU

Pazartesi, Ocak 30, 2006: İnebolu Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Konuştu
Cuma, Ocak 27, 2006: Kenan Gürbüz Journalist
Cuma, Ocak 27, 2006: Kastamonuspor
Cuma, Ocak 27, 2006: Şile Kaymakamı Erdoğan Ülker
Cuma, Ocak 27, 2006: Rıfat Ilgaz Kastamonu'da Anıldı.
Cuma, Ocak 27, 2006: Hababam Sınıfı Dünya Üçüncüsü
Cuma, Ocak 27, 2006: Rıfat Ilgaz Sempozyumu
Perşembe, Ocak 26, 2006: Kapkaçcı California Sendromu!
Perşembe, Ocak 26, 2006: Kastamonu Villetvekilleri
Perşembe, Ocak 26, 2006: Kastamonu için gerekli linkler
Perşembe, Ocak 26, 2006: Kastamonu İlçeleri Resmi Web Siteleri
Perşembe, Ocak 26, 2006: Ulusal Gazeteler ve İnternet Haber Portalları
Perşembe, Ocak 26, 2006: Kastamonu Holding
Çarşamba, Ocak 25, 2006: Küre Dağları
Çarşamba, Ocak 25, 2006: Kastamonu Tabiat Anıtları
Çarşamba, Ocak 25, 2006: Cide/Kastamonu
Çarşamba, Ocak 25, 2006: Kastamonu Cide yöresinden otantik tatlar
Çarşamba, Ocak 25, 2006: Yeşili bol, ormanı sğınak şehir Kastamonu
Çarşamba, Ocak 25, 2006: Basın Bildirisi
Çarşamba, Ocak 25, 2006: Kastamonuda gezilecek yerler
Çarşamba, Ocak 25, 2006: Kastamonu Gezi Rehberi
Çarşamba, Ocak 25, 2006: Bu yazı çiftlik evinde geçirin
Çarşamba, Ocak 25, 2006: Kastamonu Mağaraları
Çarşamba, Ocak 25, 2006: Kızılcasu'da İzci Kampı
Çarşamba, Ocak 25, 2006: Günseka
Çarşamba, Ocak 25, 2006: Gerekli Linkler
Çarşamba, Ocak 25, 2006: Düş Virajları Cide-Amasra
Çarşamba, Ocak 25, 2006: Şenpazar'ın Tarihçesi
Çarşamba, Ocak 25, 2006: Şenpazar Belediyesi
Çarşamba, Ocak 25, 2006: Kastamonu Fotoğrafları
Salı, Ocak 24, 2006: İnternet sayesine Öğretmenimi buldum
Salı, Ocak 24, 2006: Pakize Muhtar çok iddialı
Salı, Ocak 24, 2006: Böyle Başkan görülmedi
Salı, Ocak 24, 2006: Yeter Kastamonu Pastırmasını övdü
Salı, Ocak 24, 2006: Zirve Alışveriş Merkezi açıldı
Salı, Ocak 24, 2006: Ilgaz cıvıl cıvıl
Salı, Ocak 24, 2006: İzciler Kampa Girdi
Salı, Ocak 24, 2006: Kastamonu'da Yangın
Salı, Ocak 24, 2006: Kastamonu Mutfağı
Salı, Ocak 24, 2006: Kastamonu Halk Oyunları
Pazartesi, Ocak 23, 2006: Kastamonu
Pazartesi, Ocak 23, 2006: Susadım Sana
Saturday, Ocak 21, 2006: Başlıksız
Saturday, Ocak 21, 2006: Şiirlerim
Perşembe, Ocak 5, 2006: Muzaffer Erdem

Pazartesi, Aralık 12, 2005: Başlıksız
Pazartesi, Aralık 12, 2005: Merhaba dostlar;

 

*********                        ***************                          *************** 

Web Hazırlık

000_0022.jpg

Muzaffer Erdem

Şenpazar'ın Sesi Gazetesi
İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Tel:0532 554 06 97

ŞENPAZAR NEREDEN, NEREYE? / Oyhan Hasan BILDIRKİ- Aydın

17/12/2005 · Kategori: Senpazar

Cuma, 11.11.2005
ŞENPAZAR NEREDEN, NEREYE?

 

TELLİ GELİN (Şenpazar)

Akşamları tandur gelin
Kandülleri yandur gelin
Koynunda yatan yiğidi
Bana bildir telli gelin

Akşamları tandurmuşum
Kandülleri yandurmuşum
Koynumda yatan yiğidi
Gül mememden emdürmüşüm

İstanbul'dan geldi ferman
Dizlerimde yoktur derman
Aç kapıyı telli gelin
Mahmut Çavuş sana kurban

İstanbul'dan gelsin ferman
Dizlerinde olsun derman
Gel içeri nazlı yârim
Kolum yastık saçım yorgan

KANLI KAYALAR (Şenpazar)

Kayalar kayalar kanlı kayalar
Altında yârim yâr yâr diye ağlar
İkimizi bir kabire koyarlar

Ağla anam ağla bu işler olur
Bizi vuran zalim, Allah'tan bulur

Mezarımız kazılsın karşı karşı
Başucuma koyun yazılı taşı
Üstünde çimenler gözümün yaşı

Ağla anam ağla bu işler olur
Bizi vuran zalim, Allah'tan bulur

HALK İNANÇLARINDAN
ÖRNEKLER (Şenpazar)

ŞERBET DÖKMEK
Köyde bulunduğum sıralarda, komşularımızdan birinin çocuğu hastalanmış. Bu çocuğun annesi, babası biraz yaşlıcaydı. Çocuğun yanına ben de gittim. Hasta olan zavallı çocuğa, anne ve babası;
- Nerelerde gezdin? Nerelerde oynadın? diye sordular.
Zira, çocuğun oynadığı ve gezindiği yerlere şerbet dökeceklermiş. Yanımda köyümüzün öğretmeni de vardı.
Adama dedik;
- Çocuğunun hastalığının şerbetle bir ilişiği yoktur. Sen onun gezdiği yerlere, şerbet dökeceksin. Bu neye yarar?
Adamcağız sonra bize hak verdi. Çocuğu doktora gönderdik. Daha sonra çocuk, iyi oldu, geldi.
Halkın inancına göre, şerbet dökümü tamamlanınca, şerbet dökülen kişinin hastalığı geçermiş.
Şerbet dökümü şu şekilde olur: Bir kaba şekerli su koyarlar. Ayrıca içine para, iğne, yedi arpa tanesi de atarlar. Elde edilen bu şekerli suyu, hastanın bulunduğu evin etrafına kaşıkla serperler. Böylece de hastanın, hastalığının geçeceğine inanırlar. Şerbet döken kimseye de bol bol para verirler.

MEZARLIKTAKİ MEYVELER
Bu meyvelerin yenmesi büyük günahlardan sayılır. Bunlar, hiçbir kimse tarafından yenmediğinden dallarda çürür, boşa gider.

YILAN SOKMASI
Bir hayvanı yılan sokunca, hocaya gidip de okutursan, geçermiş. Fakat bu sırada, olaydan dolayı konuşursan, hayvanın ölürmüş. Hayvanı yılan sokunca, konuşmadan okutmaya gitmeli.
Çünkü konuşmazsan, hayvana bir şey olmaz.

NAZAR
Hayvanlara nazar değerse, hocaya yumurta yazdırılır. Üzeri yazılı yumurta, hayvanın alnına vurulur. Eğer yumurta hayvanın alnına yapışırsa, bu iyidir. Böylece de hayvan sağ kalır, kurtulur.

KİRAZ ODUNU
Ocakta kiraz odunu yakılırsa, o evde arı varsa, arıların o-cağı söner, ölür.

YANAN ODUN HORULDARSA
Ocakta odun yanarken horuldarsa, başkaları: o evde bulunanlar hakkında başkaları kötü sözler konuşuyor, demektir.

MEZARLIK ODUNU YAKILMAZ
Mezarlıktan alınıp eve yakmak için getirilen odunları, gece olunca şeytanlar, mezarlığa bıraktırırmış.

CUMA GÜNÜ ÖKÜZ KOŞULMAZ
Eğer Cuma günü öküzler çifte koşulursa, iki gözü iki çeşme olur, ağlarlarmış.

SU DÖKMEK
Birisi gurbete giderken, hemen onun arkasından su dökülür. Su gibi aksın gelsin diye.

DOLUNUN KESİLMESİ
Dolu yağarken, bir doluyu alıp kesince, hemen o anda dolunun yağması kesilirmiş.
Bir başkası: Dolu yağarken sergiye bıçak saplarlar veya tersine çevrilmiş bir saçcak (SACAYAK) korlar. Bunu koyunca, dolu hemen kesilirmiş derler.

KURDUN ÜZERİNDEN TAŞ GEÇİRMEK
Eğer kurdun üzerinden taş geçirebilirsen, o kurt hemen orada, o saat ölürmüş. Yeni yetmeler, şimdilerde böyle bir olaya inanmasalar da, anlatılanları dinlerler.

AKLI DİKİLMEK
Elbisesi üzerinde iken, bir yerindeki söküğü dikilen kimsenin, aklı da dikilir. Bu duruma düşmemek için, bir kişinin üzerinde elbisesi varken söküğü dikilecekse, o kişiye bir demir parçası ısırttırılır.

KURŞUN DÖKMEK
Bir kişi hasta olduğu zaman, köyde bu işlerden anlayan bazı kimseler vardır. Hemen bunlara haber verirler. O kişi hemen gelir. Ona, kurşun döktürürler. Kurşununun değişikliğine, girdiği şekillere göre, hastaya nazar değip değmediğini, başka hastalıklara tutulup tutulmadığını anlarlar.

FALA BAKMAK
Bir kişi hasta olduğu zaman, fala baktırırlar. Falda uydurulan bazı sözlere uyarlar ve söylenenleri yapmaya çalışırılar.

DURMAKSIZIN YAĞAN YAĞMUR
Yağmur yağarken damlasına elinin üstünü tutan biri olursa, buna çıkışırlar, bazı sözler söylerler. Elinin üstünü o damlaya tutunca ne olur? Efendim, işte! Elli gün, hiç ara vermeden yağmur yağarmış.

ÇOCUĞUN ÜZERİNDEN ATLAMAK
Bir çocuğun üzerinden atlanırsa, o çocuk büyümez derler. Büyümenin çaresi? Tekrar o çocuk üzerinden tersine atlayıp, hatamızı tamir etmektir.

YAĞMUR YAĞDIRMAK
Yılanı öldürüp, köpek gülü dikenine asarsan, yağmur yağar derler.

ELLERİ KENETLEMEK
Elleri kenetlemenin, birbirine bağlamanın da günah olduğunu söylerler. Ben de merak ettim. Bu konuyu bir hocaya sordum. Dedi ki: "Günahtır." Dedim: "Neden günahtır?" Bana şu cevabı verdi: "Şeytan, Peygamberimizin karşısında ellerini kenetleyerek oturduğu için, O, el kenetlemenin günah olduğunu söylemiş. Bunun için günahtır."
Ellerimizi bir araya getirip kenetlediğimizde, o günkü işimiz rast gitmez, yiyeceğimiz nafaka kilitlenir, bağlanır.

İYİ-KÖTÜ HABER
Sağ kulak çınlarsa iyi haber, sol kulak çınlarsa kötü haber gelecek demektir.

SOL AYAK
Dış kapıdan bir yere çıkarken önce sol ayağımızı dışarı atarsak, o günkü işlerimiz iyi gitmez.

YAPININ ÇABUK ÇÜRÜMESİ
Dolunayda kesilen ağaçlar için de, yapıda kullanılmaz derler. Kullanılırsa çabucak çürür, yapı çöker.

MAYIS YEDİSİ
Bu gün, halk arasında önemli bir yer tutar. Halk bu günü, sayılı günlerden kabul eder. Mayıs yedisi girdiğinde, bunu bilenler, bilmeyenlere duyurur. O gün hiç kimse çifte çubuğa gitmez, hiçbir iş yapmaz. O gün paşa keyfi yapılır, evde dinlenilir, öteki günlerin yorgunluğu çıkarılır.
Birkaç kişiye sorduk:
- Niye böyle yapıyorsunuz?
Dediler:
- Atalarımızdan kalma bir günü kutluyoruz, fena mı?
Ve arkasından devam ettiler:
- Eğer biz bu günü kutlamazsak, uğurumuz döner, selâmete eremeyiz. Biz öldükten sonra, atalarımızın yanına gideceğiz. Adete uymazsak, öbür dünyada, oraya vardığımız zaman bizi kabul ederler mi? Tabii ki etmezler. Bir de Allah katına çıktığımız zaman bize öyle sualler sorarlar ki, altından kalkamayız. Böyle güçlüklere düşmeyelim diye, onların inandıkları bu olayları biz de yeniliyoruz.
Atalarımızdan kalan bir geleneğe göre, bu günde ekilen tohumlar çimlenmez. Çimlense de tohumları iyi gelişmez veya olgunlaşmaz. Mısır olmaz. Olsa da taneleri iyi olmaz. Fasulye ekmezler. Ekilen baklalar büyür büyümesine de fakat hiç danesi olmaz. Sapları da sarı sarı, acı olur. Bu yüzden hayvan bile yemez. Fasulyeler olsa bile, lezzetsiz olur.

SALI GÜNÜ İLK İŞE BAŞLANMAZ
Eğer bir işe ilk, yani siftah başlanacaksa, Salı günü başlanmamalıdır. Eskiden beri takip edilen inanca göre, büyüklerimiz; "Salı günü başlanan iş, sallanır." derler.

SABAHLARI HANGİ YANDAN KALKMALIYIZ?
Sabahları yataktan kalkarken mutlaka hep sağ tarafımızdan kalkmalıyız. Eğer sol taraftan kalkarsak, o gün işimiz rast gitmez. Yaptığımız işten hayır umulmaz.

HIDRELLEZ (Hızır-İlyas)
Bu gün de sayılı günlerden olup, Hızır-İlyas diye bilinir. Bu ikisinin geçeceği zaman iş tutulmaz ve çalışılmaz. Bu sırada iş yapılır ve çalışılırsa, insan ya da hayvan olsun, çatlarmış. Bunların ne zaman geçtiği belli olmazmış. Gece veya gündüz geçerlermiş. Bu gün hava ya bulutlu olur, ya da tamamen güneşli, sıcak geçermiş. Hıdrellez'in geçtiği, yaprakların dökülmesinden de anlaşılır.
Hızır'la İlyas, her yıl mayısın altısında, senede bir kere görüşürlermiş. Bu yüzden altı mayıs, sayılı gündür, derler. Uygulaya uygulaya da öğrenmişlerdir. Hıdrellez'in geçtiği gün, öküzler gergide (boyunduruk) olursa; çatlarmış. Hıdrellez günü, Hıdrellez çarpmasın diye, hayvanların boynuzlarını boyarlar.

SES KISILMASI
Kurt görünce, korktuğundan veya heyecanından sesin çıkmazsa, kısılırsa, elinin içini üç defa yalamalısın. Hemen geçer.

FASULYENİN BOZULMA GÜNÜ
Mayıs girdiği gün, fasulye bozulur. Bu güne kalan fasulyeler ne yenmeli, ne ekilmeli. Yenirse zehirler, ekilirse de çıkmaz.

AY TUTULMASI
Ay tutulunca silâhlar atılır, ezan okunur, dualar yapılır. 'ı sarıp kuşatan şeytanlar kovulur. Bazı bölgelerde de teneke çalınarak yüksek sesle gürültü çıkarılır.

YILDIRIMLIK
Dolu yağarken eve yıldırım düşmesin diye, bu sırada dışarıya sacyak denen, üzerinde tenceresi bulunan bir aleti koyarlar. O eve, yıldırım düşmez.

KASIM'IN YİRMİ YEDİSİ
Kasım, ekin ekme zamanıdır. Bu ayın yirmi altısına kadar, evvelki adamlar, ekin ekerlermiş. Yirmi yedisinde hava açık da olsa, ekin ekmezlermiş. Sonraki gün, yine ekin ekmelerine devam ederlermiş.
Bu gün ekin ekmeyişlerinin sebebi; Kasım'ın yirmi yedisinde ekilen ekinler, başak çıkarmaz, bir karış veya iki karış kalırlarmış.
Tecrübeliler, bu ayın yedisinde de ekilen ekinler, aynı diyorlar.
Eski adamlar, sayılı günler diye, üzerinde titizlikle hâlâ duruyorlar. Yeni adamlar, gün görmemişler, cahillikten olsa gerek, bu günlere boş veriyorlar. Şimdileri de, bu günler gelince, sadece adı anılıyor.

ÜLKER
Ülkerde ne ekersen ek, hiçbirisi olmaz.

MUSKA YAZDIRMAK
Hasta bir kişinin iyi olması için, din hocalarına birkaç ayet yazdırıp, hastanın yakasına veya belli bir yerine takmaktır. Halkın inancına göre, hocanın yazdığı muska denilen aygıt, hastayı iyileştirirmiş. Hastası iyi olan kişiler: "Allah senden razı olsun, Hocam! Senin muskanın şifalı olduğuna şimdi inandım." diyerek, günah işlerler. Çünkü o hastayı iyileştiren, Allah'tır. Bu gibi kimseler, Allah'a dua etmezler de, hocaya dua ederler. Bu, dilden dile yayılır. Hocalar da böylece geçinir, zenginleşirler.

MEZARLIK AĞAÇLARI
Mezarlıktan kesilen ağaçtan ev yapılmaz. Yapılırsa, yaptırılırsa, o evde insana, bir ağırlık basar. İnsanlar çarpılır. Deprem olur, anında ev yıkılır. Hele bu ağacı, mezarın tam üstünden kesen bir insan, o anda çarpılır, hasta olurmuş. Zaten mezarlıktan bir şey kesilirse, insanı, şeytanlar geceleyin mezarlığa, aldığını geri bırakması için getirirlermiş.

SUYU FAZLA DÖKMEK
Suyu boş yere, fazla fazla harcamak, duru suyu kirletmek günahtır. Aksine davrananlara ahrette su vermezler. Suyun üzerine işemek, pislemek günahtır. Böyle yapılırsa, insanın ya eli, ya dışkılığı yılar (yumulur), çarpılır.

KAYIP HAYVAN İÇİN
Hayvanlar kaybolursa, aranır. Eğer bulunamazsa, hocanın da duası alınır. Hocaya bir bıçak verilir. Hoca okur. Hayvanların dolanabileceği yerler de, kurt girmesin diye okunur. Kurdun ağzı bağlanır. Okunan yere, hiçbir kurt giremezmiş. Bu okunma sona erince, bıçak, kınana ters sokulur.

EL UZATMAK
Mezarlıktan geçerken el uzatılanca, o insan, elini iyice ısırmazsa, parmakları hemen dökülürmüş.

HİLÂL VAKTİ
Ay, hilâl halindeyken, sebze ekilirse bitmez, toprakta çürür kalır.

HAVA NE ZAMAN GÜZEL OLUR?
Sacyak ocakta iken, kıvılcım üstüne kıvılcım çıkarsa, hava güzel olacak derler.


(Yukarıdaki örnekler, 1973 yılında Şenpazar yöresinden; Halil Özkan, Selahattin Özşiray, Saadet May, Servet Akdoğan, Eşref Gündüz, Mehmet Demir, Zefine Gün, Bayram Özkan, Hasan Kök, R. Metin Alan ve Mustafa Ay tarafından ilk ağızlardan derlenmiştir. Örnekler, derleyicilerinin diliyle, nasıl derlendiyse, o şekilde, yazıya aktarılmıştır.)

(Dil Çerezleri, s. 119 vd.)

 

http://www.sevgiyesusamak.com.tr.tc/

Şenpazar

14/12/2005 · Kategori: Senpazar

ŞENPAZAR'DA KAZA PDF Yazdır E-mail
Yazar -   
ŞENPAZAR’DAN Kastamonu'ya seyir halinde bulunan Senan Kaplan'ın kullandığı 37 EH 671 plakalı oto aşırı hız ve sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeni ile yol kenarında bulunan toprak yığınına çarptı. KAZA SONRASI araç sürücüsü Senan Kaplan ve Mustafa Gök ağır yaralanırken ilimiz Devlet Hastanesinde hayati tehlike kaydıyla tedavi altına alındılar.
Nasrullah

ŞENPAZAR İLÇEMİZDEN  GENEL GÖRÜNÜM

 

 

Ormanın, suyun ve bulutların dağları bir kuşak gibi sardığı , arıların her derde deva balı topladığı, kestanenin, çamın, ardıçın, meşenin, gürgenin, köknarın, kısacası doğanın ürettiği birçok bitkinin koyun koyuna kardeşçe yaşadığı, işte Şenpazarımız.

TARİHİ : Şenpazar’ın yerleşim yeri olarak ne zamandan beri kullanıldığına dair kesin bir bilgi olmamakla birlikte, halk arasında söylenegelen değişik rivayetler bulunmaktadır. İşte bu rivayetlerin bir kısmından ve çevrede bulunan kerpiç yapı ve mezarlık kalıntılarından hareketle Şenpazar’ın Bizans dönemine uzandığı fikri ağır basmaktadır. Buradan yola çıkarak tarihi süreç içerisinde Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar tarafından yurt edinilen Şenpazar ile ilgili önemli bir tarihi kalıntı ele geçirilememiştir. Fakat değişmeyen ve halk arasında şüphe edilmeyen bir şey varki o da ilk yerleşim alanının bu gün ilçeye bağlı olan “Kuztekke” olarak bilinen mahallenin olduğu yer olmasıdır.

 

 

İlk olarak Şehribani, daha sonra ise halk arasında Şarabani ve Şarbana biçiminde söylenen ilçe adı 1968 yılında Şenpazar olarak resmileşmiştir. 1954 yılında nahiye olmuş, 1974 yılında Belediye teşkilatı kurulmuş olup, 1987 yılının Mayıs ayında ise ilçe olmasına karar verilmiştir.

Kastamonu il merkezine 97 km mesafede olan ilçemiz Karadeniz’e 38 km mesafede olup deniz seviyesinden yüksekliği 335 metredir. Yeryüzü şekilleri genellikle engebeli bir arazi yapısına sahip olup yemyeşil ormanlarla kaplıdır. İlçemiz ormanlarında çok zengin ağaç türleri mevcuttur. Ormanlarımızda yaban hayatın en güzel örnekleri yaşam sürmektedir.İlçemizde tipik Karadeniz iklimi hakim olmaktadır. İlkbahar ve sonbaharda bol yağmurlar yağdığından buna bağlı olarak tabiat yeşillere bezenmektedir.

İlçe merkezinden geçen Şenpazar Çayı bu ormanlara düşen yağışın bir kısmını Karadeniz’e taşımakta, ancak zaman zaman ilçe merkezini tehdit edebilmektedir. Bu akarsu üzerinde bulunan ve ilk kez 1997 senesinin Mayıs ayında ATLAS ekibince geçilebilen Şehriban Kanyonu hala daha gizemini korumakta, dik yamaçlarının bazı yerlerde birbirine bir metre kadar yaklaştığı söylenmektedir.

İlçemize bağlı 23 köy muhtarlığı ve 7 mahalle muhtarlığı vardır. İlçemizde iş sahaları ve sanayi kuruluşları olmadığından, arazi de tarım için işlemesi zor bir yapıya sahip olduğundan ilçemizden sürekli dışarıya göç olmaktadır. Halen ilçemizde çoğunlukla yaşlı nüfus bulunmakta, emekliler gelip yerleşmektedir. 2000 Nüfus sayımına göre ilçe merkezinin nüfusu 2678, köylerin nüfusu 3814 , toplam 6492 olarak tesbit edilmiştir. Halbuki Şenpazar nüfusuna kayıtlı 25500 civarında kişi bulunmaktadır. Görüldüğü gibi 20000 civarında dışarı nüfusumuz bulunmaktadır.

Kanyonu geçmeyi deneyen Atlas ekibi zorlu bir çalışmadan sonra bu kanyonu ilk geçenler ünvanını almıştır. Bir daha da deneyen olmamıştır.Şenpazar çayının içinde bulunan ve Dağlı ile Dereköy Köyü sınırlarından başlayıp Cide Kumköy sınırlarına ulaşan Şehriban kanyonu geçilmezliğini koruyor. İlçemizin her yeri doğal bir park görünümündedir. Zaten bir kısım ormanlarımız Küre Dağları Milli Parkı sınırları içinde kalmaktadır.

İlçemizin içme suyunun da temin edildiği ve Gürleyik Çayının kaynağını oluşturan Değirmenbaşı Suyu ilçeden 6 km uzakta doğal kaynaktır. Suyun kaynağı ve çevresi doğal yapısıyla görülmeye değer yerlerdir.

Bir diğer doğal su kaynağı olan Fabrika Deresi Suyu ise yine ilçemizin doğal kaynaklarından biridir. Bu su üzerinde Alabalık Tesisleri kurulu olup bu tesislerden ilçemiz faydalandığı gibi asıl pazarlama İstanbul’a yapılmaktadır.

Kış mevsiminde ilçe sakinleri hayvanlarıyla meşgul olmakta, bazı köylerimizde ise boş zamanlarını yerel el sanatı olan kaşık yapımı ve sepet örmeyle geçirirler.

Dağlı Kuylucu adıyla anılan çok geniş bir çukur alan Dağcılık ve Mağara turizmi için görülmeye ve gizemini çözmeye değer yerlerdir.

400 metre derinliğinde , normal olarak inilmesi mümkün olmayan duvarları kaya ve taş aralarında ağaçların bulunduğu Kuylucu’nun dibinden su kaynağı bulunduğu ve buradan çıkan suyun yine aynı çukurun dibinden yerin altına doğru süzüldüğü söylenmektedir.

İlçemizin ormanlarında buna benzer doğal mağaralar mevcut olup daha incelenmediğinden kayıtlarda gözükmemektedir.Baragöz Yaylası ilçenin 5 km doğusunda ilçeyi kuş bakışı gören Hasantepesi üzerinde doğal mesire yeridir. Kızılcasu, Atalanı, Isırganlı, Karacakaya ormanları içerisinde değişik türde ağaç ve yabani hayvanların bulunduğu tabii park olarak gezilip görülmeye değer yerlerdir.

 

Kastamonu Net