Kastamonulu Ünlüler: Prof. Dr. Ahmet MARANKİ

15/1/2009 · Kategori: Biyografi


Prof. Dr. Ahmet MARANKİ

Ahmet Maranki 1956 yılında İnebolu'da doğdu. Liseyi İstanbul'da bitiren yazar ilk önce Tütün Eksperleri Yüksek Okulu’nu bitirip 1976 yılında stajını tamamlayarak devlet görevine başladı. Sırasıyla 1981 yılında İstanbul Üniversitesi T. Endüstri Mühendisliği’ni, 1986 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Siyaset Bölümünde ‘master’ını, 1990 yılında aynı bölümün Sosyal Siyaset Çalışma Ekonomisi Endüstri İlişkileri alanında doktorasını tamamladı. 1991 yılında ABD'de mesleki alanda mahalli idareler, sosyal güvenlik sistemleri ve tarım alanında doktora üstü bilimsel çalışma ve araştırmalarda bulundu.

1993 yılında SSCB'nin yıkılmasıyla Azerbaycan devletinin talebi üzerine, T.C. adına görev yaptığı ilgili birimin baş uzmanı olarak araştırmalar yapmak ve üniversitelerde ders vermek üzere görevlendirildi. T.C. adına Azerbaycan Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BMT) U.N.D.P, UNV birimlerinin kalkınma programları çerçevesinde devlet ve özel üniversitelerinin planlı ekonomiden pazar ekonomisine geçişleriyle ilgili "Principles Marketing", International Economic Organization", "International Marketing", "Islam Economy Relation" ders programlarının hazırlanıp uygulanmasında "University Lecturer" unvanıyla "Specialist" olarak diplomatik statüde görev yapan yazar, Azerbaycan Millî Meclisi’nde danışmanlık yapmış olup, bu çalışmalarını "Türkiye Azerbaycan Haricî İktisâdî Alakaları" , "Agent Mukaveleleri" adlı kitaplarıyla yayınlamıştır.

Ahmet Maranki yaptığı bu ve burada kaydedilmeyen çalışmalarıyla 1998 yılında Azerbaycan’da "Yılın En Başarılı Yabancı Bilim Adamı" seçilmiştir.

BMT'nin Unesco ve Avrupa Birliği nezdinde kurularak faaliyet gösteren IPA-International Personel Academy'de görev yapan yazar; yaptığı bu ilmî çalışmalar, hazırlanan ders programları ve bunların uygulanması, yayınlanan kitaplar ile ilmi şura kararıyla "Univesity Lecturer" göreviyle "Economy" alanında profesör unvanı alarak ‘Ateste’ edilen tek T.C. vatandaşıdır.

Kafkasya ve Azerbaycan’da kaldığı bu sürede yazar, SSCB'nin çağdaş dünyaca bilinmeyen yönleriyle ilgili stratejik ve kozmik araştırma merkezlerinde eğitimde bulunarak ekstrasens ve bioenerjist unvanını almıştır.

Yazar eserlerinde de görüleceği gibi T.C.’deki devlet görevi sırasında meslekî çalışmaları yanında, 1987'de Ortadoğu'daki İran-Irak Savaşı sırasında Musul-Kerkük bölgesinde Türkmenlerle ve Suudi Arabistan’da İslam konferansıyla ilgili, 1990 yılında Balkanlarda ve Bulgaristan'daki Türklere uygulanan asimilasyon  ve tehcirle ilgili, 1991 yılında ABD'de  Müslüman-Kızılderililerle ilgili,  1993'ten  günümüze kadar da Kafkaslardaki Türkler ve bilhassa Azerbaycan’la ilgili çeşitli kuruluşlarla işbirliği içinde görev yapmıştır. Bu çalışmalarını ulusal ve uluslararası  yazılı ve görsel medyada 55 adet tebliğ, 10 adet ders ve sosyal muhtevalı kitap ve "strateji" adıyla yayınlanan makaleleriyle kamuyla paylaşmıştır.

Pek çok bilimsel araştırmanın öncülüğünü yapan ve Rusya-Avusturya-Azerbaycan -Türkiye'nin bilim adamlarından oluşarak 1990 yılında kurulan "Bilim ve Buluş Adamları Derneği'nin genel sekreterliğini de yürüten yazar, halen Türkiye’nin AB'ye girme sürecinde AB stratejilerinin hazırlanmasıyla ilgili olarak Hollanda Amsterdam'da  "Türkiye Hollanda Vakfı"nı ve bu kitabın konuların bilimsel olarak araştırmalarının yapıldığı "The Institute for Cross Cultural Health" adlı enstitünün başkanlığını yürütmektedir.

BMT Asya-Pasifik ve Avrupa Başkanı Setsuka Yamazaki tarafından başka projelerde uzman olarak çalışmak üzere davet edilen yazar, Türkiye'de kalarak bu necip millete hizmeti ön planda tutmuştur.

1969 yılından beri sporla yakından ilgilenen yazar, kara kemer, judo, tekvando, şhiatsu hocası olarak halen Güreş İhtisas Kulübü’nde Türk sporuna hizmet vermektedir.

Dünyada ve Türkiye'de sosyal ve stratejik pek çok vakıf, dernek, düşünce kulüpleri vs. gibi NGO'larda (Sivil Toplum Kuruluşu) faaliyet gösteren yazar evli ve 3 çocuk babası olup İngilizce, Arapça, Rusça, Azerice, Osmanlıca bilmektedir.

Prof. Dr. Ahmet Maranki’nin 5 ayrı sahada 54 adet yayınlanmış eseri bulunmakta olup, yazarımızın son eseri “Kozmik Bilim ve Bilinçle Yaşam Enerjisi” kitabı bugüne kadar 2 yılda 73 baskı yapmıştır.

http://www.maranki.com/

Başkanlarımız: Araç Belediye Başkanı: Bahtiyar YAŞAR

18/3/2006 · Kategori: Biyografi

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış   

Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü   

Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları

 

 

 

BİYOGRAFİ

 

  

 

Bahtiyar YAŞAR
   Araç Belediye Başkanı



            01.01.1947 Safranbolu doğumlu İlk ve Ortaokulu Araç’ta, Liseyi Kastamonu Abdurahmanpaşa Lisesinde okudu.Okul çağlarında tiyatro,futbol,voleybol gibi etkinliklerde yer aldı. 1967-1968 İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Çalışarak tahsilini devam ettiği için mezuniyeti biraz gecikmeli oldu. Askerliğini Tunceli Pertek Askerlik Şubesinde yaptı.İstanbul Barosuna 1980 yılında kayıt oldu. 2 yılın üzerinde İstanbul’da Avukatlık yaptı. Sağlık nedeniyle 1982 yılında Araç’a geldi İlçemizde Kurulan SODEP ‘in kurucu üyelerinden olup, SODEP İlçe Başkanlığı görevinİ 1989 yılına kadar başarılı bir şekilde devam ettirmiştir.                                                                            

 

1989 yılında S.H.P.’den Belediye Başkanı seçildi. İlçe insanını kooperatifleşerek konut sahibi olmalarını ve GÜRMEN ‘in Araç’ta 400 kişilik ilk fabrikasının kurulmasına öncülük ederek istihdam yaratmasını sağladı. Parke beton boru, kum eleme tesisleri kurularak Belediyenin işlevlerinin yerine getirilmesini sağladı. 1994 yerel yönetimler seçiminide kazanarak üst üste 2 dönem belediye başkanlığı görevi yapmıştır. 1999 yılında İlçemize daha iyi bir hizmet getirmek amacıyla Belediye Başkanlığından istifa ederek .D.S.P.‘den Kastamonu 2.sıra Milletvekili adayı olarak seçimlere girdi, çok az bir oyla kaybetti. 2004 Yerel Yönetimler Seçimlerine C.H.P.'den katılarak 3.ncü dönem tekrar Belediye Başkanı seçildi.

 

Araç Haber

Nâzım Hikmet'in halasının eşi Memduh Bey'in anı defteri/

3/2/2006 · Kategori: Biyografi

NÂZIM HİKMET'İN TEYZELERİ
Nâzım Hikmet'in iki teyzesi vardı. Büyük teyzesi Münevver Hanım 'dır. Bir eski zaman geleneği olarak, evlenme çağına gelen kızlar düğünlere götürülürdü. Anneleri Leyla Hanım , iki güzel kızını, davetli olduğu bir düğüne götürm ...
 
NÂZIM HİKMET'İN DAYILARI
Nâzım Hikmet'in iki dayısı vardı. Nâzım Hikmet 'in annesi Celile Hanım ile dayısı Mustafa Celalettin Bey arasında, nüfusa bakılırsa, bir yaş fark olduğu görülüyor. Mustafa Celalettin Bey, Galatasaray'da okudu. Birincilikle dip ...
 
Mehmed Ali Paşa'nın tayfalıktan saraya uzanan ilginç yaşam
ı Müşir Mehmed Ali Paşa , 1829 yılında Magdeburg'da doğdu. O zamanki adı Julien Detroit 'dı. Bir Fransız ailesinden gelen Prusyalı fakir bir müzisyenin oğluydu. Almanya'daki Deniz Harp Okulu'ndan ...
Memduh Bey'in anı defteri
N âzım Hikmet 'in Mediha ve Güzide adlarında iki halası vardı. Mediha Hanım, ünlü bir hukukçu olan Memduh Bey ile Mersin'de evlendi. O sırada Mediha Hanım'ın babası Şair Nâzım Paşa Mersin mutasarrıfı, kocası Memduh Bey de Mers ...

 

Nâzım Hikmet'in 53 günlük fotoğrafı. Bu fotoğrafı babası Hikmet Bey,

Nâzım Hikmet'in ağzından halasına ve eniştesine ithaf etmiş.

 

 

Nâzım Hikmet'in halasının eşi, aile ile ilgili anı ve fotoğrafları düzenli olarak kayıt altında tutmuştu

Memduh Bey'in anı defteri

Nâzım Hikmet 'in Mediha ve Güzide adlarında iki halası vardı. Mediha Hanım, ünlü bir hukukçu olan Memduh Bey ile Mersin'de evlendi. O sırada Mediha Hanım'ın babası Şair Nâzım Paşa Mersin mutasarrıfı, kocası Memduh Bey de Mersin adliyesinde görevliydi. Nâzım Hikmet'in ikinci halası Güzide Hanım'dır ki yaverandan Kolağası Necip Bey ile evli idi. Mediha halasının Mehmet Celalettin ve Mustafa Orhan adında iki oğlu vardı. Bunlardan Mehmet Celalettin (Ezine), bir dönemin ünlü yazarlarından biri idi. Kardeşi Mustafa Orhan Ezine de bir müddet gazetecilik yaptı. Her iki kardeş edebiyata eğilimli, geniş kültürlü kişilerdi. Çocuksuz öldüler. Nâzım Hikmet, Güzide halasını çok severdi. Esasen bu hala, Nâzım'ı edebiyat eğiliminde teşvik edenlerdendi. Nâzım Hikmet gençlik döneminde yazdığı ''Lades' ' şiirini bu halasını ithaf etmiştir.

Nâzım Hikmet'in halası Mediha Hanım'ın kocası Memduh Bey, aslında bir hukuk bilginidir. Mersin'de savcılık, Selanik'te ticaret mahkemesi reisliği, İstanbul'da Yargıtay üyeliği ve hukuk profesörlüğü yapan Memduh Bey, günlük anılar yazmakla aile çevresi ile alakalı da bir hizmette bulunmuştur.

Memduh Bey, çocukları için bir hatıra defteri bastırmış ve oraya günlük not ve hatıralarını geçirmiştir. O zaman büyük oğlu Celalettin bir yaşındadır.

İki oğlu olduktan sonra bu hatıra defterine Nâzım Hikmet'in de adını eklemek suretiyle günlük anılarını yazmaya devam etmiştir. Bu gayretiyle Memduh Bey, aile geçmişini ailenin gelecek nesillerine taşımış bir kültür adamıdır. Anı defterinde ailelerine ait günlük notlardan ayrı, tarihi konulara da değinmiş bulunmaktadır.


Memduh Bey'in hatıra defterine yapıştırılmış fotoğrafta N â zım Hikmet 1 yaşında. Halasının oğlu Celaleddin, N â zım Hikmet'in süt şişesini tutuyor.

 

NAZıM HİKMET'İN FOTOĞRAFI

Memduh Bey'in, gerek kayınbabası Nâzım Paşa, gerek kayınbiraderi Hikmet Bey ve onun oğlu Nâzım Hikmet ile ilgili bazı not, fotoğraf ve anıları da bu defterde yer almıştır. Bunlar arasında Nâzım Hikmet'in 47 günlük bebeklik fotoğrafı ile 1 yaşına bastığında kendi oğlu ile birlikte aldığı fotoğrafı da bulunmaktadır.

Memduh Bey, kayınbabasının hizmet gördüğü yerleri ve buralarda geçen hizmet müddetlerini hatıra defterine geçirdiği gibi, Nâzım Hikmet'in bebeklik ve çocukluk çağlarında babası ile beraber Nâzım Paşa'nın hizmet gördüğü vilayetlere, tatil aylarında gidip gelmelerini de günü gününe kaydetmiştir.

Bu arada Memduh Bey, ailenin özel hayatıyla ilgili konuları da: "İnşallah bir daha tekerrür etmez, diyerek anlatmıştır."

Mesela, Hikmet Bey ile Celile Hanım'ın bir geçimsizlik neticesinde Halep'te boşandıklarını fakat kısa zaman sonra yeniden nikâh tazeleyerek aile birliklerini sürdürdüklerini de günü gününe defterine işlemiştir. Bu kayıtlara göre, Nâzım Hikmet'in babası ve annesi iki defa nikâhlanmışlardır. Olay, 29 Haziran 1913'te deftere şöyle kaydedilmiştir:

''... Bir manasız kavga neticesi olarak bunların nikâhlarını yeniledik. Karı-kocanın bu gibi kavga ve boşanmaları ahlaken çirkin olduğundan bundan sonra tekerrüründen çekinirler. Nikâh yenilenme 24 Haziran'da oldu' ' diyor.

Yukarıdaki olay Nâzım Paşa Halep'te görevli iken vuku bulmuştur. Nâzım Hikmet'in çocukluğunda olmuştur.

MEMDUH BEY'İN ANILARI

Memduh Bey'in anılarından birkaç örnek vermek istiyorum. 21 Şubat Rumi 1317 günü, Nâzım Hikmet ile kendi oğlunun bebeklik fotoğrafını defterinin bir sayfasına yapıştırmış ve şu izahatı kaydetmiştir: "Bu fotoğraf bir atölyede alınmıştır."

Nâzım'ın süt şişesi kendi oğlunun elindedir. Başka bir örnek de defterin 200. sayfasından. ''Nâzım, maşallah bir yaşına bastı. Bu çağda aldırılacak fotoğrafının yalnız aldırılmaması arzusunu Hikmet Bey ve Celile Hanım bildirince bizim Celalettin'i (Ezine) de alarak fotoğrafhaneye gittiler. İkisinin fotoğrafını çektiler.''

Defterin 13 Eylül 1903 tarihli notu ise şöyledir: ''Hikmet Bey, Selanik'ten izin alarak Nâzım'ı, dedesi Nâzım Paşa'nın vazifeli olduğu Diyarbakır'a götürdü''. Memduh Bey'in ilave ettiği nota göre, kendisi ve eşi Nâzım'ın ayrılışına çok üzülmüşlerdir.

 

Mehmed Ali Paşa'nın tayfalıktan saraya uzanan ilginç yaşamı

Müşir Mehmed Ali Paşa , 1829 yılında Magdeburg'da doğdu. O zamanki adı Julien Detroit 'dı. Bir Fransız ailesinden gelen Prusyalı fakir bir müzisyenin oğluydu. Almanya'daki Deniz Harp Okulu'ndan kaçıp bir yük gemisine işçi olarak girdiğinde 15 yaşında idi. Gemi tayfasından hayli işkence görmüştü. Bu işkence nedeniyle şilep, Boğaziçi'nden geçerken Julien Detroit, Baltalimanı önlerinde denize atladı. Olayı o dönemde Hariciye Nazırı olan Âli Paşa 'ya duyurdular. Ali Paşa, atlayan bu çocuğu buldurup konağına getirtti. Gemi yöneticileri onu istedilerse de çocuk onların isteklerini reddetti.

Dışişleri Bakanı Âli Paşa, bu çocuğu himayesi altına aldı ve adını Mehmed Ali 'ye çevirdi.

Müslüman olan çocuk, çok yakışıklı ve çok zeki idi. Harbiye Mektebi'nde okutuldu. Buradan birincilikle diploma aldı. Almanya'ya ve Fransa'ya gönderilerek modern bir eğitim de gördü. Mehmed Ali'nin ilk görevi, Kırım savaşında Osmanlı ordularının başkumandanı Ömer Paşa 'nın yaverliği idi. Mehmed Ali, gerek savaştaki kahramanlığı, gerek Batı dillerine aşinalığı dolayısıyla kısa zamanda kendisini herkese ve yabancılara sevdirdi ve tanıttı. Tuna kamplarındaki hizmeti dolayısıyla, 1868 yılında 39 yaşında iken, paşalığa yükseltildi.

1868-1870 yıllarında Girit kumandanı ve valisi oldu. Daha sonra Avusturya, Rusya, Sırbistan ve Karadağ savaşlarında büyük kahramanlıklar göstererek ün kazandı.Mehmed Ali Paşa, Sofya'da vazifeli iken Padişah tarafından İstanbul'a çağrıldı. Padişah tarafından iltifatlar yağdırılarak geniş yetkilerle, Abdülkerim Paşa 'nın yerine, Serdar-ı Ekremlik (Başkumandanlık) görevi verildi ve Mareşal oldu. Mareşal Mehmed Ali Paşa, Türk-Rus savaşı sonunda, Berlin Kongresi'ne Türk delegesi olarak katıldı. Ne var ki, Arnavutlar ile Karadağlılar, Berlin Antlaşması'ndan memnun olmadılar ve bir ayaklanma başlattılar.

Sultan II. Abdülhamit durumun halledilmesi ve yapılan Berlin Antlaşması'nın anlatılması için Müşir Mehmed Ali Paşa'yı görevlendirdi. Oysa ayaklanan halk, Mehmed Ali Paşa'nın bu görevinden memnun olmadılar. Mehmed Ali Paşa'nın kökeni bakımından Hıristiyan olduğu için, Berlin Antlaşması'nda kendilerini Hıristiyanlara sattığı propagandasını yaymaya başladılar. Mehmed Ali Paşa, üç Arnavut muhafız bölüğü eşliğinde buraya gelince halkın aleyhte gösterileri ile karşılaştı.

2 Eylül 1878 günü, kaldığı bina petrol dökülerek yakıldı. Müşir Mehmed Ali Paşa, kendisine bağlı 200 askerle, çemberi yarmak teşebbüsünde bulundu. Ne var ki, ayaklananlar tarafından öldürülerek cesedi sokaklarda sürüklendi. Padişah,Mehmed Ali Paşa'nın kaç çocuğu olduğunu sordu. Küçük yaşlarda dört kızının olduğunu ve eşi Ayşe Sıdıka Hanım'ın dul kaldığını söylediler. Padişah'ın emri şu oldu: "Merhumun eşine maaş bağlansın' Kızlarının evlenme çağları geldiğinde ordu mensuplarından kabiliyetli birer eş seçilsin. Bütün cihaz masrafları hazineden ödensin... "

Padişah'ın emrine uyularak Mehmed Ali Paşa'nın evlenme çağına gelen kızlarına, istikbal vaateden, ordu mensubu dört subay seçildi. Bunların üçü daha sonra Osmanlı ordusunda generalliğe kadar yükseldiler.

Mehmed Ali Paşa'nın kızlarından ilki olan Hayriye Hanım , Hareket Ordusu Kumandanı Hüseyin Hüsnü Paşa ile evlendirildi. Bu Paşa, ilk subaylık döneminde Mehmed Ali Paşa'nın yaverliğini yapmıştı. Hüseyin Hüsnü Paşa'nın iki oğlu ve bir kızı oldu. Oğullarından Mehmet Bey çocuksuz öldü. Diğer oğlu Tahsin Bey aynı meslekten değerli bir kurmaydı. Kısa müddet, Sultan Reşad 'ın ve Veliaht Yusuf İzzeddin Efendi 'nin yaverliğinde bulundu. Bunun oğlu, ünlü düşünce ve siyaset adamı, Mehmet Ali Aybar 'dır. Kızı Nimet Hanım , İttihatçıların meşhur İzmir valisi Rahmi Bey ile evlendirildi.

Mehmed Ali Paşa'nın ikinci kızı Leyla Hanım , Polonya kökenli, Mustafa Celaleddin Paşa'nın oğlu, Hasan Enver Paşa ile evlendirildi. Bu Enver Paşa, Nâzım Hikmet 'in dedesidir. Üçüncü kızı Zekiye Hanım , Ankara'da bakanlık hizmetinde bulunan İsmail Fazıl Paşa 'nın eşi idi. Ünlü kumandanlarımızdan ve siyaset adamlarımızdan Ali Fuat Cebesoy , bu ailenin oğludur. Kültür dünyamızın tanınmış kadınlarından Ayşe Sarıalp ile Dr. İsmail Cebesoy, Zekiye Hanım'ın torunlarıdır. Bunların babaları da, dedelerininki gibi Mehmed Ali ismini taşır. Mehmed Ali Paşa'nın dördüncü kızı olan Rabia Adeviyye Hanım ise iki evlilik yaptı. İlk eşi, Mareşal Zeki Paşa 'nın yaveri Miralay Selahaddin Tevfik Bey ve ikinci eşi, Mutasarrıf Selami Bey idi. Rabia Hanım'ın her ikisinden de çocuğu olmadı.

NÂZIM HİKMET'İN TEYZELERİ

Nâzım Hikmet'in iki teyzesi vardı. Büyük teyzesi Münevver Hanım 'dır. Bir eski zaman geleneği olarak, evlenme çağına gelen kızlar düğünlere götürülürdü. Anneleri Leyla Hanım , iki güzel kızını, davetli olduğu bir düğüne götürmüş, Celile Hanım'ı Hikmet Bey 'in ailesi, Münevver Hanım'ı da Kazasker Rıza Efendi ailesi pek beğenmişlerdir. Babıâli'de çalışan Kadir Bey, Münevver Hanım ile evlenmiştir. Münevver Hanım o sıralarda henüz 15 yaşında imiş.

Kocası kendisinden 15 yaş büyükmüş.

Seyda Yaltırım , bu çiftin çocuğu olarak doğmuştur. Ne var ki kıskançlık yüzünden Kadir Bey, Münevver Hanım'dan ayrılmıştır. Seyda'yı da babası almıştır. Münevver Hanım daha sonra Türk Dili üstatlarından ve eski valilerden Sami Rıfat Bey ile ikinci evliliğini yapmıştır.Seyda Yaltırım, Nâzım Hikmet'in hem teyze oğlu hem de eniştesidir.

Oğlu Dr. Hikmet ve kızı Ayşe'dir. Münevver Hanım'ın ikinci evliliği Sami Rıfat Bey ile oldu. Bundan bir kızı ve bir oğlu vardı. Kızı Hüsnüaşk, oğlu ünlü şairimiz Oktay Rıfat'tır. Nâzım Hikmet'in küçük teyzesi Sare Okçu'dur. Yaşça şairimizden de küçüktür. Sare Hanım üç evlilik yaptı. İlk eşi Şevket Mocan'dır. İkinci eşi Feridun Bey (Demokan) (5) ve son eşi de Avni Okçu'dur. Sare Hanım'ın nesli kızı Ayşe Baştımar ile devam etmektedir.

NÂZIM HİKMET'İN DAYILARI

Nâzım Hikmet'in iki dayısı vardı. Nâzım Hikmet 'in annesi Celile Hanım ile dayısı Mustafa Celalettin Bey arasında, nüfusa bakılırsa, bir yaş fark olduğu görülüyor. Mustafa Celalettin Bey, Galatasaray'da okudu. Birincilikle diploma aldı. Paris Hukuk Fakültesi'ni üstün bir derece ile bitirdi. Diplomat olarak Hariciyeye girdi. İlk görevi Karadağ'da, Çetine kâtipliğidir. Daha sonra, oraya konsolos oldu. Türkiye'de ilk bisiklet kullanan ve bisiklet şampiyonu olan Mustafa Celalettin Bey 39 yaşında 1919 Ağustos'unda Napoli'de öldü. Napoli'de Müslüman mezarlığı olmadığından ölüsü Marsilya'ya götürüldü. Kemiklerinin yurda nakledilmesi düşünüldüyse de mezarı bulunamadı. Eşi Gabrielle Taron , çocuklarını Fransa'da ve İtalya'da okuttu. 1935 yılında kızları Leyla ile Münevver , Türkiye'ye döndüler. Münevver, hukuka devam ederken, ressam Nurullah Berk ile 1945'te evlendi. Kızları Renan 'dır. Münevver'in, daha sonra Nâzım Hikmet ile evliliğinden, ikinci çocuğu Mehmet doğdu. Leyla'nın, iki evliliğinden de çocuğu olmadı. Mustafa Celalettin Bey'in ailesi ''Andaç'' soyadını almıştır. Nâzım Hikmet'in ikinci dayısı ise 1915'te Çanakkale'de şehit olan Mehmet Ali Bey'dir.

YARIN: NÂZIM HİKMET'İN YAŞAMI

 

Cumhuriyet 12.10.2005

http://kastamonunet.sitemynet.com'dan http://www.blogcu.com/

13/12/2005 · Kategori: Biyografi

 

serife-baci_aniti.gifasdf.gif

YARARLI ADRESLER
 
T.C. Kimlik Numarası
Vergi Numarası
Telefon Rehberi
Ssk Hizmet Dökümü
Taşıt Vergisi
Ösym Sonuçları


Kastamonulu Ressam


Turizm Çeşitleri

Kültür Turizmi
İnanç Turizmi
Milli Parklar
Deniz Turizmi
Yayla Turizmi
Termal Turizmi
Eko Turizmi
Kış Turizmi
Spor Turizmi
Piknik Alanları

 

Şehit Şerife Bacı ve Millî Mücadelede Türk Kadınları

 

Millî Mücadele yıllarına bir göz atacak olur isek; bu yılların milletin varlığı ile yokluğu noktasında var olmak için geçen her alandaki mücadelelere sahne olduğu görülür. Basın yayından eğitime, ticaretten tarıma kadar ya her şeyi ile kendi tercihleri doğrultusunda hareket edecek bağımsız bir millet olacak veya birilerinin diktesine girecek ve dümen suları doğrultusunda hareket edecektik. Bu bakış açısında görülen bir kısım mütareke basını, misyoner okulları, mandacılar ile diğer yanda “Ya istiklâl ya ölüm!” diyen “İstiklâl-i Tam” diyen millî duruşa sahip bir kesim de mevcuttu. Öncelikli kavga bu kesimelr arasında oldu. Daha sonra milletin kendi menfaatlerini görmesi ile kavga asıl mecrasına yani sömürgeciler ile savaşmaya gelmişti. Bu noktada da görev bütün millete düşüyordu. 



Bütün Anadolu geçmişinden bugüne millî duyguları yoğun yaşayan insanların yerleştiği memleketlerden birisi olmuştur. Anadolu’da erkeği kadını aynı duygularla ve aynı inançla yüklenmiştir. Cephede vatanı, milleti, namusu, dini için erkeği süngü süngüye çarpışırken Anadolu’da analarımız, ninelerimizin boş durması, olaylara tepkisiz kalması düşünülemez. Nitekim Anadolu’nun hemen her yerinde Millî Mücadele bayraklarını taşıyanlar veya en büyük destek Anadolu kadınından gelmiştir. Kastamonu’da Şehit Şerife Bacı, Halime Çavuş, ve diğerleri. Bu kervanın birer yolcusudurlar.  

Şerife adı Kastamonu yöresinde dillere destan olmuş bir addır. Bizim ailemizde de bu adla halam vardır. Adı yaşatmak kadar fikri yaşatmak da önemlidir. Şerife bacıyı bu derece önemli kılan ve gönüllere yerleştiren fikir ise Mehmet Akif Ersoy’un “İstiklâl uğruna ya Rab ne güneşler batıyor” dizesinde geçtiği gibi seve seve batmasını adadığı bir davadır. İstiklâl uğrunda İnebolu’ya üstün gayret ve özveri ile gelen cephaneyi kağnılar ile Ankara’ya oradan da cephelere, oğluna, kocasına, kardeşine Anadolu kadını taşımış, elinden gelen gayreti göstermiş, gerektiğinde de şehitlik şerbetini içmiştir. Şerife Bacı da en güzel bir ifade ile vazifeşinaslığın ender örneklerinden birini göstererek soğuk kış günü donarak şehit olmuştur. 

İnebolu’ya gelen cephaneyi ve naklini Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün cephede “Gözüm Sakarya’da, Dumlupınar’da, kulağım İnebolu’da” sözleri gayet güzel açıklamaktadır. İnebolu-Ankara yolunun adının İstiklâl Yolu olarak adlandırılması için imza kampanyaları da yapılmıştır. Bu önemine baktığımızda Kastamonu’nun erkeği cephede süngü süngüye ölüm kalım savaşı verir iken arkasında bıraktığı eşi, bacısı, anası da imece usulü ile İnebolu’dan cephaneyi Ankara’ya taşıyordu. Şerife Bacı bu analardan sadece birisidir.  

Tarih 1921 Aralık ayı mevsim kışın en çetin hüküm sürdüğü günlerdir. Şerife Bacı İnebolu’dan aldığı cephaneyi Kastamonu’ya taşımaktadır. Kağnıda cephaneler sırtında çocuğu vardır. Hava yağışlıdır. Cephanelerin ıslanmaması gerekir. Fedakar birer anne olan Anadolu kadını ve burada Şehit Şerife Bacı, Millî Mücadele uğruna gelecekteki çocukların yaşaması için, çocuğunun üzerindeki battaniyeyi alır cephane üzerine örter. Kastamonu Kışlası önüne kadar gelmiştir. Cephane yerine ulaşmıştır. Hem cephaneyi hem çocuğunu korumak uğruna her ikisi de şehit olmuşlardır. 

Şerife Bacının anısına Kastamonu Valiliği önünde bir heykeli yapılmış, bir heykeli de Ankara Kızılay’dadır. Seydiler Belediye Başkanlığı Cumhuriyet’in 50. yılında belediye binası önüne Şehit Şerife Bacı’nın rölyefini yaptırmış,  ana caddeye de adını vererek ismini ölümsüzleştirmiştir. Şerife Bacı hem Seydiler’in  ham Kastamonu halkının hem de Türk Milletinin  kalbindeki yerini almıştır. Böyle analarımız oldukça istikbâlimiz de istiklâlimiz de açık  olacaktır. 

Cihangir ER

4424.jpg

Kadınlarımız

Ayın altında kağnılar gidiyordu.
Kağnılar gidiyordu Akşehir üstünden Afyon'a doğru.
Toprak öyle bitip tükenmez,
dağlar öyle uzakta,
sanki gidenler hiçbir zaman
hiçbir menzile erişmiyecekti.

Kağnılar yürüyordu yekpare meşeden tekerlekleriyle.
Ve onlar
ayın altında dönen ilk tekerlekti.
Ayın altında öküzler
başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi
ufacık, kısacıktılar,
ve pırıltılar vardı hasta, kırık boynuzlarında
ve ayakları altından akan
toprak,
toprak
ve topraktı.
Gece aydınlık ve sıcak
ve kağnılarda tahta yataklarında
koyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
Ve kadınlar
birbirlerinden gizliyerek
bakıyorlardı ayın altında
geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
Ve kadınlar,
bizim kadınlarımız :
korkunç ve mübarek elleri,
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yârimiz
ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve karasabana koşulan
ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
şimdi ayın altında
kağnıların ve hartuçların peşinde
harman yerine kehribar başaklı sap çeker gibi
aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve on beşlik şarapnelin çeliğinde
ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar
yürüyordu Akşehir üstünden Afyon'a doğru.
Nazım Hikmet

s_ha_tu_tepe.jpg

otor.gif

CİDE'den:

Hep otoriteye başkaldırdı



Süha Tuğtepe eserlerinde toplumun bir türlü kurtulamadığı aile reisi, komiser, komutan, başbakan, bakan, tanrı gibi birbirlerine sıkı sıkıya bağlı erkek otoritelerin birey üzerindeki baskısına karşı çıktı.
Son şiirleri 'Adam'dan 'Güzelhayvan' adıyla çıkan Süha Tuğtepe; ezberletilmiş yaşamalara hep karşı çıktı. 10 yıldır Almanya'da yazan Tuğtepe, kitap bastırmak için Türkiye'ye geliyor
CELAL BAŞLANGIÇ
Cide Sayfasında
TIKLAYINIZ...

 

Türkiye'nin Batı Karadeniz Böldesinde bir il; Kastamonu ve ilçeleri: Abana, Ağlı, Araç,
Azdavay, Bozkurt, Cide, Çatalzeytin, Daday,
Devrekani, Doğanyurt, Hanönü, İhsangazi,
İnebolu, Küre, Pınarbaşı, Seydiler,
Şenpazar, Taşköprü, Tosya

 

Not: Sitemiz Yapım Aşamasındadır15.gif (10077 bytes)

Daha önce bu adla yapmış olduğumuz

sitemiz için TIKLAYINIZ...

 

Kastamonu Net

http://kastamonunet.sitemynet.com

 

YENİ EDEBİYAT

20/11/2005 - Yaşamöyküm ve Sitelerim/ Ali ŞAHİN

 

*Ali ŞAHİN: Kastamonu- Taşköprü Yazıhamit Köyü (02.02.1952); Yazıhamit Köyü İlkokulu (1964); Taşköprü Ortaokulu (1967); Çorum Öğretmen Okulu (1970); Ankara GEE Türkçe Bölümü (1975- 1978 Mektupla Öğretim); Eskişehir AÜAÖF' nde TDE Lisans tamamlama (1992 Dışardan); Tosya Gökçeöz Köyü (1970-1974); Taşköprü Kızılcaören Köyü İlkokul Öğretmenliği (1974-1980) ve Taşköprü Sevim Tokatlı Kız Meslek Lisesi TDE Öğretmenliği ve Müdür Yardımcılığı (1980-1998); İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Tedviren Şube Müdürlüğü (1998); Devrekani İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü (1998-2003) ve Tokat- Pazar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü (2003- 2004) Emeklilik (17.02.2004- ?)

 

E- posta:

 

*  alisahin37@hotmail.com

al_sah@msn.com

asahin37@msn.com

sahin_ali_@hotmail.com

 

ALİ  ŞAHİN (alsah*) SİTELERİ:

dcam5881.jpgA.Şahin'in Bloknotu

http://www.blogcu.com/alsah

Edebiy@t

http://a.alisahin.sitemynet.com/

Edebiyat 2000- 2005

http://alisahin37edebiyat2005.sitemynet.com/

Edebiyat Dünyası

http://alsah.sitemynet.com/index/

En Güzel Atatürk Şiirleri/ Seçki

http://www.blogcu.com/Guldeste/

Gerçeğin Sesi

http://bariscanogul.sitemynet.com/

Gökırmak

http://gokirmak37.sitemynet.com/

Kastamonu Net

http://kastamonunet.sitemynet.com/

Kişisal Sitem

http://alisahin_37.sitemynet.com

dcam5882.jpgKişisel Sayfam 2

http://www.radikal.com.tr/uyelik/ozel_sayfa.php?uye=98435&tam_liste=1

Kişisel Sayfam

http://www.radikal.com.tr/uyelik/ozel_sayfa.php?uye=67367

Taşköprü'den Bakış

http://www.blogcu.com/alisahin37

Taşköprü'den Esintiler 2

http://taskoprudenesintiler.sitemynet.com/

Taşköprü'den Esintiler

http://alisahin37.sitemynet.com/alsah/

 

Taşköprü'nün Sesi

http://taskoprununsesi.sitemynet.com

Yazıhamit Köyü

http://yazihamit.sitemynet.com/

Yedincisanat

http://www.blogcu.com/yedincisanat/

Yeni Dergi

http://yenidergi.turklog.com/

Yeni Edebiyat

http://www.blogcu.com/yeniedebiyat/

Yenidendergi

http://yenidendergi.sitemynet.com/

« Önceki ::