83 Takipçi | 307 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Sinema-Tv

Haber

Müzik

Şiir

Diğer İçeriklerim (577)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (83)
09 06 2014

Saat Dört Yoksun

Saat dört yoksun Saat beş, yokAltı, yedi, ertesi günDaha ertesiVe belki kimbilir...(...)Kitap okurumİçinde sen varsınŞarkı dinlerimİçinde senOturdum ekmeğimi yerimKarşımda sen oturursunÇalışırım,Karşımda sen(...)En güzel deniz,Henüz gidilmemiş olandırEn güzel çocukHenüz büyümediEn güzel günlerimizHenüz yaşamadıklarımızVe sana söylemek istediğimEn güzel sözHenüz söylememiş olduğum sözdürO şimdi ne yapıyor?Şu anda şimdi, şimdi, şimdiEvde mi, sokakta mı?Çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı?Kolunu kaldırmış olabilir mi, hey gülümBeyaz kalın bileğini nasıl da çırçıplak eder bu hareketiO şimdi ne yapıyorŞu anda şimdi, şimdi, şimdiBelki dizinde bir kedi yavrusu var, okşuyor(...)Belki de yürüyordur, adımını atmak üzeredirHer kara günümde onu banaTıpış tıpış getiren sevgiliCanımın içi ayaklarVe ne düşünüyor, beni mi?Yoksa ne bileyimFasulyenin... ...Kaynak : gizablog.blogcu.com Devamı

27 05 2014

Paflagonya Edebiyat Günleri 29-31 Mayıs 2014

Kastamonu'da Paflagonya Edebiyat Günleri Program 29 mayıs 2014 Fotofraf Sergisi: Saat 14:00 Sevda Zeynep Karadağ. Ziver Kaplan. Panel: saat 14:30 1. Oturum: Rıfat Ilgaz Konuşmacılar: Mehmet Gözen....Tarık Günersel. 2.Oturum: Behçet Necagil. Konuşmacılar: Hilmi Yavuz...Aydın Afacan. 3. Oturum: İhsan Ozanoğlu. Konuşmacılar: Süleyman Şenel...Karabey Aydoğan. 30 Mayıs 2014 Panel:saat 14:30 1. Oturum: Oğuz Atay Konuşmacılar: Alper Akçam...Mehmet Mahzun Doğan. 2. Oturum: Orhan Şaik Gökyay Konuşmacılar: Cevat Çapan...Tuğrul Keskin. 3. Oturum: Baharzade Feride Hanım. Konuşmacılar: Hülya Deniz Ünal...Sevda Zeynep Karadağ. 31 Mayıs 2014 Şehir Gezisi Baharzade Feride Hanım kabri Yakupağa Külliyesine ziyaret. Devamı

26 05 2012

Uşak'ta Bir Kastamonulu: Ali KÜÇÜK

UŞAK’TA BİR KASTAMONULU  İşte budur kıvancım, onurum,  İstiklal Yolu’ndan; Akdeniz’i kokluyorum... Ali KÜÇÜK                                                                                                                                                         UŞAK’TA BİR KASTAMONULU              Kasım Ayının son günleri yıl 1999. İl düzeyinde rehberlik çalışmalarımız devam ediyordu. Erken sis çökmüştü Afyon Kalesi ve Hıdırlık Tepesine. Sandıklı güzergâhında yol yapım çalışmaları ulaşım hızımızı engelliyordu. Hocalar ilçesindeki çalışmalarımız henüz bitmemişti, TV programı yapmak için İle dönmüştüm. Özel arabamla, mesai saatinden önce Müfettiş arkadaşlarıma katılmak için sisler içinde erken saatlerde yola çıktım. Görüş uzaklığı çok azdı. Eşim ”Ne olur ne olmaz, teker falan patlarsa, ellerin üşür, ateş yakarsın” diye pardösümün cebine kibrit koymuştu. Antalya yol ayrımına geldiğimde, Sandıklı güzergâhının daha da yoğun sisli oluşu; Uşak–Banaz üzerinden Hocalar İlçesine daha kolay gideceğimi düşünerek İzmir yolunu seçtim. Afyonkarahisar sınırlarını çıktığımda sis azaldı. Dumlupınar Rampasını inerken sol yanımda birçok kamyonun beklediğini g&ou... Devamı

26 05 2012

Yaz Efendi Küçük Yaz / Ali KÜÇÜK

  YAZ EFENDİ KÜÇÜK YAZ                         Türk Ulusu bağımsızlığını kazanmış, Cumhuriyet kurulmuş, ilk onuncu yılında aydınlanmanın hızla yürüdüğü, Atatürk Devrim İlkelerinin hayata geçirildiği Anadolu’nun köylerinin birinde, İstiklal Savaşı madalyalı gazisi Ecirin Memet, “Yaz Efendi! ‘Küçük’  yaz diyordu.             1934 Soyadı Yasası yürürlüğe girmiş, Türk Ulusu’nun kurtarıcısı Mustafa Kemal’e Türkiye Büyük Millet Meclisi,”ATATÜRK” soyadını vermiştir.             Artık Türk insanı birey olma bilinciyle kendi kimliğine kavuşacaktı. Lâkap, sülaleden gelen  “Ahmet oğlu Mehmet-Hasan oğlu Hüseyin “diye çağrılmayacaktı.             Ilgaz ve Köroğlu Dağları’nın rüzgârı ve güneşi içine hapsettiği güzel bir gündü. … köyünde halk tatlı bir telaş içinde şehirden gelen memurların, köy heyeti ve bilirkişilerin de onayıyla insanlara uygun gördükleri soyadlarını kaydediyorlardı. Daha çok, o güne değin aile büyüklerinin kendileriyle özdeşleşmiş yaşam biçimlerini anlatan kişiler öne çıkıyordu. Bazılarına çok çam kestiklerinden “çamcı”, bağlarından üzümleri eksilmezlere “üzümcü” yazılırken; diğerlerine de sütçü, yoğurtçu, oduncu gibi soyadları art arda veriliyor, kahkahalar atılıyordu.         &nbs... Devamı

26 05 2012

23-24 Haziran 2012 Göl Çıkışlılar Cide Buluşma Programı

  23-24 Haziran 2012 Göl Çıkışlılar Cide Buluşma Programıdır   09.30                        Atatürk Anıtına Çelenk Konulması Saygı Duruşu İstiklal Marşı                         Köy Enstitüleri Marşı            Öğretmen Marşı 10.00                        Cide Halk Eğitim Müdürlüğü Salonu                         * Açış Konuşması                         * Göl Köylüler Vakfı Başkanının Konuşması                         * Konuşmalar (Cide Kaymakamı      Cide Belediye Başkanı      Cide İlçe Milli Eğitim Müdürü)                                                ve kendilerine Teşekkür Plaketlerinin sunulması ·        Katkıda bulunan Belediye Başkanlarına Teşekkür Plaketlerinin sunulması ·        15 dakika ara ·  ... Devamı

28 02 2012

28 Şubat'ın Aktörleri Bugün Ne Yapıyor?

28 Şubat Kararları 28 Şubat 2002, Perşembe Milli Güvenlik Kurulu'nun Necmettin Erbakan başkanlığındaki 54. hükümetin istifasına yol açan toplantısında alınan 18 maddeden oluşan kararı . 1-Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni hedef alan rejim aleyhtarı faaliyetler karşısında ödün verilmemelidir. Anayasa'nın 174. maddesinde koruma altına alınan Devrim Kanunları'nın ödün verilmeden uygulanması esastır. Hükümet, icraatında Devrim Yasaları'na uygunluğu sağlamakla görevlidir. 2- Savcılar, Devrim Yasaları'nın ihlalini oluşturan davranışlar karşısında harekete geçmelidirler. Yasaları ihlal eden dergahlar kapatılmalıdır. 3- Sarık ve cüppeli giyim şeklinin özendirildiği görülmektedir. Kılık ve kıyafetleri bu yasaya ters düşen kişilerin onurlandırılmamaları gerekir. 4- Anayasa'nın 163. maddesinin kaldırılmasının yarattığı hukuki boşluklar, irticai akımların ve laikliğe aykırı tutumların güçlenmesine yol açmıştır. Bu boşlukları telafi edecek yasal düzenlemeler getirilmelidir. 5- Eğitim politikalarında yeniden Tevhidi Tedrisat Kanunu ruhuna uygun bir çizgiye gelinmelidir. 6- Temel eğitim 8 yıla çıkarılmalıdır. 7- İmam - hatip okulları toplumdaki bir ihtiyacı karşılamak üzere kurulmuşlardır. Bu ihtiyacın fazlası olan imam hatip okulları, meslek okullarına dönüştürülmelidir. Ayrıca kökten dinci grupların kontrolünde olan Kuran kursları kapatılarak, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda düzenlenmelidir. 8- Devlet dairelerinde ve belediyelerde kökten dinci bir kadrolaşma hareketi sürdürülmektedir. Hükümet, bu kadrolaşmanın önüne geçmelidir. 9- Cami yapımı gibi dini konuları siyasi amaçlar için istismar etmeye dönük olan he... Devamı

28 02 2012

Erdoğan ile Kılıçdaroğlu arasında 'kin' polemiği

Erdoğan ile Kılıçdaroğlu arasında 'kin' polemiği Başbakan Erdoğan'ın Kini! 22 Şubat 2012 / 08:19 Ah Ertuğrul Beyciğim ah! Başbakanımız AK Partili gençlere, Necip Fazıl'ın "Gençliğe Hitabe"sinden "Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik..." ifadesini alıntıladı ya, şamataya başladılar. O müthiş konuşmadan sadece bu ifadeye, bu ifadeden de sadece "kininin" kelimesine takılıp kaldılar. Mesela... CHP Parti Sözcüsü Birgül Ayman Güler, "Başbakan'dan biz dindar gençlik sözünden sonra kindar gençlik özlemi içinde olduğunu duyduk..." diyerek başladı maval okumaya. Erdoğan "kininin" der demez maşallah hepsi birden "sevi insanı" oluverdiler. Aydın Doğan'ın biricik kankası Ertuğrul Beyciğim bile Yunus Emre'den "sevi şiirleri" dercetmeye başladı, gerisini varın siz hesap edin. Şöyle kuşbakışı bakalım: Necip Fazıl'ın "Gençliğe Hitabe"sine muhatap olan Recep Tayyip Erdoğan ne yaptı, siz ne yaptınız? Birgül Ayman Güler'in CHP'si "sevgi"sini nasıl yansıttı bu topraklara? Dersim'de mağaralara sığınan insanları fareler gibi zehirlemediler mi? Sabahattin Ali'yi katletmediler mi? Nazım Hikmet'e hayatı zindan etmediler mi? Merhum Başbakan Menderes'i idam ettikleri ipin masrafını ailesinden isteyen alçakların darbesini yıllar yılı bayram diye kutlamadılar mı? "Kininin davacısı" olmayı öneren adam ne yaptı peki? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olur olmaz, CHP'nin pislik içinde bıraktığı (çöp dağlarından geçilmeyen) sokakları temizledi. Akmayan suları akıttı. Nefes almakta zorluk çektiğimiz havayı kirlilikten kurtardı. Nasıl ... Devamı

08 02 2012

‘Cinsel Aktivite’ Günleri...

‘Cinsel Aktivite’ Günleri...   07 Şubat 2012 Salı 04:28   bcoskun@cumhuriyet.com.tr   “Cinsel aktivitenize” de dikkat edeceksiniz... Siyasete girmesin... Çünkü siyasi oluşumlarda en belirleyici unsur oluverdi: “Cinsel aktiviteler...” * Bir “cinsel aktivite” kaseti ile ana muhalefet baştan düzenlendi, bir genel başkan gitti, bir genel başkan geldi... Sonra... Seçim öncesi ikinci muhalefet partisi MHP’lilerin “cinsel aktivitelerine” girip baktılar... MHP hizaya getirildi... Baraj altında kalmasın diye CHP’liler bile MHP’ye oy verdiler... * Askerleri sindirmekte keza... Bu kez, bir Genelkurmay Başkanı’nın kızının “cinsel aktiviteleri” gazete manşetlerinde dolanıyor kaç gündür... * Bildiklerimiz bunlar... Ya bilmediklerimiz?.. Şu anda karar masalarında oturmuş önemli insanları susturan, sindiren, yönlendiren kaç kaset var, kim bilebilir?.. Böyle bel altından vurdular mı, oturur en babayiğit olanı... * Belli ki tüm bunlar rastlantı değil... Bir yöntem... Özel çalışmaların, özel çabaların, özel uğraşların ürünü... Onun için zaten, yazılmamış kitapların son baskılarından, yapılmamış darbelerin planlarına kadar yakaladılar da... Bir tek “cinsel aktivite” meraklısı şerefsiz bulunamadı gitti... * Söyler misiniz: En pis, en faşist, en kirli, en kara, en insan onurundan ve ahlakından yoksun dönemlerde böyle bir şey duyan oldu mu?.. İnsanların yatak odalarına girildiği... Mahrem görüntülerinin çekilip servise konuldu... Devamı

22 01 2012

SIRRI SÜREYYA ÖNDER: SİNEMAYI EMELLERİME ALET ETTİM

  SIRRI SÜREYYA ÖNDER: SİNEMAYI EMELLERİME ALET ETTİM Birgün; 29 Aralık 2011   Yazar,  yönetmen, senarist, oyuncu, müzisyen, siyasetçi. Sırrı Süreyya Önder için söylenecek çok şey var. 7 Temmuz 1962’de Adıyaman’da doğan Önder sanatla iç içe olmasına rağmen onun için siyaset hep ön plandaydı. İlk kez 1978 yılında Adıyaman Lisesi’nde öğrenciyken Maraş Katliamı protestosu nedeniyle tutuklandı. Tahliye olduktan ve A.Ü. Siyasal Bilimler Fakültesi’ni kazandıktan sonra Ankara dönemi başladı. 12 Eylül darbesi hayatının akışını değiştirdi ve yıllarca hapis yattı. O dönemi sanat yoluyla anlatmayı seçen Önder için, 2006 yılında çekilen Beynelmilel filmi de 12 Eylül’le bir hesaplaşmaydı. Beynelmilel’i izleyene kadar kimsenin aklına 12 Eylül darbesini konu alan bir filme kahkahalarla güleceği gelmiş midir, bilmiyoruz. Filmin hem senaryosuna hem de yönetmenliğine imza atan Sırrı Süreyya Önder, bizi önce türlü absürtlüklerle dolu bir dünyaya tanık etti; filmin sonunda ise belki de çoğu dram filminin yaratamadığı bir burukluk ve boğamızda bir düğümle sinema salonundan uğurladı. Önder, şimdilerde, kendi tabiriyle araya bir fragman olarak aldığı sanat hayatını ikinci plana itmiş ve artık BDP İstanbul milletvekili olarak Ankara’da. Ankara’yı sıkıcı buluyor. Ancak, kah Genel Kurul’da kavga ayırır, kah Uzlaşma Komisyonu’nda yeni anayasa çalışmalarına katılır, kah cezaevindeki öğrencilerle dayanışma için üniversite bahçesinde saçını kestirir ve Ankara dışındaki pek çok eyleme de yetişmek için koştururken, sıkılmaya vakit kalmasa gerek. Onca koşuşturma arasında, bir de biz ODTÜ Medya ve Kült&uum... Devamı

25 12 2011

HEYAMOLA, KARADENİZ, HEYAMOLA

  HEYAMOLA KARADENİZ HEYAMOLA   Karadeniz dalgalı-Karadeniz sevdalı Kabardı mı yüreği Kaçkarlar, Ilgazlar, Köroğlu Dağları kafa  tutmasalar, nasıl öpecek Akdeniz’i; içilir edecek okyanusu... İşte O Karadenizli kabaran yüreğine aldı beni Ve Samsun’a indirdi; Sizlere özgürlüğün selamını  gönderdi.. Alın teri, grizu, duman ve ölüm! Kutsal emeği kara elmasla yoğuran yeraltı aslanlarına; bir değil, bin defa selam!   Karadeniz dalgalı-Karadeniz sevdalı Kabaran yüreğinde, destanlaşan bir tarih saklı... Ilgazları dinledim zirvesinde Öyle yanıktı ki Çanakkale Türküsü! Tosya’lı Ecir’in MEMED,  gülerek el sallıyordu, Boğaza gömülen İngiliz zırhlısına! Kalemler yetmez ki seni anlatmaya, Kağnılar – silahlar – analar çocuklarla; Halime Çavuş , Necibe Nine , Şerife Bacı bir adım daha yakındı Afyon’a İnebolu – Çankırı yolunda!  Anadolu kalkarken ayağa Emperyalin uşağı Trikopis; Ürkek bir kuş gibi sığınmıştı Dadaylı Miralay Halit Bey’inbakışlarına… İşte budur kıvancım,onurum ! İstiklal Yolu’ndan Akdeniz’i kokluyorum! Sende efe destanın yazdın SEPETÇOĞLUM! Volkanı saklı dağ gibisin, Kastamonum – Kastamonulum!   Haksızlığa bir ibret Sinop’ un damı, eşkıya dünyaya hükümdar olmaz, bir dere ki oy be oyy Memed' in sevdası durmaz ya Hekimoğlu – ya Hekimoğlu' na dayanır mı yürek Çarşamba’yı yine sele aldırdın felek... Fındık deren nazik eller – Maçka’nın yaşlı gözleri, Çayeli’nde hamali olunacak güzeller, Dursun, Temel, Fadime! Sen yok musun Of&rsqu... Devamı

25 12 2011

UŞAK’TA BİR KASTAMONULU / ALİ KÜÇÜK

İşte budur kıvancım, onurum,                                             İstiklal Yolu’ndan;                                                                  Akdeniz’i kokluyorum!                                                                                            Ali KÜÇÜK         Yıl 1999 kasım ayının son günleri. İl düzeyinde rehberlik çalışmalarımız devam ediyordu. Afyon Kalesi ve Hıdırlık Tepe’sine erken sis çökmüştü. Sandıklı güzergâhında yapılan yol yapım çalışmaları ulaşım hızımızı engelliyordu. Hocalar ilçesindeki çalışmalarımız henüz bitmemişti, TV programı yapmak için il merkezine dönmüştüm. Mesai saatinden önce müfettiş arkadaşlarıma katılmak için sisler içinde erken saatlerde özel arabamla yola çıktım. Görüş mesafesi çok azdı. Eşim, ”Ne olu... Devamı

19 12 2011

KURGU KÜLTÜR MERKEZİ (YAYINLARI) EDEBİYAT ÖDÜLLERİ

KURGU KÜLTÜR MERKEZİ (YAYINLARI) EDEBİYAT ÖDÜLLERİ 11 Ekim 2011 Salı, 17:41 tarihinde Alaattin Topçu tarafından eklendi         AMAÇ: Kurgu Kültür Merkezi, kültürel ve sanatsal gelişimin uygar ve şenlikli toplumun oluşturulmasına dün olduğu gibi bugün de katkıda bulunduğunu/bulunmaya devam ettiğini ve bundan sonra da edeceğini düşünmektedir. Bu bağlamda, edebiyatımızı ve edebiyatçılarımızı, sosyal bilimimizi ve bilimcilerimizi, özellikle de genç kalemleri desteklemek amacıyla Şiir-Öykü-Roman Ödülleri olmak üzere, toplam üç dalda, her yıl verilmesi kararlaştırılmıştır. Koşullar uygun olması durumunda, çocuk-gençlik edebiyatı ve sosyal bilimler araştırma ödülleri de ileride buna eklenecektir.   ŞARTNAME: 1.     Yarışma üç dalda gerçekleştirilecektir:         a) Şiir                  b) Öykü                         c) Roman 2.     Yazarlar, birden fazla dalda ayrı dosyalarla yarışmaya katılabileceklerdir. Yarışma tüm yazarlara açıktır. 3.       Konular serbesttir. 4.       Edebiyatçılar yarışmaya en az 64 sayfalık yayına hazır dosyalarla katılabileceklerdir. 5.       Yapıtlar bilgisayar ortamında yazılacak ve çıkışı alınıp çoğaltılacaktır. 6.       Dosyaların kargo/posta vb. yolla iadesi istenemeyecektir. Ancak, ö... Devamı

19 12 2011

KURGU KÜLTÜR MERKEZİ (YAYINLARI) EDEBİYAT ÖDÜLLERİ

KURGU KÜLTÜR MERKEZİ (YAYINLARI) EDEBİYAT ÖDÜLLERİ 11 Ekim 2011 Salı, 17:41 tarihinde Alaattin Topçu tarafından eklendi         AMAÇ: Kurgu Kültür Merkezi, kültürel ve sanatsal gelişimin uygar ve şenlikli toplumun oluşturulmasına dün olduğu gibi bugün de katkıda bulunduğunu/bulunmaya devam ettiğini ve bundan sonra da edeceğini düşünmektedir. Bu bağlamda, edebiyatımızı ve edebiyatçılarımızı, sosyal bilimimizi ve bilimcilerimizi, özellikle de genç kalemleri desteklemek amacıyla Şiir-Öykü-Roman Ödülleri olmak üzere, toplam üç dalda, her yıl verilmesi kararlaştırılmıştır. Koşullar uygun olması durumunda, çocuk-gençlik edebiyatı ve sosyal bilimler araştırma ödülleri de ileride buna eklenecektir.   ŞARTNAME: 1.     Yarışma üç dalda gerçekleştirilecektir:         a) Şiir                  b) Öykü                         c) Roman 2.     Yazarlar, birden fazla dalda ayrı dosyalarla yarışmaya katılabileceklerdir. Yarışma tüm yazarlara açıktır. 3.       Konular serbesttir. 4.       Edebiyatçılar yarışmaya en az 64 sayfalık yayına hazır dosyalarla katılabileceklerdir. 5.       Yapıtlar bilgisayar ortamında yazılacak ve çıkışı alınıp çoğaltılacaktır. 6.       Dosyaların kargo/posta vb. yolla iadesi istenemeyecektir. Ancak, ö... Devamı

19 12 2011

KURGU KÜLTÜR MERKEZİ (YAYINLARI) EDEBİYAT ÖDÜLLERİ

KURGU KÜLTÜR MERKEZİ (YAYINLARI) EDEBİYAT ÖDÜLLERİ 11 Ekim 2011 Salı, 17:41 tarihinde Alaattin Topçu tarafından eklendi         AMAÇ: Kurgu Kültür Merkezi, kültürel ve sanatsal gelişimin uygar ve şenlikli toplumun oluşturulmasına dün olduğu gibi bugün de katkıda bulunduğunu/bulunmaya devam ettiğini ve bundan sonra da edeceğini düşünmektedir. Bu bağlamda, edebiyatımızı ve edebiyatçılarımızı, sosyal bilimimizi ve bilimcilerimizi, özellikle de genç kalemleri desteklemek amacıyla Şiir-Öykü-Roman Ödülleri olmak üzere, toplam üç dalda, her yıl verilmesi kararlaştırılmıştır. Koşullar uygun olması durumunda, çocuk-gençlik edebiyatı ve sosyal bilimler araştırma ödülleri de ileride buna eklenecektir.   ŞARTNAME: 1.     Yarışma üç dalda gerçekleştirilecektir:         a) Şiir                  b) Öykü                         c) Roman 2.     Yazarlar, birden fazla dalda ayrı dosyalarla yarışmaya katılabileceklerdir. Yarışma tüm yazarlara açıktır. 3.       Konular serbesttir. 4.       Edebiyatçılar yarışmaya en az 64 sayfalık yayına hazır dosyalarla katılabileceklerdir. 5.       Yapıtlar bilgisayar ortamında yazılacak ve çıkışı alınıp çoğaltılacaktır. 6.       Dosyaların kargo/posta vb. yolla iadesi istenemeyecektir. Ancak, ö... Devamı

18 12 2013

Ahmet Sipahioğlu, Oğuz Atay Ödülünü Aldı

Ahmet Sipahioğlu, Oğuz Atay Ödülünü Aldı |  görsel 1

  16 Aralık 2011 Cuma 21:47 Ahmet Sipahioğlu, Oğuz Atay Ödülünü Aldı Kastamonu Valiliği tarafından bu yıl 6.'sı düzenlenen Oğuz Atay Ödül Yarışmasını kazanan Ahmet Sipahioğlu, düzenlene törenle ödülünü aldı.   Kastamonu Valiliği tarafından bu yıl 6.'sı düzenlenen Oğuz Atay Ödül Yarışmasını kazanan Ahmet Sipahioğlu, düzenlene törenle ödülünü aldı. Kastamonu Valiliği tarafından düzenlenen yarışmada Yazar Ahmet Sipahloğlu'nun Tepelitaklak romanı 6. Oğuz Atay Roman Ödülü'ne layık görüldü. İzmir Yaşar Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Sipahioğlu, ödülünü Rıfat Ilgaz Kültür Merkezinde düzenlenen “6. Oğuz Atay Ödül Töreni ve Paneli”nde Kastamonu Valisi Erdoğan Bektaş'tan aldı. Ödül töreninde konuşan Vali Erdoğan Bektaş, Oğuz Atay'ın daha çok roman türü eserlerinin bulunduğunu belirterek, bundan sonraki Ödül Yarışmasının türü olarak roman ağırlıklı olacağını belirtti. Oğuz Atay'ın Kastamonulu olduğunu ve bu yüzden her şeyine sahip çıkmaları gerektiğinin altını çizen Bektaş, daha çok okumuş ve yazmış damarlarının var olduğunu fakat Kastamonu'nun kültür ve sanat yönünün eskiden daha çok olduğunu, şuanda bunun çok gerisinde kalındığını ifade etti. Bektaş, “Bu topraklarda duygu var. Bu yüzden eskiden olduğu gibi o damar devam etmesi lazım. Bunu çok önemsemeliyiz. Her türlü imkanımız bulunuyor. Gazetelerimiz, televizyonumuz, üniversitemiz, radyolarımız gibi. Ama canlı, ektin, sağlam, kalıcı kültürel eserlerden söz etmek i... Devamı

18 12 2011

METİN ALTIOK ŞİİR ÖDÜLÜ 2012

METİN ALTIOK ŞİİR ÖDÜLÜ 2012 |  görsel 1

  METİN ALTIOK ŞİİR ÖDÜLÜ 2012 Katılım Koşulları • Ödüle, her yılın 1 Ocak ile 31 Aralık tarihleri arasında ilk baskısı yayımlanmış şiir kitapları ya da bir şairin ilk baskısı yapılan toplu şiirleri kitap olarak katılabilir. • Ödül için adaylar kendileri başvurabilecekleri gibi yayınevi, dernek, üniversite vb. kurum ve kuruluşlar ve seçici kurul üyeleri tarafından da önerilebilir. • İster kendi başvursun ister diğer yollardan aday gösterilsin katılımcılardan ödüle katılmayı kabul ettiklerini belirten imzalı bir onay belgesi istenir. • Kitapların yayın tarihlerini izleyen yılın 15 şubat gününe kadar ödül yazmanlığına 8 adet olmak üzere teslim edilmiş olmaları gerekir. Ödül • Ödül tutarı 5.000 TL’dir ve ödül Kırmızı Yayınları tarafından verilir. • Kazanana ayrıca ödülü simgeleyen bir heykelcik verilir. • Ödül Metin Altıok’un doğum günü olan 14 Mart’ı takip eden günler içinde belirlenecek bir günde törenle verilir. • Ödül paylaştırılmaz ve tek kitaba verilir. • Seçici kurul her yılın 20 Şubat – 1 Mart tarihleri arasında toplanır. Seçici kurul kararı ödül yazmanlığı tarafından basına açıklanır ve kazanan şaire bildirilir. Seçici Kurul • Doğan HIZLAN, Talât Sait HALMAN, Ülkü TAMER, Eray CANBERK, Hilmi YAVUZ, Ali CENGİZKAN, Güven TURAN Başvuru Adresi Kırmızı Yayınları Refik Saydam Caddesi. Akarca Sokak. No: 41 Tepebaşı – Beyoğlu / İSTANBUL TEL: (0212) 253 53 25 (pbx) www.kirmiziyayinlari.com   2012 NECATİGİL ŞİİR ÖDÜLÜ BAŞVURULARI SÜRÜYOR... 13 Aralık 1979 perşembe günü yitirdiğ... Devamı

15 12 2011

Akif'in Kastamonu’ya gelişi anısına panel düzenlendi

Akif'in Kastamonu’ya gelişi anısına panel düzenlendi |  görsel 1

Akif'in Kastamonu’ya gelişi anısına panel düzenlendi Güncelleme : 18 Kasım 2011 17:40 Üzücü   Komik   Eğlenceli   Şaşırtıcı   Sevindirici   Düşündürücü   Sıkıcı   Korkunç   Başarılı   İnanılmaz     Bu haberi Facebook'ta paylaşmak ister misin? 0Paylaş Kastamonu Üniversitesi ve Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Mehmet Akif’in Kastamonu’ya gelişinin 91. yılı anısına düzenlenen panel büyük ilgi gördü. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Seyit Aydın panelde yaptığı konuşmada "Her büyük millet, tüm insanlığa mal olmuş büyük fikir ve sanat adamları yetiştirmiştir. Bizim tarihimiz de bunun sayısız örnekleriyle doludur. Bu büyük şahsiyetlerimizden biri de şüphesiz Mehmet Akif Ersoy'dur." dedi. Akif'in, yakın tarihin canlı, samimi, vatansever şahidi olarak milletin bağımsızlık ve var olma mücadelesini tüm dünyaya millî marşla haykıran bir şair ve mütefekkir olduğunu vurgulayan Aydın, "Hiçbir şair kendi milletini Mehmet Akif kadar güzel tarif edemez. Hiçbir şair milletinin hissiyatına Mehmet Akif kadar güzel tercüman olamaz.” diye konuştu. Mehmet Âkif Ankara'ya geldikten sonra, Anadolu'nun birçok şehir, kasaba ve köylerinde vaaz vererek cami ile cephe arasında âdeta bir ... Devamı

15 12 2011

YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK

YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK  Aşksız ve paramparçaydı yaşam bir inancın yüceliğinde buldum seni bir kavganın güzelliğinde sevdim. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!  Aşk demişti yaşamın bütün ustaları aşk ile sevmek bir güzelliği ve dövüşebilmek o güzellik uğruna. işte yüzünde badem çiçekleri saçlarında gülen toprak ve ilkbahar. sen misin seni sevdiğim o kavga, sen o kavganın güzelliği misin yoksa... Bir inancın yüceliğinde buldum seni bir kavganın güzelliğinde sevdim. bin kez budadılar körpe dallarımızı bin kez kırdılar. yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz bin kez korkuya boğdular zamanı bin kez ölümlediler yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!  Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri suyun ayakları olmuştur ayaklarımız ellerimiz, taşın ve toprağın elleri. yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık törenlerle dikilirdik burçlarınıza. türküler söylerdik hep aynı telden aynı sesten, aynı yürekten dağlara biz verirdik morluğunu, henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz...  Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne ne tan atışı doğumların sevincine ey bir elinde mezarcılar yaratan, bir elinde ebeler koşturan doğa bu seslenişimiz yalnızca sana yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!   Saraylar saltanatlar çöker kan susar birgün zulüm biter. menekşelerde açılır üstümüzde leylaklarda... Devamı

15 12 2011

Baharzade Feride Hanım Divanı, Yrd. Doç. Bünyamin Çağlayan

Feride Hanım:Baharzade Feride Hanım Divanı Vikipedi, özgür ansiklopedi Feride Hanım, Türk şair.(1837-1903) 1837'de Kastamonu'da doğdu. Kastamonu ulemasından Baharzade Hammami Mehmet Reşit Efendi'nin kızıdır. İlk eğitimini medrese öğretmeni olan babasından aldı. Arapça ve Farsça öğrendi. Güzel yazıya yani "hat"a merak saldı. Bolulu İzzet Paşa'nın divan kâtipliğini yapan Ali Raif Efendi ile evlendi. İstanbul'a taşındılar. Feride Hanım 25 yaşında iken eşini kaybetti. İstanbul'dan Kastamonu'ya giderek yaşamını burada tamamladı. 1903'te öldü. Feride Hanım, Muhammediye'leri ile tanınır. Şiirlerinden örnek BEYİT Duhterine böyle ider mi mâderi söyle bana Görmedim billâh cihanda böyle bir âzâr ana **********************************************************    Baharzade Feride'nin mezarında (Kastamonu) "evaze eteği aşkın değdikçe ellerine akşamın asuda bir dem gibi nice Feride solmaktadır kuytusunda geçmiş baharın..." — Betul Tarıman   Üçüncü kez Kastamonu... Bu yıl 18.'si düzenlenen Şeyh Şaban-ı Veli ve Kastamonu Evliyalarını Anma Haftası kutlamaları nedeniyle Kastamonu'daydık. İnanışa göre M. Akif'in milli mücadele için ilk konuşmayı yaptığı Nasrullah Camii'nden su içen yedi kez Kastamonu'yu ziyaret edermiş. Benim de 7 ay içinde bu üçüncü gidişimdi. Hala görmediğim tarihi ve coğrafi o kadar güzellik var ki Kastamonu'da neden halk inanışının "7 kez ziyaret" öngördüğünü anlayabiliyorum. Bu defa ki ziyaretimde Kastamonu'daki kadınlarla buluşmayı çok istemiştim. Kadınlarını ve kadın olarak önce Kastamonu'ya sonra ülkemize kattıkları... Devamı

15 12 2011

ŞİMDİ 75 YAŞINDA: İyi ki Doğdun Sevgi Soysal

ŞİMDİ 75 YAŞINDA İyi ki Doğdun Sevgi Soysal Sevgi Soysal'ın yapıtları zamana direniyor: Yetmişli ve seksenli yılların 12 Mart romancısı, yeni kuşak kadınlarca 'feminist' bir yazar olarak farklı ve güncel okumalara konu ediliyor. Yeşim DİNÇER İstanbul - BİA Haber Merkezi 08 Ekim 2011, Cumartesi   Ece Ayhan "sivil denemeler"inde, yalnızca kızlardan oluşan bir sınıf düşündüğünü anlatır. Okulun yeşillikler içinde, bin bir çiçekle donanmış bir ön bahçesi, bir de bakımsız arka bahçesi olacaktır. Ayhan düşleminde, Nilgün Marmara ile Tezer Özlü'yü silgileri boyunlarında ve mor mürekkepli cam hokkalarıyla aynı sıraya oturtur. Sevim Burak'ı sınıf mümessilliğine tayin eder, Füruzan'ı da temizlik koluna. Bu sınıfın en muzip, en haylaz, en deli dolu kızının Sevgi Soysal olacağını düşünmüşümdür hep. 30 Eylül 1936'da İstanbul'da dünyaya gelen Sevgi Soysal yaşasaydı şimdi 75. yaşına girmiş olacaktı. Kırk yıl süren kısa yaşamına, tamamlayamadığı son romanı Hoş Geldin Ölüm'ü de sayarsak, dokuz önemli yapıt sığdırdı. İyi ki doğdu. Sevgi Soysal edebiyatımızın "sessizlik suikastı"na uğrayan yazarlarından biri olmadı. Kitapları basıldı, okundu, eleştirildi ve ödüllendirildi. Gerçi çok az sayıda basılan ilk öykü kitabı Tutkulu Perçem(1962), sadece Soysal'ın yakın çevresine ulaşabilmişti. İkincisi Tante Rosa(1968), oldukça sınırlı bir ilgiyle karşılanmış ve "çeviri kokuyor" diye de eleştirilmişti. Bununla birlikte ilk romanı Yürümek1970 yılında TRT Başarı Ödülü'ne, ikinci romanı Yenişehir'de Bir Öğle Vakti1974'te Orhan Kemal Roman Ödülü'ne layık gör&... Devamı

15 12 2011

Ahmet Sipahioğlu: Roman da hayat 'gibi'dir

Ahmet Sipahioğlu: Roman da hayat 'gibi'dir Radikal Kitap; 11/12/2010   Kendisi de akademinin içinden gelen bir yazar olarak Ahmet Sipahioğlu, akademiye tam da bu sözcüğe, 'gibi'ye odaklanarak mizahi ama keskin bir eleştiri yöneltmiş   A. ÖMER TÜRKEŞArşivi Yazarlardan her yıl bir roman yayımlamasını beklemiyorum, açıkçası benimsemiyorum da. Zahmetli bir iştir yazmak, aceleye gelmez. Keşke yayımlatmasaydım pişmanlığındansa bir süre isminin unutulmasını göze almayı yeğlemeli. Ahmet Sipahioğlu, işte bu anlayışın temsilcisi. Zamana aldırış etmiyor; edebi faaliyetleri için ‘kaplumbağa’ tavimini kullanıyor Sipahioğlu. İlk kurmaca kitabı ‘Kavunlu Natürmort’u 1990’da yayımlamış, ilk romanı ‘1929, Bir Yılın Öyküsü’ için yedi yıl beklemişti. O zamandan bu yana sessiz kalan Sipahioğlu, artık yazmaktan vaz geçtiğini düşündüğümüz bir sırada yeni bir romanla –’Tepelitaklak’- döndü edebiyata. Haksızlık etmeyelim, özgeçmişine bakıldığında Sipahioğu’nun roman yazmaya vakit ayırması bile şaşırtıcı. 1954 yılında Ankara’da doğan Ahmet Sipahioğlı yüksek öğrenimini İngiltere’de sinema alanında yapmış. 1979-80 yılları arasında Eskişehir Anadolu Üniversitesi, İletişim Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışmış, 1980’den 2007 yılındaki emekliliğine kadar İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğretim üyeliği yapmış. Sipahioğlu’nun çeşitli ödüller kazanan çizgi film çalışmalarının yanı sıra, görsel anlatım ve kurmaca sorunları üzerine yayımlanmış çeşitli ders kitabı, öykü, makale ve incelemeleri bulunuyor. 2000 yılından başlayarak müze tasarımı ve... Devamı

16 07 2011

Özkök: 40 yıl boyunca karımı çırılçıplak izledim

Özkök: 40 yıl boyunca karımı çırılçıplak izledim T24 - Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök, her sabah kendi vücuduna bakarak tanrıya şükrettiğini söyledi. Özkök, "Ben asıl büyük hazzı, kadın gövdesini seyrederken alıyorum. 40 yıl boyunca her gece karımı çırılçıplak seyrettim. Bana verdiği en güzel şeylerden biri buydu" dedi. Yeni yazarlara ihtiyaç olduğunu söyleyen Özkök, "Kıskandığım, niye aklıma gelmedi bunlar dediğim müthiş yaratıcı insanlar var. O yüzden görüyorum ki artık yeni bir yazar kuşağına ihtiyaç var" yorumunu yaptı. Akşam gazetesinden Esin Yüksek Dalay'ın "Yeni yazar kuşağına ihtiyaç var" başlığıyla yayımlanan (15 Temmuz 2011) yazısı şöyle: Yeni yazar kuşağına ihtiyaç var ''Ben' diye durmazsan yerler adamı. Adı üstünde Kahramanlar...'Türk basının en çok tartışılan kalemi Ertuğrul Özkök, İzmir'de doğup büyüdüğü mahalleyi işte bu sözlerle özetliyor. Ertuğrul Özkök... Hürriyet'in, 20 yıllık Genel Yayın Yönetmenliği serüvenini sonlandırdıktan sonra, kaleme aldığı yazıları ve söyledikleriyle her daim gündemde... Beykoz Konakları'ndaki evinin yemyeşil ağaçların serinlettiği, rengarenk ortancalarla dolu bahçesindeyiz. Özkök'le iniş-çıkışlarını, tutkularını, hayatı konuştuk yani... Son derece içten son derece samimi. İç dökme gibi sanki... Arafta yaşıyorum - Arafta kaldınız mı? Her şeyimle arafta yaşıyorum. Demokrasi anlayışımda da araftayım, gazetecilik ve hayatı yaşama anlayışımda da. Mesela siyaseti alalım. Bugün yapıla... Devamı

16 07 2011

'Bazı özel yetkili gazetecilerin hedefindeyim'

'Bazı özel yetkili gazetecilerin hedefindeyim' Propagandanın başarıya ulaşması için önce medyanın dönüştürülmesi gerekiyordu. Bir aşamadan sonra hiç kimse direnemedi, değişimden herkes nasibini aldı. Künyeler yenilendi, köşeler boşaltıldı, insanlar işsiz bırakıldı, muhalif gazeteciler hapse atıldı. İnsanlar susturuldu, korkutuldu, sindirildi ve sonunda Türk medyası çökertildi. Aşama aşama, göstere göstere ve gözdağı vere vere. Gamze Akdemir Cumhuriyet Kitap- Aydın Doğan hangi tavizleri verdi? Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde hükümet gazetelerden ne rica etti? TMSF'nin parasıyla ıstakoz kırmızı şarap âlemleri yapanlar kim? Milyarlarca dolarlık vergi cezası süreci nasıl gelişti? Hükümet yazar atamalarına, manşet değişikliklerine nasıl bulaştı? Yandaş medya nasıl yaratıldı? Hürriyet gazetesindeki kritik değişim nasıl gerçekleşti? Tasfiye listeleri nasıl belirleniyor, kimlerin üzeri çiziliyor? Sabah'a el konulmadan bir gece önce Ankara'da hangi pazarlık yapıldı? Hangi yandaş gazeteci otopark işletmecisi oldu? Liberallerle hükümetin arası nasıl açıldı? Meslektaşlarını ihbar eden, tutuklanacak gazetesi listesi çıkaran yazarlar kim? Amerika'dan gelen gazetecilerin özel yetkileri ne? Oray Eğin'le, son on yılda yaşanan en sarsıcı değişimi anlattığı İmha Planı: Medya Nasıl Çökertildi? adlı kitabını konuştuk. - İmha Planı: Medya Nasıl Çökertildi'nin içeriğe yaklaşım anlamında biçemini sorarak başlayalım söyleşiye. - 'İçeriğe yaklaşım anlamında biçemi' sözünün içinden çıkamadım ama anladığım kadarıyla yanıtlamaya çalışayım: Son sekiz yılda medya üzerine çok fazla yazı yazdım. Bunlar bir anlamda bu kitabın ana notl... Devamı

16 07 2011

'Bunları herkes bilsin diye yazıyorum'

'Bunları herkes bilsin diye yazıyorum' İnsanı 'insan' kılan çağdaş ve evrensel değerleri yüceltmek için gazetecilik yapıyor. Bunu herkes bilmeli ve buna herkes karşı çıkmalı dediği için yazıyor. Gözden kaçanı, görülmeyeni, yok sayılanı, değer verilmeyeni, fark edilmeyeni fark ettirmek için... Gamze Akdemir Cumhuriyet Kitap- Çoksesliliği, çok renkliliği, çok boyutluluğu başkalarına da bulaştırmak, sanatı herkese musallat etmek için ve yazarken, bir kez daha çoğaldığını, zenginleştiğini hissettiği için' Yaşayan, nefes alan bir kitap O Büyülü İnsanlar. Zeynep Oral imzalı. Oral'ın kaleminden süzülerek ve de uzamı şöyle bir yırtarak bulunduğumuz zamana, ana ulaşıveriyor bir Halikarnas Balıkçısı. O gür sesi ve kalender meşrebiyle, o deli neşesiyle gümbür gümbür muhabbete davet ediyor. Sartre'ı düşününce geriliyoruz şöyle bir. Eduardo Galeano ile birlikte tutuklanıyoruz, sürgün oluyoruz, özgürlük sloganları atıyoruz. Cesur kadın Dido Sotiriu'nun Anadolu'ya selamını iletiyoruz. Ya Elia Kazan? Has Anadolulu er kişi. Okuyan Elia diyor artık ona. Sadece Elia. Komşu gibi, eş gibi, dost gibi, kardeş gibi Elia. Konuşur gibi yazıyor Zeynep Oral bu kitabı, sadece okurla değil kendi iç sesiyle de. Oral'la O Büyülü İnsanlar'ı konuştuk. -O Güzel İnsanlar adlı kitabınızın devamı niteliğinde O Büyülü İnsanlar. Ama bazı yaklaşım farklarıyla. Nedir bu yaklaşım farkları? 'Beni asıl ilgilendiren ansiklopedilerde yazılı olmayanlar' diyorsunuz mesela. Kitap da aynen böyle evriliyor... - O Güzel İnsanları yazarken yakından tanıdığım birbirinden harika ve değerli insanların portrelerini çizmeye çalışmıştım. Ama baktım ki benim sevdiği... Devamı

13 07 2011

6.OĞUZ ATAY- TİYATRO ÖDÜLÜ ŞARTNAMESİ

6.OĞUZ ATAY- TİYATRO  ÖDÜLÜ ŞARTNAMESİ   Amaç: Kullandığı anlatım teknikleri ve biçimi ile yeni bir tür romanı yaratmış olan Oğuz ATAY’ı anmak, sanatını ve sanat anlayışını genç kuşaklara tanıtmak, ülkemizin kültür-sanat yaşamına katkı sağlamaktır. Çünkü o Tutunamayanlar’ın yayınlanmasının ardından, önemli bir tartışmanın odağında yer almış, TRT 1970 Roman Ödülü’nü kazanan  Tutunamayanlar’ı kısa bir süre sonra, 1973 yılında Tehlikeli Oyunlar adlı ikinci romanı izlemiş, öykülerini Korkuyu Beklerken adı altında toplamıştır. 1911-1967  Yılları arasında yaşamış olan eğitmeni Mustafa İNAN’ın hayatını romanlaştırarak Bir Bilim Adamının Romanı’nı yazmıştır. Oyunlarla Yaşayanlar adlı tiyatro eseri Devlet Tiyatroları’nda sahnelenmiş, 13 Aralık 1977’de büyük projesi, “Türkiye’nin Ruhunu” yazamadan hayata gözlerini yummuştur. Bu nedenle bu önemli yazın insanını, onun yaşadığı Kastamonu’da anmak daha anlamlı olacaktır.           Koşullar: 30.06.2009 --30.06.2011 Tarihleri  içersinde yayınlanan,  hiç sergilenmemiş  ve hiç ödül almamış tüm tiyatro eserleri seçici kurul tarafından değerlendirilir. 1-      Seçici Kurul sonuçları 24 eylül 2011 tarihinde toplanır ve açıklar 2-      Ödül Töreni ve panel 12 ekim  2011 tarihinde düzenlenir. 3-      Sonuçlar Düzenleme Kurulu’na e-mail ya da posta yoluyla ulaştırılır. 4-      Ödül töreninin ardından da aynı gün Oğuz ATAY ile ilgili bir panel düzenlenir. 5-      ... Devamı

10 07 2011

YÖK’TEN “BU VEKİLLER SOSYALİST MİDİR?” SORUSU ÇALINDI!

YÖK’TEN “BU VEKİLLER SOSYALİST MİDİR?” SORUSU ÇALINDI! allowtransparency="" frameborder="0" height="250" hspace="0" id="aswift_0" marginheight="0" marginwidth="0" name="aswift_0" scrolling="no" vspace="0" width="250">>     29.06.2011 01:44 Karakter boyutu : Aşağıdaki paragraflara uygun düşen seçenekleri bulunuz... 1-   Kılıçdaroğlu, Anayasa'nın özgürlükçü bir biçimde değiştirilmesine katkı sunarsa, Kürt sorununun demokratik çözümü için elini taşın altına sokarsa... Ergenekon ile arasına mesafe koyar, ordu millet el ele CHP iktidara formülünü reddeder, yönünü militarizmden halka dönerse...  Ki bu çağda zaten başka şansı da yoktur... CHP'nin bundan sonraki seçimler için iktidar şansı vardır.  (a)Nuh Gönültaş (Bugün) (b)Ertuğrul Kürkçü (Bianet) (c)Ergun Babahan (Sabah) (d)Sırrı Süreyya Önder (Radikal) (e) Şahin Alpay (Zaman)  (f)Mümtazer Türköne (Zaman) 2-   Bu meseleyi çözen bir Türkiye, anti-demokratik ve vesayetçi anlayışın elindeki en büyük 'koz'u almış olacak. (a) Nuh Gönültaş (b)Ertuğrul Kürkçü (c)Ergun Babahan (d)Sırrı Süreyya Önder (e) Şahin Alpay (f)Mümtazer Türköne 3-   İstatistikler de oldukça şaşırtıcı ve manidardır, bölge kentlerindeki fuhuş oranı metropollerdeki fuhuş oranıyla yarışır gibidir. Kuşkusuz bu durum, kadına ziyadesiyle anlam yükleyen toplumumuzda gerek metropoller için, gerekse Kürt şe... Devamı

10 07 2011

ATATÜRKÜN, CUMHURİYETİN ÖĞRETMENİNİ SAYGIYLA ALKIŞLAMALIYIZ...

ATATÜRKÜN, CUMHURİYETİN ÖĞRETMENİNİ SAYGIYLA ALKIŞLAMALIYIZ...     Bu konuşma metni İstanbul Lisesi Tarih Öğretmeni Gül Yayla tarafından 18 Mart 2011 tarihinde yapılmıştır... (Istanbul Erkek Lisesi) Tarih Öğretmeninin 18 Mart ta yaptığı konuşma. Öğretmen şimdi soruşturma dan geçiyor...   Sayın misafirlerimiz, Sarı-Siyahlı camianın değerli mensupları, sevgili arkadaşlarım ve sevgili öğrencilerim,   Bir 18 Mart töreninde; nedense adı son zamanlarda "Şehitleri Anma Günü" olarak değiştirilmiş olan "Çanakkale Zaferi"ni kutladığımız günde beraberiz.   Bugün 18 Mart 2011. Yani 18 Mart, 96 yıl sonra bugün; Çanakkale Zaferleri'nin simgesel kutlama günüdür.  Simgesel diyorum çünkü Çanakkale Savaşları 1916'ya kadar devam etmiştir. Elbette Deniz Savaşları'nın kazanıldığı gündür 18 Mart. Ancak kara savaşları bütün hızıyla aylarca devam eder. Tarihin en kanlı savaşlarındandır Çanakkale Kara Savaşları.   Gelibolu gibi ufacık bir kara parçasında; deyim yerindeyse avuç içi kadar bir toprakta yaşanır. Öyle ki; ölen insanlar ayağa kalkacak olsa, savaştıkları alana sığmaz. Çanakkale Kara Savaşları'ndan söz etmeden; böyle bir günü yalnızca "anma" gününe çevirenlerin zihniyetleri, gerçeklere, tarihe ve bize uzaktır.   Bu savaşların baş sorumlusu İngiliz Bahriye Nazırı yani Denizcilik Bakanı Churchill şöyle diyor:  "Yenilmez armadamızın üçte biri sulara gömüldü. Üçte biri kullanılamaz hale geldi. Başarısızlığımız savaşı 2,5 yıl uzattı. 8,5 milyon Avrupalının ölümüne neden oldu. Rusya'da komünistler yönetimi ele geçirdi. Bu olaylar vuku ... Devamı

27 06 2011

Bu ülkelerde kadın olmak büyük şanssızlık!

Bu ülkelerde kadın olmak büyük şanssızlık! Tecavüze uğruyor, satılıyor, aşiret baskısı ve dini inanç yüzünden öldürülüyor, sünnet ediliyor, şiddet görüyorlar... İşte kadınlar için en tehlikeli 5 ülke   Dünyada kadınlar açısından en tehlikeli ülkenin Afganistan.        Thomson Reuters Vakfı'nın aile içi şiddet, ekonomik ayrımcılık, kadın sünneti, tecavüz gibi kriterleri dikkate alarak yaptığı araştırmaya göre, kadınlar açısından en tehlikeli ikinci ülke Kongo olurken, Pakistan, Hindistan ve Somali sırasıyla üçüncü, dördüncü ve beşinci geliyor.         Vakfın haber hizmeti veren birimi TrustLaw tarafından yapılan araştırmada, 5 kıtada kadın-erkek eşitliği konusunda 213 uzmandan, ülkeleri tehlike algılaması ile sağlık, cinsel şiddet, cinsel olmayan şiddet, kültürel ve dini faktörler, kaynaklara erişimin yetersizliği ve insan kaçakçılığı açısından değerlendirmeleri istendi. EN TEHLİKELİSİ AFGANİSTAN  Afganistan, altı kategoriden üçünde, yani sağlık, cinsel olmayan şiddet ve ekonomik kaynaklara erişimin yetersizliği açısından en tehlikeli ülke olarak ortaya çıktı.         Bu ülkenin, kadınlar arasında doğum yüzünden ölümler, doktora görünme olanaklarının sınırlılığı ve ekonomik haklarının hemen hemen tamamen yokluğu açısından en üst sırada yer aldığı belirtildi.      ARDINDAN KONGO GELİYOR  1998-2003 yılları arasındaki savaşın olumsuz etkilerinin ve insani bir felaketin sürdüğü Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde, kanunsuzluğun had safhada olduğu doğuda cinsel şiddetin şaşırtıcı derecede ço... Devamı

27 06 2011

Gül'ü Üniversiteye Sokmamış

Gül'ü üniversiteye sokmamış ABD’nin Ankara Büyükelçisi Robert Commer’in makam aracını yakan isimlerden biri olan 68 kuşağı temsilcilerinden Tuncay Çelen, “Denizler’den Terzi Fikri’ye Türkiye” adlı bir kitap yazdı. İmge yayınlarından piyasaya çıkan kitapta, Deniz Gezmiş ile bugünün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yaklaşık 40 yıl önce, karşı karşıya geldikleri anlatıyor.   İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okuyan Deniz Gezmiş ve arkadaşları, “6. Filo Defol” eylemi yaparken aynı üniversitenin İktisat Fakültesinde okuyan ve Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) üyesi Abdullah Gül ve arkadaşları ile karşı karşıya geldi. Çelen bu karşılaşmayı kitabında şöyle anlattı: ‘’Abdullah Gül üniversite yıllarında fikri mücadelesini babası ve yakın çevresinden etkilendiği için, doğal olarak MTTB ve Akıncılar çatısı altında sürdürür. O dönemde sağ, sol kutuplaşmaları içinde yaşanan gerilimler ve tartışmalar herkesi etkiliyor ve olayların içine çekiyordu. Nitekim Abdullah Gül gibi yakın çevresinde sessiz ve uyumlu olduğu bilinen birisi bile bu ortamda aktif hareket içine girmiş ve İstanbul Üniversitesini kontrol altına  alan Deniz Gezmiş ve arkadaşları, Abdullah Gül ve arkadaşlarının fotoğraflarını duvarlara asarak ‘Faşist’ damgası vurmuş ve hedef göstermişti. Abdullah Gül bu gergin dönemde 6 ay üniversiteye giremeyecekti”   MTTB dönemi ünlüleri Kitapta Gül ile birlikte MTTB içinde bugünün siyasetçi ve gazetecilerinden, Recep Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç, Mehmet Ali Şahin, Cemil Çiçek, Beşir Atalay, Abdülka... Devamı

27 06 2011

TOPLUMCU GERÇEKÇİ EDEBİYATIMIZIN YÜZ AKI

Haziran'da üç büyük devrimci usta ölmüştür: 2 Haziran'da Orhan Kemal(1970) ve Ahmed Arif(1991) 3 Haziran'da Nazım Hikmet(1963)   TOPLUMCU GERÇEKÇİ EDEBİYATIMIZIN YÜZ AKI “Ben halkımı, köylü¬mü, bütün köylüleri, bütün fakir fukarayı seven bir yazarım. Belirli bir takım şartlar yüzünden geri, bilgisiz kalmış insanların imka¬na kavuştukları zaman değişip gelişeceklerine, ileriliği benim¬seyeceklerine, uygarlaşacak¬larına inanıyorum.”   İşte bunları söylüyordu Or¬han Kemal ve kimin ya¬zarı olduğunu ifade ediyordu yalın bir dille. Şair Hasan Hüseyin Korkmazgil’in dediği gibi “Haziran’da ölmek zor”du. Ve O da tıpkı Bursa Hapisanesi’nde 3,5 yıl birlikte yattığı ve yazarlığının bu noktaya gel¬mesinde büyük etken olan Na¬zım Hikmet gibi Haziran’da veda etti bu dünyaya. Tam 41 yıl önce bugün (2 Ha¬ziran) aramızdan ayrıldı. “ENÇOKLARIN YAZARI” 1914’te doğan ve asıl adı Mehmet Raşit Öğütçü olan Or¬han Kemal, hayata işçi olarak atılmış bir yazardı. Adana’dan İstanbul’a çoluk çocuk beş pa¬rasız geldiğinde uzun yıllar ya¬şadığı Haliç kıyısındaki Cibali’de ahşap bir eve yerleşmişti. O dönemde İstanbul’un işçi mahalleri olan bu muhitte bir yazı işçisi olarak yaşamını sür¬dürdü. En büyük fabrikadan en derme çatma atölyeye ka¬dar sanayi kesiminin yerleştiği Haliç kıyılarında, öykü ve ro¬manlarının kahramanlarıyla birlikteydi. Ve sadece kaderini paylaştığı yoksulları, işsizleri ve parasızları yazmakla kalmadı; bu şartları yaratanların kimler olduğunu bilen ve onları karşısına alan bir ... Devamı